T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/162
KARAR NO: 2024/1047
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/10/2020
NUMARASI: 2017/345 Esas - 2020/218 Karar
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 12/10/2017
KARAR TARİHİ: 07/10/2020
MAHKEMEMİZİN 04/04/2018 TARİH 2017/326 ESAS 2018/151 KARAR SAYILI
BİRLEŞME KARARINA KONU DOSYASI
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Asıl ve birleşen dava vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
ASIL DAVA:Asıl dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... isimli yatın 12/05/2017 tarihinde İstinye'de ... kuruluşu olan İstinye Yat Park yerinde yat demirleme alanında bağlı halde durmakta iken ... San ve Tic AŞ'nin kullanımında olan arabalı vapurun hatalı şekilde manevra yapmak suretiyle tam kusurlu olarak ... yatına iskele baş omuzluk bölgesinden çarparak yatta büyük hasara sebebiyet verdiğini, Şehir Hatları vapurunun hatalı şekilde çarpmasının etkisiyle ... teknesinin de aynı marinada bulunan ... isimli tekneye, bu teknenin de kendi yanında duran ... isimli tekneye çattığını, kaza sonrasında İstanbul 17 ATM nin 2017/196 esas sayılı dosyasında deniz kaza raporu alındığını, aynı mahkemenin 2017/88 D İş sayılı dosyasında da hasar tespiti yaptırıldığını, tespit dosyasında atanan bilirkişiler tarafından tekne karaya alınmaksızın yalnızca dışarıdan yapılan inceleme ile hasarın tespit edildiğini, bu kapsamda yatın dış kısmından yapılan inceleme suretiyle hasar kalemlerinin tespit edildiğini, müvekkile ait teknenin kaza meydana gelmeden önce raporu alınmak suretiyle klasının sınıflandırıldığını, bu sınıflandırma kapsamında teknede kaza öncesinde herhangi bir sorun olmadığının ispatlandığını, böylelikle ... yatında tespit raporunda belirtilen ve tespit sırasında tekne karaya alınmadığı için tespiti mümkün olmayan diğer tüm hasarların tamamının ... isimli Şehir Hatları vapurunun marinada demirli halde bulunduğu sırada çatmasından kaynaklandığını, bu nedenle davalıların müvekkilinin yatında meydana gelen ve yatın tamir edilmesi gereken hasar kalemlerinin tamamından sorumlu olmaları gerektiğini, davalılardan İstanbul Şehir Hatlarının müvekkilinin yatına çatan ... isimli arabalı vapuru diğer davalı ... Ltd'den kiraladığını, 30/05/2017 tarihli yazı ile Şehir Hatlarının "İstinye-Çubuklu hattında yapılan taşımacılık faaliyeti için şirketimiz ile ... Ltd arasında arabalı feribot kiralama hizmet alım sözleşmesi imzalanmıştır" demek suretiyle kira ilişkisini ikrar ettiğini, bu nedenle İstanbul Şehir Hatlarının hem haksız fiil nedeniyle hem de kiracı sıfatından dolayı TTK nun 1061.maddesi gereğince donatan sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğunu, diğer yandan donatan ile gemi adamları arasında hizmet ilişkisi bulunduğundan donatanın aynı zamanda gemi adamı çalıştıran sıfatıyla da sorumluluğunun olduğunu, zira dava konusu çatmanın gemi adamı sayılan kaptanın kusuru ile meydana geldiğini, dolayısıyla TTK nun 934.maddesi uyarınca ... gemisi donatanının kaptanın kusuru ile meydana gelen zararları gidermekle yükümlü olduğunu, davalı Şehir Hatlarının arabalı vapurun sahibi olan şirketle arasında kira ilişkisinin bulunduğunu, TTK nun 1122.maddesine göre sorumluluğunun doğduğunu, açıklanan nedenlerle davalı İstanbul Şehir Hatlarının hatalı kullanılmak suretiyle müvekkiline ait ... yatına çarpan arabalı vapurun kendi nam ve hesabına işlettiği için donatan sıfatıyla, ayrıca da yatın maliki olan ... Ltd şirketi ile aralarındaki kira ilişkisi gereğince de kiracılık sıfatıyla da müvekkiline karşı sorumlu olup, hasarın giderilmesi için müvekkili tarafından yapılan harcamaları tamamına katlanmak yükümlülüğünün olduğunu, ... Ltd şirketide çatmaya neden olan ... isimli arabalı vapurun maliki olması nedeniyle hasarın tamamından TTK nun 1061.maddesi gereğince donatan sıfatıyla sorumlu olduğunu, bütün bunların yanısıra ... ile ... arasında olabilecek herhangi bir anlaşmanın müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, bu davalıların hasardan dolayı müvekkiline karşı müteselsilen sorumlu olduklarını, çatma haksız fiil niteliğinde olduğundan TTK nun 1320.maddesi gereğince müvekkilinin gemi alacaklısı hakkının doğduğunu, dolayısıyla da gemi malikinin bu madde kapsamında da müvekkilinin doğan zararını tazmin etme yükümlülüğünün bulunduğunu, TTK nun 1122.maddesinde kiracının üçüncü kişilerin geminin işletilmesinden dolayı kiraya verene karşı yöneltecekleri tüm istemleri karşılamak yükümlülüğü altında olduğu hükmü düzenlendiğinden bu madde kapsamında ... tarafından ileri sürülen, zararın tamamen ... tarafından karşılanacağına ilişkin savında yerinde olmadığını, davalıların müvekkiline karşı müteselsilen sorumlu olduklarını, hem müvekkiline ait yatın hem de kazaya sebep olan ... arabalı vapurunun olay tarihinde sigortalı olduklarını, her iki yatında hem ... hem de ... Sigortalarıyla sigorta teminatı altına alındığını, dolayısıyla müvekkilinin sigorta şirketi ile arabalı vapurun ... clup sigortacısının meydana gelen zarar tazmin etme yükümlülüklerinin bulunduğunu, kazanın müvekkili tarafından hem kendi sigortacısı olan ... Sigortaya hem de ... gemisinin sigortacısı olan ... Sigortaya ihtarname ile bildirildiğini, bu şekilde yasada öngörülen bildirim yükümlülüğünün süresinde yerine getirildiğini, rizikonun sigorta teminatları kapsamında bulunması nedeniyle her iki sigorta şirketinin de meydana gelen zararlardan müteselsilen sorumlu olduklarını, ancak buna rağmen sigorta şirketlerinin ödeme yapmaktan kaçındıklarını, çatma nedeniyle müvekkiline ait yatta büyük hasarın meydana geldiğini, yeterli olmamakla birlikte tespit raporunda bir kısım hasarların tespit edildiğini, müvekkiline ait olan ... teknesinin özel yapım bir yat olup, meydana gelen zararların yatın kalitesine göre belirlenecek rayiç bedeller çerçevesinde tespit edilmesi gerektiğini, yatın İtalyan yapımı sanlorenzo 100 sitilinde işçiliği ve dizaynı özel yapım bir yat olup, sigorta poliçe bedelinin 3.500.00,00 Euro olduğunu, dolayısıyla da özel ve pahalı bir yat olmasından dolayı hasar giderim bedellerinin de buna göre yüksek olacağını, yatta meydana gelen zararların doğrudan zararlar ve dolaylı zararlar olarak belirtilebileceğini, doğrudan zararın hukuka aykırı bir fiilin ilk ve en yakın derecesi olarak ortaya çıkan zararlar olduğunu, bu anlamda müvekkilinin teknesinin uğramış olduğu çatma zararının teknede meydana gelen maddi hasar olduğunu, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda daha önce belirtildiği üzere tekne karaya alınmadan su üzerinde yapılan kaba inceleme sonucunda zararın KDV hariç 567.000,00 Euro minimum tutar olarak tespit edildiğini, sözkonusu rapora itiraz edilmiş olmakla birlikte ... tarafından verilen teklifin ikinci sayfasında sözleşmesinin yenilenmesi ihtimalini düzenleyen üçüncü maddede açıkça teklifte belirtilen masraf kalemlerinin minimum belirtilen tutarlarda olacağını ve teknenin açılması halinde bu kalemlerden daha fazla masrafın sözkonusu olacağının belirtildiğini, buradan anlaşılacağı üzere müvekkilinin yatında meydana gelen maddi zarar kalemleri ve tamirat bedelinin tam olarak tespit edilememiş olmakla birlikte KDV hariç 567.000,00 Eurodan az olamayacağının belirlendiğini, KDV dahil edildiğinde bu tutarın 669.060,00 Euro civarında olacağını, müvekkilinin yatının üretici firması olan ...'nun resmi teklifi incelendiğinde anlaşılacağı üzere dava konusu hasar giderim bedelinin 1.400.000,00 Euroya kadar çıkabileceğinin görüleceğini, bu kapsamda yatta meydana gelen gerçek zarar tespit edilinceye kadar şimdilik KDV hariç 567.000,00 Euronun talep edildiğini, teknede meydana gelen değer kaybının da doğrudan zararlar kapsamında olduğunu, yat nekadar iyi şekilde onarılmış olursa olsun hiç hasara uğramayan yatın değerinden daha düşük olacağının aşikar olduğunu, değer kaybının yargılama sırasında alınacak rapor ile ortaya çıkacağını, bu nedenle değer kaybından şimdilik 1.000,00 TLnin talep edildiğini, dolaylı zararların ise şu şekilde tespit edildiğini, müvekkilinin delil tespiti yaptırabilmek için gemiyi karaya aldıramadığını, bu nedenle ...ya kira bedeli ödemeye devam ettiğini, kazanın gerçekleşmesinden sonra yeni kira dönemi gelmiş olduğundan ve delil tespiti yapılması için yat karaya alınamadığından müvekkili tarafından marina ile yeni bir kira sözleşmesi imzalanmak zorunda kalındığını, marinanın üç aylık gibi kısa