T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/628
KARAR NO: 2024/1078
KARAR TARİHİ: 11/07/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/11/2020
NUMARASI: 2015/730 Esas - 2020/551 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... ile davalı ... arasında, 27.12.2013 tarihinde ... Epilasyon cihazının satışı ile ilgili menkul mal satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede belirtilen satış bedelinin 52.000 TL olduğunu, ödemenin 8.000 TL‘lik kısmının sözleşmenin imzalandığı gün peşin olarak ödendiğini ve geri kalanının taksitler halinde ödenmesi için senede bağlandığı,müvekkilinin ödemelerini aksatmadan yerine getirdiğini, satışı yapılan cihazın arızalandığını ve davacıya iade edildiğini, cihazın tekrar arızalandığını ve arızasının aylarca giderilmediğini, cihazın hali hazırda davalı tarafta bulunduğunu ve davalı tarafın bu durumu 02.02.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile kabul ettiğini, cihazın arızasının giderilememesi dolayısıyla Ankara ...Noterliğinin 15.01.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalı tarafa gönderildiğini ve ayıplı mal olan cihazın iade edilmiş olması dolayısıyla müvekkile ödenen ücretin iadesinin talep edildiğini, davalı tarafından gönderilen Bakırköy ... Noterliğinin 02.02.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile söz konusu cihazın sağlam bir şekilde çalıştığının iddia edildiğini, davacı tarafından gönderilen Ankara ... Noterliğinin 16.02.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile yapılan ödemelerin iadenin talep edildiğini, davalı tarafın davacı tarafı ofis telefonundan arayarak ödenen paranın iade edileceğini taahhüt ettiğini, bir süre sonra davalı tarafın elindeki 20.06.2014 – 20.07.2014 - 20.08.2014 – 20.09.2014 – 20.10.2014 – 20.11.2014 – 20.12.2014 ve 20.01.2015 tarihli senetleri İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı dosyası ile icra takibine olduğunu, davacı tarafın üzerine düşüne yükümlülüklerini yerine getirdiği ve ödemeleri yaptığı ancak davalı taraf arızalanan cihazın tamirini yapmadığını ve sözleşmeye aykırı davrandığını,davacı tarafın icra takibine konu olan senetlerin bedelsiz olduğunu, bu nedenle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2015-7674 muhabere evrakı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı tarafın haksız durum dolayısıyla maddi ve manevi zarara uğradığını ve davalı tarafa ödemiş olduğu 28.800 TL ‘nin iadesinin talep edildiğini, sözleşme konusu cihazın arızalı olması dolayısıyla müvekkilinin birçok müşterisi ( ... – 3.000 TL, ... -2.000 TL, ... – 5.000 TL ) cihazdan zarar gördüğünü ve oluşan bu zararların ( toplam 10.000 TL ) müvekkil tarafından tazmin edildiğini ve bu bedelin davacı tarafa verilmesini talep ettiğini iddia ederek, huzurda açılan menfi tespit davasının kabulü, davacının senetler kapsamında davalıya borçlu olmadığı, davalı tarafa ödenmiş olan 28.800,00 TL’nin iadesi, sözleşme konusu cihazın üçüncü kişilere vermiş olduğu zarar dolayısıyla 10.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafta bırakılması hususlarında karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olan davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı vekili müvekkilinin 27.12.2013 tarihli sözleşmede belirtilen tüm edimleri yerine getirdiğini ve davacı tarafın sözleşme gereği ödemesi gereken bedeli ödemediğini, satım konusu olan cihazın arızalı olduğu iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, cihazın sözleşme gereği davacıya hasarsız ve çalışır bir şekilde teslim edildiğini, cihaz ile ilgili, davacı tarafından 3 defa arıza şikâyetinde bulunulduğunu, müşteri memnuniyeti sağlamak amacıyla 3 defa yenisi ile değiştirildiğini ve son arıza sonrası yapılan tüm kontrol ve denetimler neticesinde cihazda herhangi bir arızanın olmadığının tespit edildiğini ve bu durumun davacıya bildirildiğini davacının amacının haksız ve soyut arıza iddiası ile ürünü iade ederek ödediği bedeli iade almak olduğunu, davacı tarafın üründeki arıza ile ilgili herhangi bir delil sunamadığını, söz konusu ürünün arızalı olmadığı ve müşteri memnuniyeti nedeniyle yenisiyle değiştirildiğini ve bu durum ile ilgili tanık beyanları olduğunu, 02.02.