T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/687
KARAR NO: 2022/51
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/03/2019
NUMARASI: 2018/55 Esas - 2019/146 Karar
DAVA: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2022
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından nakliyat emtea taşıma sigorta poliçesi ile sigortalanan ... Dış.Tic.AŞ'ye ait cam emtiasının Türkiye’den Bulgaristan’a nakliyesi işinin davalı tarafından üstlenildiğini, cam emtiasının 20.02.2017 tarihli konişmento tahtında ... isimli gemiye tam ve sağlam olarak yüklendiğini, ancak geminin Varna Limanı'nda tahliyesi sırasında cam emtiasının hasarlanmış olduğunun tespit edildiğini, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda müvekkili şirketçe ... Dış. Tic. AŞ'ye poliçe kapsamında toplam 7.702,00 Euro hasar tazminatı ödendiğini ileri sürerek 7.702,00 Euro’nun ödeme tarihinden itibaren işleyecek bankaların 1 yıl vadeli döviz hesabına uyguladıkları en yüksek döviz faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, hasarın deniz taşıması esnasında meydana geldiğinin ispata muhtaç olduğunu, ekspertiz raporunun gemide veya tahliye sırasında değil, malların kara yolu taşımasından sonra teslim edildiği depoda tanzim edildiğini, kara taşımasından müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacı tarafın müvekkiline TTK 1185 maddesine uygun herhangi bir ihbarının bulunmadığını, emtianın gemide hasara uğrayıp uğramadığı belli olmadığı gibi, aksine emtianın elleçleme sırasında, yükleme/indirme aşamalarında kırılmış olabileceğinin ekspertiz raporunda belirtildiğini, sigortalı ile müvekkili arasında imzalanan navlun sözleşmesinde, yükün yüklenmesi, bağlanması ve emniyete alınması taşıtan şirket hesabına olup, müvekkilinin malların elleçlenmesi ile herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın halefiyete müsteniden açıldığı, 06.02.2017 tarihli sözleşme ile ... AŞ. ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında 2400 ton sandıklı cam yükünün Mersin'den Varna'ya 56 000 USD navlun bedeli karşılığında taşınması hususunda anlaşma sağlandığının tespit edildiği, gemi kaptanı tarafından taşıyanı temsilen imzalanan konişmentoda davacı ... Tic. A.Ş.'nin yükleten, dava dışı ... gönderilen ve ihbar adresinin, ... gemisi taşımayı gerçekleştirecek gemi olarak kayıtlı olduğu, bu sebeple davalının taşıyan sıfatına sahip olduğu, alıcının tazminat ödemesinin sigortalıya yapılmasına dair muvafakat yazısı uyarınca davacı şirketinin aktif husumet ehliyeti bulunduğu, hasardan sorumluluk açısından yapılan değerlendirmede, dosyaya sunulan tüm renkli fotoğrafların gemi ambarında çekilmiş olduğu, bu fotoğraflara göre camların içinde bulunduğu tahta kasaların gemi ambarına uygun şekilde istiflendiği ve sabitlemesinin yapılmış olduğunun görüldüğü, ancak 1-2 ve 3 nolu fotoğraflardan, gemi ambarının sancak baş tarafındaki istifin bozulmuş olduğu ve normalde dikey pozisyonda durması gereken ahşap kasaların yana doğru devrilmiş ve üst üste durumunda olduklarının görüldüğü, devrilen ahşap kasaların ve içerisindeki camların hasarlanmış olduklarının ise 4 nolu fotoğrafta açıkça görüldüğü, taraftar arasında düzenlenen 06.02.2017 tarihli Taşıma Sözleşmesi'nin 7.20 maddesi; "Malların veya ambalajlarının kusurlu olmadığı yönünde tarafların mutabakatı sonuca gemi yüklenmesine müteakip konşimentoya konulan clean on board kaydı gereği tüm zarar ve ziyandan, tahliye limanında ortaya çıkan ve dışarıdan belli olmayacak şekilde sadece iç kısımlarda oluşan kusur ve hasarlar hariç, gemi sahibi sorumlu tutulacağı şeklinde düzenlendiği, bu kaydın yalnızca eşyanın harici durumuna ilişkin sonuç doğuracağı, taşıma sözleşmesinde anılan hüküm yer almasa dahi konişmentoda "clean on board" kaydının yer alması veya eşyanın haricen durumuna ilişkin herhangi bir kaydın yer almaması eşyanın harici durumu itibariyle taşıyana tam ve sağlam teslim edildiği anlamına geleceği (TTK m. 1239/2), taşıma Sözleşmesi m. 7.17'de yükün