dönemler için kira sözleşmesinin yapılmasını kabul etmemesi karşısında müvekkilinin bir senelik kira sözleşmesi imzalamak zorunda kaldığını, yat karaya alındıktan sonra da kira bedellerinin ödendiğini, dolayısıyla ... gemisinin müvekkilinin yatına çatmasından sonra kullanamadığı yat için müvekkilinin kira bedeli ödemek zorunda kaldığından davalıların bu masrafları karşılamaları gerektiğini, bunun yanında müvekkilinin yatını profesyonel bir yönetim firmasıyla yönetmekte olduğundan hem yönetici firmaya, çatma sonrası işlemleri yönetmesi için de danışmanlık hizmet bedeli ve teknede kaptan bulundurma zorunluluğu kapsamında kaza anından itibaren her ay kaptan ve personel maaşı ödemek zorunda kaldığını, bu ödemelerin tamamının yönetici firma olan ... firması tarafından gerçekleştirildiğini ve verilen hizmet karşılığında faturalar kesildiğini, bu kapsamda yatı profesyonel olarak yöneten ... Turizm şirketine şimdiye kadar ödenmiş olan Haziran-Temmuz-Ağustos ayları için danışmanlık hizmet bedelinin KDV dahil 85.323,74 TL(ilgili firma tarafından diğer aylara ilişkin faturalar kesildiğinde bunların da sunulacağını, henüz kesilmemiş faturalara ilişkin tüm haklarını saklı tuttuklarını), kaza sonrası sınıfı düşürülen teknenin karaya alınabilmesi için yapılması zorunlu olan seyir öncesi küçük onarım bedelinin 19.458,20 TL, 30/06/2017 tarihli ... 12 aylık bağlama sözleşme bedelinin 123.176,52 TL, 04/04/2017 - 06/10/2017 tarihli ... elektrik harcamaları bedelinin 10.700,00 TL, 20/04/2017-06/10/2017 tarihli su harcamaları bedelinin 1.750,00 TL, klaslama servis ücreti olarak 1.800,00 Euro, müvekkilinin teknesini kullanamadığı ve kiralayamadığı dönem için mahrum kalınan kar kaybından şimdilik 1.000,00 TL, çatma sırasında gemide bulunan ...'nun tedavi masrafları için ödenen 952,62 TL, dolaylı masrafların yanısıra müvekkili tarafından henüz yapılmamış teknenin tamir edilmesi için İtalya'ya gitme masrafları gibi henüz doğmamış zararlara ilişkin her türlü talep haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek dava konusu çatma olayı nedeniyle meydana gelen hasarlardan fazlaya ilişkin alacak, dava ve her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkiline ait yatta meydana gelen gerçek zarar tespit edilinceye kadar 567.000,00 Euro ve KDV si ile birlikte şimdilik 669.060,00 Euronun, yatta meydana gelen değer kaybı tespit edilinceye kadar değer kaybı olarak şimdilik 1.000,00 TLnin, yönetim şirketi olan ... şirketine ödenmiş olan hizmet bedellerinden şimdilik 85.353,74 TLnin, teknenin karaya alınabilmesi için yapılması zorunlu olan seyir öncesi küçük onarım bedelleri olan 19.458,20 TLnin, 30/06/2017 tarihli ... 12 aylık bağlama sözleşmesi bedeli olarak 123.176,52 TLnin, 04/04/2017-06/10/2017 tarihleri arası ... elektrik harcamaları için 10.700,00 TLnin, 20/04/2017-06/10/2017 dönemine ilişkin ... su harcamaları olarak 1.750,00 TLnin, mahrum kalınan kardan şimdilik 1.000,00 TLnin, gemi personeli tedavi masrafı için ödenen 952,61 TLnin, sigorta şirketleri açısından 02/07/2017 tarihinden itibaren, diğer davalılar açısından hasar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılarda tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Asıl dosya davalıları ... ve ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; çatmaya konu ... teknesinin malikinin Marshall Adalarında bulunan bir şirket olduğunu, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetine haiz olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin ise koruma ve tazmin sigortacısı olduğunu, bu nedenle davacının zararını tazmin amacıyla sigorta şirketine husumet yöneltilemeyeceğini, zira koruma ve tazmin sigortacısının klasik şirketler gibi çalışmadığını, üçüncü kişilerin zararlarını peşinen güvence altına almadığını, sadece sigortalının uğrayabileceği zararı güvence altına aldığını, bu nedenlerle davacı tarafa herhangi bir ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, dava konusu kazanın öngörülemez ve önlenemez şekilde vuku bulduğunu, bu nedenle kusursuz çatma ve teknik kusurun sözkonusu olduğunu, müvekkili donatanın çatma nedeniyle sorumsuz sayılması gerektiğini, talep edilen zarar kalemlerinin fahiş olduğunu, davacı tarafın dosyaya sunduğu belgelerin tümünün teknik niteliğinde olduğunu, zararın tespit edilmesi gerekirken davacının belirsiz alacak davası açmasının usulen mümkün olmadığını savunarak davanın aktif husumet yokluğu, pasif husumet yokluğu ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Asıl dosya davalılarından ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... teknesinin tescil belgesi, klas sertifikası ve faturalarda görüldüğü üzere malikinin ... olduğu halde davanın gerçek kişi ... tarafından ikame edildiğini, bu kişinin davada taraf sıfatının bulunmadığını, davacı tarafın maddi tazminat alacağını belirsiz alacak davası olarak talep edemeyeceğini, zira HMK 107 'de düzenlenen belirsiz alacak davasının şartlarının oluşmadığını, müvekkili ...nın donatan sıfatı bulunmadığından ... yatındaki zararı tazmin etme sorumluluğunun da bulunmadığını, ... ile ... arasında akdedilen 09/11/2016 tarihli feribot kiralama hizmeti alımı işine ait sözleşmenin devir protokolüyle sözkonusu işin ... tarafından devralındığını, dolayısıyla TTK 'nun 1061/1.maddesi uyarınca donatan sıfatının ...'da olduğunu, ...nın donatan sayılamayacağını, ayrıca geminin teknik ve ticari yönetiminin de ...'da olduğunu, müvekkilinin bu şekilde geminin donatanı sayılamayacağı gibi davacı tarafın iddiasının aksine gemi adamları ile arasında hizmet ilişkisinin de bulunmadığını, ... ile ... arasında yalnızca bir kira sözleşmesi mevcut olup, gemi adamlarının işverenlerinin ... olduğunu, müvekkilinin TBK'nun 49.maddesi kapsamında haksız fiilden sorumlu tutulabilmesi için zarar verenin kendisi olması gerektiğini, müvekkil donatan sayılamayacağından bu kapsamda da zarardan sorumlu olmasının beklenemeyeceğini, müvekkilinin kiracı olarak geminin işletilmesinden dolayı meydana gelmiş olmayan zararı tazmin etme sorumluluğunun bulunmadığını, zira çatma hadisesinin meydana geldiği sırada ... gemisinin ... adına sefer yapmadığını, ... tarafından deneme seferleri yapmak üzere yürütüldüğünü, dolayısıyla üçüncü kişinin zararının doğduğu hadisenin meydana geldiği sırada geminin müvekkili adına işletilmemiş olduğundan müvekkilinin bu sırada meydana gelen hasardan dolayı sorumlu olmasının beklenemeyeceğini, esasen ...nın hiçbir suretle geminin zilyedi de olmadığını, daha öncede belirtildiği gibi kaptan dahil tüm personelin ...'nın çalışanları olduğunu, gemi zilyetliğinin devri sözkonusu olmadığından kiracının donatan sıfatının da bulunamayacağını, geminin teknik ve ticari yönetiminin hiçbir şekilde ...nda bulunmadığını, tüm bunların aksinin kabulünde dahi meydana gelen çatma "kusursuz çatma" olduğundan zarara uğrayan davacının kendi zararına katlanması gerektiğini, çatma kusurlu varsayılsa dahi ... donatan olmadığından zarardan sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu, davacının talebi üzerine alınan tespit raporunda teknede yapılan tadilata ilişkin belirtilen süre ve maliyetlerin tutarlılık göstermediğini, ... firmasından onarım için 250.000,00 Euro bedel ve iki aylık süre belirtilmişken yapımcı firma ... tarafından çok fahiş bir miktar olan 1.410.000,00 Euro ve sekiz aylık süre teklifi verildiğini, diğer şirketler tarafından verilen teklifler arasında da hem fiyat ve hem süre bakımından oldukça büyük fark bulunduğunu, aynı zamanda bilirkişi heyetince zararın kaynağı ve nekadar mal olacağının saptanmadığını, 565.000,00 Euro hasar bedeli ve sekiz aylık süre teklifinin hangi nedenden kabul edildiğine ilişkin dayanak gösterilmediğini, hadisenin üzerinden sekiz ay geçmiş olmasına rağmen teknenin halen karaya alınmadığını ve tamir edilmediğini, bu hususun zararın artmasına neden olup olmadığının bilinemediğini savunarak tüm bu nedenlerle davanın öncelikle aktif husumet yokluğu nedeniyle aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dosya davalısı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait ... isimli yatın müvekkili şirket nezdinde yat sigorta poliçesi ile sigorta teminatı altına alındığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, olayın davalı ... tarafından kullanılmakta olan vapurun tam kusuru ile meydana geldiğini, ... yatının kusursuz olduğunu, bu nedenle yargılama sonucunda müvekkili aleyhine hüküm tesis edilecek olması halinde tazminat tutarının diğer davalılara rücu edileceğini, dolayısıyla müvekkiline karşı dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, davacı tarafça talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu, fahiş olan talepleri reddi gerektiğini, gerek ... Hizmetleri AŞ tarafından düzenlenen ekspertiz raporundaki zarar miktarı gerekse 2007/88 D İş sayılı dosyasındaki tespit raporunda kabul edilen tamir bedeli birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın taleplerinin gerçek zarar miktarını yansıtmadığının anlaşıldığını, davacının dolaylı zararlardan ise sigorta poliçesi teminatı kapsamı dışında kaldığından müvekkilinden istenemeyeceğini savunarak davanın hukuki yarar yokluğu ve esastan reddine, her halükarda davacı tarafın fahiş olan tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait Türk Bayraklı İtalya 1992 yapımı ... isimli fiberglas özel yatın 12/05/2017 tarihinde ...'da manevradan kısıtlı olarak park halinde iken saat 16.30 sıralarında, davalının donatanı olduğu ... isimli İstinye-Çubuklu hattında çalışan feribotun aniden iskele alabanda yaparak ...'