T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/726
KARAR NO: 2024/1019
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/11/2020
NUMARASI: 2019/718 Esas - 2020/611 Karar
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/07/2024
Taraflar arasındaki Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Dava dışı ... firmasına ait ve Türkiye'den İspanya'ya uluslar arası satışı yapılan emtianın ... nolu emtia nakliyat blok sigorta poliçesi ile sigorta güvencesine alındığını, sigorta poliçesinin 11.04.208-11.04.2019 dönemini kapsayan abonman sigorta sözleşmesine dayandığını, emtia taşımasının davalı yanca üstlenildiğini, sürücünün 14.10.2018 tarihinde aracı barselona'da sokakta hiçbir tedbir almadan park ettiği bir sırada 39 koli emtianın hırsızlık suretiyle zayi edildiğini, davacının sigortalısına 05.12.2018 tarihinde bu olayda meydana gelen zarar için 67.589,68 TL tazminat ödemesi yaptığı, CMR hükümleri gereği sorumlu olan davalının tazminatı ödemesi gerektiği iddiaları ile 05.12.2018 ödeme tarihinden itibaren 67.589,68 TL asıl tazminat miktarına uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte davalının ödemesine karar verilmesi dava ve talep edilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davanın dava dışı sorumluluk sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'ne, sigorta aracısı ... Sigorta Aracılık firmasına, fiili taşıyıcı ... Nakliyat firmasına ihnarını talep etmiş, hırsızlık polis kaydının 14.10.2018 tarihli olduğu, kısmi teslimin de 15.10.2018 tarihli olduğu, zarar tarihi itibarı ile TTK m.855/3 ile düzenlenen 3 aylık ihbar süresinin 14.01.2019 tarihinde dolduğu, sigortacı ödemesine göre de 05.03.2019 tarihinde dolduğu gözetilerek davanın zamanaşımından reddi gerektiği, TTK m.889 gereği zarar ihbarının süresinde olmadığı, dava hakkının düştüğü, Fiili ve gerçek taşıyıcının dava dışı ... firması olduğu, husumete itiraz edildiği, davalının herhangi bir kusuruna dayanmayan olayda davanın reddi gerektiği, sorumluluk kararı verilecek olursa, birim bürüt zayi kg başına 8,33 SDR sınırlı sorumluluk uygulaması ile tazminat tayin edilebileceği, hususları ileri sürülerek, davanın reddini talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..davacı sigorta şirketi tarafından 11.04.2018-11.04.2019 vadeli ... no lu nakliyat emtia blok sigorta poliçesi kapsamında dava dışı ... Tekstil firması için sigorta teminatı sağladığı, sigortalanan emtianın Türkiye'den Barseleno'ya taşınması hususunda davalı şirket ile taşıma sözleşmesi düzenlendiği, davalı şirketin akdi taşıyıcı konumunda olduğu, somut olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacağı ve CMR Konvansiyonunun 17/1 maddesine göre;"Taşımacı yükü teslim aldığı andan, teslim edilinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasarlardan sorumludur." düzenlemesi gereğince davalı şirketin sorumluluğunun bulunduğu, davalı şirkete taşınması hususunda 175 koli emtianın teslim edildiği, varma yerinde alıcısına 39 kolinin eksik teslim edildiği, taşıma sürecinde meydana gelen kısmi zayi zararlarından davalı şirketin sorumlu olacağı, dosya kapsamında bulunan hırsızlık tutanaklarından davalının adam yardımcısı konumunda olan ve CMR 3. Maddesi gereğince kusurlarından sorumlu olduğu şoförün pervasızca parklanmasından dolayı zayi olduğu, hırsızlık tutanaklarının CMR 32. Maddesi gereğince yazılı hasar bildirimi hükmünde olduğu davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına 67.589,68 TL ödemede bulunduğu, dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre hesaplanan zarar miktarının davacı ödemesinden daha düşük olduğu, bu nedenle davacı tarafından yapılan ödemenin tamamının davalıya rücu edilebileceği, davalı taraf sınırlı sorumluluk ilkesinin uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunmuşsa da taşıma sürecinde güvenliksiz otopark veya yol kenarı molalarından davalının CMR 29. Maddesi kapsamında "zarar meydana gelme bilinci" içinde hasara sebep olunduğu anlaşıldığından, davalının sorumluluğunu sınırlandıran ya da kaldıran hükümlerden yararlanması imkanı bulunmadığından tam tazminat ödemesi