yüklenmesi, bağlanması ve emniyete alınması işlemlerinin taşıtan tarafından gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığı, bu durumda anılan işlemler sebebiyle meydana gelen zararlardan taşıyanın sorumlu tutulamayacağı, ancak ekspertiz raporunda hasarın istif, bağlama ile ilgili olmadığının belirtildiği, ekspertiz raporunda eşyanın kırılmasının sebebinin taşımanın herhangi bir noktasında hoyratça yapılan elleçleme işlemleri olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu durumda zararın boşaltma işlemleri sırasında gerçekleşmiş olduğu sonucuna varılması gerektiği, nitekim alanında uzman bilirkişiler tarafından hasara ilişkin renkli fotoğrafların yapılan incelemesinde de, kasaların yana devrildiği, tahta kenarlıkların bir kısmının kırılmış ve bu devrilme neticesinde içerisindeki camların hasarlandığının görüldüğü, her ne kadar TTK md 1185/2 uyarınca taşıyana usulune uygun ihbar yapılmaması nedeni ile taşıyan lehine karine doğsa da, bu karinenin aksinin ispat edilebileceği, nitekim sunulan fotoğraflarla da eşyanın taşıyanın hakimiyetinde olduğu süreç içinde, taşıyanın dava konusu kadri marufundaki zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; karara esas ekspertiz raporunun farazi değerlendirmelere dayandığını, tespitin tahliyeden sonra yapıldığını, malın taşınması sırasında elleçleme hiç olmadığını, kaldı ki taşıtan ile taşıyan arasındaki sözleşmeye göre, indirme-bindirme-elleçleme taşıtana ait olduğunu, bu sebeple, taşıma sırasında devrilen mallar veya taşıma sonrası yana yatan kasalar var ise veya taşıma bittikten sonra indirme sırasında devrilmiş mallar var ise aradaki anlaşmaya göre hepsinden taşıtan sorumlu olduğunu, dosyaya ibraz edilen resimlere binaen hasarın gemide taşıma esnasında olduğuna kanaat getirilmesinin somut dayanaklarının bulunmadığını, hasarın deniz taşımasından olup olmadığının belli olmadığını, usulüne uygun hasar ihbarının da olmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE: Dava, deniz yoluyla yük taşıması sırasında oluşan emtia hasarı nedeniyle nakliyat sigortacısı tarafından ödenmiş olan hasar bedelinin taşıyandan rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dışı ... A.Ş. ile davalı ... Ltd. Şti. arasında 2400 ton sandıklı cam emtiasının Mersin'den Varna'ya 58.000 USD navlun bedeli karşılığında taşınması hususunda yazılı anlaşma akdedildiği, ayrıca dosyaya sunulan ve gemi kaptanı tarafından taşıyanı temsilen imzalanan konişmentoda davacı ... Dış Tic.A.Ş.'nin yükleten, dava dışı ... gönderilen, ... gemisinin de taşımayı gerçekleştirecek gemi olarak kayıtlı olduğu, taşıma konusu emtianın tahta kasalar içerisinde muhtelif çeşit ve kalınlıklarda düz cam olduğu, navlunun peşin olarak ödendiğine dair “Freight Prepaid” ve eşyanın tam ve sağlam olarak teslim alındığına dair “clean on board” kayıtlarının yer aldığı görülmüştür. Bu durumda, taşıma sözleşmesi ve konişmento kayıtlarından dava konusu taşımada dava dışı ... A.Ş.'nin taşıtan, davalının taşıyan ve dava dışı sigortalı ... Tic. A.Ş.'nin ise yükleten olduğu anlaşılmaktadır. Satış sözleşmesinin CIP Targovishte esasına göre kurulduğu ve kez Gümrük Beyannamesinde de eşyanın teslim şekli CIP Targovishte olduğu sabit olup, bu halde hasar riskinin teslimle birlikte alıcıya geçtiğinin, malların hasara veya zıyaa uğraması halinde alıcının zararının doğması anlamına geldiğinin kabulü gerektiğinden eşya üzerinde satıcının sigortalanabilir menfaati bulunmamaktadır. Ne var ki,satış sözleşmesi CIP Targovishte olarak kurulmuş ise de teslim şeklinin vesaik mukabili olması ve alıcı ... firmasının tazminat ödemesinin sigortalı satıcı ... Tic.AŞ’ye yapılmasına dair muvafakat yazısı dosyaya sunulduğundan eldeki davada davacı sigorta şirketinin aktif husumet ehliyetini haiz olduğu gibi davalının da taşıyan olarak pasif husumet ehliyetinin olduğu anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan taşıma sözleşmesinde, yükün yüklenmesi, bağlanması ve emniyete alınması işlemlerinin taşıtanın