T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/147
KARAR NO: 2022/559
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/04/2021
NUMARASI: 2020/394 Esas - 2021/211 Karar
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/04/2022
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA :Davacı vekili, müvekkili şirketin dava dışı sigortalı ... Tic. Ltd.Şti.'ye ait mandalina emtiasının taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile teminat altına aldığını, sigortalısına ait mandalina emtiasının, ... numaralı taşıma senedi tahtında ... numaralı konteynerlere yüklenenek, Nele Maersk gemisi ile Türkiye'den Ukrayna'ya taşındığını, emtiaların konteynerlerden tahliye edilmesinin ardından dava konusu emtiaların çürümüş ve bozulmuş olduğunun görüldüğünü, eksperlerce yapılan incelemeler neticesinde; MNBU 3621129, MNBU ... ve MNBU ... numaralı 3 adet konteynerin taşıma sırasında +7.5, +8 ve +10 derece sıcaklığa haiz olduğu ancak konşimentoda konteyner içi sıcaklığın +6 derece olması belirtildiğinin tespit edildiğini, ekspertiz raporunda, emtianın soğuk zincir konteynerler içerisindeki mandalina emtiasının maksimum +6 derecede muhafaza edilmesi gerekirken seyir boyunca +6 derecenin üstünde seyretmesi sonucunda hasarın meydana geldiğinin tespit edildiğini, aynı zamanda alıcı firma tarafından da varma yerinde ekspertiz incelemesi yaptırıldığını ve oluşan hasarın bu inceleme ile de ortaya konduğunu, hasar ile ilgili olarak taşıyan şirkete ihtarname gönderilerek hasar ihbarı yapıldığını, davalı tarafından SGN025136 numaralı taşıma senedi düzenlendiğini ve fiili taşıyan konumunda olduğunu, dava dışı sigortalının uğradığı zararının müvekkilince tazmin edildiğini, müvekkilinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. maddesine göre hukuken sigortalının haklarına halef olduğunu, taşıyanın hem kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediğini hem de hasarın eşyanın kendi hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana geldiğini, dolayısıyla TTK md. 1178 uyarınca taşıyanın sorumluluğunun söz konusu olduğunu, ödemenin rücuen tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibinin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, dava konusu taşımaya ilişkin SGN025136 numaralı konşimentonun ön yüzünde yer alan milletlerarası yetki anlaşması bildirimine göre aynı konşimentonun bu sefer arka yüzünde yer alan navlun sözleşmesinin 26. Md sinde konşimentolar tahtındaki taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken yasaların İngiliz Yasaları olduğunu ve yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini ve diğer tüm mahkemelerin yetkisinin ortadan kaldırıldığını, yabancılık unsuru taşıyan taşımalarda, konşimentolarda yer alan yetki sözleşmelerinin MÖHUK gereğince de taraflar için kesin surette bağlayıcı olduğunu, dava konusu taşımaya ilişkin konşimentolardan da anlaşılacağı üzere dava konusu uyuşmazlıkta taşımayı üstlenen Sealand Europe A/S olduğunu, Sealand Europe A/S firmasının merkezinin Danimarka'da bulunan yabancı bir şirket olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı gemi olduğunu, konşimento muhteviyatı yüklerin Türkiye'den Rusyaya taşındığını, bu nedenle 5718 s. MÖHUK gereğince yabancılık unsuru taşıyan taşımada konşimento hükümlerinde yer alan yetki anlaşmasının uygulanması gerektiğini, bu nedenlerle davacının davasının yetki yönünden reddine karar verilmesini, TTK m 1185 gereğince taşıyana süresinde hasar ihbarı yapılmadığını, buna göre yükün konşimentoda yazıldığı şekilde taşındığının ve alıcısına teslim edildiğinin kabul edildiğini, dosya kapsamında taşınan emteaların hasadın müteakip taşımadan önce soğutma işlemine tabii tutulup tutulmadığının, taşımadan önce %90 oranındaki nemli ortamda ve sağlıklı havalandırma ile saklanıp saklanmadığının bilinmediğini, eğer bunlar sağlanmamışsa zaten emteanın kendi kendisine çürüyecek ve bozulacak olduğunu, yükün kendine has mahiyetinden ileri gelen hasarlardan taşıyanların TTK m.1182/1-(f)bendi gereği sorumsuzluklarının bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince, somut uyuşmazlıkta davalı Seago Line AS'nin Danimarka'da kurulu yabancı bir şirket olması, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması, konşimentoyu düzenleyen acentenin ... Türkiye acentesi olduğuna dair dosyada delil bulunmaması nedeniyle yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, konişmentonun 26.maddesinde düzenlenen yetki klozunun halefiyet hükümlerine göre davacı sigorta şirketini bağladığı, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının milletlerarası yetki itizarının kabulü ile, mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; konişmentoya aracılık etsin etmesin Türk acentenin temsil ettiği tacirler bakımından izafeten dava açılabileceğinden konişmentoda yer alan yetki şartlarının her durumda geçersiz olduğunu, Yargıtay ilgili dairesinin son dönemdeki kararlarının da bu yönde olduğunu, davalının iddia ettiği yetki klozunun yer aldığı konşimentoda her iki tarafın imzasının bulunmaması sebebiyle, yetki şartının geçersiz olduğunu, yetki şartını içeren klozun geçerli olduğu düşünülse dahi söz konusu klozun, TBK m.20 ve 21 gereği genel işlem şartlarına aykırı olduğundan "yazılmamış sayılması" gerektiğini, acentenin tahkim/yetki anlaşması yapabilmesi için bu hususta özel yetkisinin bulunması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminatın tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, davalının süresi içinde ileri sürdüğü milletlerarası yetki itirazı yerinde görülerek davanın usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.HMK.'nın 355. maddesi uyarınca, kararı istinaf eden davacı vekilinin istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme yapılmıştır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde kalıp kalmadığı ve konişmentodaki yetki şartının geçerli olup olmadığı noktasındadır.Dosyaya orijinal örneği ve hem de Türkçe tercümesi sunulan konişmentoda, yükletenin/Shipper ... Ltd Şti, gönderilenin ... Ltd, yükleme limanının Mersin, tahliye limanının Novorossiyk olduğu ve taşıyanın ... (eski unvanı ...) olup, taşıyan tarafından konişmentonun imzalandığı, geminin (...) yabancı bayraklı olduğu, dolayısıyla dava konusu ihtilafta yabancılık unsurunun bulunduğu ihtilafsızdır. Bu nedenle davalı tarafın ileri sürdüğü yetki itirazı, milletlerarası yetki itirazı niteliğinde olup, milletlerarası yetki itirazı ve milletlerarası yetki anlaşmasının dayanağı MÖHUK’tur. 5718 Sayılı MÖHUK madde 24/1'e göre,sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanunun 29/1 maddesine göre de, eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler, tarafların seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanun "Yetki anlaşması ve sınırları" başlıklı 47. maddesi hükmü ile; Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımından geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle, yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması "uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak "belirli" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır.Uyuşmazlık konusu taşıma bakımından düzenlenen Konişmentonun 26. maddesinde "Amerika Birleşik Devletlerine veya Amerika Birleşik Devletlerinden gerçekleştirilen taşımalar bakımından işbu konişmento ile ilgili her türlü Birleşik Devletler kanununa tabidir ve Birleşik Devletler New York Kuzey Bölgesi Federal Mahkemesi iş bu ihtilafları görme konusunda tek yargı yetkisine sahip olacaktır. Bütün diğer durumlarda işbu konişmento İngiliz Kanunlarına tabidir ve buna göre yorumlanacak ve bunun altında meydana gelen bütün ihtilaflar Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından herhangi başka bir ülkeninyargı yetkisi hariç olmak suretiyle karara bağlanacak.." denilmiştir. Taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşması mümkündür. Davada münhasır yetki veya ve kamu düzeni sözkonusu değildir. 6102 sayılı TTK'nın 1237. Maddesine göre; Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede 'taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (Kender/Çetingil/Yazıcıoğlu, a.g.e, s.193). TTK'nın 1228 Maddesine göre ise; Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Bu belge bir gemi sirketinin veya onun yetkili acentesinin veya yükleme limanında acentesi yoksa gemi kaptanının malı yükletene verdigi, nama, emre ve hamile yazılı olarak düzenlenebilen ve belge konusu malların taşınmak üzere kabul edildigini gösteren kıymetli evrak niteliğinde taşıma senedidir. Bu durumda, konişmentonun davacının sigortalısı yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Sealand Europe A/S hüküm ve koşullarına itiraz edilmediği gibi taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken navlun sözleşmesinin bulunmadığından onun yerine kaim olarak uygulanacak kıymetli evrak niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve konşimentonun ön yüzünde "arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir." şeklindeki şerh karşısında 26. maddede düzenlenen yetki şartı davacının sigortalısının(yükletenin) imzasını ihtiva etmese dahi geçerli olduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla konişmentoda sigortalı yükletenin imzası bulunmadığından konişmentoda yazılı yetki sözleşmesinin geçerli olmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Öte yandan, TTK'nın 1237/1. maddesinde taşıyan ile konişmento hamili(gönderilen) arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı alıcı/gönderilen ve TTK'nın 1472. maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcıdır.Davaya konu taşımaya ilişkin konişmentonun davalının Türkiye acentesi tarafından düzenlenmediğine ve taşıma sözleşmesi yapılmasına davalının Türkiye acentesinin aracılıkta bulunduğu iddia ve ispat edilmediğine göre, acentenin aracılık ettiği sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı açılacak davalara ilişkin bir düzenleme olan TTK'nın 105. maddesinin eldeki davada uygulanma olanağı yoktur.Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.6098 sayılı TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Konişmentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın hüküm ve koşullarına ilişkin düzenlemeler ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığından, deniz yoluyla itharacat işiyle uğraşan sigortalı gönderen/yükleticinin davalı taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Yukarıda açıklandığı gibi genel işlem koşulları ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden hazırlanmış sözleşme hükümleri olup, bu özellikleri itibariyle bu sözleşmeler genellikle ilgili firmalar tarafından İnternet sitelerinde paylaşılmaktadır. Aksi yönde bir iddia ve ispat dosya kapsamında mevcut değildir. Taşıyıcı tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre genel işlem koşullarının geçersiz olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, yetki şartının tarafı olan davalının, dava konusu taşımaya ilişkin konişmentonun acentesi tarafından düzenlendiği ancak acentenin bu hususta özel yetkisinin bulunmadığı şeklinde herhangi bir iddiasının bulunmadığı gibi, anılan konişmentonun davalı taşıyıcı ... (eski unvanı ...) tarafından düzenlendiği gözetildiğinde, davacının bu yöndeki istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, konişmentodaki münhasır yetki şartı nedeniyle mahkemenin, davalının milletlerarası yetki itirazını kabul edip bu nedenle davanın reddine karar vermesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/04/2022