T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/144
KARAR NO: 2024/624
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/05/2019
NUMARASI: 2019/153 Esas - 2019/405 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin, müvekkilinden almış olduğu çekleri davalı bankaya takas için verdiğini, 5 tanesinin 07/10/2016 tarihinde davalı bankanın elinde zayi edildiğini, davalı bankanın bu konuda savcılık şikayetinde bulunup zayi davası açtığını, yaşanan hırsızlık olayı ve davalı bankaca alındığı iddia edilen hukuki tedbirler nedeniyle müvekkilinin vadesi gelen iki adet çek bedelini 28/10/2016 tarihinde çekin lehdarı olan ...nplasa ödediğini, ... ödenen iki adet çekin dava dışı üçüncü kişi ...'ın eline geçtiğini, ödeme yasağına rağmen müvekkil şirket aleyhine takip başlatıldığını, ihtiyati haciz üzerine müvekkilinin şirketine gelen icra memurlarınca muhafaza işlemlerine ve araçların çekilmesine başlanması üzerine müvekkilinin şirketi icra dosyasına konu 2 adet çek bedelini ferileriyle birlikte 220.830,14 TL olarak ve ihtirazi kayıtla 03/11/2016 tarihinde depo ettiğini, ...'ın ise bu kez dava dışı Zenplas'a karşı ihtiyati haciz işlemi yaptığını ve davalıdan haciz tehdidi ve tehlikesi altında 283.621,21 TL tahsil ettiğini, dava konusu olayda çeki çaldıran davalı bankanın kusurunun açık ve ağır olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından müvekkilinden tahsil edilen toplam 220.830,14 TL'nin 03.11.2016-20.11.2017 tarihleri arasında işlemiş ve tespit edilebilen 22.801,47 TL maddi zararlarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile davalıdan tahsiline, dosyanın İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesini 2016/1101 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, dava masraflarıyla vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili Mahkememize sunduğu müvekkilinin bankasına müşterileri tarafından tevdi ve teslim edilen kambiyo senetleri kurye uhdesinde iken çalındığını, davacı tarafından dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Lehine düzenlenmiş olan huzurdaki uyuşmazlığı konu 5 adet çek ... tarafından müvekkilinin Sefaköy Şubesine tevdi ve teslim edildiğini, çeklerin 07/10/2016 tarihinde ... Tic. A.Ş.'ye teslim edildiğini, Postacı uhdesinde iken 07/10/2016 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı neticesinde çalındığını, müvekkilinin vaki durumlar nedeniyle müracaat edilebilecek yasal yollara başvurduğunu, çekler hakkında ödeme yasağı kararı verilmesini sağladığını, dava konusu edilen zararlara gereksiz ödemelerde bulunan davacının ve kötüniyetli 3. Kişi olarak ...'ın sebep olduğunun ortaya çıktığını, dava konusu edilen sözde zararların doğmasına sebebiyet veren davacı ile ...'ın kusurlu davranışları olduğunu, sözde zarar ile kusur arasındaki illiyet bağı müvekkil banka açısından tamamen koptuğunu, huzurdaki davada yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğu, davanın ... ve ... Tic. A.Ş.'ye ihbarına, haksız davanın müvekkilinin yönünden reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...dava konusu çekte davacı keşideci durumunda olup, takip alacaklısı senede ciro yoluyla hamil olmuştur. Görünüşe göre ilk ciro, senedin lehtarı durumundaki dava dışı takip borçlusu ... imzası ile yapılmıştır. Davacı, kendi imzasını inkar etmemektedir. Senet metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan imzaların istiklali ilkesi karşısında senetteki herhangi bir imzanın sahteliği dahi yalnızca imza sahibini ilgilendiren bir durum olup bu durum keşideciyi sorumluluktan kurtarmaz. Davacı ciro silsilesine göre, hamile karşı yükümlü olup, senet bedelinin ödenmesi halinde senedi alan borçlu borçtan kurtulmuş olacağından kendisine yeniden başvurulması da söz konusu olmayacaktır. Davacı keşideci senedi dava dışı diğer borçlu lehtar ...a verdiğini, onun da davalı bankaya verdiğini kabul etmektedir. Davacının senetle ilgili bağları sona ermiş olup, hamile karşı sorumludur, somut durumda da muntazam ciro silsilesine göre hamil, dava dışı takip alacaklısıdır. 