T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/845
KARAR NO: 2024/836
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/02/2021
NUMARASI: 2018/1247 Esas - 2021/265 Karar
DAVA: Elatmanın Önlenmesi (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/05/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01/01/2018 tarihinde Elektrik Satış Sözleşmelerine Aracılığa İlişkin Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, Sözleşmenin 14.1 maddesi uyarınca müvekkili tarafından gönderilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin feshedilmesine rağmen davalı tarafından fatura tahsilatlarının yapılmaya devam edildiğinin tespit edildiğini, bu sebeple davalının uyarıldığını, ancak davalı tarafından fatura tahsilatı yapılmaya devam edildiğini, BDDK'dan izin almayan kuruluşların fatura tahsilatı yapmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının hukuka aykırı olarak fatura tahsilatı yapmasının haksız rekabet oluşturduğunu belirterek; davalının haksız şekilde müvekkili adına tahsilat yapmasının men'ine, aksi halde tespit edilecek haksız rekabetin men'ine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yetkili vezne olarak hizmet verdiğini, müvekkili ile dava dışı ... A.Ş. Arasında 15/09/2018 tarihinde temsilcilik sözleşmesi imzalandığını, fatura tahsilatlarının işbu sözleşme uyarınca yapıldığını, müvekkili ile davacı arasında yapılan ve tek taraflı olarak feshedilen sözleşme kapsamında müvekkiline sadece abonelik yapma yetkisi verildiğini, sözleşmenin davacı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin fesihten sonra işyerinde davacıya ait unvan, logo, amblem vs. Kullanılmadığını, davanın yasal dayanağı olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacı tarafça, davalı yan ile yapılan sözleşmenin feshedilmesine rağmen hukuka aykırı şekilde fatura tahsilatı yapıldığı ve bu durumun haksız rekabet oluşturduğu belirtilerek, davalı yanın fatura tahsilatı yapmasının ve haksız rekabetin men'inin talep edildiği; davalı tarafça, fatura tahsilatı yapılmasının hukuka uygun olduğu belirtilerek, davanın reddinin savunulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında, davacı ile davalı yan arasında 01/01/2018 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin davacı tarafından gönderilen Kartal ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 28/03/2018 tarihli ihtarnamesi ile tek taraflı olarak ve ihtarnamenin tebliğinden itibaren iki ay sonrasında geçerli olmak üzere feshedildiği, fesih ihtarının davalı yana 30/03/2018 tarihinde tebliğ edildiği, sözleşmenin 30/05/2018 tarihi itibari ile feshedilmiş olduğu, 27/06/2014 tarihli 29043 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 5/6. Maddesi ile fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesinde kuruluşun fatura üreten kurumlar adına tahsilat yapılabilmesi konusunda sözleşme yapılmasının şart olduğunun düzenlendiği, 26/12/2015 tarihli 29504 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile eklenen 5/7. Maddesinde bir bankadan dış hizmet alan kuruluşun banka ile fatura üreten kurumlar arasında yapılacak sözleşme ile fatura üreten kurumlar adına tahsilat yapılabilmesi hususunda açıkça yetkilendirilmesi durumunda 6. Fıkra hükmünün uygulanmayacağının düzenlendiği, 12/10/2018 tarih ve 30563 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik ile değiştirilen 5/7. Maddesinde fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesine ilişkin olarak kuruluşun bir bankadan dış hizmet alması halinde 6. Fıkranın uygulanmayacağının düzenlendiği, fatura üreten kuruluş ile ödeme hizmeti veren kuruluş arasında sözleşme yapılması şartının kaldırıldığı, davalı ile dava dışı ... A.