T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/68
KARAR NO: 2024/810
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/11/2020
NUMARASI: 2019/466 Esas - 2020/511 Karar
DAVA: Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024
Taraflar arasındaki Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı şirket ortaklarından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti ile 11/04/2003 tarihinde hisse devri sözleşmesi yapıldığını, işbu sözleşme ile ... şirketinin davalı şirket nezdindeki 5.400.000.000-TL eski Türk Lirası değerindeki tüm sermaye hak ve hisselerin tamamı müvekkiline devrettiğini ve müvekkilin davalı ortaklar pay defterine kaydına da muvafakat verdiğini, nama yazılı ... hisse senetlerinin tümünün ...Ltd. Şti yetkilisi ... tarafından müvekkil şirket yetkilisi ... fiziki olarak teslim edildiğini ayrıca senetlerin halen müvekkil uhdesinde bulunduğunu, bahse konu hisse devrinin davalı şirket pay defterine işlenmesine ilişkin 11/04/2003 tarihinde ... şirketi tarafından bildirimde bulunulduğu fakat bildirim konusu işlemin şirket genel kurulunda değerlendirilmediğini, bu nedenle davalı şirkete Beyoğlu ... Noterliği ... yevmiye nolu 11/10/2018 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini belirterek davanın kabulü ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nden hem fiziki olarak hem sözleşme ile devredilen nama yazılı hisselerin sahibi olan müvekkilin davalı ... A.Ş nezdinde ortaklığın tespitine, müvekkil şirketin ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Müvekkilini ... A.Ş'nin gümrük kapılarında gümrük beyannameli, özel fatura ve tax-free benzeri ihracat aracılık faaliyetlerini yürüten bir dış ticaret şirketi olup 1998 yılından bu yana hizmet verdiğini, davacı şirketin Beyoğlu .... Noterliği'nin 05/11/2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkil şirkete ihtarname çekilmiş, müvekkil şirket tarafından Zeytinburnu ... Noterliği'nin 14/11/2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve gerek kanundan gerekse Şirket Ana Sözleşmesi'nden kaynaklı olarak söz konusu talebin yerine getirilmesinin mümkün olmadığını, akabinde davacı şirket tarafından aynı taleplerle 04/12/2018 tarihinde Beyoğlu .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiği, davacının ortaklığının tespitine ilişkin talebi açık olmakla birlikte bu tespitin hangi tarih itibariyle yapılacağına ilişkin bir açıklamanın mevcut olmadığını, davacı sunmuş olduğu, hisse devir sözleşmesi tarihi itibari ile mi yoksa dava tarihi itibariyle mi ortaklığının tespitine karar verilmesini talep ettiğini HMK'nun 31. Maddesi kapsamında açıklanması gerektiğini, davacı şirketin müvekkil şirketin ortağı sıfatını hiç kazanmadığını, savunarak davanın reddine ilişkin karar verilmesini belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... eski ve yeni şirket ana sözleşmeleri dosyamız arasına alınmış ve bilirkişi incelemesi yapılmış olup bilirkişi raporunda; ticari defter ve belgeler incelenerek kar payı hesaplaması yapılmıştır.Bilirkişi raporunda; "Pay devri sonrası davacı tarafından 2018 yılına kadar davacı veya devir eden şirket tarafından pay devrinin davalıya bildirilmediği, bildirimin 2018 yılından önce yapıldığında ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge görülememiştir. Davacı şirket tarafından devir alındığı ileri sürülen payların halen payları devreden dava dışı (İflas Halinde) ... Tic. Ltd. Şti. Unvanı altında kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Yapılan incelemede; kar paylarının, devir işlemi davalı şirket tarafından kabul edilmediğinden devir alan Davacı Şirkete ödenmediği gibi geçen sürede devreden /dava dışı ...Tic. Ltd. Şti.'ne de kar payı ödemesi yapılmadığı tespit edilmiştir." şeklinde belirtilmiştir. Bilirkişi Raporunda 1998 tarihli Esas Sözleşme metninden yola çıkılarak, söz konusu dönemde gerçek kişilere pay devri yapıldığından bahisle ... Ltd. Şti.'nin