T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1554
KARAR NO: 2024/1369
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/05/2023
NUMARASI: 2022/191 Esas - 2023/403 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2024
Taraflar arasındaki Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 2010 yılı Eylül ayında davalı ile müvekkili şirket arasında davalıya akaryakıt bayiliği verilmesi konusunda görüşmeler başlatıldığını, davalının iki talep öne sürerek; birincisi tüm masrafı müvekkili şirkete ait olmak üzere mevcut istasyonun yıkılarak tümüyle yeniden inşası, ikincisi ise satışlarına destek olması amacıyla kendisine KDV hariç 1.400.000 USD geri ödemesiz satış desteği verilmesi ve kendisinin ek kredilerle desteklenmesi olduğunu, bu taleplerin karşılanması halinde müvekkili şirket ile bayilik sözleşmesi imzalayacağını ve 5 yıllık bayilik sözleşmesi süresince 27.000 m3 akaryakıt satın alacağını beyan ve taahhüt ettiğini, taahhüdünü gerçekleştireceği konusunda geçmiş dönem satışlarını da referans olarak gösterdiğini, davalı tarafın beyan ve taahhüdüne inanılarak davalının taleplerinin kabul edilerek taraflar arasında 15.09.2010 tarihinde tüm bu hususları düzenleyen protokol düzenlendiğini, protokolün oluşturularak 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin hiç bir aksamaya meydan vermeksizin protokolde belirtilen hususları harfiyen yerine getirdiğini, güvenle istasyon inşası için 639.178.-USD harcadığını, KDV'si ile birlikte davalıya 1.400.000.-USD karşılığı 2.468.317,00 TL geri ödemesiz kredi verdiğini, toplam yatırımın 2.291.178.-USD olduğunu, taahhüdün yerine getirilmemesi halinde her metre küp başına 100.-USD cezai şart olduğunu, davalı tarafın kendisine verilen kredi desteklerini veriliş amaçları doğrultusunda kullanmadığını, yapılan sözlü ve yazılı uyarılara rağmen satışlarını artırmak için çaba harcamadığını, tüm sözleşme süresince 9.300 m3 alım yaptıklarını, bu rakamın taaahüdün 17.700 m3 altında olduğunu, 5 yıllık sözleşme süresi dolmak üzere iken davalı tarafından Beşiktaş ... Noterliği 18.09.2015 tarihli ihtarı ile davalının sözleşme süresinin 24.09.2015 tarihinde dolacağını, sözleşmeyi yenilemeyeceğini, istasyonda mevcut ariyet malzemelerin alınmasını ihtar ettiğini, ihtara alımlar ve yatırım tutarları hatırlatılarak cevap verildiğini, davalı taraftan eksik satış karşılığı 1.700.000 USD tutarındaki miktarın talep edildiğini, davalı tarafa bir öneri de sunarak taahhüt edilen 27.000 m3 akaryakıt satışını tamamladıkları takdirde sözleşmeyi fesih hakkı tanıyacaklarını, bu öneriye dahi cevap verilmediğini, davalının haksız zenginleştiğini, açıklanan nedenlerle; sair talep hakları saklı kalmak üzere 1.700.000 USD'nın 30.09.2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince, ... ile olan sözleşmeden kaynaklı olarak da sözleşme bakiye süresine tekabül eden 29.250,00 TL'nin %18 KDV si ve yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirket tarafından sözleşmenin söz konusu süre sonuna kadar ifa edildiğini, davacı tarafından dava ile alakası olmayan iddiaların davada gündeme getirildiğini, davacının talebi incelendiğinde anlaşılacağı üzere huzurda görülen davanın yıllık tonaj taahhütlerinin yerine getirilmediği iddiasından kaynaklı cezai şart davası olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirketin istasyonuna sözleşmelere güvenilerek yatırım ve ödemeler yapıldığı iddialarının dava ile yakından uzaktan bir alakasının olmadığını, akaryakıt ve LPG sektöründe davacının ülke bazında ya da il bazında satışlarının artmadığı hususunun EPDK'dan istenilecek resmi veriler ile ortaya çıkacağını, dolayısıyla kendi pazar payında artış olmayan davacı şirketin bu satış tutarlarını müvekkili şirketten istemesinin mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği sözleşmeye aykırılığı sözleşme