T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/52
KARAR NO: 2024/544
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/09/2020
NUMARASI: 2016/1222 Esas - 2020/423 Karar
DAVA: Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024
Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın dava dışı ...Ltd. Şirketinde bir dönem ortak olduğunu, ortaklık döneminde dava dışı ...Ltd. Şti'nin Davalı bankadan kredi çektiğini ve kredi sözleşmesi evraklarının ve uyuşmazlık konusu bononun müvekkiline imzalatıldığını, imzalanan ilk kredi sözleşmesinden doğan borçların ödendiğini, bunun haricinde ek kredi sözleşmelerinden sorumlu bulunmadığını, ek kredi sözleşmelerinin hiç birinde davacıların imzalarının bulunmadığını, kefillerin yanlızca kefil oldukları genel kredi sözleşmeleri nedeniyle sorumlu tutulabileceği, Davalı Bankaya boş olarak imzalatılıp verilen tanzim tarihi ve vade tarihi sonradan doldurulan bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava konusu senedin imzalanarak davalı bankaya verildiğinin kabul edildiği, icra takibine itiraz edilmediği ve icra mahkemesinde herhangi bir dava açılmadığı, hacze gidildiğinde ise icra taahhüdü verildiği ve verilen taahhüdün getirildiği, buna rağmen kötü niyetli davranılarak icra dairesine ödenecek paranın ödenmesinin engellenmesinin anlaşılmadığı; bu durum karşısında davalı alacaklının da, alacağını tahsil etmek için elindeki tüm imkanları kullandığını, mahkemenin İİK 72. maddesi gereğince % 15 teminat ile icra dosyasına ödenmesi gereken alacağın ödenmemesi hususunda verdiği tedbir kararının kaldırılarak İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyaya yatırılan 80.693,42 TLnin taraflarına ödenmesine ve davacı aleyhine % 20 den az olmak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafı ve vekalet ücretininde davacıya yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davalı ve dava dışı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve ticari kredi kart sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete birden fazla kredi kullandırıldığı, davacı ...'ın şirket ortaklığından ayrılmasından sonra da kefil olarak imzaladığı kredi sözleşmesi üzerinden krediler kullandırılmaya devam edildiği, davalının dava konusu bononun alacak konusu olduğu takip haricinde dava dışı ... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. İle birlikte davacıların da borçlusu olduğu 6 adet icra takibi başlattığı, icra takibi dosyalarının tamamının dava konusu bononun alacak konusu olduğu takipten önce dava dışı borçlu şirket tarafından kapatıldığı, banka kayıtlarından yapılan inceleme ile de sabit olduğu üzere dava konusu bononun kredi sözleşmelerine teminat olarak verildiği, davalı bankanın kendi kayıtlarına da bu şekilde işlediği, davalı bankanın davacılardan ve dava dışı şirketten başka bir alacağının olduğu iddiası olmadığı gibi, takip talebinde diğer icra dosyaları belirtilerek tahsilde tekerrür olmaması kaydının düşüldüğü, dava ve takip konusu senedin kredi sözleşmelerinin teminatı olarak verildiği, banka kayıtlarında yapılan inceleme ile kullandırılan kredilerin tamamının tahsil edildiği, 04.11.2016 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası ile dava konusu bonoya ilişkin başlatılan takip tarihinde davalı bankanın davacılardan ve dava dışı şirketten bir alacağı kalmadığı, dolayısıyla davacıların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile talep edilen alacaktan ve bonodan davalıya karşı sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla davanın kabulü ile takipte talep edilen 66.452,71 TL alacak ve 01/11/2016 vadeli 16/5/2015 tanzim tarihli, 200.000,00 TL bedelli senet yönünden davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;mahkeme tarafından “davanın kabulüne” dair verilen hüküm usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerektiğini, öncelikle menfi tespit davasına konu yapılan icra takibinin dayanağının davacıların dava dışı ... firmasına kefil olarak imza attıkları 16.05.2014 tarihli ve 200.000-TL bedelli senet olduğunu, davacılarda söz konusu senede de dava dışı ... firmasına müştereken ve müteselsilen kefil sıfatı ile imza attıklarını, davacılar senede ilişkin olarak senedin geçersizliği veya iptali, imzanın kendilerine ait olmadığına ilişkin de herhangi bir dava açmamış olup, icra dosyasına da bir itirazları olmadığını ve dosyanın kesinleştiğini, ayrıca davacıların açık ve net bir şekilde dava da bu senedi kabul ettiklerini, bu durumda davacıların söz konusu senede kefilliklerine ilişkin bir ihtilafın söz konusu olmadığını, bu hususun mahkemece de tespit edilmiş olup, sabit olduğunu, bu durumda davacıların, kefil oldukları dava dışı şirketin müvekkili bankaya olan borçlarından her türlü sorumlu olduklarının kabulü gerektiğini, dava konusu senedin teminat senetleri hesabına kaydının yapıldığını, bu nedenle de senedin teminat senedi