6102 sayılı Yasanın 818/1-e maddesi delaleti ile uygulanması gereken 687.maddesi uyarınca poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Bu madde uyarınca borçlular temel ilişkiye dayanan şahsi defilerini bile bile borçlunun zararına hareket eden hamile karşı ileri sürebilir; somut durumda ise davacı çek bedelini, lehtara ödediğini savunmuştur. Yasal düzenlemeden anlaşıldığı üzere şahsi def'inin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması gerekir ki, bu yönde ne bu dava dosyasında ne Mahkememizin 2016/1101 esas sayılı dava dosyasında delil vardır. Davacı keşideci, çeki lehtara vermekle, lehtarla aralarındaki ilişki kapsamında yükümlülüğünü yerine getirmiş, ticari ilişki kapsamında ödemesini çekle yapmıştır. Ancak, çek lehtar uhdesinde iken lehtarın ibraz ettiği davalı banka nezdinde kaybolduğu için lehtara, çeki almadan ödeme yapmıştır. Bu ödeme keşidecinin kendi inisiyatifine dayalı bir ödeme olup, çek kendisine iade edilmeden böyle bir ödemeyi yapan keşideci, çek nedeni ile sorumluluktan kurtulduğunu savunamaz; keşidecinin hamile karşı ödeme yükümlülüğü halen devam etmektedir. Bu nedenle, hamil tarafından başlatılan takipte keşidecinin borçlu olarak gösterilmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır. Takipte keşidecinin borçlu olarak gösterilmesinde Yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, keşideci, borçlu olduğu takipte depo ettiği tutarın dosyada kaldığı süre zarfında uğradığı zararı davalı Bankadan talep edemez. Zira, davalı Bankanın, keşideci tarafından gerekmediği halde lehtara yapılan ödemeden ve keşidecinin hamile karşı devam eden sorumluluğundan ötürü aleyhine başlatılan takip nedeni ile, keşideciye karşı bir sorumluluğu kusuru bulunduğundan söz edilemez. Keşideci hamile karşı sorumludur ve kendi kusurlu davranışı ile (çeki geri almadan lehtara yaptığı ödeme nedeni ile ) takipte borçlu konumuna düşmüştür. Yasal olarak takip borçlusu olmasında, davalı bankanın sorumluluğu bulunmadığı gibi, davalı bankanın keşideciye karşı, esasen hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır. İddiaya göre, çekin hamili lehtar ise bankaya karşı talepte bulunma hakkı da, çekle ilgisi çeki lehtara vermekle ve yükümlülüğünü yerine getirmekle kesilen keşideciye değil, lehtara aittir. Çekteki imzasını inkar etmeyen, çek kendisine geri verilmediği halde çek bedelini lehtara ödeyen, hamile karşı sorumluluğu devam eden, bu nedenle takipte borçlu olan ve takip dosya borcunu da depo eden keşidecinin, davalı bankadan talepte bulunma hakkı bulunmadığı kanaati ile davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı bankanın uhdesinde iken çekleri kötü niyetli olarak ele geçiren ..., ödeme yasağına rağmen şirket aleyhine takip başlatıldığını, ihtiyati haciz ve müvekkil şirkete gelen icra memurlarınca muhafaza işlemlerine ve araçların çekilmesine başlanmasını, müvekkil şirket icra dosyasına konu 2 adet çek bedelini ferileriyle birlikte 220.830,14- TL olarak ve ihtirazi kayıtla 03.11.2016 tarihinde icra dosyasına depo etmek zorunda kaldığını, çek bedelinin depo edilmesi sebebiyle tahsilat yapılamayınca bu kez dava dışı ...'a karşı ihtiyati haciz işlemi yapılmış ve bu şirketten de haciz tehdidi ve tehlikesi altında icra