Ş arasında 15/09/2018 tarihinde temsilcilik sözleşmesi imzalandığı, yapılan sözleşme ile davalının dava tarihi itibari ile fatura tahsil yetkisinin bulunduğu, davalının kullandığı kişisel ekranlarında davacı şirketin logosunun bulunmasının tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalı fatura tahsilatı yapmasının dava tarihi itibari ile anılan yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğu, davalı eylemlerinin dava tarihi itibari ile haksız rekabet teşkil etmediği kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin gerekçede dayandığı yönetmelik değişikliğini, davalının hukuki durumunda bir değişikliğe neden olmadığını, yönetmelik değişikliği ile aracı olarak faaliyet gösteren kuruluşlar açısından yeni düzenleme getirildiğini, bu bağlamda ilk derece mahkemesi yönetmelik değişikliğini hatalı yorumlandığını, bu değişiklik yapılmadan önce de davalı taraf aracılar ile sözleşme imzalayarak tahsilat yapabildiğini, aracı, müvekkil şirket tarafından yetkilendirilmiş olduğunu, değişiklik sonrasında müvekkil şirket tarafından aracının yetkilendirilmesi şartı kaldırıldığını, davalı taraf açısından değişen bir durum bulunmadığını, davalı tacir olup imzaladığı sözleşmenin niteliğini ve kapsamını gayet iyi bilindiğini, bu nedenle basiretli davranmakla yükümlü olan davalı, söz konusu tahsilatlar gerçekleştirildikten sonra yapılan yönetmelik değişikliğine dayanamayacağı gibi bu değişiklik davalı açısından yeni bir durum yaratmadığından ilk derece mahkemesi tarafından da bu değişiklik gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, yönetmelik maddesi davalı açısından yeni bir durum yaratmamasına rağmen ilk derece mahkemesi gibi aksi kanaatte olunması ihtimaline binaen; getirilen düzenleme emredici nitelikte olmayıp taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, temsilcilik sözleşmesi imzalanması hukuka aykırı olarak tahsilat yapıldığı gerçeğini de değiştirmediğini, sonuç olarak davalı taraf hukuki ilişki sona erdikten sonra sözleşme konusu işleri yapmayacağını taahhüt etmiş olmasına rağmen buna aykırı davranarak tahsilat yapmaya devam ettiğini, ilk derece mahkemesi her ne kadar yönetmelik değişikliği ve temsilcilik sözleşmesini gerekçe göstermiş olsa da dosyada mübrez belgelerden anlaşılacağı üzere söz konusu tahsilatlar daha önceden yapıldığı gibi özellikle yönetmelik değişikliği davalı taraf açısından yeni bir durum yaratamadığını, bu bağlamda ilk derece mahkemesinin hatalı, haksız kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına karar verilmesi bilindiği üzere istinaf kanun yoluna başvuru ilamların icrasını durdurmadığını, tekrara düşmemek adına, ilk derece mahkemesi tüm açıklamalara rağmen hatalı bir şekilde davanın kabulüne karar verdiğini, bunun neticesinde davalı taraf lehine ilam vekalet ücretine hükmolduğunu, söz konusu tutarın ilamlı icra takibine konu edilmesi riski mevcut bu nedenle istinaf başvurusu sonuçlanana kadar müvekkil şirketin herhangi bir hak kaybı yasamaması adına söz konusu karar hakkında tehir-i icra talep etme zorunluluğu doğduğunu, açıklanan nedenlerle ileride telafisi güç durumlar ve hak kaybı yaşanmaması adına tehir-i icra talebinin kabulüne, hatalı ve hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, Davacının haksız şekilde davacı adına tahsilat yapmasının menine, aksi halde davalının tespit edilecek haksız rekabetin menine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; haksız rekabet şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, TTK m.55 ise dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar başlığı altında haksız rekabet hallerinin başlıcaları sayılmıştır. TTK m.55/1-a-2'de2. "Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek" başlıca haksız rekabet hallerine yer verilmiştir. Aynı yasanın 56. maddesi ise "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. " düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d). Davacı