süresi boyunca ileri sürmediğini, bu konuda ihtirazi kayıt dahi ileri sürmediğini ve bu yolla da sözleşmeden ticari yarar sağlamaya devam ettiğini, davacı şirketin eksik tonaj alımı söz konusu olsa dahi bu suskunluk neticesinde dava konusu sözleşmenin bu maddesinden zımnen feragat ettiğinin kabulü gerektiğini, açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..istinaf kaldırma kararının gerekçesinin cezai şartın talep edilebilirliğine değil, miktarına ilişkin olduğu bu bağlamda incelenmesi gereken husus olarak sadece, hesaplanan cezai şart miktarının borçlunun iktisadi durumu çerçevesinde ekonomik mahfına sebep olup olmayacağına yönelik yapılan değerlendirmede, bilirkişi tespitlerine göre Davalı ... Kollektif Şirketi ortaklarından olan ..., ..., ...'ın öz varlık tutarlarının Cezai şart bedeli olan 1.770.566,00 USD (5.007.691,82 TL) olan tutarlar dikkate alındığında Davalı Şirketin ve ortaklarının Ekonomik yönden yıkıma ve mahfına sebep olabileceği belirlenmiştir. Buna göre mahkememiz nezdinde yapılan değerlendirme ve oluşan kanaate göre istinaf kararı öncesinde verilen kararda yer verilen 1.770.000,00 USD cezai şarttan takdiren % 50 oranında indirim yapılmak suretiyle, davacının cezai şarttan kaynaklı talebinin kısmen kabulü ile, 850.000,00 USD cezai şart bedeline 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca 02.10.2015 tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle, bu miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir. Davacının diğer davalı ... Otomotiv...A.Ş ile yapılan sözleşmeden kaynaklı kıstelyevm hesabına göre talep edilen 29.250,00 TL'ye ilişkin talebinin ise istinaf kaldırma gerekçesi olarak belirtilmiş olmadığı da gözetilerek önceki karardaki gerekçe ile reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; sadece ticari defterlere göre hazırlanan bilirkişi raporu uyarınca cezai şartın fahiş olduğuna ve tacirin ekonomik olarak mahvına sebebiyet vereceğine kanaat getirerek cezai şarttan %50 indirim yapılmasına karar verildiğini, salt muhasebe kayıtlarının incelenerek borçlu kollektif şirket ortağının ne kadar aktif ve pasifinin olduğu veya bu kalemlerin nelerden ibaret olduğu anlaşılamayacağından, bu kayıtlara göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, gerekçesiz şekilde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, borçlunun sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle sağlamış olduğu menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışın müvekkil davacıya vermiş olduğu zararın dikkate alınmadığını, ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borçlunun borcu yerine getirmemiş olması sebebiyle sağlamış olduğu menfaat, borçlunun kusurunun derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı dikkate alınarak verilecek bir karar olduğunu, borçlunun, davacı şirkete olan yükümlülüğünü yerine getirmeden başka bir akaryakıt dağıtım şirketi ile anlaşmış, nakit ve yüksek kar marjı sağlayan birkaç milyon dolarlık menfaat elde ettiğini, borçlunun elde etmiş olduğu menfaatin fazlalığı, borçlunun kusurunun ağırlığı, protokolde yer alan hüküm birlikte değerlendirildiğinde cezai şartın fahiş olmadığı ve yerinde olduğu görüleceğini, somut uyuşmazlıkta, davalı taraf, davacının adeta İhya ettiği istasyonda, yine davacının geri ödemesiz şekilde verdiği 1.400.000 USD krediyi kullanmış, satış miktarları ve kar marjını artırmış, buna karşılık protokol hükümleri gereğince taahhüt ettiği alım miktarını gerçekleştirmemiş, 5 yıllık süre sonunda sözleşmenin feshi yoluna giderek davacıya oldukça fazla zarara uğrattığını, ... Akaryakıt A.