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile yukarıdaki hususların bildirildiğini ve davacı tarafın cihazı teslim alabileceğini, davacı tarafın sözleşme gereği ödemesi gereken bedeli tam olarak ödemediğini ve bu nedenle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile icra takibinin başlatıldığını, davacı tarafından icra takibine yapılan itirazın mahkemece reddedildiğini, sözleşme gereği sözleşmenin tek taraflı feshinin söz konusu olmadığını, davacının sözleşmeye aykırı herhangi bir hareketinin olmadığını ve bu nedenle davacı tarafın sözleşmeden dönme veya fesih hakkının bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "taraflar arasındaki 27/12/2013 tarihli sözleşme kapsamında davacıya satılan epilasyon cihazının sözleşmenin 6.3. maddesi uyarınca 24 ay davalı garantisi altında olduğu, davacı yanın vekili marifetiyle 15/01/2015 tarihinde çektiği Ankara .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile arızalı olan cihazın yenisinin uzun süre gönderilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini bildirerek ödenen meblağın taraflarına iade edilmesini talep ettiği, davalı yanın vekili marifetiyle cevaben keşide ettiği 02/02/2015 tarihli Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cihazın hasarsız ve çalışır şekilde teslim edildiğini ancak davacı yanın arızalı olduğunu iddia etmesi nedeniyle müşteri memnuniyeti gözetilerek cihazın üç defa yenisi ile değiştirildiğini, üründe bir arıza olmadığını, davacı taleplerinin haksız olduğunu ve ödenmeyen bedeller yönünden temerrüde düşüldüğünü beyan ederek ellerinde bulunan cihazın teslim alınmasını davacıdan talep ettiği anlaşılmakla davalı yanın cevabi ihtarnamesi içeriğinden davacı yanca cihazdaki ayıpların TBK'nun 223. maddesine uygun olarak taraflarına bildirildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında davaya konu cihaz üzerinde fiziken bilirkişi incelemesi yapılamamış olup, cihaz üzerinde seri numarası vb. ayırt edici unsurlar yer almadığından yapılacak incelemede söz konusu cihazın davaya konu cihaz olup olmadığının tespit edilemeyeceğinden bu nedenle incelemenin yalnızca tarafların karşılıklı ihtarnameleri ve dava dosyasındaki beyanları üzerinden yapılabildiği, aşamalarda davalı yanca cihazın üç kere yenisi ile değiştirildiği beyan edilmiş ise de cihazın ayıpsız olmasına rağmen üç defa yenisi ile değiştirilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, basiretli bir tacirin kendi menfaat ve ticari çıkarlarını da gözeterek müşteri taleplerini karşılamasının gerektiği, yalnızca müşteri memnuniyeti nazara alınarak cihaz değişimi yapılamayacağından davalı tarafça beyan edilen değişimlerin ancak sözleşmenin 6.3. maddesi gereğince 36 saat içinde giderilemeyen arızalar nedeniyle yeni cihaz verilmesi olarak kabulünün mümkün olduğu, bu hususun aksini ispat eden servis kayıtları da dosya kapsamına sunulmadığından mahkememizce cihazın ayıplı olması nedeniyle davalı yanın değişim yaptığı kanaatine varıldığı, dava dosyasına yansıyan beyanları nedeniyle ispat yükünü kendisine çeviren davalı yanın cihazda ayıp bulunmadığını ispatla mükellef olduğu, ancak yasal mevzuat gereğince tutulması gereken servis kayıtlarının tutulmamış olması ve cihazın diğer cihazlardan ayırt edilmesine olanak sağlayan seri no vb. bulunmadığından inceleme yapılamaması nedeniyle cihazın ayıpsız olduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle davacı tarafın 15/01/2015 tarihli feshinin haklı fesih olması sebebiyle davacı yanın TBK'nun 227. maddesindeki seçimlik hakları kullanabileceği, talep sonucunda sözleşme gereğince ödenen bedelin iadesi talep edilmekle TBK'nun 227/1-1'deki "Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme" şeklindeki seçimlik hakkın davacı yanca tercih olunduğu, cihazın davalı uhdesinde bulunduğu davalı ikrarı ile sabit olduğundan davacı tarafça yapılan 28.800 TL'lik ödemenin malın ayıpsız olduğunu ve ayıpsız olarak teslime hazır ettiğini ispatlayamayan davalı tarafça iadesinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla,1-Menfi tespit ve tazminat talepleri hakkındaki davanın HMK'nun 150/5. maddesi gereğince 29/09/2017 tarihi itibarıyla açılmamış sayılmasına, istirdada ilişkin davanın kabulü ile, 28.800 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının istirdat talebiyle açtığı davanın dava şartlarına haiz olmadığından ve davacının iddia ve talepleri haksız ve mesnetsiz olduğunu, istirdat davasının hangi şartlarda açılabileceği İİK 72. maddesinde