dosyasına (23.11.2016 tarihinde 267.910,20- TL ve 20.11.2017 tarihinde 15.711,01- TL olmak üzere) toplam 283.621,21- TL tahsil edildiğini, borçlu, icra dosyasına ... tarafından yatırılan para ile dosya borcunu tahsil edildiğini, şirketin ihtirazi kayıtla depo ettiği 220.830.14- TL, 20.11.2017 tarihinde müvekkil şirkete iade edildiğini, müvekkil şirket hiçbir kusuru olmaksızın 220.830,14 TL'yi 03.11.2016 tarihinden 20.11.2017 tarihi arasında bloke etmek durumunda kaldığını, buna mecbur bırakıldığını, bankalar birer güven ve itimat kurumları olup, dava konusu olayda çeki çaldıran ... Bankası A.Ş.'nin kusuru ağır ve açık olduğunu, çekin çaldırılmasında hiçbir kabahati olmayan müvekkil şirket, bu olayda iyi niyetli kişi konumunda bulunmasına rağmen en çok mağdur olan taraf olduğunu, davalı banka müşterilerin evraklarını güvenle teslim ettikleri muhatap banka kendisine tevdi edilen kıymetli evrakları motosikletli bir kuryeye hiçbir güvenlik önlemi almadan, kilitli bir kasa vs dahi temin etmeden, kuryede çalışan bir kişiye öylece teslim etmekte, adeta hırsızlığa davetiye çıkardığını, çeklerin çalınmaması için sistemin güvenliğinden sorumlu, tüm tehlikelere karşı güvenlik önlemelerini almakla yükümlü olan banka; kusuru ve ağır ihmali ile Müvekkilimin ciddi şekilde mağduriyet yaşamasında sebep olduğunu, zira, çekin yetkili hamilin rızası dışında elinden çıktığı birçok mahkeme kararı ve davalı bankanın beyanı ve kabulü ile sabit olmakla, imza inkarında bulunulmasının huzurdaki yargılamaya etkisi yahut katkısı olmadığını, müvekkil şirket keşideci sıfatıyla işbu davayı açtığını, esasen ciro silsilesinin incelenmesi veyahut imza inkarı bulunup bulunmadığı işbu dava sırasında incelenmesi ve çözümlenmesi gereken hususlardan olmadığını, yaşanan hırsızlık olayı nedeniyle, kusurlu olan bankadan müvekkil şirketin depo olarak yatırmış olduğu paranın icra müdürlüğü kasasında durması nedeniyle oluşan maddi zararın tahsili talebi olduğunu, bankalar birer güven ve itimat kurumları olup, dava konusu olayda çeki çaldıran davalının kusuru ağır ve açıktır ve ağır kusurlu davalı banka doğan tüm zarardan sorumlu olduğunu, bu dava zarar gider davası ve doğan tüm zararın sorumlusu banka olduğunu, bu itibarla ilk derece mahkemesi'nin hukuka aykırı kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; davacının keşideci olduğu çeklerin banka sorumluluğunda iken çalınması nedeniyle davacının zarara uğradığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde davacının tazminat isteme şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacının keşideci, dava dışı ... LTD.ŞTİ.'nin lehdar, her bir 100.000 TL bedelli 2 adet çekin, lehdar tarafında davalı bankaya takas için teslim edildiği, bu çekler ile birlikte toplam 5 adet çekin 07/10/2016 tarihinde davalı banka tarafından taşınmak üzere verildiği dava dışı ... Lojistik Ltd. Şti. elindeyken çalındığı, davalı banka tarafından İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1155 E. dosyası ile 14/10/2016 tarihinde zayi nedeniyle çek iptal davası açıldığı, 19/10/2013 tarihli tensip zabtı ile çeklerin ödenmesini engeller şekilde ihtiyati tedbir kararı verilip ilgili bankalara 20/10/2016 tarihinde müzekkere yazıldığı ayrıca 17/10/2016 tarihli şikayet dilekçesi ile Bakırköy C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Davaya dayanak çeklerin ciro silsilesine göre yetkili hamili ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. dosyası ile davacı ve diğer çek borçluları hakkında 200,000 TL asıl alacak ve 20.830,14 TL ferilerinin tahsili için 01/11/2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus takibe geçilmiştir. Davacı adresinde 03/11/2016 tarihinde ihtiyati haciz uygulanmış, bu aşamada icra veznesine davacı tarafça ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Dava dışı alacaklı tarafından dava dışı lehdar ... Ltd. Şti.'ne yönelik takip işlemlerine devam edilerek dosya borcu lehdar ... Ltd..