Ş tarafından yapılan yatırımların hacmi ve davalının protokol hükümlerine uymaması nedeniyle ağır kusurlu olduğu gözetildiğinde, 1.700.000 USD tutarındaki cezai şartın makul ve ölçülü olduğunu, bilirkişinin eksik incelemeyle hazırladığı raporu hükme esas alınamayacağından verilen kararın hatalı olduğunu, davalının işlettiği akaryakıt istasyonunun mülkiyeti kollektif şirket ortakları ... ve ...'a ait olduğunu, ... ve ... sözleşme başlangıcı olan 16.09.2010 tarihinde ...ile tesis edilecek ticaretin teminatı olarak istasyon üzerinde tüm müştemilatına şamil olmak üzere 3.683.118,00 USD karşılığı ipotek tesis ettirdiklerini, tesis ettirilen ipoteğin bedeli %50 indirim yapılmadan önceki cezai şart alacağının 2 katı olduğunu, bu haliyle ortakların ekonomik durumu ve aktif pasif durumu İstasyonun değeri de dikkate alınarak hesaplanıldığında, ilk kararda hükmedilen cezai şartın, ortaklığın ekonomik olarak mahvına sebep olmayacağının açık olduğunu, bu halde bilirkişice hazırlanan rapor istasyonun değeri ve tesis ettirilen ipoteğin değeri esas alınmadığından eksik hazırlanmış ve mahkemece de bu eksik rapor esas alınarak hüküm tesis edildiğini, dolayısıyla verilen karar hatalı olup kaldırılması gerektiğini, kollektif ortaklıkta, ortaklığın borç ve taahhütlerinden dolayı ortaklardan her biri müteselsilen ve bütün malvarlığı ile sorumlu olduğun, ortakların maliki oldukları diğer malların değeri ve istasyonun kendi değeri hesaplanıp, ticari olarak ekonomik mahvında ne gibi etkisi olduğu hususunun araştırılmadığını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ... ve Ort. Bir kollektif şirkettir. Kollektif şirket tüzel kişiliğe sahip olduğunu, bununla birlikte TTK 238 gereğince ortaklar hakkında dava açılamaz ve davaya dahil edilemeyeceğini, dosyada mübrez Kamu Gözetim Kurumu & Mali Müşavir Bilirkişi İrfan Demirci, Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk ABD Bilirkişi ... ve Akaryakıt ve LPG Uzmanı Bilirkişi ...'ın bulunduğu Bilirkişi Heyeti tarafından 15.02.2023 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu 14.11.2022 tarihli celsede alınan Yerel Mahkemenin ara kararına uygun olarak müvekkili şirketin bilançosu incelenerek hazırlanmıştır. ile sundukları bilirkişi raporunda cezai şart tutarının müvekkil şirketin ekonomik yönden yıkıma ve mahfına sebep olacağı kanaatine vardığını, ayrıca Kollektif Şirketler Kurumlar Vergisine veya Gelir Vergisine tabi değildir. Statüleri gereği beyannameleri ortaklarının vereceğini, bu sebeple tüm ortaklar açısından tek ve aynı beyan verildiğini, işbu beyanlarında ekinde zaten bilanço gözüktüğünü, dolayısıyla da rapordaki hesaplamaların doğru şekilde yapıldığı da açıktır. İşbu durumdaki fahiş cezai şartın ifasını beklemek Anayasaya' da aykırı olduğunu, sözleşmenin cezai şart hükmünün; davalının kurumun başkaları ile sözleşme yapmalarının engellenmesi amacına hizmet ettiği, sözleşmenin bu haliyle çalışma ve sözleşme hürriyetini ortadan kaldıran bir "kelepçeleme düzenlemesi olduğu", yapılan işin niteliği gereği davalının herhangi bir kusuru olarak da vasıflandırılabilecek bir durumun da bulunmadığı, bu itibarla, taraflar arasında düzenlenen cezai şart hükmünün geçersiz sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, dolayısıyla dava konusu olayda, talep edilen ve bütün sözleşme süresi dikkate alındığında ileri sürülen cezanın miktarı ve davalı müvekkil bayinin ekonomik gücü dikkate alındığında, onun yıkımına neden olacağını, bu nedenle de, talep edilen cezanın, tbk m. 27 ve 182. maddeleri gereği batıl olduğundan kabul anlamına gelmemek kaydıyla; mahkemece cezai şartın mahva sebep olacağı tespit edilmiş iken buna karşılık hiçbir kıstasa bağlı olmaksızın takdiren %50 oranında tenkisat yapılması ve 850.000 usd (ferileri ile birlikte yaklaşık 31.300.000 tl otuzbirmilyonüçyüzbintürklirası ) tutarındaki bir cezai şartın kabulü ile tekraren müvekkilin mahvına sebep olacak şekilde davada kısmen kabul kararı verilmesi yargıtay içtihatları'na ve hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar TTK madde 22 gereği, tacir sıfatına