pay devrinin kabulü gerektiği belirtilmiştir. Raporda pay devri bildiriminin şirkete ulaşmadığı tespit edilmiş olup başkaca pay devirleri örnek alınarak dava konusu pay devrinin geçerli kabul edilmesi mümkün değildir. Davalı taraf zamanaşımı itirazında bulunmuşsa da; sözleşme ile başlayan ilişki söz konusu olup zamanaşımının sözleşmenin tasfiyesinden itibaren başlayacağı dikkate alındığında zamanaşımının dolmaması nedeniyle buna ilişkin itirazın reddine karar verilmiştir.Davacı şirketin talebi "Dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nden hem fiziki olarak hem sözleşme ile devredilen nama yazılı hisselerin sahibi olan müvekkilin davalı ... Nezdinde ortaklığın tespitine, pay defterine kaydedilmesine ve ortaklığın tesciline,..." karar verilmesine ilişkin olup kar payına ilişkin hesaplama taleple bağlılık ilkesi kapsamında dikkate alınmamıştır.Şirket ana sözleşmesi eski ve yeni metninde 8. maddede nama yazılı hisse senetlerinin devir ve temlikinin geçerli olabilmesi için Yönetim Kurulu tarafından onaylanması gerektiği belirtilmiştir. Davacı tarafından 11.04.2003 tarihinde devir işleminin bildirildiği ve buna ilişkin belge aslı sunulmuşsa da bildirimin davalı şirkete ulaşıp ulaşmadığı belirsiz olduğu gibi pay devri için ana sözleşmeye göre Yönetim Kurulu onayının gerektiği, iddia edilen devir işlemi sonrasından yapılan genel kurul toplantılarına da devreden şirket ... Tic. Ltd. Şirketinin davet edildiği, prosedürün usulüne uygun yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Buna göre davacı şirkete devredilen pay devrinin geçerli kabul edilemeyeceği, davalı şirkete 11.04.2003 tarihinde bildirim yapıldığı kabul edilse bile hem yönetim kurulu onayının olmaması hem de söz konusu ihtarnamelerin on beş yıl sonra gönderilerek onay istenmesi karşısında genel kurul davetlerinin davacı şirkete yapılmadığı dikkate alınarak ortaklık sıfatını kazanamadığı değerlendirilmiştir. Dosyada mevcut sözleşme ve belgelere göre tanık dinlenmesinin dosyaya yenilik katmayacağı değerlendirilmekle buna ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Ayrıca, davacı tarafın yemin deliline de başvurmaması üzerine dosyanın mevcut durumu itibariyle davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf olarak dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nden hem fiziki olarak hem sözleşme ile devredilen nama yazılı hisselerin sahibi olan müvekkilinin davalı ... A.Ş nezdinde ortaklığın tespitine, müvekkili şirketin ortaklar pay defterine kaydedilmesine yönelik açtıkları davada, Mahkemece davacı şirkete devredilen pay devrinin geçerli kabul edilemeyeceğini, davalı şirkete 11.04.2003 tarihinde bildirim yapıldığı kabul edilse bile hem yönetim kurulu onayının olmaması hem de söz konusu ihtarnamelerin on beş yıl sonra gönderilerek onay istenmesi karşısında genel kurul davetlerinin davacı şirkete yapılmadığı dikkate alınarak ortaklık sıfatını kazanamadığı şeklinde yanlış ve hatalı gerekçelerle davanın reddine karar verildiğini, 2012'den sonra yapılmış pay defterine tescil talebi yeni TTK'nın 493. maddesine tabi olup, esas sözleşmeye yazılmış önemli bir sebep gösterilmeksizin reddedilemeyeceğini, Hakimin, HMK madde 33 gereği uygulanacak TTK hükümlerinin değiştiğini re'sen gözetmek zorunda olduğunu, davalı şirketin, müvekkili şirketten sonra 18 kişinin pay defterine tescil talebini onaylayıp yalnızca müvekkilini reddetmesinin “eşit işlem ilkesi”ne ve “dürüstlük kuralı”na aykırı olduğunu, bu nedenle pay defterine tescil talebini reddetmesinin haksız olduğunu, hisse payının devri ciro ve basılı hisse senetlerinin teslimi ile gerçekleşeceğini, davalı tarafın süresi içerisinde esas sözleşmesinde yazılı önemli bir ret sebebi ileri sürmemesi(TTK 493), aynı zamanda eşit işlem ilkesi ve dürüstlük kuralı(TMK 2) aykırı olarak davalı şirketin pay defterine tescil taleplerini reddetmesi nedenleriyle davanın kabulü ve müvekkili şirketin