olduğu beyan edildiğini , senedin sadece kaydının bu şekilde yapılmasının senedin teminat senedi olduğunu ve kambiyo vasfını yitirdiği anlamına gelmediğini, senede bağlanmış her türlü alacak için ileri sürülen her türlü iddianın da senetle ispat edilmesi gerektiğini, senetin sebepten mücerret olduğunu, davacı ile banka arasında ticari bir ilişki olduğunu ve davacının bu ticari münasebetin sebebi ile senet verildiğini, bu nedenle de davacının senede ilişkin müvekkil bankaya borcu olmadığını söz konusu senedin ödendiğine ilişkin belgelerle ispat etmesi gerektiğini, mahkemenin davacıların borçlu olmadığı yönünde davanın kabulüne karar vermesinin tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin daha önce de itiraz etmiş oldukları hukuka aykırı ve yanlış değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunu esas alarak hüküm kurduğunu, bunun yanı sıra davacıların, müvekkili bankaya borçlu olmadıklarına ilişkin sadece dosyaya dava dışı kefil oldukları firmayla yapılan ve kendilerinin de kefil olduğu GKS ye dayanan ve ödenmeyen icra dosyalarını ve bu icra dosyalarının dayanak belgelerini gösterdiklerini, bilirkişinin de bu dayanak belgeleri inceleyerek davacıların borçlu olmadığını beyan ettiğini, ancak davaya konu alacağın senede dayalı olduğunu, mahkemece verilen haksız ve usule aykırı kararda da davacıların müvekkili bankaya borçlu olmadığını belirttiğini, mahkemenin bu tespitinin ile somut hiçbir delile dayanmamakla birlikte kefalet ilişkisi ve bu hususa ilişkin sunmuş oldukların emsal kararları yok saydığını, diğer taraftan davacı ...'ın ortaklıktan ayrılması veya diğer kefilin unvan değiştirmesi de davacıların kefaletini sona erdirmediğini, dava konusu olayda ortada imzalanan tek bir GKS sözleşmesinin mevcut olduğunu, daha sonra dava dışı ... ile imzalanan sözleşmenin kefalet sözleşmesi olduğunu, açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 2016/1222E. 2020/423K. sayılı 22.09.2020 tarihli hükmün kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibine konu edilen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibe konu bononun kredi borcuna karşılık teminat olarak verilip verilmediği, davacıların icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olup olmadıkları noktasındadır. Davacılar ve dava dışı ... tarafından dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi lehine 16/05/2014 düzenleme, 01/11/2016 ödeme tarihli 200.000 TL bedelli bono keşide edilmiş;bu bonoya dayalı olarak davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçluları ve dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ... hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında 62.727,23 TL asıl alacak, 3.484,18 TL işlemiş faiz, 241,30 TL protesto masrafı olmak üzere 66.452,71 TL'nin tahsili talebiyle 04.11.2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmış ve dava dışı ... A.Ş. vekili tarafından 25.02.2019 ve 14.05.2020 tarihli sunulan dilekçeler ile dosya alacağının temlik edildiği bildirilmiştir. Diğer yandan dava dışı temlik alan ... A.Ş. vekili tarafından Mahkemeye 11.02.2019 ve 08.03.2020 tarihlerinde sunulan vekaletname eklerinde yer alan "Düzenleme Şeklinde Tahsili Gecikmiş Alacakların Satış ve Temlik Beyannamesi" içeriğinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının bulunduğu, temlik eden ...'ın beyannamede bildirilen icra takiplerine ve bu dosyalarla bağlantılı davalara konu hesap kesim tarihi itibariyle nakit alacaklarını, tüm faizlerini, sair fer'ilerini ve alacakların teminatlarını temlik alan ... A.Ş. 'ye devir ve temlik ettiği görülmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 125/1 maddesinde " Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür" düzenlemesi bulunmaktadır. Taraf teşkilinin davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/52 E.-2009/105 K.sayılı kararında da vurgulandığı üzere taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36.maddesi ile düzenlenen "iddia ve savunma hakkının kullanılmasına imkan tanınması ilkesi"nin doğal bir sonucudur. Somut olayda menfi tespit davasına konu olan icra takibinin ve icra takibine ilişkin alacağın ... A.Ş.'ye devredildiğine ilişkin temlik belgelerinin ibraz edilmiş olmasına ve davalı ... vekilinin 10.03.2020 tarihinde sunduğu dilekçede dosyanın takibinin temlik alan şirket vekili tarafından yapılacağından vekil kaydının silinmesini talep etmesine rağmen Mahkemece temlik alan vekilince temliğe ilişkin belgelerin iki haftalık kesin süre içinde sunulmadığından bahisle yargılamanın temlik alanın yokluğunda sürdürülmesi ve yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, taraf teşkilinin kamu düzeninden olmasına ve istinaf aşamasında da re'sen nazara alınmasının gerekmesine göre davalı vekilinin istinaf nedenleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361(1)g. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2024