ın bordasındaki manevradan kısıtlı ... isimli tekneye çattığını, bu çatmanın etkisiyle ... müvekkillere ait ...'a, ...'da kendi sancak tarafındaki manevradan kısılı ... adlı tekneye çattığını, bu suretle feribotun marinada usulüne uygun şekilde park halindeki üç özel yata çarparak zincirleme deniz kazası oluşmasına neden olduğunu, kaza neticesinde ...'ın kıç tarafındaki platform, ponton üzerine çıkıp indiği ve bu nedenle ...'ın pasarellası, iskele başomuzluk tarafı sancak başomuzluk tarafı ve arka dilenme bölümü hasarlandığını, pasarellanın hidrolik borusu patladığını, yatın ana salonu ve kamaralarındaki mobilya ve mermerlerde önemli hasarlar olduğunu, teknenin özen, kaliteli işçilik ve malzeme ile onarılmasının gerektiğini, davanın açılmasına kadar onarıma başlanamadığını, bayram tatilinde ...'ın kullanım dışı olduğundan günlük kira bedeli ... ile aynı olan bir yat kiralandığını, hasarın onarım masrafı ve ekonomik değer kaybına ek olarak ikame yatın kiralama bedeli de davalının sebep olduğu kaza sonucu olduğundan davalının sorumluluğunda olduğunu, müvekkilinin yıllardır özellikle de yaz dönemlerinde kullandığı ...'ı davalının haksız ve hukuka aykırı eylemi sebebiyle kullanamadığını, kısa süreli olarak başka bir yat kiralamışlarsa da, onda da alşıkın oldukları kaptan ve personelin hizmetinden mahrum kaldıklarını, en azından sembolik olarak bir nebze hafifletmek ama özellikle de davalının ileride benzer hukuka aykırılıklar yapmaktan caydırılması bakımından 90.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini beyanla hasardan kaynaklanan zarar için şimdilik 50.000 TL'nin çatma tarihi olan 12/05/2017'den itibaren işlemiş ve fiili tahsil tarihine kadar işleyecek yıllık %9'dan az olmamak üzere değişken oranlı yasal faizi ile ödenmesine, yatın değerinin düşmesi ile ortaya çıkan ekonemik değer kaybı için şimdilik 50.000 TL'nin, ikame yata ödenen kiranın şimdilik 100.000 TL'lik kısmının çatma tarihi olan 24/08/2017'den itibaren işlemiş ve fiili tahsil tarihine kadar işleyecek yıllık %9'dan az olmamak üzere değişken oranlı yasal faizi ile ödenmesine, marina park bedeli ve termal kamera inceleme masrafı olarak şimdilik 20.000 TL'lik yıllık %9'dan az olmamak üzere değişken oranlı yasal faizi ile ödenmesine, 90.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA: Birleşen dosya davalısı ... Ltd şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin “...” isimli arabalı feribotun donatanı olduğunu, 12.05.2017 tarihinde söz konusu gemi dümen kitlenmesi sonucu İstinye yanaşma manevrası esnasında, ...’de demirli “...” teknesine çattığını, söz konusu teknede “...” ve “...” isimli teknelere çattığını, söz konusu tekneler üzerinde bilirkişi heyeti tarafından keşif yapılmış olup, rapora süresi içerisinde eksiklikleri sebebi ile itiraz ettiklerini, söz konusu olay, dümen kilitlenmesi yaşayan geminin manevra sahasında kısa bir yol alması sonucu yaşanmış olup, arabalı feribotun teknelerin bağlı olduğu, İstinye-Çubuklu hattının hemen yanındaki marina içine girmesi veya uzun bir yol alarak teknelere çatması sonucu yaşanmadığını, söz konusu tekne bağlama yerinin usule ve mevzuata uygun olup olmadığının denetimi gerektiğini, tekne bağlama alanının dışında olduğunu, Mahkememizin 2017/86 D.iş sayılı dosyası tahtında yapılan bilirkişi incelemesinde, görülen ve tespit edilebilen hasarların onarımı için maksimum 2 ay bir süreye ihtiyaç duyulabileceği ve tahminen yaklaşık 100.000-EURO harcama gerekebileceği kanaatine varıldığnı, oysaki 22.06.2017 tarihli bilirkişi raporunda yapılan inceleme sadece rakamlamadan ibaret olup, harcamaya esas dayanaklar sunulmadığı gibi hangi hasara ne kadar değer biçildiği dahi belli olmadığını,tamir ücretinin tespiti hususunda alınan kotasyonlarının içeriği raporda bahsedilmemiş olması nedeniyle tamir kalemleri üzerinden tek tek değerlendirme yapılmadığını, dosyasına mübrez müvekkil gemi ... surveyorleri olan ... tarafından hazırlanan 19.05.2017 tarihli ekspertiz raporunda ise söz konusu hasarın onarımı için 20 günlük sürenin yeterli olacağı ve maksimum 50.000-EURO harcama gerekeceği belirtildiğini, dosyaya mübrez sunulan deliller sadece teklif mahiyetinde olduğunu, talep edilen hasara ilişkin maddi zarar fahiş olduğunu, davacı taraf tamirlerini bitirip Ağustos ayında teknesini kullanabilecekken, bunu yapmadığı, aksine oldukça fahiş meblağlı bir tekne ikamesi ile işbu davadaki taleplerini yükseltmeye çalıştığını, davacı tarafından teknenin inşa malzemesinin “fiberglass” olması sebebiyle hasarın tespiti için haricen termal kamera incelemesi yaptırıldığını ve sonucunda davacı vekilinin dava dilekçesinde de açıkça ikrar ettiği üzere Yatın kırılmasına ve batmasına sebep olabilecek kadar ciddi bir hasara rastlanmadığı tespit edildiğini, davacı vekilinin hangi gerekçeyle 90.000 TL değerinde manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılamadığını beyanla davacının tüm maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Asıl dava HMK'nun 107.maddesine göre belirsiz alacak davası olarak açıldıktan sonra mahkememizin 14/02/2020 tarihli ara kararı gereğince davacı vekili tarafından sunulan 06/04/2020 tarihli dilekçe ile dava değeri ile neticei talepleri bildirilmiştir. Asıl dava konusu olan ... gemisi İtalya'da inşa edilen özel yapım bir tekne olduğundan, tekne malikinin hasarın aslına uygun şekilde giderilmesi için yapımcı firmayı tercih etme hakkının olduğu kabul edilmelidir. Ancak davacı taraf, yatı İtalya'ya götürdükten sonra davalıların da faydasına olacak şekilde daha az bedelle teklif sunan ... firmasıyla anlaşarak teknenin onarımını bu firmaya yaptırdığı dosya kapsamına göre belirlidir. Davacı vekili 06/04/2020 tarihli dilekçesinde ... firmasına tamir-onarım bedeli olarak 717.500,00 Euro ile 157.850,00 Euro KDV ödemesi yapıldığını beyan edip, buna dair belgelerini dosyaya sunmuş olduğundan ... yatı ile ilgili tahsili gereken hasar bedelinin 717.500,00 Euro + 157.850,00 Euro KDV olmak üzere toplam 875.350,00 Euro olduğu kabul edilmiştir. ... gemisi ile ilgili dolaylı zararlar konusunda davacı tarafın 06/04/2020 tarihli dilekçesindeki taleplerinin dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre yerinde olduğu değerlendirildiğinden bu kapsamda çatmadan sonra yenilenmek zorunda kalınan ... kira sözleşmesi için ödenen 123.176,52 TL; ... firmasına işçilik ve personel gideri olarak ödenen 252.872,07 TL; rinaklas küçük onarım malzeme ve işçilik bedeli olarak ödenen 19.458,20 TL; yaralanan gemi adamı için ... Hastanesine ödenen 952,61 TL tedavi gideri masrafı; marinaya ödenen 5.700,00 TL elektrik ücreti ile 1.250,00 TL su gideri (davacı vekilinin 06/08/2019 tarihli beyan dilekçesinde elektrik ve su giderleri ile ilgili kabul edilen tutarlar) olmak üzere 409.409,40 TL harcama yapıldığı, yine klaslama öncesi yapılması gereken onarımlar için ödenen 11.950,00 Euro; teknenin İstanbul'dan Venedik'e nakli için ödenen 13.742,45 Euro; akü onarımları için 21.725,00 Euro; İtalya'da yapılmak zorunda kalınan diğer harcamalar için ödenen 16.045,00 Euro; rinasumpet klas bedeli ödemesi 1.800,00 Euro; tekne İtalya'ya götürülmeden önce ana makina ve jeneratör bakımı için ödenen 3.658,34 Euro; rina küçük onarım sonrası klaslama nedeniyle ödenen 3.362,00 Euro ile teknenin tersaneye götürülme masrafları olan 24.432,31 