ortaklığının tespiti ve ortaklar pay defterine kaydedilmesini, istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak haklı davalarının kabulüne, müvekkili şirketin, davalı şirketin ortaklığının tespitine, müvekkili şirketin, davalı şirketin pay defterine kaydedilmesine ve ortaklığının tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, devredilen nama yazılı hisse senetleri nedeniyle ortaklığın tespiti, davacının ortaklar pay defterine kaydedilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hisse devrinin davalı şirket yönünden geçerli olup olmadığı, davacının davalı şirket ortağı olup olmadığı noktasındadır.Dosya kapsamına göre davacı ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. arasında 11.04.2003 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmesi ile davalı şirketteki 1 paya karşılık 5.400.000.000 Eski TLlik sermaye hak ve hissesini davacıya devrettiği, davacı tarafından Beyoğlu .... Noterliğinin ... yevmiye nolu 11/10/2018 tarihli ihtarname ile hisse devri sözleşmesi hükümleri uyarınca 5.400.000.000 Eski TL tutarındaki hak ve hissenin tamamının davalı şirketin ortaklar pay defterine işlenmesi talebinin davalı şirkete bildirildiği anlaşılmaktadır. Hisse devir tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın “hisse senetlerinin devri” başlıklı 415. ve 416.maddelerinde hamile ve nama yazılı hisse senetlerinin ne şekilde devredileceği gösterilmiş olup, her iki halde de hisse devrinin noterden yapılması gerektiği, bunun sıhhat şartı olduğuna dair bir koşul yoktur. 6762 sayılı TTK'nın 416. maddesinde ''Nama yazılı hisse senetleri, esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça devrolunabilir. Devir ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur. Şu kadar ki; devir, şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder.'' ve yine 417. maddede ise ''Şirket, nama yazılı hisse senetleri sahiplerini ad, soyad ve adresleriyle bir pay defterine kaydeder. Hisse senedinin yukarıdaki maddeye uygun olarak devredildiği ispat edilmedikçe devralan pay defterine yazılamaz. İdare meclisi, kaydın yapıldığını hisse senedine işaret eder. Şirkete karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir.'' hükümleri düzenlenmiştir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 490.maddesinde "kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.", 491.maddesinde "bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar, ancak şirketin onayı ile devrolunabilir; meğerki, devir, miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla gerçekleşsin.", 492/1.maddesinde "Esas sözleşme, nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörebilir." ise hükümleri düzenlenmiştir. Devam eden 493. Maddede şirketin esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği, pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümlerinin, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı göstermesi halinde önemli sebep oluşturacağı, bundan başka devralanın, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmemesi halinde şirketin, devrin pay defterine kaydını reddedebileceği, esas sözleşme ile devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramayacağı düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme uyarınca, anonim şirketlerde pay devri olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, nama yazılı hisse senetlerinin devrini kısıtlayan veya tamamen yasaklayan hükümler konulabilir ki bu hükümler “bağlam” meydana getirirler ve bu tür senetlere de bağlı nama yazılı senet denir. TTK'nın 493. Madde gerekçesinde, anonim şirkette her türlü haklı görülebilecek sebebi "haklı sebep" olarak esas sözleşmeye koyamayacağı, haklı sebeplerin ikinci fıkrada yani kanunen gösterilmiş sebeplerden birine girmesi gerektiği, ayrıca esas sözleşmede 493. maddenin ikinci fıkrasına göndermede bulunmanın yeterli olmadığı, haklı sebebin kanundaki haklı sebeplere uygun bir şekilde