yapması gerektiği kanaatine varılmış, davacı taraf ödeme tarihinden itibaren faiz talep etmişse de CMR 27/1 maddesine göre tazminat ödemesi rücu için temerrüt ihtarnamesi bulunmadığından dava tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi gerektiği kabul edilerek davanın kabulü ile; 67.589,68 TL maddi (rücuen) tazminatın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zaman aşımına ilişkin tespitin hatalı olduğunu, Mahkeme ilamında her ne kadar TTK md.855/3 hükmünün somut olayda uygulama alnının bulunmadığı belirtilmişse de bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, TTK md.855/3 hükmü uyarınca ödeme tarihi 5/12/2018 olup, buna göre, sigortanın dava açması için süre 5/3/2019 da sona erdiğini, yani davanın 3 aylık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, buna göre, dava ve arabuluculuk müracaatının hak düşürücü süre içerisinde yapılmamış olup, davanın T.T.K. 855 kapsamında öncelikle usulden reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Mahkeme ilamı uyarınca hırsızlık tutanaklarının yazılı hasar bildirimi niteliğinde olduğu ve ayrıca yazılı hasar bildiriminin gerekmediğinin belirtildiğini, ancak bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkil fiili taşıyıcı olmadığından sorumluluğunun bulunmadığını, Mahkeme ilamında, davalı şirketin akdi taşıyıcı konumunda bulunduğundan, meydana gelen zarardan sorumlu olduğu kanaatine varıldığını, ancak belirtmek gerekir ki dava konusu edilen hırsızlık iddiasının sözkonusu olduğu taşıma aracı tırın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin sadece aracılık hizmeti yapan bir şirket olduğunu, Mahkeme hükmüne esas alınan bilirkişi raporunda, ekspertiz raporu doğrultusunda zararın 11.232,00 EURO olarak hesaplandığı belirtilerek rücu edilmesi gereken tutarın bu olduğu sonucuna varıldığını, raporda aynı zamanda sınırlı sorumluluk ilkesinin uygulandığı bir durumda zararın 43.752,03 TL olacağının belirtildiğini, ancak bilirkişi tarafından somut olayda sınırlı sorumluluk ilkelerinin uygulanması gerektiği belirtilmeyerek varsayımsal olarak böyle bir durumun olması durumuna karşı hesaplama yapıldığını, böyle bir ifade somut olayda sınırlı sorumluluk ilkelerinin uygulanmayacağı gibi bir anlam oluşmasına sebebiyet verdiğini, bu sebeple raporda yalnızca sınırlı sorumluluk ilkeleri doğrultusunda yapılan hesaplamanın belirtilmesi yeterli olacağını, somut olayda sınırlı sorumluluk ilkelerinin uygulanmasını engelleyecek herhangi bir hal bulunmadığını, bilirkişi tarafından da böyle bir durumun belirtilmediğini, hal böyleyken ve işbu bilirkişi raporu hükme esas alınmış olmasına rağmen sınırlı sorumluluk ilkesinin göz ardı edilerek davacının talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olup bozmayı gerektirdiğini, açıklanan nedenlerle İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/718 Esas. 2020/611 K. ve 24/11/2020 tarihli hükmünün istinaf talepleri doğrultusunda kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; ''Nakliyat Emtia Blok Sigorta Poliçesi" kapsamında ödenen hasar bedelinin, akdi taşıyıcı olan davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş,karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. İstinafa konu uyuşmalık temelde; zamanaşımı süresinin geçip geçmediği, hasar ihbarının yapılıp yapılmadığı, akdi taşıyıcı olan davalının hasardan sorumlu olup olmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı noktalarındadır. Dosyada sunulu 06.10.2018 tarihli ... nolu taşıma senedi, gönderici ... Tic A.Ş. tarafından ... Firmasına gönderilen 175 koli emtianın tayınmasına; aynı tarihli numara bulunmayan CMR belgesi ise gönderici davalı şirket tarafından ... firmasına gönderilen 429 koli emtianın İstanbul'dan İspanya/Barcelona'ya karayoluyla taşınmasına ilişkin olarak düzenlenmiş olup, CMR belgesinde 175 rakamının çizilerek 136 olarak değiştirilmek suretiyle 390 kolinin boşaltıldığı yazılıdır. Taşımaya konu ihracata ilişkin satıcı tarafından, alıcıya düzenlenen faturalarda teslim şekli DAP-İspanya olarak belirtilmiş olup, bu durumda mal teslim edilinceye kadar risk sigortalı satıcıya ait olduğundan, sigortalı satıcının mal üzerinde sigortalanabilir menfaati olduğu açıktır. Davacı sigorta şirketi de oluşan hasara ilişkin olarak sigortalısına ödeme yapmış olup, bu durumda davacının aktif husumet ehliyetinin olduğunun kabulü gerekir. Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı ... Tekstil A.Ş.nin bağlı şirketi olarak ... San ve Tic A.Ş. Lehine1.04.2018-11.04.2019 tarihlerini kapsar nakliyat emtia blok sigorta poliçesi düzenlenmiş olup, "İşbu blok abonman sözleşmeye ilişkin özel şartlar ve diğer notlar sözleşmenin ayrılmaz parçası olarak poliçe beraberinde ek olarak poliçe...düzenlenmiştir." ibaresi mevcut olduğundan, anılan poliçenin abonman poliçeye istinaden düzenlendiği , poliçe ana abonman poliçesine bağlı spesifik bir poliçe olduğu, hasar ihbarında bulunulması üzerine ekspertiz raporu alınarak tespit edilen hasar bedeli 67.589,68 TL'nin 05.12.2018 tarihinde sigortalısına ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, taşımaya konu 175 kolinin alıcısına eksik teslim edildiğinden bahisle sigortalısına ödediği zarar bedelinin rücuen davalıdan tahsili istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı zamanaşımı süresinin dolduğu, ihbarın süresinde yapılmadığı , sınırlı sorumluluk ilkesi gereği sorumlu olduğu savunmalarının yanı sıra husumet itirazında bulunmuştur.Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472. maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Eldeki uyuşmazlıkta davacının TTK 1472 maddesi kapsamında halefiyet kuralı gereği rücu imkanı bulunmaktadır.Davaya konu taşıma Türkiye-İspanya arasında gerçekleştiğinden somut uyuşmazlığın CMR konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Bu durumda, işbu davada ileri sürülen zamanaşımı def’inin karşılanmasında dava dışı sigortalı ile davalı taşımacı arasındaki taşıma ilişkisi bakımından uygulanması gereken sözü geçen uluslararası sözleşmenin (CMR) 32. maddesi hükmünün nazara alınması gerektiğinde kuşku yoktur.CMR'nin 32/1. Maddesine göre, CMR Konvansiyonu gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Dava açma süresi kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde, işlemeye başlar. Maddenin 2. fıkrasına göre ise, yazılı bir istemin, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteleyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda davalı taşıyıcı tarafından dava dışı sigortalının İspanya'ya satmış olduğu erkek pantolon emtiasının İspanya ülkesine taşınması işinin üstlenildiği, 39 adet kolinin İspanya'da hırsızlandığı anlaşılmaktadır. Dosyaya toplanan delillerden meydana gelen hasarın CMR 32/1 maddesinin 2. cümlesinde "Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır" şeklindeki düzenleme kapsamında kaldığına dair bir veri mevcut değildir. Ekspertiz raporuna göre Barcelona'da 14.10.2018 tarihinde mührün kırılarak emtianın bir kısmının çalındığı, aracın park edildiği bölgenin güvenli bir yer olmadığı değerlendirilmesi ve davacı tarafça hasarın taşıyanın bilerek kötü hareketinden kaynaklandığının iddia ve ispat edilmemesi karşısında yargılama konusu olaya uygulanacak zamanaşımı süresi CMR 32. Maddesi gereği 1 yıldır. Zamanaşımının başlangıç tarihi ise taşımaya konu emtianın alıcıya teslim edildiği 15.10.2018 tarihidir. Bu durumda zamanaşımı süresi 15.10.2019 tarihinde sona erecek olup, 04.10.2019 tarihinde açılan dava süresindedir. Davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. CMR 'nın 30.maddesinde "Alıcı, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden, veya zarar ve ziyan hasarın açıkca görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkca görülmediği