Euroyla birlikte yabancı para cinsinden ödenen toplam 86.715,00 Euro'nun davalılar ... ile ... firmasından istenebileceği, sonuçta ... gemisi için bu davalılardan tahsili gereken hasar bedelinin tekne onarım bedeli ve dolaylı zararlarla birlikte 972.065,10 Euro ve 409.409,40 TL olduğu, bu tutarlara kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Asıl dosya davalılarından ... Sigortanın ... yatını ... nolu yat sigorta poliçesi ile 04/03/2017 -2018 vadeli olarak 3.500.000,00Euro sigorta bedeli üzerinden sigortaladığı, 08/03/2017 tarihinde düzenlenen zeyilname ile davacı ...'nin sigortalı olarak gösterildiği anlaşıldığından, davalı ... Sigortanın, sigorta vadesi içerisinde meydana gelen dava konusu çatma olayından dolayı sigorta klozları kapsamında sigorta limitince sınırlı olarak sorumlu olduğu değerlendirilmiştir. Sigorta poliçesinin 19.sayfasında tazminat başlığı altında yer alan "....gemi veya diğer deniz ve göl araçlarının sigorta değerinin rizikonun başladığı andaki değeri olduğu, aksi kararlaştırılmadıkça yakıt, kumanya, levazım, gemi adamları ücreti, sigorta ücreti bu değere dahil olmadığı...." şeklindeki düzenleme ile poliçenin 14-15 ve 16.sayfalarında yer alan açıklamalardan, doğrudan hasarın giderilmesi dışında kalan dolaylı zararlardan ... Sigortanın sorumluluğuna gidilemeyeceği, yine gemi adamı için ödenen tedavi masrafı da poliçedeki istisna kapsamında kaldığı anlaşıldığından ... Sigortanın dolaylı zararlardan sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmıştır. Sigorta poliçesinde her bir olay ve hasardan dolayı sigorta bedeli üzerinden % 0,5 oranında muafiyet uygulanacağı kabul edildiğinden somut olay açısından uygulanması gereken muafiyet tutarı 17.500,00 Euro (3.500.000,00 Euro X % 0,5) olarak tespit edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere sigortalı ... teknesindeki hasar onarım bedeli KDV dahil 875.350,00 Euro olarak tespit edilmiş olup, yine doğrudan hasarın giderilmesi kapsamında 11.950,00 Euro; 21.755,00 Euro ve 3.658,34 Euro harcama yapıldığı, buna göre Euro olarak ödenen toplam hasar onarım bedelinin 912.683,34 Euro olduğu tespit edilmiş olduğundan, bu tutardan 17.500,00 Euro muafiyet miktarı mahsup edildikten sonra sigorta şirketinden Euro cinsinden istenebilecek hasar bedelinin 895.183,34 Euro olduğu belirlenmiştir. Buna ilaveten ... yatında, yapılan küçük onarımlar için 19.458,20 TL ödeme yapıldığı da dosya kapsamından anlaşıldığından, bu tutarında sigorta şirketinden tahsil edilebileceği kabul edilmiştir. Davacı tarafın sigorta şirketine göndermiş olduğu 18/05/2017 tarihli ihtarname dikkate alındığında TTK'nun 1427.maddesi hükmüne göre sigorta şirketinin 02/07/2017 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşıldığından sonuçta sigorta şirketinin 895.183,34 Euro ve 19.458,20 TL ile bu tutarlara temerrüd tarihinden itibaren işleyecek faizinden sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Dosyada mübrez ... tarafından düzenlenmiş olan ... nolu "Su Araçları Sorumluluk Sigorta Poliçesinden" ... gemisinin 20/12/2016-2017 dönemi için 250.000.000,00 USD limitle sigortalandığı, dava konusu deniz kazasının poliçe vadesi içerisinde meydana geldiği anlaşılmış olup, ... Sigorta vekili 23/11/2017 tarihli cevap dilekçesinde müvekkilinin ... gemisinin mali mesuliyet sigortacısı olduğunu beyan ettiğinden, bu beyana göre sözkonusu poliçenin zorunlu mali sorumluluk poliçesi olduğu, aksi düşünülse dahi yani düzenlenen poliçenin klüp poliçesi olduğu varsayılsa dahi 6102 sayılı TTK ile Ticaret Kanununa eklenen 1478.madde hükmü klüp sigortacısına doğrudan dava açılmasına olanak sağladığından davalı ... sigortacısının somut olay açısından poliçedeki teminat klozları çerçevesinde ve poliçe limitince ... gemisindeki hasar bedelini ödemekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir. Sigorta poliçesinde her bir olay açısından 10.000,00 USD muafiyet uygulanacağı, çatışma mesuliyetinden kaynaklanan hasarların 4/4 oranında teminat altına alındığı kabul edilmiş olduğundan, davalı ... klüp sigorta şirketinin ... gemisindeki hasarın giderilmesi için davacı tarafın yapmış olduğu doğrudan ve dolaylı tüm masrafları muafiyet indirimi yapıldıktan sonra karşılaması gerektiği kabul edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafın tüm zararlarının toplamı 972.065,10 Euro ile 409.409,40 TL tutarında olduğundan 10.000,00 USD (dava tarihi olan 12/10/2017 tarihli kur üzerinden 10.000,00 USD, 8.432,00 Euroya tekabül ettiğinden) muafiyet indirimi yapıldıktan sonra ... Sigortadan tahsili gereken tazminat tutarının 963.633,00 Euro ve 409.409,40 TL olduğu, bu tutarın 02/07/2017 olan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Asıl davada teknenin tamirde kaldığı süre yönünden kar kaybı talebinde bulunulmuş ise de, ... yatının özel bir yat olup, ticari vasfının bulunmaması nedeniyle kar kaybı istenemeyeceği değerlendirildiğinden sözkonusu talep kabul edilmemiştir. Birleşen dosya konusu ... gemisindeki hasara ilişkin olarak HMK'nun 107.maddesine göre açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak tekne hasarından dolayı 50.000,00 TL; değer kaybı için 50.000,00 TL; ikame yat için ödenen kira bedelinden dolayı 100.000,00 TL; marina park bedeli ve termal kamera için 20.000,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsili talep edildikten sonra ikame yat bedelinin 64.000,00 Euro'ya, marina kira park bedelinin de 80.961,00 TL'ye yükseltildiği dosya kapsamına göre belirlidir. Birleşen dosya davacısı 30/06/2020 tarihli dilekçesinde, dava değerinin belirlenmesi yönündeki 14/02/2020 tarihli ara karar gereğince hasar onarım bedeliyle ilgili talebin 4.687.550,48 TL'ye yükseltildiğini beyan etmiştir. ... gemisindeki hasara ilişkin 2017/86 D İş sayılı dosyasında alınan tespit raporunda hasarın giderimi için 100.000,00 Euro harcama yapılması gerektiği, onarım süresinin ise 2 ay sürebileceği belirtilmiş olup, 12/01/2018 tarihli 1.bilirkişi kurulu raporunda da teknedeki hasarın 117.403,00 Euro + KDV olarak belirlenip, hasarın giderilmesinin 3 ayda mümkün olacağı, ayrıca teknenin 2012 yılında klastan çıkarılması, şuanda 26 yaşında olması nedeniyle sözkonusu hasar giderildiğinde değer kaybına uğramayacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Davacının taleplerinin ayrıntısı ile değerlendirildiği 22/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda ise, teknede meydana gelen hasarlar yönünden 2017/86 D İş sayılı dosyada alınan 22/06/2017 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere yer verildikten sonra ... yatının sancak ve iskelesinde bulunan ... ve ... gemisinin teması neticesinde ve ayrıca yatın kıçtan bağlı bulunduğu iskeleye yaslanması sonucunda iskele kısmında sancak tarafında ve iskele taraf rodunun tekne gövdesini geçtiği yerde boya açılması şeklinde hasarlar meydana geldiği, iskeledeki hasar bedelinin 47.000,00 Euro, sancak tarafındaki hasar bedelinin 43.000,00 Euro, diğer kısımlardaki hasar bedelinin de 27.500,00 Euro olmak üzere toplam hasarın 117.500,00 Euro olarak tespit edildiği, ikame yat konusunda ise mahkemece değerlendirme yapılacağına dair görüş ve kanaat bildirilmiştir. Dosya kapsamı ile alınan bilirkişi raporlarına göre birleşen dosya davacısına ait ... gemisinde ... gemisinin % 100 kusuruyla gerçekleşen çatma olayı sonucunda hasarlandığı, yattaki hasar bedelinin 117.500,00 Euro olduğu, kaza sonrasında marina park bedeli, çekme bedeli ile termal kamera incelemesi için yapılan ödemenin toplam 80.961,00 TL olduğu, teknenin tamirde kaldığı süre zarfında ikame yat için 64.900,00 Euro ödendiği anlaşılmış olup, davalı ... gemisi maliki davalı ...'nın, çatma zararlarının TTK'nun 1320.maddesi gereğince gemi alacaklısı hakkı vermiş olmasından dolayı TTK'nun 1061/2.maddesi gereğince davacının zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir. Davacı vekili tarafından tekne onarım bedeli ile ilgili talep 117.500,00 Euroya, ikame yat kira bedeli 64.900,00 Euroya, kara park ve termal kamera bedeli 80.961,00 TL'ye yükseltilerek 30/06/2020 tarihli talep dilekçesi ile dolaylı zararlardan 80.961,00 TL'nin 20.000,00 TL'lik kısmına çatma tarihi olan 12/05/2017 tarihinden itibaren, ıslahla arttırılan 60.961,00 TL'ye de ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi, hasar onarım bedeli olarak 4.687.557,48 TL'nin fatura tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte tahsili yönünde hüküm