sorumluluğunda olduğu kararlaştırılmış olup, konişmentodaki “clean on board” kaydı da birlikte gözetildiğinde, emtianın taşıma için taşıyana tahta kasalar içerisinde gönderen tarafından ambalajlanıp istiflenerek teslim edildiği, teslim sırasında yük ve konteynerde herhangi bir hasar tespit edilmemesi nedeniyle yükün görünüşüne göre iyi halde gemiye yüklendiği anlaşılmıştır. Hasar sonucu davacı tarafından yaptırılan ekspertiz raporunda; “..birkaç ahşap kasanın içindeki cam tabakaların kırık olduğu tarafımıza bildirilmiştir; bununla birlikte ilgili. günde gemiye çıktığımızda, inceleyebileceğimiz nitelikte bu tür kasalar tespit edilmemiştir. Mevcut değildi. Hasarlı yükün bulunduğu kasaların ayrılmadığı fakat alıcıların tesislerine ulaştırılmak üzere karayolu nakliyesi için doğrudan kamyonlara yüklendiği de tarafımıza bildirilmiştir. Tahliye işlemlerinin tamamlanması üzerine, 12 kasada Kırık cam tabakalarının bulunduğu gözlemlenmiştir; Sonuç: Bu dosyada tahliye işlemlerinin gözetiminde yer almadık bu nedenle hasarın tam nedenine dair bir yorumda bulunabilecek durumda değiliz. Bununla birlikte, gemiye çıkmamız sonrasındaki tespitlerimiz. göz önüne alındığında, kırılmanın sebebinin, taşıma işleminin herhangi bir noktasında kaba/hoyratça yapılan elleçleme işlemleri olduğuna dair görüş sunmak isteriz. Alıcının tesislerinde hasarlı olarak tespit edilen iki kasayla ilgili olarak, kamyon sürücülerinin taşımanın son (karayolu) ayağındaki aniden ve hızlı bir şekilde yavaşlamaları veya olağandışı sarsılmalar gibi olasılıkları ihtimal dışı bırakmamız gerektiğini düşünüyoruz.” şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Hal böyle olmakla beraber davacı tarafından dosyaya sunulan olaya ilişkin gemi ambarında çekilmiş fotoğraflarda, camların içinde bulunduğu tahta kasaların gemi ambarına uygun şekilde istiflendiği ve sabitlemesinin yapılmış olduğu, ancak 1-2 ve 3 nolu fotoğraflardan, gemi ambarının sancak baş tarafındaki istifin bozulmuş olduğu ve normalde dikey pozisyonda durması gereken ahşap kasaların yana doğru devrilmiş ve üst üste durumda oldukları görülmektedir. Yukarıda anılan ekspertiz raporunda, hasarın istif, bağlama ile ilgili olmayıp, taşımanın herhangi bir noktasında hoyratça yapılan elleçleme işlemleri olduğu yönünde görüş bildirilmiş olmasına göre, zararın boşaltma işlemleri sırasında gerçekleşmiş olduğu sonucuna vanlmak gerekir ise de, tahliye öncesinde geminin ambarında çekilen fotoğraflardan açıkça görüldüğü üzere, tahta kasaların yana devrilmiş, tahta kenarlıkların bir kısmının kırılmış ve bu devrilme neticesinde içerisindeki camların hasarlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, eşyanın taşıyanın hakimiyetinde olduğu süreç içinde, taşıyanın sorumlu olduğu bir sebeple hasara uğradığının kabulü gerekir. TTK'nın 1185. maddesi gereğince, ziya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Ziya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin üç gün içerisinde yapılması yeterlidir. Aynı maddenin 4. fıkrasında, eşyanın ziya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir ziya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki bu karinenin aksi ispat olunabilinir. Diğer bir ifade ile, tazminat talep eden yükle ilgilinin eşyanın bir hasar veya zıya uğradığını ve bu hasar veya ziyanın taşıyanın sorumlu olduğu bir sebapten kaynaklandığını ispat etmesi gerekir, yani ispat yükümlülüğü taşıyan lehine yer değiştirir. Bu açıklamalar ışığında, dosyada davalı taşıyana yapılmış usulüne uygun hasar ihbarına rastlanılmamışsa da, hasarın davalı taşıyanın sorumluluğu kapsamında meydana geldiği ispatlanmış olmasına göre, bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde değildir. Açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereği, esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 620,00 TL harcın, alınması gerekli olan 2.479,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.859,25 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2022