hallerde teslimden yedi gün içinde (pazar günleri ve resmi tatiller hariç) durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse, bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde aldığına kanıt oluşturur. Açıkca gözükmeyen zarar ve ziyan veya hasarlarda bildirme yazılı olarak yapılacaktır” düzenlemesi mevcut olup, CMR belgesinde 175 rakamının çizilerek 136 olarak değiştirilmek suretiyle 390 kolinin boşaltıldığının yazılı olması karşısında ziya ve hasarın ayrıca bildirimine gerek yoktur. Kaldı ki davalı taşıyana uygun şekilde bildirim yapılmamış olması dava hakkını ortadan kaldırmayacak olup, yalnızca ispat külfetinin yer değiştirmesine neden olacak ise de dosya kapsamına göre taşımaya konu emtianın bir kısmının çalındığı anlaşılmakla davalı tarafın aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. CMR 17/1. maddesine göre taşımacı, yükü teslim aldığı andan teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2. madde, "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." şeklindedir. 17/3. maddede de; taşımacının, taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve ihmallerinden dolayı sorumlu olduğu ifade edilmiştir. Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. CMR 3.maddesi hükmü özel bir sorumluluk maddesi olup, sorumluluktan kurtulma imkanı düzenlenmemiştir. CMR' nin uygulanması bakımından taşıyıcı , çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden sanki bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacaktır. Taşıyıcı kendisi tam kusursuz olsa bile kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin kusuru ne ölçüde ise aynı ölçüde kusuru varmış gibi sorumludur. CMR Konvansiyonu hükümlerine göre taşıyıcı malların kısmen veya tamamen kaybından veya hasarından veya gecikmesinden sorumludur. Bu sorumluluk kural olarak tam tazmin esasına değil, taşıyıcıya teslim edilen değerin iadesine yöneliktir. CMR Konvansiyonu'nda sorumluluk kapsamı, esas itibariyle 23-28. maddelerde düzenlenmiştir. Ancak, 23.5 ve 29. maddelerinde açıklanan haller, sınırlı sorumluluk kuralının istisnasını oluşturmaktadır. CMR 29. maddesi hükmüne göre, ağır kusurun varlığı halinde taşıyıcı, bu konvansiyonun taşıyıcının sorumluluğunu kaldıran, sınırlayan veya ispat yükünü diğer tarafa yükleyen hükümlerinden yararlanamayacaktır. Bu halde, taşıyıcı tüm zararlardan sorumlu olacaktır.Uluslararası taşımalarda hırsızlık olayı her an beklenebilir bir vakıadır. Özellikle tekstil ürünlerine ilişkin taşımalarda yüklerin hafif ve taşınabilir olması nedeniyle, hırsızlık ve gasp riski yoğun olarak bulunmaktadır. Bu durumda taşımacının söz konusu riskleri bertaraf etmek için gerekli önlemleri alması gerekir. Bu kapsamda TTK.nun 20.maddesi uyarınca basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken dikkat ve özeni yerine getirmediği taktirde taşıyıcı, kusurlu sayılacaktır. Taşıyıcının, genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlaması yeterli değildir. Ziya ve hasara neden olan olayın doğumunda kusurlu olmadığını da kanıtlaması gerekecektir. Her somut olayın özelliğine göre değişmekle birlikte taşıyıcının, taşımayı yapan aracın etrafı çevrili, güvenlik kamerası ile izlenen ve giriş ve çıkışların kontrol edildiği bir alana park edildiğini, böyle bir imkan yok ise olası hırsızlık ve gasp olaylarının önlenmesi için tedbir alındığını ispatlaması gerekir. Somut olayda emtianın bulunduğu aracın Barcelona'da bulunan sokağa park edilerek bırakılması sırada hırsızlığın gerçekleşmesine göre taşıyıcının yükün güvenliğini sağlayacak tedbirleri almadığı, sürücünün aracın başından ayrılmayarak durum ve şartlara göre çalınma ihtimaline karşı önlem alması gerekirken bu gereği yerine getirmediği, taşıyıcının özen yükümlülüğünü ihlal etmesi sonucu hırsızlığın ve zararın meydana geldiği anlaşıldığından akdi taşıyıcı olan davalının sorumlu olduğunun ve zararın ortaya çıkma ihtimalini öngörülmesine rağmen aracın park edilmesi nedeniyle pervasız hareket sayılan eylemler sonucu davalının CMR'nin 29.maddesi uyarınca sınırlı sorumluluktan yararlanma olanağı bulunmadığının kabulü gerekir. Bu nedenle davalı taşıyıcı eksik teslim nedeniyle oluşan zarardan sorumludur. Dolayısıyla bu hususu dikkate alan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu gözetilerek mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmayıp, davalının aksi yönde ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.555,00 TL harcın, alınması gerekli olan 4.617,05 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.062,05 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 04/07/2024