sahip borçlu, sözleşme cezasının aşırı olduğundan bahisle indirilmesini isteyemese de, bu hükmün, butlan sınırına ulaşmış olan bir cezanın da geçerli olduğu anlamına gelmediği; bu şekilde kesin hükümsüz olan bir cezanın, TBK 27/ıı gereği aşırı kısım itibarı ile geçersiz kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle, davalı müvekkil’in sorumlu olduğu kabul edilse bile, dava konusu olayda, talep edilen ve bütün sözleşme süresi dikkate alındığında ileri sürülen cezanın miktarı ve davalının ekonomik gücü dikkate alındığında, onun yıkımına neden olacağı; talep edilen ceza, tbk m. 27 gereği batıl olduğundan, Yargıtay’ın içtihatları çerçevesinde, makul, davalının yıkımına neden olmayacak bir sınıra indirilmesi gerektiğini, alacağını temlik eden temlik eden ... akaryakıt ticaret anonim şirketi akaryakıt ticaret anonim şirketi bayisi olan davalı şirkete eurodizel (katkılı motorin) yakıt cinsini tedarik etmemiş ve işbu yakıt cinsi akaryakıt ana dağıtım şirketi tarafından da ticareti yapılmamış ve ürün gammında bulundurmamış, davalı bayi’nin eksik alımlardan dolayı sorumlu olduğundan bahsetmek mümkün olmadığını, davalı bayi’nin kararlaştırılan miktarda akaryakıt satamamasının asıl nedeni davacı temlik eden temlik eden ... akaryakıt ticaret anonim şirketi akaryakıt ticaret anonim şirketi’nın davranışları olduğunu, temlik eden ... akaryakıt ticaret anonim şirketi, sözleşmenin temelini oluşturan beklentileri karşılayamamış, marka tanınırlığı ve güvenilirliğini tesis edemediğini, keza, temlik eden ... akaryakıt ticaret anonim şirketi, protokol’de kararlaştırılmış olmasına rağmen, satışlarda en ciddi kalemi teşkil eden euro diesel yakıt tedarik edemediğini, davalılardan temlik alan iyad malas yabancılık unsuru taşıdığını, teminat alınması gerektiğini, yıllık olarak kararlaştırılan tonaj taahhütlerinin hiçbir zaman yerine getirilememesine karşın ödemelerin hiçbir ihtirazi kayıt konulmaksızın kabul edilmesi ve bu anlamda cezai şartın uygulanmaması ve sözleşme sonuna kadar ticari münasebetin devam ettirilmesi ve bu şekilde ticari yarar sağlanmaya devam edilmesi karşılığında artık cezai şartın talep edilemeyeceği Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2012/19-670 esas 2013/171 sayılı ilamı incelediğinde, davadaki cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerektiği hukuken ortada olduğunu, fakat yerel mahkemenin bu konuda hiçbir değerlendirmesi olmadığını, bilirkişi ek raporu'nda da tespit edildiği üzere, dava konusu olan tonaj taahhütleri yıllık olarak kararlaştırıldığını bu nedenle, bu konudaki tespitler hukuka uygun olduğunu, davacının yazılı ihtarlarında da yıllık olarak kararlaştırıldığı ikrar edilmiş, işbu davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğunu ve HMK madde 141 gereğince; HMK 141/1 e göre taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddialarını genişletebilir yahut değiştirebilir, ön inceleme inceleme aşaması tamamlandıktan sonra iddia genişletilemez, yahut değiştirilemez hükmü mevcuttur denildiğini, yine hukuk usulüne taraflarca getirilme ilkesi mevcut olup taraflarca getirilme ilkesi gerreğince hakim karşı tarafın söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağını, HMK madde 25'e göre bu ilkenin bir sonucu olarak mahkeme, sadece taraflarca ileri sürülen vakıaları inceleyebileceğini, davacı taraf 20.11.2015 tarihli dava dilekçesi içeriğinde ve 08.02.2016 tarihli cevaba cevap dilekçesinde protokolün 13. maddesinden bahsetmemekte buna uygun bir vakıa ortaya koymamakta olup davacı taraf 20.11.2015 tarihli dava dilekçesinde ihtarlardan bahsetmekte, ayrıca bu husus hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, zira hakimin davayı aydınlatma ödevi tarafın ileri sürmediği vakıaları ileri sürmelerine imkan vermesi veya hatırlatılması anlamını taşımayacağını, tarafın daha sonra