kurulması talep edildiğinden davacının sözkonusu talepleri dikkate alınarak 117.500,00 Euro tutarındaki hasar bedeli dava tarihi olan 27/09/2017 tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilerek buna göre hükme esas alınması gereken tutarın 493.841,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, park yeri, çekme bedeli ve termal kamera harcamalarından oluşan 80.961,00 TL ile birlikte TL cinsinden talep edilebilecek toplam tazminatın 574.802,00 TL olduğu tespit edilmekle, neticede; birleşen davada 574.802,00 TL ile ikame yat bedeli olan 64.900,00 Euronun taleple bağlılık ilkesine göre 20.000,00 TL'ye 12/05/2017 tarihinden, 60.961,00 TL'ye 01/08/2019 tarihinden, 493.841,00 TL'ye son faturanın düzenlendiği 02/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 64.900,00 Euro'nun da sarf tarihi olan 24/08/2017 tarihinden itibaren Euro faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, koşulları oluşmadığından manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılmıştır. Asıl ve birleşen her iki dosyada hasarlanan yatlarla ilgili olarak değer kaybı talebinde bulunulmuş olup, dosyada alınan raporlar değer kaybının oluşup oluşmadığı yönünde yeterli kanaat oluşturmadığından bu taleple ilgili davanın tefrik edilerek ayrı bir esas üzerinden yargılamaya devam edilmesine, asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Birleşen dosya davacıları ... isimli tekne sahipleri ...-...-... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yattaki ekonomik değer kaybına ilişkin talebin tefriki HMK md.167 amacına uygun olmadığını, ilk derece mahkemesi, alınan bilirkişi raporlarının, ekonomik değer kaybı yönünden yeterli olmadığını gerekçe göstererek bu taleple ilgili tefrik kararı verdiğini, ... yatındaki hasar bedeli 117.500 Euro’dan çok daha yüksek olduğunu, ...’da oluşan hasarın onarımı için yapılan harcama 4.687.557,48 TL, oysa ilk derece mahkemesinin hükmettiği miktar sadece 117.500 Euro olduğunu, dosyaya 3.1.2018 tarihli dilekçe ekinde flash bellek ile sunulan video kayıtları, fotoğraf ve sair görsel malzeme bilirkişilerce değerlendirilmediğini, bu husus tarafça itiraz konusu yapıldığnı, ancak ek raporda da hiçbir değerlendirme yapılmadığını, bedeli olarak hükmedilen tutara KDV eklenmesi gerektiğini, hükümde yer alan onarım bedeli 117.500 Euro ise de, bu tutara %18 KDV eklenmesi gerekirken eklenmediğini, bu husus bilirkişi raporunda da gözden kaçtığını ve bu suretle hatalı hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazlar içinde bu husus yer almış ise de, ek raporla itirazların karşılanmadığını, karar bu yönüyle de eksik ve hatalı olup kaldırılması gerektiğini, Euro’nun TL’ye çevrilmesinde kullanılan döviz kuru, dava tarihindeki değil, talep artırım tarihindeki kur olmasını, müvekkillerin yattan mahrum kaldıkları süre boyunca yaşadıkları mahrumiyet ve mağduriyete rağmen manevî tazminat talebinin reddi hatalı olduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, müvekkillerin 2017 yaz sezonu boyunca, yıllardır her fırsatta ve özellikle de yaz dönemlerinde kendi aralarında dönüşümlü olarak zevkle kullandıkları teknelerinden ve alışkın oldukları mürettebatlarından ayrı kaldığını, stresli yaşamları içinde huzur içinde dinlendikleri ve yılın stresini attıkları ailevî bir etkinlikten mahrum kaldıklarını, bu da üzüntü ve sıkıntı yaşamalarına sebep olduğunu, müvekkillerin her biri, alışkın olduğu yaz tatilini ailesiyle beraber kendilerine ait yatta yapamadığını, alternatif yollar aramak zorunda kaldıklarını, çatmanın meydana gelmesinde davalının maliki olduğu şh erguvan gemisinin tam kusurlu olduğunu, o hâlde, yüzde 100 kusurlu olarak müvekkillerin mağduriyetine sebep olan davalının manevî tazminat ödemesinden daha normal bir şey olmadığını, müvekkillerin duyduğu üzüntü ve sıkıntıyı bir nebze olsun hafifletmek, ama özellikle de davalının ileride benzer hukuka aykırılıklar yapmaktan caydırılması bakımından talep edilen 90.000 tl manevî tazminat son derece sembolik, makûl, haklı ve yerinde olduğunu, bu kadar haklı ve hukuka uygun bir talebin kabul edilmemiş olması da kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. ... LTD ŞTİ vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının alacağı belirlenebilir olmasına hatta belirli olmasına rağmen işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması ve bu şekilde görülmeye devam edilmesi hatalı olduğunu, ayrıca eksik rapora dayanılarak yapılan ıslahın redde gerekmekteyken kabulü hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesi çatma sonrası ... teknesindeki hasarın tutarını bilirkişi raporlarına göre tespit ettiğini, raporu düzenleyen bilirkişiler dosyaya sunulan tekliflerin içeriğini değerlendirmeksizin tahmine dayalı olarak ve davacının beyanını esas alarak hesaplama yaptığını, mahkeme bilirkişiler tarafından tahmine dayalı yapılan hesaplamayı hükme esas aldığını, tamiri biten bir olayda fatura ve yapılan işlerin incelenmesi gibi basit bir yol izlenebilecekken tahmini zarar hesaplamasının esas alınması son derece hatalı olduğunu, ayrıca tamir dosyasının, nihai tamir faturasının ve bunun ödeme dekontunun mahkeme tarafından davacıdan istenmesi ve bu hususta süre verilmesi gerekmekteyken, davacı tarafça bu evrakların sunulmaması taleplerin ispatlanamadığını ortaya koyduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla -...- teknesinin zarar hesabının dosya üzerinden yapılması durumunda tamir faturası ve tamir dosyası detaylıca incelenip hangi kalemin çatmadan kaynaklandığının tespiti gerekmekteyken bu husus mahkemece göz ardı edildiğini, zira mahkeme tarafından dosyaya sunulan survey raporlarındaki tespitler dikkate alınmadığını, dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi yetersiz olup eksik inceleme sonucu karar verilmesi sebebiyle işbu usule ve yasaya aykırı kararın kaldırılması/bozulması gerektiğini, dosyada mübrez faturaların gerçeğe uygunluk denetimi bilirkişi ve mahkemece yapılmadığını, ilk derece mahkemesince 25.11.2019 tarihli bilirkişi raporundaki yerinde tespitler göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, ayrıca bilirkişi raporunun içeriği incelenmediğini, içerikte yer alan konularda hatalı hüküm kurulduğunu, ikame tekne kira bedelinin davalıya yüklenemeyeceğinin bilirkişiler tarafından tespitine rağmen bu masrafın davalı tarafından ödenmesine dair hüküm kurulması hatalı olduğunu, ayrıca değer kaybı olmadığı tespitine rağmen değer kaybı dosyasının tefrik edilmesi de hatalı olduğunu, çatma sebebiyle meydana gelen hasarın giderilmesi teknenin değerinde artış meydana getirdiğini, ancak bu artış davalıların ödemesi gereken tutardan düşülmediğini, ayrıca bu bakımlardan ötürü teknesinin değerini artırdığını, dava konusu çatma TTK md. 1287 ve 1179 gereğince kusursuz çatma olduğunu, dolayısıyla müvekkiller ... Donatanı ve ... çatmadan sorumlu olmadığını, ayrıca çatmanın meydana geldiği yerin çatmaya etkisi yeterince incelenmediğini, değer kaybı talebinin reddine karar verilmeyip dosyanın tefrik edilmesi hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle 04.04.2018 tarihli 2017/326 esas ve 2018/151 karar sayılı ilam 2017/345 esas sayılı dosya birleştirilen dosya hakkında verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini ve akabinde yeniden yargılama yapılarak talep doğrultusunda davanın tümden reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. ... Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyası tahtında yapıldığı iddia edilen temlik kötüniyetli olarak ve husumet itirazımız davaya cevap dilekçesi ile dosyaya ibraz edildikten sonra yapıldığını, işbu davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi mümkün olmamasına rağmen mahkeme tarafından işbu husus dikkate alınmadan yargılama yapıldığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkeme tarafından her ne kadar müvekkilin dava konusu borçtan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu belirtildiğini, tahkikat aşamasında alınan hiçbir bilirkişi raporunda müvekkile herhangi bir kusur atfedilmediğini, dolayısıyla müvekkilin dava konusu borçtan hangi oranda sorumlu olduğu belirsiz olduğunu, borcun tamamının müvekkil tarafından yatırılan teminattan karşılanması halinde müvekkile herhangi bir kusur izafe edilmemesi sebebi ile iç ilişkide müvekkilin hangi oranda diğer sorumlulara rücu edeceği belirsiz olduğunu, bahse konu davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğine ilişkin beyanlarımıza halel gelmemek kaydıyla, davacı tarafından yapılan bedel artırımı hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından ittihaz edilen kararda belirtilenin aksine TTK madde 1061 çerçevesinde müvekkilin sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmadığını, müvekkil donatan sıfatına haiz olmamakla birlikte, her halükarda geminin işletilmesinden dolayı meydana gelmiş olmayan zararı tazmin etme yükümlülüğü bulunmadığını, dava dosyasında açık ve net bir şekilde “şh erguvan” isimli geminin donatan ve işletenin ... Ltd. Şti. olduğu tespit edildiğini, müvekkilin donatan olduğundan bahisle iddia olunan zarardan sorumlu tutulması hukuka aykırı olduğunu, sorumluluğun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, dosya tahtında tanzim edilen bilirkişi raporları denetime elverişli olmamakla birlikte anılı raporlarda hesaplanan tazminat miktarları da gerçeği yansıtmadığını, açıklanan nedenlerle, olayda müvekkilin donatan sıfatına haiz olmayıp, ilgili geminin kiracısı olarak da geminin işletilmesinden kaynaklanmayan alacaktan sorumlu tutulması da beklenemeyeceğinden istinaf incelemesi sonucunda mahkememe kararının kaldırılmasına ve müvekkil yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. ... Sigorta A.Ş. ve ... LTD ŞTİ vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkil aleyhine açılan davanın mahkeme tarafından kısmen kabulüne karar verildiğini, verilen karar eksik ve hatalı inceleme neticesinde verilmiş olduğunu, davacının hiçbir hak ve alacağı olmamasına rağmen itirazlar gereği gibi değerlendirilmediğinden kısmen kabul kararına hükmedildiğini, davadaki iddiaların mahkeme tarafından yeterince değerlendirilmediği göz önünde bulundurulduğunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu görüleceğini, anılan sebepler ile verilen kararın kısmi olarak 570.000 Euroluk tutar dışında kalan tüm tutar, faiz, vekalet ücreti, harç ve masraflar için kaldırılmasını/bozulmasını istemek zaruri olduğunu, diğer yandan gerekçeli karar tarafa elektronik tebligat ile 6.12.2020 tarihinde tebliğ olduğunu, istinaf kanun yoluna başvurmak üzere yasal süre henüz dolmadığını, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü nezdinde başlatmış olduğu icra takibi sonucu herhangi bir hak kaybı yaşamamak ve tehiri icra sürecini başlatmak adına tehiri icra talepli işbu süre tutum/kısa istinaf dilekçesinin verilmesi zarureti doğduğunu, ayrıntılı ve gerekçeli temyiz dilekçesinin mahkemece yasal süre içerisinde sunulacağını, öncelikle tehir-i icra talebinin ile birlikte işbu süre tutum dilekçesinin kabulüne, usul ve yasaya aykırı mahkeme kararında hükmedilen 570.000 Euroluk tutar dışında kalan tüm tutar, faiz, vekalet ücreti, harç ve masraflar için kararın sunulan işbu ve süresinde sunacağımız ayrıntılı istinaf dilekçesindeki sebepler ile re’sen dikkate alınacak sebeplerle kısmi olarak kaldırılmasına bozulmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. ... SİGORTA A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çatmanın meydana gelmesinde, davalı "şh erguvan" gemisinin % 100 oranında sorumlu olduğunu, dolayısıyla dava konusu taleplerin diğer davalılar tarafından tazmin edilmesi gerektiği sabit olup, bu yönüyle, işbu davanın müvekkil şirket yönünden kabulüne karar verilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla birlikte, mahkeme tarafından hükmedilen tazminat tutarı fahiş olduğunu, mahkeme kararında, müvekkil şirketin poliçe hükümleri gereği doğrudan hasarın giderilmesi dışında kalan dolaylı zararlardan sorumlu olmadığının belirtilmesi karşısında, davacının değer kaybı talebinin müvekkil şirket yönünden reddine karar verilmeyip ayrı bir esasa kaydedilmesi hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, gerek dosya kapsamında tanzim edilen kök bilirkişi raporunda, gerekse ek bilirkişi raporunda, "..." isimli yatta oluşan hasarın niteliği ve onarım kalitesi dikkate alındığını, söz konusu yatta değer kaybı oluşmayacağını, yapılan onarımın mahiyeti gereği söz konusu onarımın yatın değer artışına sebep olacağı tespit edildiğini, işbu tespitler ışığında değer kaybı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, değer kaybı talebinin tefrik edilerek ayrı bir esas kaydedilmesi yönünde verilen kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirket aleyhine hükmedilen yargılama gideri, vekalet ücreti ve diğer feriler, müvekkil şirket aleyhine hükmedilen tazminat tutarları dikkate alınmak suretiyle oranlanmadığını, bu yönüyle, işbu karar hatalı, hukuk aykırı ve infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğunu, mahkeme tarafından verilen hükmün hatalı, hukuka aykırı ve infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğunu, yapılan savunmalarda da komisyon nezdinde verilen mahkeme kararı hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, işbu kararın kaldırılması taleplerinin istinaf yoluna müracaat etme zarureti hasıl olduğunu talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava; çatma olayı neticesinde asıl davaya konu ... gemisi ile birleşen davaya konu ... gemisinde meydana geldiği iddia edilen hasar bedeli ve çatmadan kaynaklanan dolaylı zararların davalılardan tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş bu kararlara karşı asıl dava bakımından davalılar vekillerince ve birleşen dava bakımından ise davacı ve davalı vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Asıl davaya konu ... isimli yatın 12/05/2017 tarihinde İstinye'de İsmarin kuruluşu olan ... yerinde kendisine tahsisli pontonda bulunduğu sırada ... isimli arabalı vapurun marina sahasına girerek ... yatına iskele baş omuzluğundan çarptığı, bu geminin çarpmanın etkisiyle yan tarafında bulunan birleşen davaya konu ... isimli tekneye temas etmesi sonucunda bu teknenin de ... isimli tekne ve iskele dubasına yaslanması neticesinde hasarlandığı anlaşılmıştır. Asıl dava davacısı tarafından davalılardan çatma olayı nedeniyle yatta meydana gelen maddi zarar kalemlerinden doğrudan zarar olan tamirat bedeli tam olarak belirlenmemiş olmakla birlikte KDV hariç 567.000,00 Euro talep edildiği, yine yatta oluşan değer kaybının da doğrudan zarar olarak değerlendirilmesi gerektiği beyan edilerek buna ilişkin talebin şimdilik 1.000,00 TL olarak talep edildiği, yönetim şirketi olan ... şirketine ödenmiş olan hizmet bedellerinden şimdilik 85.353,74 TL, teknenin karaya alınabilmesi için zorunlu olan küçük onarım bedeli 19.458,20 TL, ... 12 aylık bağlama sözleşmesi bedeli olarak 123.176,52 TLnin, 04/04/2017-06/10/2017 tarihleri arası ... elektrik harcamaları için 10.700,00 TLnin, 20/04/2017-06/10/2017 dönemine ilişkin ... su harcamaları olarak 1.750,00 TLnin, mahrum kalınan kardan şimdilik 1.000,00 TLnin, gemi personeli tedavi masrafı için ödenen 952,61 TLnin, sigorta şirketleri açısından 02/07/2017 tarihinden itibaren, diğer davalılar açısından hasar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılarda tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dava davacısı ise ...'ı davalının haksız ve hukuka aykırı eylemi sebebiyle kullanamadığını, kısa süreli olarak başka bir yat kiralamışlarsa da, onda da alışkın oldukları kaptan ve personelin hizmetinden mahrum kaldıklarını, en azından sembolik olarak bir nebze hafifletmek ama özellikle de davalının ileride benzer hukuka aykırılıklar yapmaktan caydırılması bakımından 90.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini beyanla hasardan kaynaklanan zarar için şimdilik 50.000 TL'nin çatma tarihi olan 12/05/2017'den itibaren işlemiş ve fiili tahsil tarihine kadar işleyecek yıllık %9'dan az olmamak üzere değişken oranlı yasal faizi ile ödenmesine, yatın değerinin düşmesi ile ortaya çıkan ekonemik değer kaybı için şimdilik 50.000 TL'nin, ikame yata ödenen kiranın şimdilik 100.000 TL'lik kısmının çatma tarihi olan 24/08/2017'den itibaren işlemiş ve fiili tahsil tarihine kadar işleyecek yıllık %9'dan az olmamak üzere değişken oranlı yasal faizi ile ödenmesine, marina park bedeli ve termal kamera inceleme masrafı olarak şimdilik 20.000 TL'lik yıllık %9'dan az olmamak üzere değişken oranlı yasal faizi ile ödenmesine, 90.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. ... gemisine ait sicil bilgilerinden teknenin malikinin ... Ltd isimli şirket olması nedeniyle çatmadan kaynaklı talep ve dava hakları sicil maliki olan ... şirketine aittir. Ancak yargılama sırasında bu şirket ile asıl dosya davacısı ... arasında 15/05/2017 tarihinde dava konusu çatmayı da kapsar şekilde temlik sözleşmesi düzenlenmiş olup tekne ilgili tüm haklar davacıya devredildiğinden asıl dosya davacısının aktif husumet ehliyeti bulunduğu anlaşıldığından davalı ... Tic. A.