düzenlenmiş olup huzurdaki davanın, kanunda düzenlenen şartlara haiz olmadığını, davalı tarafından 25.02.2015 tarihinde davacı aleyhine icra takibi başlatılmış olup, davacı tarafından davalıya yapılan son ödeme tarihinin ise 20.05.2014 olduğunu, belirtilen tarihlerden de görüleceği üzere; davacı tarafın istirdadını istediği bedelin icra takibi başlatılmasından önce davalıya ödendiğini, icra takibi başladıktan sonra ise davacı tarafından davalıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, dolayısıyla işbu dava konusu istirdada konu senetlerin, davacıya karşı başlattığımız icra takibinin dayanağı olan senetler değil, davacının takip öncesi davalıya ödediği senetler olduğunu, söz konusu miktar icra tehdidi altında ödenmediğinden, davacı taraf bu bedeli icra takibinden önce ve kendi iradesiyle ödediğinden; bu bedel için istirdat davası açılmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla mahkemece davacıya kesin süre verilerek dava konusu taleplerini nitelendirmesi ve açıklattırması, aksi halde davayı usulden reddetmesi gerektiğini, davacının taraflar arasında, 27.12.2013 tarihinde, 52.000,00 TL mukabilinde ... markalı cihazın satışı hususunda sözleşme imzalandığını, davalının, sözleşme gereği cihazı davacıya hasarsız ve çalışır bir şekilde teslim ettiğini, sözleşmenin 8. bölümünün 4. maddesi uyarınca taraflardan birinin sözleşmeye aykırı hareketi bulunmadığı sürece diğer tarafın sözleşmeden dönme veya fesih hakkı bulunmadığını, sözleşmenin bu maddesi gereği, davalı şirket tarafından müşteri memnuniyeti kapsamında davacının cihazı yenisi ile değiştirilmiş olup buna istinaden yapılan değişimlerin cihazın ayıplı olduğunu gösterdiğine ilişkin yerel mahkeme değerlendirmesi tamamen varsayıma dayalı olduğunu, bir an için malın ayıplı olduğu düşünülse dahi; TTK. 23. md gereğince tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, servis kaydı açılmamasının nedeninin, söz konusu cihazlarda herhangi bir arıza bulunup bulunmadığı dahi araştırılmaksızın, müşteri memnuniyeti sağlanması amacıyla, cihazın yenisi ile değiştirilmiş olması olup zira davalı tarafından satılmış olan üründe herhangi bir arıza bulunmamakta olup davacının da ürünün arızalı olduğuna dair herhangi bir delil sunamadığını, sadece soyut olarak üründe arıza olduğunu iddia ettiğini, bilirkişi heyetince herhangi bir şekilde yerinde inceleme yapılmamış, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler üzerinden inceleme yapılarak rapor oluşturulduğunu, söz konusu bu tespit tamamen varsayıma dayalı olup, fiili durumun raporda belirtilen şekilde olup olmadığı da ancak yapılacak yerinde inceleme neticesinde anlaşılabilecek bir durum olduğunu, mahkemece, davacının menfi tespit ve tazminat talebinin 29/09/2017 tarihi itibariyle her iki talep yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması nedeniyle, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacının ödemelerini aksatmadan yerine getirdiğini, cihazdaki gizli ayıbın ortaya çıkmasına ve müşterileri tarafından uyarılmasına kadar tüm senetleri ödediğini, en son cihazın yenisinin davacıya gönderilmesi, uzun süre beklenilmesine rağmen gerçekleştirilmemiş olup, cihazın halen davalı tarafta bulunduğunu, borçlu, alacaklı tarafından bir takip yapılmadan önce menfi tespit davası açabileceği gibi, takipten sonra da açabileceğini, sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulduğunu ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebileceğini, taraflar arasındaki sözleşmeden keyfi şekilde dönülmemiş olup, davacının müşterilerinin cihazın ayıplı olması, buna bağlı olarak müşterilerin zarar görmesi nedeniyle ve müşterilerin ödemiş oldukları ücretlerin geri iadesini istemiş olması nedeniyle davacının maddi-manevi zarara uğradığını, bu olaylar sonucu sözleşmeden sözleşmeden dönme zorunluluğunu ortaya çıktığını, haklı davan için taraflarınca yeniden dava açılacağını ve gerek borçlu olmadığından hüküm altına alınmasını gerekse de davacının müşterilerinin cihazın ayıbından dolayı görmüş oldukları zarar ve buna bağlı olarak davacıdan ücret iadeleri almaları nedeniyle; uğranılan zarara karşılık maddi ve manevi tazminat talep edilebileceğini istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan emtia nedeniyle sözleşmeden dönme hakkının kullanılması ile ödenen bedelin iadesi istemli alacak davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın istirdat davası olup olmadığı, istirdat davasının şartlarını taşıyıp taşımadığı, sözleşmeye konu ürünün ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı noktasındadır. Davacı şirket, davalıdan 27/12/2013 tarihli sözleşme 52.000,00 TL karşılığında ... Cihaz markalı ürünü satın almıştır. Davacı tarafından, davalı muhatabına çekilen Ankara ... Noterliğinin 15/01/2015 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, ayıp nedeniyle sözleşmeden dönüldüğü ve o tarihe kadar ödenen ürün bedelinin iade edilmesi ihbar ve ihtar edilmiştir. Davacı tarafça, satılanın ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönülerek ürün bedelinin iadesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, diğer savunmalarına ek olarak eldeki davanın istirdat davası olduğu ve bu davanın şartlarını taşımadığı savunulmuştur. Bir davada olayları açıklamak, maddi vakıaları ileri sürüp kanıtlamak taraflara, hukuki nitelendirme ve uygulanacak kanun hükümlerini belirleme ise hakime aittir. Mahkeme tarafların hukuki nitelendirmeleriyle bağlı değildir. Bu kapsamda, davacının ayıp iddiasına dayanması ve sözleşmeden dönmesi nedeniyle eldeki dava TBK'nın 227/1. Maddesine dayalı bedel iadesi davasıdır. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Davalı tarafça, davacı muhatabına gönderilen Bakırköy ... Noterliğinin 02/02/2015 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, ürünün arızalı olduğunun iddia edilmesi üzerine müşteri memnuniyeti gözetilerek 3 kez yenisiyle değiştirildiği, tekrar yapılan arıza bildirimi üzerine yapılan kontrollerde arıza tespit edilemediği, bu nedenle ürünün teslim alınması ihtar edilmiştir. Davacı tarafından davalı muhatabına gönderilen cevabi ihtarnamede ise, ürünün birçok kez arızalandığı ancak yeni ürün gönderilmediği, ödenen bedelin iade edilmesi hususları ihtar edilmiştir. Davalı taraf, ürünün daha önce 3 kez değiştirildiğini ileri sürmüş ancak bu husus davacı tarafça gerek ihtarnamelerinde ve gerekse yargılama aşamalarında kabul edilmemiştir. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). Davalı, ürünün 3 kez değiştirildiğini iddia etmiş ise de, buna ilişkin herhangi bir servis kaydı veya teslim belgesi sunulmamıştır. Bu haliyle davalı taraça ürünün değiştirildiği iddiası ispatlanabilmiş değildir. Ancak, davalının beyanlarından ürünün arıza şikayeti ile kendisine geldiği ve kontrol ve denetimlere tabi tutulduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davaya konu ürünle ilgili olarak ayıp ihbarının yapıldığının kabulü gerekir. Davalı tarafça, bilirkişi heyetince cihaz üzerinde inceleme yapılmadığı ve ayıbın ortaya konmadığı ileri sürülmüş ise de, bilirkişi tarafından bu husus cihazın uzun süredir davacıda olması aynı zamanda test ve kontrol işlemlerinin IPL uygulaması ve benzeri bir çalışma yapıp test etmek mümkün olmayacağı şeklinde açıklanmıştır. Bunun yanı sıra davalı cihazın kontrol ve denetimlere tabi tutulduğunu savunmasına karşın buna ilişkin bir kayıt dosyaya sunmamıştır. Dolayısıyla dava konusu ürünün davalıya arıza şikayeti ile davalıya teslim edildiği an itibariyle inceleme yapılabilecek kayıt bulunmadığından bilirkişi heyetinin cihaz üzerinde inceleme yapmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Dava konusu ürün daha önce birkaç kez davalıya arıza şikayeti ile gelmiş iken tekrar arıza şikayeti ile davalıya geldiğine göre üründeki önceki arızanın giderilemediği anlaşılmaktadır. Buna göre davacıdan sürekli arızalanan ve davalıya gönderilen ürünü kullanması beklenemeyeceğinden TBK'nın 227/1. Maddesindeki seçimlik haklardan sözleşmeden dönme ve bedel iadesi hakkının kullanılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın kabulü ile 28.800,00 TL'nin davacıya iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı, açılmamış sayılmasına karar verilen menfi tespit ve tazminat davaları bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu talepler bakımından hiç harç yatırılmamış olup Harçlar Kanunun 16/3 maddesi gereğince bu talepler yönünden dava dilekçesinin işleme konulmaması gerektiğinden davalının söz konusu iddiası yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 491,83 TL harcın, alınması gerekli olan 1.967,33 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.475,5 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024