T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/891
KARAR NO: 2022/22
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/03/2021
NUMARASI: 2018/72 Esas - 2021/111 Karar
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/01/2022
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından emtia nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalanan dava dışı ... AŞ’ye ait sıcak çekilmiş rulo sac emtiasının ... nakliye işleminin ... gemisi ile davalı tarafından yapıldığını, nakliye sonrası tahliye işlemleri sırasında, alıcı tarafından bazı sacların alt kısmında deniz suyunun tespit edildiğinin sigortalıya bildirildiğini, sigortalının hasarın tespit ve tazmini için ihbarda bulunduğunu, ekspertiz raporunda yapılan tespitler uyarınca sac emtiasının deniz suyu ile temas ettiğinde ağır paslanma, kararma ve kavitasyona sebep olduğunu ve dolayısıyla rulo sacın tatlı su ile temas eden yüzeyinin üretimde kullanılabilir iken deniz suyu ile temas eden kısmının kaliteli ürün üretiminde kullanılamadığının belirlendiğini, raporda rücu muhatabı olarak davalının tespit edildiğini, ayrıca gemi ... sigortacısı sorveyörünün katılımları ile müşterek ekspertiz çalışmasının yapıldığını, fatura ve yapılan tespitler gereğince 12.280,25 Usd sigortalı zararının tazmin edildiğini ve temlikname ile sigortalı haklarının devir alınması neticesinde rücu hakkının doğduğunu, sigortalıya ödenen bu bedelinin rücuen tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin taşıma komisyoncusu olarak hareket ettiğini, taşıyan sıfatını haiz olmadığını, taşıma öncesinde yüklemeye ilişkin hiçbir görev ve sorumluluklarının bulunmadığını, emtianın ... A.Ş. tarafından yüklendiğini, müvekkilinin ekspertiz işlemine davet edilmediğini, davaya konu uyuşmazlığın İngiliz Hukukuna ve tahkim yargılamasına tabi olduğunu, davanın Türk Mahkemelerinde ikame edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ İlk derece mahkemesince, davalının konşimentoya taraf olmadığından, tahkim itirazının yerinde olmadığı, davalının dava konusu taşımada akdi taşıyan sıfatına sahip olduğu, dava dışı ... gemisinin donatanı "..."in ise fiili taşıyan sıfatına sahip olduğu, dava konusu hasara uğrayan emtia CİF esasına göre dava dışı ...'e satılmış olduğundan sigorta poliçesinde sigortalı olarak kayıtlı bulunan dava dışı ... A.Ş.'nin dava konusu emtia üzerinde sigortalanabilir menfaate sahip olmadığı emtia gemiye yüklendiği anda hasarın alıcıya geçtiği ve sigortalabilir menfaate alıcının sahip olduğu, menfaat yokluğu sebebiyle geçerli bir sigorta sözleşmesi söz konusu olmadığından davacının TTK m. 1472 gereğince halef sıfatına hak kazanamadığı, nitekim dosya içeriğinde yer alan ibraname incelendiğinde, dava dışı sigortalı ... AŞ’nin davacı sigorta şirketinden 12.167,24 USD tutarında tazminat aldığı sabit ise de, davacının aktif husumet ehliyetinin varlığının tayini, sigorta tazminatı ödemesinin gerçek hak sahibine (sigoralıya) yapılmış olmasına bağlı olduğu, dava dışı sigortalının davaya konu emtia satım bedelinin bedel düşülmeksizin ve tam olarak tahsil ettiği, tahsil ettiği hasar tutarını dava dışı alıcıya aktardığını beyan etmekle birlikte, bu husus davacı sigorta şirketinin sigorta tazminatı ödemesinin gerçek hak sahibine (sigoralıya) yapılmış olması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle davacının aktif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin istnaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sigortalısının zararını karşılayarak haklarına halef olduğunu, her ne kadar taşıma sürecinde malda menfaat alıcıya ait ise de; alıcı uğradığı