Ş nin bu hususa ilişkin istinaf istemleri yerinde değildir. Dosyaya sunulan kira sözleşmelerinden ... isimli geminin ...'ta ... Ltd adına kayıtlı olduğu, ... ile davadışı ... Ltd Şirketi arasında arabalı feribot kiralama hizmeti alım işine ait 09/11/2016 tarihli sözleşme düzenlendiği, 02/01/2017 tarihli devir protokolü ile ... firmasının kira sözleşmesinden kaynaklanan tüm hak ve sorumluluklarını ... Ltd firmasına devrettiği, 03/02/2017 tarihli ek sözleşme ile de, sözkonusu devir protokolünün 09/11/2016 tarihli ana sözleşmenin devamı mahiyetinde sayılacağının ... ve ... tarafından kabul ve tasdik edildiği görülmüştür. Davalı taraf, ... gemisinde olay anında dümen kilitlenmesi yaşaması sonucu çatmanın meydana geldiğini, TTK'nun 1287. maddesine göre kusursuzluk halinin sözkonusu olduğunu savunmuştur. Türk Loydu'nun 13/05/2017 tarihli gemi sörvey raporunda; ... Gemisinin istinye limanına yanaşma manevrası yaparken ... isimli yata iskele baş taraftan 12/05/2017 tarihi saat 16.40'ta temas ettiğinin bildirildiğini, konuyla ilgili olarak gemiye survey atamasının yapıldığını, geminin sevk sisteminin ... sistemi olduğunu ve bu sistemde bir dümen donanımının bulunmadığını, ... gemisinin tüm ana makinelerinin hem Köprüüstünden hem de makine dairesinden test edildiğini, gemi ile seyre çıkılarak farklı açılarla komut verilerek geminin pozisyonunun takip edildiğini yapılan testlerde herhangi bir sorunla karşılaşılmadığını ve geminin seyre uygunluğunun onaylandığı belirtilmiştir. Dosya kapsamında sunulan ... kayıtları da incelendiğinde ise deneme seferleri yapmakta olan ... gemisinde İstinye'ye yanaşma esnasında tornistan yaparak marinada bağlı bulunan dava konusu tekneyle çattığı ardından iskele tarafına dönüş yaparak mevkinden hızla uzaklaştığı görülmekte dolayısıyla ... gemisinde manevra yapma imkan ve kabiliyetinde bir problem gözükmediği, çatma sonrası Türk Loydu surveyorü tarafından da yapılan gemi sevk sistemi kontrollerinde ve tecrübe seyrinde de her hangi bir arıza ya da probleme rastlanılmadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1286-1297 maddeleri çatmaya uygulanacak düzenlemelerdir. Bu Bölüm hükümleri, iki veya daha çok geminin çarpışması “çatma” sonucu gemilere ve gemilerde bulunan insanlara veya eşyaya verilen zararın tazmini hakkında uygulanır. Geminin, bir manevrayı yapmak veya yapmamak yahut seyir kurallarına uymamak suretiyle başka bir gemiye veya gemide bulunan insanlara veya eşyaya çatma olmaksızın zarar vermesi hâlinde de, çatma hakkındaki hükümler uygulanır.Çatma, kusurlu ve kusursuz çatma olmak üzere iki türdür. Kusursuz çatma TTK'nın 1287 ve kusurlu çatma TTK'nın 1288. maddesinde düzenlenmiştir. TTK'nın 1287. maddesinde, çatma, umulmayan bir hal veya mücbir sebep yüzünden meydana gelmiş veya neden ileri geldiği anlaşılamamışsa, çarpışan gemilerin veya gemilerde bulunan insanların yahut eşyanın çatma yüzünden uğradıkları zarara, o zarara uğrayan kişi katlanır. TTK'nın 1288. maddesine göre, çatma, gemilerden birinin donatanının veya gemi adamlarının kusurundan ileri gelmişse, zararı o geminin donatanı tazmin etmek zorundadır.TTK'nın 1061. maddesine göre donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikine denir. Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılmaktadır.TTK'nın 1062. maddesine göre, donatan, gemi adamlarının, zorunlu danışma kılavuzun veya isteğe bağlı kılavuzun görevlerini yerine getirirken işledikleri kusur sonucunda üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumludur. Ancak donatan, yolculara ve yükle ilgili kişilere karşı taşıyanın gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur.TTK'nın 1127. maddesinde, geminin gemi adamlarıyla birlikte kiracının emrine verildiği kira sözleşmelerinde gemi adamlarının çalıştırılmasından doğan bütün borç ve yükümlülüklerden kiraya veren, kiracı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/8537 Esas- 2012/15837 Karar sayılı kararında, yapılan sözleşmeden anlaşıldığı kadarıyla geminin, gemi adamlarıyla birlikte kiraya verildiği için sözleşmenin çıplak gemi kira sözleşmesi sayılamayacağı belirtilmiştir. Somut olayda davaya konu ... gemisi mürettebatı ile birlikte kiralanmıştır. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda kusur oranı yönünden yapılan değerlendirmede; kusur oranlarının tespitinde yapılacak analizin iki temele dayandığı, bunlardan birincisinin Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü, ikincisinin de iyi denizcilik yada gemicilik açısından değerlendirme olduğu, somut olayda ... yatının kıçtan karaya bağlı durumda iken seyir halindeki ... gemisinin Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü esaslarına göre kural 2'de ifade edilen sorumluluk kapsamında yapılması gereken manevralarla ilgili geminin teknik sınırları içerisinde mevcut teknik olanaklarını yeterince kullanmadığı, azimuth itici (pervane) gemi sevk sisteminin olanaklarından yararlanmadığı, Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü kural 5'te yer alan "her tekne içinde bulunulan durum ve koşullarda durumun ve çatışma tehlikesinin tamamen değerlendirilmesini sağlamak üzere herzaman görme, işitme ve elde mevcut tüm uygun araçların kullanılması ile tam bir gözcülük yapacaktır" şeklinde tarif edilen gözcülük yapma kuralına aykırı davranıldığı, yine Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü kural 6'da yer almakta olan "emniyetli hız tespit edilirken geminin durdurulma mesafesi, deniz durumu, akıntı, rüzgar, trafik yoğunluğu...gibi seyir tehlikelerinin yakınlığı" hususlarının dikkate alınmadığı, yine tüzüğün 7.kuralı olan "çatışma tehlikesinin var olup olmadığının" saptanması ile 8.kural olan "çatışmayı önleme hareketi" kuralının da ihlal edildiği, bütün bunların yanısıra iyi gemicilik açısından da içinde bulunulan duruma göre zamanında ve ortama uygun manevraların yapılmadığı, bu şekilde ... gemisinin torniston yaptığı sırada marina olarak tahsis edilmiş sahaya girerek VDR kayıtlarıyla sabit olduğu üzere marinada kendisine tahsisli pontonda baş taraftan demir atmış vaziyette bağlı bulunan ... yatına çattığı, ...'nın da aldığı darbenin etkisiyle yan tarafında bulunan ... gemisine temas ettiği anlaşılmış olup, tüm bu tespit ve değerlendirmeler sonucunda ... gemisinin sebebiyet verdiği çatma hadisesinin tek taraflı kusurlu çatma niteliğinde olup, zincirleme şekilde meydana gelen olayda ... gemisinin % 100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Somut olayda Asıl davaya konu ... isimli yatın 12/05/2017 tarihinde İstinye'de ... kuruluşu olan ... yerinde kendisine tahsisli pontonda bulunduğu sırada ... isimli arabalı vapurun marina sahasına girerek ... yatına iskele baş omuzluğundan çarptığı, bu geminin çarpmanın etkisiyle yan tarafında bulunan birleşen davaya konu ... isimli tekneye temas etmesi sonucunda bu teknenin de ... isimli tekne ve iskele dubasına yaslanması neticesinde hasarlandığı, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalı taraf TTK'nın 1287. maddesinde düzenlenen kusursuzluk halini ispatlayamamıştır. Zira Türk Lloydunun düzenlediği 13/05/2017 tarihli gemi sörvey raporu ile 18/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda ... gemisinde dümen donanımı bulunmadığından dümen kilitlenmesinin sözkonusu olamayacağı, çatma sonrasında Türk Lloydu sörveyörü tarafından yapılan gemi sevk sistemi kontrollerinde ve tecrübe seyri sırasında feribotta herhangi bir arıza yada probleme rastlanılmadığı tespit edilmiş olduğundan dava konusu çatma olayında kusursuzluk hali doğuracak öngörülemeyen bir durumun sözkonusu olmadığı kanaatine varılmıştır. Davaya konu ... gemisi mürettebatı ile birlikte kiralanmıştır. Bu durumda çatma olayının 12/05/2017 tarihinde yani davalı ... AŞ'nin ... gemisini kiraladıktan sonra meydana geldiği de gözönüne alındığında donatan sıfatına haiz olan ... AŞ ile gemi maliki ... Ltd Şti'nin TTK'nın 1127. maddesi gereğince davaya konu çatma olayı nedeniyle sorumlu oldukları sabittir. İlk derece mahkemesince her iki davalının da hem ... hem de ... gemilerinde çatmanın etkisiyle meydana gelen doğrudan ve dolaylı zararları tazmin etme yükümlülüklerinin bulunduğunun