somutlaştırılması ve ana sözleşmede açıkça yazılması gerektiği, haklı sebep kategorilerinin pay sahipleri çevresinin bileşimi, şirketin konusu ve işletmenin bağımsızlığı olarak belirlendiği açıklanmıştır. Kanunun gerekçesinde sayılan bu üç kategorinin birine girmek kaydıyla haklı sebepler sınırlı sayı (numerus clausus) değildir. TTK'nın 494.maddesinde devir için gerekli onay verilmediği sürece, payların mülkiyetinin ve paylara bağlı tüm hakların devredende kalacağı ancak şirketin onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemesi veya reddin haksız olması halinde devre onay verilmiş sayılacağı hüküm altına alınmış olup, somut olayda davacı tarafça keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 05/11/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve Beyoğlu ... Noterliği'nin 04/12/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hisse devrinin ortaklar pay defterine işlenmesi talebine davalı tarafça Zeytinburnu ... Noterliği'nin 14/11/2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talebin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek cevap verilmiştir. Anonim şirket TTK'nın 365.maddesi uyarınca yönetim kurulu tarafından temsil edilecek olup, somut olayda cevabı ihtarnameyle hisse devrinin pay defterine işlenmesi talebinin şirket yönetim kurulu başkanı tarafından reddi kanundaki istisnai hükümler (TTK 367/1,370/2.md) arasında yer almasa da aksi yönde yönetim kurulu kararı bulunmadığı gözetildiğinde 11.04.2003 tarihli anonim şirket hisse devrine davalı şirket tarafından onay verilmediği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça hisse devrinin kabul edilmediğine ilişkin 14.11.2018 tarihli bildirimde bir gerekçe ileri sürülmemekle birlikte davalı şirket vekili cevap dilekçesinde şirket esas sözleşmesi hükümleri ve 6102 sayılı TTK'nun 493. maddesi uyarınca iştigal konusu dericilik olmayan davacı şirkete yapıldığı iddia edilen hisse devrinin Yönetim Kurulu tarafından reddedilebileceğini savunmuştur. Somut olayda davalı şirket ana sözleşmesinin 8.maddesinde, nama yazılı hisselerin devir ve temlikinin hukuki geçerlilik doğurabilmesi için usulüne uygun olarak akdedilmiş hisse devir sözleşmesinin yönetim kurulu tarafından onaylanmasının şart olduğu, şirket yönetim kuruluna hisse devrini sebep göstermeksizin reddetme yetkisi tanındığı, ayrıca nama yazılı hisselerin en çok %1'i tüzel kişi olmak kaydı ile deri sektöründe düzenli olarak sektörel yayıncılık ve fuarcılık yapan, yazılı ve görsel basın kuruluşlarına ait olabileceği, geriye kalan nama yazılı hisselerin deri imalatı ve/veya deri konfeksiyon, ayakkabı, çanta, saraciye imalatı konusunda faaliyet gösteren, bulunduğu ilin Sanayi veya Ticaret Odasına kayıtlı , geçerli kapasite raporu olan Anonim ve Limited Şirketler adına tanzim edileceği belirtilmiş olup, aynı maddede bu hususlara aykırı hisse devirlerine hiçbir şekilde izin verilmeyeceği kararlaştırılmıştır. TTK'nın 340.maddesinde yer alan "esas sözleşme bu kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir" hükmü uyarınca davalı şirketin ana sözleşmesinde yer alan bu düzenleme , TTK'nın 493.maddesine uygun olarak düzenlenmiş bir bağlam kuralı olup, geçerlidir. Eldeki uyuşmazlıkta davacı tarafça hisse devri konusunda davalı şirketin eşit işlem ilkesine aykırı davrandığı iddia edilmiştir. Her ne kadar dava dışı hisse devirlerinin ana sözleşmede yer alan bağlam kuralına aykırı olup olmadıkları dosya kapsamından anlaşılamamakta ise de ana sözleşmedeki bağlam kuralına aykırı şekilde yapılan hisse devrinin kabulü , iştigal alanının dericilik olmaması sebebiyle gerekli şartları sağlamayan davacı şirket yönünden eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil etmez. Tüm bu nedenlerle birlikte sözleşme tarihi ile dava tarihi nazara alındığında davacının aradan 10 yıldan fazla süre geçtikten sonra dava açtığı da gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024