dilekçelerinde işbu protokol maddesinden bahsetmesine ise iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında itiraz ettiklerini, kaldı ki iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında olan ve sadece davalının açık kabulü gibi özel usullere bağlanan ve tarafça getirilmeyen bir vakıanın mahkemece taraflarca getirilme ilkesine aykırı olarak re'sen hükümde dikkate alınmasının hatalı olduğunu, medeni yargılama hukukuna aykırı işbu durum nedeniyle ortaya çıkan sonucun kamu düzenini etkilediğini, davacının yazılı ihtarlarında da yıllık olarak kararlaştırıldığının ikrar edildiğini, taraf iradesinin yıllık tonaj taahhüdünün kabulü olduğu ve işbu hususda tarafın ihtarname ile ikrarı bulunduğunu, ikrar edenin kural olarak ikrarından dönemeyeceğini, yine ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmaz hmk 187/2. buna göre, ikrar, ikrara eden taraf aleyhine kesin delil teşkil eder ve aksi ispatlanmadıkça kesin delil sayılacağını, davacı tarafından iddia edildiği gibi sözleşme sona ermeden muaccel hale gelmemiş bir alacak var ise neden sözleşme bitmeden davacı tarafından beyoğlu ... noterliği’nin 22.09.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarı müvekkile keşide edilerek başka bir dağıtım şirketi ile anlaşılmaz ise bu alacaktan feragat edileceği ihtar edildiğini, bayilik sözleşmelerinde yer verilen “minimum satış sınırı” getirilmesine ilişkin hükümlerin, ilk bakışta bayilerin satışlarının artırılması yönünde rekabetci bir baskı yaratabileceği izlenimini uyandırdığı; ancak uygulamada, bayilik ilişkisini sona erdirmek isteyen ve sözleşmelerde öngorülen satış tonajını gercekleştiremeyen bayilerin tazminat yoluyla yeniden sozleşme yapmaya zorlanması yonunde kullanıldığı; bu yolla bayilik sözleşmesinde öngörülen “rekabet yasağı”nın kapsamının fiilen genişlediği ve dolayısıyla bu hususun, rekabet yasağını “belirsiz sureli” hale getiren haller kapsamında değerlendirilmesi ve muafiyet tanınmaması gerektiği,…” davacı tarafından talep edilen cezai şart tutarları hakkında fatura keşide edilmediği dolayısıyla da iddia edilen alacak hakkında fatura keşide edilmeden talepte bulunulmasının hukuki ve mali olarak mümkün olmadığı hususlarında da eksik inceleme bulunduğunu, mahkeme kararında, davalı istasyonun bulunduğu yer, davalının iş yapabilme becerisi ve davalı tarafın referanslarını kullanmak suretiyle özellikle nakliye ve yolcu taşımacılığı yapan bir minibüs hattı, kamyon nakliyesi veya kooperatifleri ya da ciddi manada araç kiralama işi yapan bir araç kiralama filosu yahut ciddi manada araç parkuruna sahip olan bir şirket, şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan bir otobüs firması gibi firmaları bulup bunlarla kısmen karından feragat ederek, kısmen uygun vadelerde satış yaparak tüm sözleşme süresi boyunca davacı tarafça yıl bazında taahhüt baskısı altında tutulmadan öngörülen miktarın gerçekleştirilme ihtimali bulunduğu gerekçelerinin yerinde olduğunun söylenemeyeceğini ve davalının bu şekilde hareket edebilmesi ve öngörülen kotanın tamamlanması için anlaşma ve satış yapılabilmesi, öncelikle temlik eden ... akaryakıt ticaret anonim şirketi’nın yukarıda bahsedilen şekilde hareket etmiş olmasını gerektirdiğini, mahkeme kararında bahsedilen, nakliye ve yolcu taşımacılığı yapan bir minibüs hattı, kamyon nakliyesi veya kooperatifleri ya da ciddi manada araç kiralama işi yapan bir araç kiralama filosu yahut ciddi manada araç parkuruna sahip olan bir şirket, şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan bir otobüs firması gibi firmaların taşıtmatik, filokart ve benzeri sistemleri kullandıkları ve ihtiyaçlarını ancak bu şekilde karşıladıkları bir gerçek olduğunu, bu şekilde nakliye ve yolcu taşımacılığı yapan kişi ve şirketlerin, tek bir akaryakıt bayisi ile ve özellikle euro diesel akaryakıt satamayan