kabul edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Buna ilişkin davalı istinafları yerinde değildir. Davalı sigorta şirketi tarafından zarara uğrayan ... isimli özel yatın ... numaralı “YAT SİGORTA POLİÇESİ" ni 04.03.3017-2018 vadeli olarak 3.500,000 EURO sigorta bedeli ile sigortalamıştır. Düzenlenen poliçede sigortalı ... olup 08.3.2017 tarihinde düzenlenen zeyilname İle davacı ... sigortalı olarak düzenlenmiştir. Buna göre davalı sigorta şirketi sigorta vadesi içerisinde gerçekleşen olay sonucunda sigorta klozları kapsamında ve limit dahilinde doğrudan zararlardan sorumludur. Davacının meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan, yansıma veya dolaylı zarar niteliğindeki zararları, teminat dışıdır. Ayrıca davacının kendi sigorta şirketinden zarar giderimi isteminde bulunmasında hukuki yararı da bulunmaktadır. Dosyada mübrez ... tarafından düzenlenmiş olan ... nolu "Su Araçları Sorumluluk Sigorta Poliçesinden" ... gemisinin 20/12/2016-2017 dönemi için 250.000.000,00 USD limitle sigortalandığı, dava konusu deniz kazasının poliçe vadesi içerisinde meydana geldiği anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirket vekili istinaf dilekçesinde sorumlu olmadıklarına dair itirazda bulunmamış olup davalı yanın itirazı mahkemenin eksik incelemesine ve sorumluluk miktarınadır. İstinaf incelemesi bu yönlerden yapılmıştır.Yine aynı bilirkişi raporunda dava öncesi alınan tespit raporu esas alınmak suretiyle ... yatının onarımı için ... firmasının hazırlamış olduğu 762.315,78 Euro bedelli fiyat teklifinin uygun olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Davacı taraf ... yatının İtalya'da ... şirketince inşa edilen özel yapım bir tekne olduğunu, bu nedenle aslına uygun şekilde onarımı için İtalya'ya götürüldüğünü, imalatçı firmanın teklifinin yüksek olması nedeniyle daha düşük teklif sunan ... firmasıyla anlaşma yapılarak yatın onarımı için bu şirkete 717.500,00 Euro KDV hariç % 22 KDV ile birlikte 875.350,00 Euro ödeme yapıldığını beyan etmiş olmasına rağmen dosya kapsamında asıl dava yönünden onarım fatura ve dekontlarına rastlanmamıştır. Asıl davaya konu yatın onarım faturaları dosyaya sunulmamış olup sunulan belgelerin onarıma ilişkin fiyat teklif faturaları ve tercümeleri olduğu görülmüştür. Dosya kapsamında 2017/88 d.iş sayılı dosyadaki tespit kapsamındaki bilirkişi raporunda davacıya ait yatın tamiri için ... tarafından verilen toplam 567.000.00 EURO ve 8 ay süreli tamir teklifinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu tespiti ile İtalya'da yerleşik ... Denizcilik Sörveyleri tarafından tanzim edilen 14/06/2018 tarihli rapordaki 435.750,00 EURO tutarındaki tespit, yine davalı sigorta şirketi nin görevlendirdiği ... tarafından yat üzerinde inceleme yapılmak ve Türkiye'deki ... ve ... firmalarından alınan fiyat teklifleri doğrultusunda zararın 545.000,00 EURO olduğu tespiti bulunduğu görülmüştür. Alınan bilirkişi raporunda ise ... şirketinin fiyat teklifine öncelik verilerek zarar tespiti yapılmış ise de neden öncelik verildiği noktasında yeterince değerlendirme yapılmadığı zira yukarıda bahsedilen 3 raporda da bilirkişi raporundaki tespitten daha az bedelle onarım teklifi sunulduğu, bu durumun çelişki yarattığı, bilirkişiden ek rapor alınmış ise de bu hususun yeterince açıklığa kavuşturulmadığı görülmüştür. Bu durumda olayın tam bir açıklığa kavuşturulması amacıyla asıl dava yönünden yapılması gereken davacı taraftan davaya konu ... yatının yargılama sırasında onarıldığı anlaşıldığından onarım faturalarının dosyaya sunulmasını sağlamak ve akabinde dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdi ile onarım faturalarının gerçeğe uygunluğunu da denetlemek suretiyle gerek zarar kalemleri, bedelleri ve onarım süresi gerekse hangi zarar kaleminin davaya konu çatma olayı nedeni ile ortaya çıktığına dair rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulmak olmalıdır. Bu haliyle bilirkişi raporları denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Birleşen davada davacı taraf istinaf isteminde davaya konu yatın onarımı için daha fazla harcama yapıldığını ve mahkemece eksik inceleme bulunduğunu beyan etmiştir. Birleşen dava davacısı tarafından onarım faturaları dosyaya sunulmuş olmakla birlikte alınan bilirkişi kök ve ek raporunda davaya konu yatın mahkemenin 2017/86 d.iş sayılı dosyasındaki tespitler doğrultusunda 117.000,00 EURO zarar tespitinde bulunulduğu, ancak anılı değişik iş dosyasında inceleme günü tespiti yapılabilen hasara yönelik bedel belirtilmiştir. Ayrıca bilirkişiler raporda kesin harcama tutarının onarıma başlanıp tüm hasarlı bölge açıldıktan sonra net olarak ortaya çıkacağını da belirtmiştir. Ancak ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi ve ek raporunda davacı tarafça sunulan onarım faturalarının ayrıntılı olarak değerlendirilmediği görülmüştür. Dolayısıyla alınan bilirkişi raporu birleşen davaya konu hasar tespiti noktasında da yeterli değildir.Birleşen dava davacılarının manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş olmakla davacı vekilinin buna yönelik istinaf istemi bakımından ise; davacı taraf davaya konu çatma olayı nedeniyle yatta oluşan zarardan dolayı yatın kullanılamamış, başka bir yat kiralanmış ve onda da alışkın oldukları kaptan ve personelin hizmetinden mahrum kalmış olduklarından dolayı üzüntü ve sıkıntıya maruz kaldıkları iddiasıyla manevi tazminat talep etmiştir. TBK'nın 58. Maddesinde kişisel hakları zarara uğrayan kimselerin manevi tazminat isteyebileceği düzenlenmiş olup bu durumdaki bir kimseye belli miktardaki paranın ödenmesi ilgilinin ruhsal olarak yaşadığı acılarını kısmen de olsa giderme amacına yöneliktir. Bu noktadan hareket edildiğinde mal varlığına yönelik bir eylem TBK'nın 58. Maddesi anlamında doğrudan kişisel hakları ihlal eden bir eylem niteliğinde değildir. Dolayısıyla madde hükmünce manevi tazminata hükmedilebilmesi ve kişisel yararların haleldar olması ön şart olarak aranmakta, bu hüküm mal varlığına ilişkin zarar halini kapsamamaktadır. Somut olayda yasal koşulları oluşmadığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen her iki dosyada hasarlanan yatlarla ilgili olarak değer kaybı talebi bakımından dosyada alınan raporlar değer kaybının oluşup oluşmadığı yönünde yeterli kanaat oluşturmadığından ilgili taleplerin bu davadan tefrik edilerek ayrı bir esas üzerinden yargılamaya devam edilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen tefrik kararı HMK'nın 168. maddesi gereğince ancak esas hükümle birlikte incelenir. Ancak şu halde tefrik kararı sonrasında mahkemenin esasına aldığı dosya üzerinden yargılama devam etmekle birlikte bahsedilen dosya dairemizin incelemesine konu da değildir. Asıl ve birleşen dava, davaya konu yatların çatma olayı nedeniyle oluşan zararın tazmini amacıyla belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. 6100 Sayılı Yasa'nın 107. maddesinde “davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek sureti ile belirsiz alacak davası açabilir...”düzenlemesi mevcuttur. Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği gibi zararın baştan belirlenemediği ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde belirsiz alacak davası açılabileceğinin düzenlendiği, hak arama özgürlüğünün gerçekleşmesi ve usul ekonomisine aykırı durumların önüne geçmek için bu müessesenin getirildiği anlaşılmaktadır. Somut olay itibariyle hasar miktarının kesin olarak tespitinin ancak yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkabileceğinin anlaşılmış olmasına göre davacıların belirsiz alacak davası açmasında usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığından davalı vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Ayrıca birleşen davaya konu ... isimli teknenin maliklerinden davacı ...'nın 18/05/2021 tarihinde yargılama sırasında vefat ettiği nazara alınarak mirasçılarının davaya dahil edilmesi veya mirasçıları tarafından verilecek vekaletnamenin dosya içerisine sağlanması gerektiğinden yine asıl ve birleşen dava hasarın net olarak tespiti noktasında denetime ve hüküm kurmaya elverişli ayrıntılı bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle asıl ve birleşen taraf vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Asıl ve birleşen dava taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Asıl ve birleşen dava taraflarınca yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.11/07/2024