zararın hesaben veya kayden ya da mal bedeli ödemesi yapmaksızın satıcıya yansıtabilmekte olduğunu, bu durumda satıcı açısından kendisinin sigortalı gösterilmesinde menfaati olduğunun kabul edildiğini, nitekim alıcı ... firması tarafından müvekkili sigortalısına 12.167,24 USD hasar zararı tazminatı yansıtıldığını ve sigortalının bu bedeli ödediğinin tespit edilebildiğini, ayrıca yine dosyada bulunan “Banka Ödeme Dekontu” ve "İbraname" halefiyet ve temlik esasına göre sigortalının haklarını devralan müvekkilin davalıya rücu hakkı doğduğunu belgelediğini, satım bedeli sigortalı tarafından tahsil edilmiş ise de, alıcıya yapılan hasar ödemesi dikkate alınmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümleri (TBK m. 183 vd.) uyarınca üçüncü kişilere karşı kazanmış olduğu dava ve icra haklarına bağlı olarak talep hakkı bulunduğunun gözetilmediğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE: Dava, emtea nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat talebine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalı satıcı ... AŞ’nin yurt dışına ihraç ettiği emtiayı taşıma rizikolarına karşı güvence altına almış, taşıma sırasında sigortalı emtianın hasar görmesi üzerine adı geçen sigortalı şirkete hasar bedelini ödeyerek adı geçen şirketten ibraname/temlikname almış ve eldeki davayı ikame etmiştir.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık halefiyet hakkının doğup doğmadığı noktasında toplanmaktadır.Davacının dayandığı sigorta poliçesine göre, davaya konu emtianın taşıma rizikolarına karşı satıcı adına sigorta ettirildiği ve satışın CİF satış şeklinde olduğu ihtilafsızdır. CIF kaydı satışta hasarın emtianın yükleme limanında gemiye yüklenmesi ile birlikte alıcıya geçtiğinden satıcının alıcı adına malları sigorta ettirmesi, sigorta bedelini ödemesi, rizikodan sonra sigortacının sigortalı konumundaki alıcıya ödemede bulunması halinde sigortacının halefiyet hakkı doğar. Somut olayda nakliyat abonman sigorta poliçesinde sigortalı sıfatının alıcıya değil satıcının kendisine ait olduğu görülmektedir. Uyuşmazlıkta eşyanın deniz taşıması sırasında hasara uğradığı iddia edilmiş ve bu aşamada satış sözleşmesi uyarınca hasara katlanma yükümlülüğü satıcıya değil, alıcıya ait olmasına göre, satıcının sigortalanabilir bir menfaati bulunmamaktadır. Dosyada yer alan dava dışı sigortalı satıcı ... AŞ’nin 14.01.2021 tarihli yazısında; "... firması tarafından ihracat bedelinin tam olarak hesaplarımıza yatırılmış olup, gelen tutarlar ihracat tutarıyla birebir kapatılmıştır. Dolayısıyla fatura tutarından herhangi bir bedel düşülmemiş ve tam olarak ödenerek kapatılmıştır. Bilahare 01/2017 de ... Sigorta A.Ş gelen 12.167,24-USD, ... A.Ş tarafından 02.02.2017 tarihli ekli dekontla ... firmasına ödenmiştir." denilmiştir. Hal böyle olunca, emtia bedelinin alıcı şirket tarafından satıcıya ödenmiş olmasına karşın, davacı sigorta şirketince hasar bedeli 10.01.2017 tarihinde satıcı İskenderun...AŞ’ne ödenerek ibraname/temlikname alınmıştır. Dolayısıyla emtia bedeli tahsil edildiğinden ve tazminat hakkı alıcı firmaya geçtiğinden ortada geçerli bir temlikten söz edilemeyecektir. Kaldı ki, satıcı ... A.Ş’nin tarafına ödenen hasar bedelini 02.02.2017 tarihinde, alıcı ... firmasına aktarmış ise de, davacı tarafça alıcı firmadan ibraname/temlikname alındığı da ileri sürülmediğinden somut uyuşmazlıkta halefiyet gerçekleşmediğinden davacının aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince, esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı başlangıçta peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/01/2022