bir bayiyle anlaşma yapmayacaklarını, dolayısıyla, müvekkil’in bu şekilde hareket etmemiş olmak suretiyle kusurlu davrandığından da bahsedilemeyeceğini, ayrıca nakliye ve yolcu taşımacılığı yapan bir minibüs hattı, kamyon nakliyesi veya kooperatifleri ya da ciddi manada araç kiralama işi yapan bir araç kiralama filosu yahut ciddi manada araç parkuruna sahip olan bir şirket, şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan bir otobüs firması gibi firmaları davalının anlaşabilmesi için öncelikle bu firmaların araçlarının kullandığı eurodizel yakıtın davacı temlik eden ... akaryakıt ticaret anonim şirketi tarafından sağlanması gerekmekte iken işbu haliyle mahkemenin yorumu hem teknik bilirkişi incelemesi gereken bir alanda olmuş olup ayrıca söz konusu yakıt kullanılmadan işbu firmalarla anlaşılabilip anlaşılamayacağı ve bu yorumun uygulanabilir olup olmadığı yine bilirkişi incelemesi muhtaç olduğundan işbu gerekçe esasa ve usule uygun düşmediğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, asgari alım taahhüdüne dayalı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş, bu karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İlk derece mahkemesince 2015/1159 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen davanın kabulüne ilişkin kararın istinafı üzerine dairemizce TTK'nın 22. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu, fahiş olduğu iddiası ile cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez ise de; sözleşmede belirtilen cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek derecede fahiş olduğunun saptanması halinde istisnaen cezai şarttan indirim yapılabileceği ve cezai şarttan indirim yapılırken borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebep olacak şekilde fahiş bir cezai şart kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının saptanması gerektiği nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, ilk derece mahkemesince 2022/191 Esas sayılı dosya üzerinden ilk derece mahkemesince kaldırma kararı sonrası eksiklik giderilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı, taraflar arasında akdedilen 5 yıl süreli akaryakıt bayiilik sözleşmesinin süresi sonunda yenilenmeyerek sona erdiğini, taraflar arasındaki protokolde ön görülen davalı bayiinin ürün alım taahhüdünü sözleşme süresi içinde yerine getirmediğini iddia ederek sözleşmede öngörülen cezai şart alacağının tahsilini istemiş, davalı ise, sözleşmenin süresi sonunda yenilenmeyerek sona erdiğini, cezai şart hükmünün hükümsüz ve geçersiz olduğunu, yıllık olarak kararlaştırılan asgari alım taahhütlerinin yerine getirilememesine karşın ödemelerin hiçbir ihtirazi kayıt konulmaksızın kabul edildiğini, cezai şartın fahiş olup ekonomik mahvına neden olacağından tenkisinin talep edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında alınan mali müşavir, hukukçu ve akaryakıt sektör bilirkişi tarafından düzenlenen kök raporda, “Yapılan İncelemeler neticesinde Davalı ... Şirketi ortaklarından olan ..., ..., ...'ın öz varlık tutarlarının yıllar itibariyle aynı değer olarak ;2011 yılında 184.468,14 TL, 2012 yılında 343.264,55 TL, 2013 yılında 517.469,60 TL + değerde ve pozitif olduğu, 2014 yılında -52.455,91 TL, 2015 yılında -587.745,29 TL - değerde ve negatif bazlı borca batık durumda olduğu, öz varlık tutarlarının Cezai şart bedeli olan 1.770.566,00 USD (5.007.691,82 TL) olan tutarlar dikkate alındığında Davalı Şirketin ve ortaklarının Ekonomik yönden yıkıma ve mahfına sebep olabileceği, tespit edilmiştir. Dairemizin önceki kararında belirtildiği üzere; Somut olayda, davacı dağıtım şirketi ile davalı bayii arasında 15.09.2010 tarihli "Protokol" ve 24.09.2010 tarihli 5 yıl süreli "Akaryakıt Bayiilik Sözleşmesi" akdedildiği, bayiilik sözleşmesinin süresi sonunda yenilenmeyerek sona erdiği, 15.09.2010 tarihli