vekili davalı ile müvekkili arasında 01/01/2018 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 14/1 maddesi uyarınca kendilerince 28/03/2018 tarihli ihtarname ile ihtarnamenin tebliğinden itibaren iki ay sonra geçerli olacak şekilde feshedildiğini, ihtarnamenin 30 Mart 2018 tarihide tebliğ ediliği, davalının feshin gerçekleştiği tarihten sonra da davacı adına fatura tahsilatı yapmaya devam ettiğini, 04/09/2018 tarihli ihtarnameye rağmen fatura tahsilatına devam edildiğini, davalının TTK'nın 54/2 ve 55/1-a-2 maddelerinde düzenlenen haksız rekabet teşkil eden eylemleri gerçekleştirdiğini, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğinin 5. maddesinin 6. fıkrasına aykırı davrandığını ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ve men'ine ve haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi davalı tarafa tebiğ edilmemiş ancak davalı vekilince 17/4/2019 Tarihinde cevap dilekçesi sunulmuştur. Davalı vekili, davalının davacı adına fatura tahsilatı yapmadığını, davalının dava dışı ... A.Ş. ile akdettiği 15/09/2018 tarihli temsilcilik sözleşmesi uyarınca fatura ödemelerine aracılık ettiğini, davalının gerekli ruhsat ve BDDK iznine sahip kuruluştan alınan yetki belgesi bulunduğunu, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe 30563 sayılı resmi gazetede yayımlanan yönetmelik ile "(7) Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesine ilişkin olarak kuruluşun bir bankadan dış hizmet alması halinde altıncı fıkra uygulanmaz." maddesinin eklendiğini, yine Yönetmeliğin 13. Maddesinde Kuruluşun ödeme hizmetlerini temsilci aracılığı ile yürütebileceğinin hüküm altına alındığını, davalının geçerli bir sözleşmeye istinaden işlem yaptığını, davalının yaptığı tahsilatlardan dolayı davacının zararının olmadığını, haksız rekabete ilişkin iddiaların soyut olduğunu, gelen müşterilere tahsilat yapamayacağının söylemesinin davalının ticari itibarını zedeleyeceğini savunmuş haksız davanın reddini talep etmiştir.6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'un 3/1-ü bendinde ödeme kuruluşu; ödeme hizmeti sağlamak ve gerçekleştirmek için bu Kanun kapsamında yetkilendirilmiş tüzel kişi şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 13. Maddesinde; Ödeme hizmeti sağlayıcısı "(1) Bu Kanun uyarınca; a) 5411 sayılı Kanun kapsamındaki bankalar, b) Elektronik para kuruluşları, c) Ödeme kuruluşları, ç) Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi" ödeme hizmeti sağlayıcısı olarak belirlenmiş ve maddenin 2. fıkrasında "Banka ve ödeme hizmeti sağlayıcısı dışındaki kişiler ödeme hizmeti sunamazlar" hükmü getirilmiştir. 6493 sayılı Kanun'un 14. maddesinde "Bu Kanun kapsamında ödeme hizmetleri alanında faaliyette bulunmak isteyen ödeme kuruluşu Bankadan izin almak kaydıyla faaliyette bulunabilir." hükmü bulunmaktadır. Uyuşmazlık ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 27/06/2014 tarihli ve 29043 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 3/1-bb bendinde "temsilci"; "Ödeme kuruluşu veya elektronik para kuruluşunun adına ve hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 5/6 fıkrası "(6) Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesinde, kuruluşun fatura üreten kurumlar ile adlarına tahsilat yapılabilmesi konusunda sözleşme yapması şarttır." düzenlemesi yer almaktadır. 