T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1302
KARAR NO: 2023/828
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/04/2019
NUMARASI: 2015/576 Esas - 2019/465 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/09/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket hakkında 01/11/2011 tarihli fatura bedelinin ödenmemiş olması nedeniyle İstanbu Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, borçlu vekilinin icra takibini itiraz ederek durdurduğunu açıklanan nedenlerle davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nun 119. Maddesine aykırı olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, davacı tarafın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119 ve 194. Maddeleri gereğince somutlaştırma yükü şartını yerine getirmediklerini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, davanın mal satımı nedeniyle faturaya dayalı olduğu ileri sürülen alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu, davacının malı teslim ettiğine ilişkin iddiası ile ilgili fatura sunmuş ise de, irsaliyede teslim alan yetkili ve çalışan müvekkili şirket imzasının bulunmadığını ve faturanında açık fatura olarak düzenlendiğinin açıklanan nedenlerle davanın reddine, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde, taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davalının kayıtlı olduğu Sarıgazi Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta davalının ilgili fatura dönemi olan 2011 yılı BA formalarının incelenmesinde, davacı tarafından tanzim edilen dava konusu 16.409,14-TL(KDV dahil) bedelli faturanın davalı tarafından vergi dairesine bildirilmiş olduğu ve bu durumun yerleşik hale gelmiş Yargıtay İçtihatlarında da belirtildiği üzere (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/19496 E., 2018/4565 K. Sayılı 27/09/2018 tarihli kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/5093 E., 2018/2596 K. Sayılı 09/05/2018 tarihli kararı), fatura konusu malın davalı tarafa teslimine karine teşkil edeceği, davalı tarafın bu karineyi çürütecek herhangi bir delil sunmadığı ve defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde, davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 16.409,14-TL alacaklı olduğu sonucuna varılmış, 16.409,14-TL'lik kısım yönünden davanın kısmen kabulüne, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir delil sunulmamış olması nedeniyle işlemiş faiz talebinin reddine, takip talebindeki faiz oranının yerinde olduğu anlaşıldığından takibin aynen devamına karar verilmiş, davalının takibe yapmış olduğu itirazın haksız olduğu anlaşıldığından ve alacak likit olduğundan, davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayda mal satımı nedeniyle faturaya dayalı olduğu ileri sürülen alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi mevcut olduğunu, davacının malı teslim ettiğine ilişkin iddiasıyla ilgili fatura / irsaliye sunmuş ise de irsaliyede teslim alan yetkili ve çalışanın müvekkili şirket imzası bulunmadığı ve faturanın da açık fatura olarak düzenlendiğini, ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunu, davacının davalıya mal teslim ettiğini usulüne uygun delil ile kanıtlaması gerektiğini, dosyaya sunulan belge örneklerinde bulunan teslim imzalarının şirket yetkili / çalışanlarına ait olmadığını, birtakım e-posta yazışmalarından hareket eden bilirkişi malların teslim edilip edilmediği tartışmalı iken borcun mevcut bulunduğu sonucuna varıldığını ve mahkemenin bu raporu karara dayanak olarak ele almadığını, davacının tacir ve alacağın dayanağı olayın ticari iş niteliğinde olması sebebiyle yazılı belge ile ispatla yükümlü olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi veya SGK’lı çalışanına ait teslim imzalarının mevcut olmadığını, itiraza uğrayan ve kabul etmedikleri bilirkişi raporunda dahi alacağın takip talebindeki kadar olmadığının saptandığını, somut olayda fatura, irsaliye, kargo vb teslim makbuzları ile birlikte ancak bu formların tamamlayıcı delil olarak kabulünün mümkün olabileceğini, malları teslim alan kişinin müvekkili şirkette çalışmadığının ...’den gelen cevapta mevcut olduğunu, davacı tarafın sunduğu Yargıtay kararının tam olarak somut olayla örtüşmediğini, sisteme işlenen verilerin diğer belge ve bilgilerle teyit edilmediğinin bilindiğini, bu bağlamda ispat yükü halen davacının üzerinde olduğundan dava ispata muhtaç olduğunu ve reddinin gerektiğini, ayrıca irsaliyede veya irsaliyeli faturada malın teslim alındığına ilişkin isim ve imza bulunması gerektiğini, ya da alıcı ile satıcı arasında teslime konu mal ile ilgili düzenlenmiş başkaca bir yazılı delil bulunması gerektiğini, yine yerel mahkemece bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici olmamasına rağmen bilirkişiden ek rapor ya da sözlü açıklama alınmadığını, usul ve Yasaya aykırı işlemler yapılarak hatalı bir hüküm tesis edildiğini, davacı tarafın ispat hukuku bakımından taraflar arasında sözleşme ve işin teslimi yanında bedelin ödenmediğini de ispat edemediğini, bu hususun gözden kaçırıldığını ve salt davacı beyanına göre rapor düzenlendiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; icra takibine dayanak fatura içeriği malın davalıya teslim edilip edilmediği ve davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile 01/11/2011 tarihli faturaya dayalı olarak 16.409,14 TL asıl alacak, 6.172,75 TL işlemiş faizin tahsili istemiyle 23/09/2014 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takibe davalı borçlu vekilince yapılan itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, takip konusu malın kendilerine teslim edilmediğini, teslimin ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Somut olayda; tarafların hazır olduğu 23/02/2016 tarihli duruşmada ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, taraflara defter ibrazı için kesin süre verilerek kesin süreye uymamaları halinde defter ibrazından kaçınmış sayılacakları hususu ihtar edilmiş, davacı taraf ticari defterlerini ibraz etmiş ancak davalı taraf ticari defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede uyuşmazlık konusu faturanın davacı kayıtlarına işlenmiş olduğu, fatura miktarı kadar alacak bulunduğu rapor edilmiştir. Vergi dairelerinden gönderilen BA-BS formlarında da davalı tarafından verilen 2011 yılı Aralık ayı faturanın BA formu ile vergi dairesine beyan edildiği, davacı tarafından verilen BS formunda da Kasım ayına ait bildirimde vergi dairesine beyan edildiği anlaşılmaktadır. Satışa konu ürünün ticari amaçla üretilen buzdolabı olup fatura tarihi itibarıyla düzenlenen servis fişi, teknik servisin satıcı firmaya göndermiş olduğu e-posta ve davalı tarafça üzerindeki imza inkar edilen sevk irsaliyesi tarihinin 31/10/2011 olup, Vergi Dairesine verilen BA formunun 2011 yılı Aralık ayında verilmiş olması karşısında tüm dosya kapsamı ile davalının satışa konu ürünü teslim aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Sevk irsaliyesindeki teslim alan kişinin davalı çalışanı olup olmadığı husususun bu deliller karşısında eldeki uyuşmazlığa bir etkisi bulunmamaktadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 1.120,90 TL nispi istinaf karar harcı davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/09/2023