Protokolün 2.maddesinde; "...Bayi söz konusu istasyonda, bayilik sözleşmesinin geçerli olduğu süre için akaryakıt ürünlerinden (kurşunsuz benzin, euro diesel ve motorin) en az 27.000 (yirmi yedi bin) metreküp ...'dan, ...'nın tüm istasyonları için uyguladığı standart koşullar ile satın almayı taahhüt etmiştir. Bu taahhüdün yerine getirilmeyen beher metreküpü için BAYİ ...'ya 100 USD (Yüz Amerikan Doları) ceza ödemeyi kabul eder" şeklinde cezai şartın kararlaştırıldığı, sözleşme süresi boyunca davalı bayiinin alması gereken 27.000 m3 taahhüdünden 17.705,66 m3 eksik alım yaptığı dosya kapsamından sabittir. Önceki kaldırma kararında da isabetli olarak belirtildiği üzere, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın yıllık olarak kararlaştırılmış bir cezai şart olmadığı, aksine tüm sözleşme süresine ilişkin olarak 5 yıllık bir süre için öngörülmüş alım taahhüdü olduğu, bu sürenin -dolayısıyla 5 yıl süreli sözleşmenin- sona ermesinden sonra, davacının davalı bayiinin alım taahhüdünden eksik kalan kısma karşılık muaccel hale gelen cezai şart alacağını talep edebileceğinden ilk derece mahkemesinin bu yöndeki değerlendirmesi yerindedir. Buna ilişkin davalı vekilinin istinaf istemleri yerinde değildir. Bununla birlikte sözleşmede belirtilen cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek derecede fahiş olduğunun saptanması halinde istisnaen cezai şarttan indirim yapılabilecektir. Bu durumda cezai şarttan indirim yapılırken borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebep olacak şekilde fahiş bir cezai şart kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının saptanması gerekmektedir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında bilirkişiler tarafından yapılan incelemede cezai şartın davalı bayinin 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yılına ilişkin kurumlar vergisi ekindeki mali verilere göre şirket öz varlığı üzerinden ekonomik mahvına neden olacağı rapor edilmiştir. Bu durumda davalının durumundaki bir şirket için sözleşmede kararlaştırılan cezai şart oldukça fahiş olup davalının ekonomik mahvına sebebiyet vereceği açık olmasına göre, hakimin yargılamayı en kısa sürede ve en az masrafla sonuçladırması ilkesi (usul ekonomisi ilkesi) gözetildiğinde, bu yöndeki davacı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik mahva neden olacak miktarda bulunduğu anlaşılmakla mahkemece taraflarca belirlenen cezai şartın %50 si oranında indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin davacı ... yönünden yabancılık unsuru taşıdığı ilk derece mahkemesince teminat alınmaksızın ve buna ilişkin yeterli inceleme yapılmaksızın yargılamanın sonuçlandırıldığına dair istinaf sebebi bakımından ise davacı temlik alan ...'ın Lübnan ülkesi vatandaşı olduğu, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden gelen 09.09.2022 tarihli müzekkere cevabında da belirtildiği üzere 23.03.1972 tarihli ve 14137 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi’ne taraf olan iki ülke bakımından sözleşme'nin 17'nci maddesinin birinci fıkrasında; âkit devlet vatandaşlarının birbirlerinin ülkesinde ikame ettikleri veya müdahil olarak katıldıkları davalarda, bu kişilerin yabancı olmaları veya o ülkelerde ikametgâhı veya meskeni bulunmaması sebebiyle her ne ad altında olursa olsun teminat veya depozit istenemeyeceği öngörülmüş, ikinci fıkrasında ise; aynı usulün mahkeme masraflarının karşılanması hususunda da geçerli olduğu bildirilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesi yargılamasında bu yönden herhangi bir usule aykırılık bulunmamaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayr ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 41.897,17 TL harcın, alınması gerekli olan 167.588,68 TL harçtan mahsubu ile bakiye 125.691,51 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024