Şti. tarafından kapatılması üzerine davacının ihtirazi kayıta ödediği 220,830,14 TL nin davacıya 20/11/2017 tarihinde iade edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1101 Esas dosyası ile çek hamili ... hakkında menfi tespit davası açılmış, çek bedelinin ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş, tedbir için takdir edilen 33.125 TL teminat davacı tarafından yatırılmıştır. Davacı tarafça dava dışı çek lehtarı ... Ltd. Şti.'ne çekler üzerinde mahkemece konulmuş ödeme yasağı bulunmasına ve ilgili kararda TTK 818 /1(s) bendi atfıyla çekler hakkında da uygulanacak TTK 757/2 maddesi uyarınca mahkemece ödemeyi meneden kararında muhatabın vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin veren ve tevdi yerini gösteren bir kararı bulunmamasına rağmen 200.000 TL bedeli 28/10/2016 tarihinde EFT ile ödendiği, dekontun açıklama kısında uyuşmazlık konusu çeklere açık bir atıf bulunmadığı görülmektedir. Davacı 03/11/2016 tarihinden 20/11/2017 tarihine kadar 220.830 TL yi kullanmadığı, 22.801,00 TL faiz getirisinden mahrum kaldığını belirtip davalı bankadan bu miktarın tazminini talep etmektedir.TTK 818 /1(s) bendi atfıyla çekler hakkında da uygulanacak TTK 757 maddesi uyarınca İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir. Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir.Çek iptali davası açılması halinde tevdi mahalli tayinine ilişkin yapılan bu özel düzenleme uyarınca çek iptali davası açan tevdi mahalli tayini talebinde bulunabilecek olup, hamilin talebi üzerine mahkemece bu yönde verilmiş bir karar bulunmadığı sürece keşideci çek bedelini muhatap bankada bulundurmak zorundadır. Yetkili yasal hamili olduğunu ispat edene çek bedelinin ödeme yükümlülüğü muhatap bankaya aittir. Somut olayda; Davacı taraf ticari ilişkide borçlu olduğu dava dışı ... Ltd.Şti.'nin lehdar göstererek uyuşmazlığın kaynağı çekleri düzenlemiş ve lehdara teslim etmiştir. Çekler davacı uhdesinden çıktıktan sonra lehdar elinde ve mülkiyetinde iken davalı bankaya teslim edilmiş ve çalınmıştır. Davacı kıymetli evrak üzerindeki mutlak ve herkese karşı ileri sürülebilen imza inkarı gibi bir defi ileri sürmemiş olup çeklerin çalınması sonucu lehdara ödeme yaptığını savunmaktadır. Bu durumda davacının kıymetli evrak ilişkisine dayanarak çekten dolayı sorumluluğu düzgün ciro silsilesi ile çeki elinde bulunduran hamile karşı devam etmektedir. Kendisinden sonraki ciroların sıhhati davacıyı ilgilendiren bir husus değildir. Davacı çek karşılığını muhatap bankada bulundurmak zorunda olmasına rağmen herhangi bir mecburiyeti olmadığı halde keşidecesi oluğu çekleri teslim almadan çek lehdarına banka havalesi ile ödemede bulunması kötü ifa olup sonuçlarına kendisi katlanması gerekir. Bu durumda davacının kambiyo hukukuna göre borçlu olduğu çek ile yapılan takibe yönelik dava ve itirazları sonucu icra veznesine yatırdığı paranın faiz gelirinden mahrum kalması gerçek anlamda zarar olarak değerlendirilemez. Zarar olarak kabul edilse dahi zararın doğmasında kendi kusuru asıl etken olup, davalı tarafça çek zayi nedeniyle iptal davası açılıp ödemeden men için tedbir konulması sağlanmış ve savcılık makamına suç duyurusunda bulunularak alınabilecek tedbirleri de alınmış olmakla davalıya zararın oluşmasında müterafik kusurda yüklenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/04/2024