12/10/2018 tarihli ve 30563 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile yönetmeliğin 5 inci maddesine eklenen 7 inci fıkrada ise; 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesine ilişkin olarak kuruluşun bir bankadan dış hizmet alması halinde altıncı fıkra uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı ile davalı arasında 18/01/2018 tarihli belirsiz süreli bayilik sözleşmesi akdedildiği, sözleşme ile davalıya fatura tahsilatı ve sözleşmede belirtilen hususlarda acentelik yetkisi verildiği, davacının sözleşmenin, 14.1 maddesindeki "taraflardan her biri, herhangi bir zamanda iki ay önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi feshetme hakkında sahiptir." düzenlemesine dayalı olarak, davalıya iki ay sonra geçerli olmak üzere 28/03/2018 tarihli fesih ihtarnamesini gönderdiği, 30 Mayıs 2018 tarihi itibariyle sözleşmenin sona erdiği uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece görevlendirilen bilirkişi tarafından davalıya ait işyerinde yapılan inceleme sonucu, davalının sözleşmenin sona ermesi akabinde davacı adına 04/06/2018, 04//10/208 02/11/2018 tarihlerinde fatura tahsilatında bulunduğu, bilirkişi raporunda 02/11/2018 tarihli dökümde davacı adına 11 adet fatura tahsilatı yapılığının bilirkişi tarafından tespit edildiği, davalı yan fatura tahsilatlarını 15/09/2018 tarihinde dava dışı ... A.Ş. ile bağıtladığı sözleşmeye dayalı olarak gerçekleştirdiğini savunmuş ise de, 04/06/2018 tarihinde davacı adına yapılan tahsilatın, üçüncü kişi ile yapılan sözleşme tarihinden önce gerçekleştiği, yine davalı yan, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe 12/10/2018 tarihli değişiklik ile eklenen yedinci fıkra uyarınca, ödeme kuruluşu ile fatura üreten kurum arasında sözleşme yapılması şartının kaldırıldığı savunulmuş ise de, anılan değişikliğin 12/10/2018 tarihinde yürürlüğe girdiği, oysa davalının değişiklik tarihinden önce 04/06 2018 ve 04/10/2018 tarihlerinde davacı adına fatura tahsil ettiği, kaldı ki, davalıya temsilcilik yetkisi veren dava dışı ... firması ile davacı arasında sözleşme bulunmasına gerek olmadığı kabul edilse dahi, dava dışı ödeme kuruluşu ... firmasının, yönetmeliğin yedinci maddesindeki istisnadan faylanabilmesi için bir bankadan dış hizmet almasının zorunlu olduğu, dava dışı şirketin bir banka ile tahsilat sözleşmesi yaptığına dair dosyaya delil sunulamadığı, yine davalının bilgisayarında davacı şirkete ait ekran logolarının kullanıldığının bilirkişi tarafından tespit edildiği, davalının davacı adını ve logosunu kullanmak ve onun adına fatura tahsil etmek suretiyle aralarında sözleşme olmamasına rağmen müşterileri yanıltarak, işlem ücreti adı altında kazanç sağlamasının TTK'nun 54/2 ve 55/1-a/2 maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, mahkemece bu hususlar nazara alınarak TTK'nun 56/1 fıkrası uyarınca davanın kabulüne karar vermesi gerekirken, reddine karar vermesinin isabetsiz olduğu anlaşılmış, davacının bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde bulunmuştur. Ne varki bu yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemektedir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Davanın KABULÜNE, 1-Davalının, davacı adına fatura tahsilatı yapmak ve davacının logosunu kullanmak suretiyle TTK'nın 54/2 ve 55/1-a-2 maddelerinde sayılan haksız rekabet eylemlerini gerçekleştirdiğinin ve eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve söz konusu haksız rekabet eylemlerinin men'ine, 2-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının, başlangıçta peşin olarak yatırılan 35,90 TL harcın mahsubu ile eksik yatırılan 391,70 TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan başvuru harcı 35,90 TL, posta ve tebligat masrafı 16,80 TL, bilirkişi ücreti 500,00 TL olmak üzere toplam 552,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı tarafından yargılama sırasında yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davacı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine, 7-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 65,00 TL olmak üzere toplam 227,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,e-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/05/2024