T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1798
KARAR NO: 2023/1324
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/11/2017
NUMARASI: 2016/609 Esas - 2017/1190 Karar
DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının satın aldığı gayrimenkul (konut) finansmanı amacıyla ... Bankası Laleli Şubesinden Konut Kredisi kullandığı, Kredinin kullanımı sırasında Davalı Bankanın kendisinden 4,581,15 TL masraf kesintisi yaptığı bu nedenle kesilen bu tutarın iadesinin talep edildiği somut olay için dava açılmasının zaruretinin hasıl olduğu iddia edilmektedir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkil banka arasında konut finansmanı kredisi sözleşmesi akdedilmiştir. Müvekkil banka tarafından, davacıya tahsis edilen konut kredisi nedeniyle, bazı zorunlu masraflar yapmıştır. Bu nedenle de, zorunlu olarak yapılan masraflar nedeniyle de, müvekkil bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu masrafların iadesi talebi yerinde olmadığı Sözleşmenin hiçbir hükmü haksız şart niteliğinde değildir, kredi sözleşmenin bir nüshası da davacıya teslim edilmiştir. Kredi sözleşmesi tüm unsurlarıyla müzakere edilerek oluşturulmuş ve akdedilmiştir. Bununla birlikte, kredi sözleşmesinde komisyon alınacağı ve meblağı belirtilmiştir. Davacı yan kredi sözleşmesinde komisyon alınacağına ilişkin olan hükmü haksız şart olduğunu belirtmektedir. Oysa davacının bu iddiası da doğru değildir. Davanın Reddine ve her türlü harç, masraf ve vekâlet ücretinin davacı yan üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tarafları arasındaki ilişkide davalı banka ile davacı arasında imzalanan sözleşme GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİDİR. Genel Kredi Sözleşmesi mevzuat ve bankacılık uygulamasında1 Ticari Krediler İçin Kullanılan bir sözleşmedir. Ticari Krediler ise mevzuat gereğince sadece TACİR sıfatını taşıyan gerçek kişiler ve Şirketler tarafından kullanılabilir. Davacı tarafından kullanılan kredi konut kredisi adıyla açılmış olsa da, kredi konusu olan gayrimenkul İŞYERİ vasfındadır. Kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun genel işlem koşulları başlığını taşıyan 20.maddesinde "genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacı ile, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir.Bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli nitelendirmede önem taşımaz aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmenin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez, genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye koyulan bu koşulların her birini tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz, genel işlem koşulları ile ilgili koşullar sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmeleri de niteliklerine bakılmaksızın uygulanır". Dava konusu krediye ait geri ödeme planında BSMV ve KKDF kesintilerinin yapılmış olduğu görülmektedir. Buradan kredinin Konut Kredisi kapsamında kullandırılmadığı, eşit taksitli geri ödemeli kredi olarak tahsis edildiği sonucuna varılmıştır. Taraflar arasında 31/08/2009 tarihli, 250 000 ABD Doları kredi limit tahsisli Genel Kredi Sözleşmesi ve tarihsiz Konut Finansmanı Sözleşmesi tanzim nedeniyle, Davalı bankaca "Kredi Komisyonu" açıklamasıyla 4.581,15 TL Komisyon Tutan (BSMV dahil) tahsilat yapıldığı; tahsilatların imzalanan Kredi Genel Sözleşmesinin Faiz Komisyon Ücret ve masraflar başlıklı madde kapsamında alındığı anlaşılmaktadır. Gelen emsal banka uygulamaları ve kredinin türüne göre davacının burada tüketici sıfatıyla hareket etmediği anlaşılmakla yapılan bilirkişi incelemesinde de anlaşıldığı üzere kredi tahsis ve değerlendirme komisyonu uygulamasının sözleşme maddeleri kapsamında yapıldığı, komisyon oran ve rakamının dava dışı diğer bankalara göre abartılı bir düzeyde olmadığı ve makul olduğu, Tahsil edilen komisyonun davacı ile müzakere edilmiş olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu komisyon masraf gibi alacak talebinin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan konut almak için konut kredisi çektiğini, zaten bu kredi ile de müvekkili tarafından İstanbul Fatih ilçesi Laleli semtinde taşınmazın satın alındığını, çekilen kredinin konut kredisi olduğunun sabit olduğunu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde çekilen kredinin konut kredisi olduğunun açıkça beyan edildiğini, çekilen kredinin konut kredisi olmakla bilirkişi raporunda belirtilen 4.581,15 TL'nin tahsil tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki ticari kredi olsa bile masrafların iadesine karar verilmesi gerektiğini, bilindiği üzere ticari olmayan kredilerde (konut, ihtiyaç, tüketici vs) masraf, komisyon, yapılandırma bedeli ve benzeri adlarla alınan paraların iadesinin içtihatlarla kabul edildiğini, Yargıtay'ın verdiği yeni kararları ile ticari kredilerde de komisyon, ipotek fekki, kredi erken kapatma ücreti, dosya masrafı gibi adlarla kredi sözleşmesine konulmuş masrafların yazılmamış sayılacağına, yazılmamış sayılan bu bedellerin tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve iadesi gerektiğine ve hatta yasal dayanağı olmaksızın alınan bu kalemleri tahsil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğine hükmedildiğini, yüksek mahkemenin bu yeni kararları karşısında ister şirket ister şahıs tacir için kullanılmış olsun bütün ticari kredilerde tahsil edilmiş komisyon ve masraflar ile karşılıksız diğer paraların iade edilmesi gerektiğini, konuya ilişkin emsal Yargıtay kararlarının dosyaya sunulmasına rağmen yerel mahkemenin hatalı olarak davanın reddine karar verdiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının bozulmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece dosyanın birden fazla bilirkişiye ve birçok kez tevdii edilmiş olmasına rağmen tüm bilirkişilerin hem kök hem ek raporlarında müvekkili bankanın yapmış olduğu tahsilatların emsallerine uygun olduğu ve davanın reddi yönünde görüş bildirildiğini, davacının kullanmış olduğu kredinin ticari mahiyette olduğunu, ticari mahiyetteki kredilerle ilgili hem Bölge Adliye Mahkemelerinin hem Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarının açık olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini, yerel mahkeme kararının onanmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE :Dava; taraflar arasında akdedilen Genel Kredi sözleşmesi kapsamında davacıdan tahsil edilen fon kullandırım komisyonunun davalıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Uyuşmazlık, fon kullandırım komisyonu adı altında yapılan tahsilatın sözleşme koşullarına ve bankacılık teamüllerine uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Davacı, davalı bankadan kullandığı kredi kapsamında haksız olarak komisyonu adı altında tahsilat yapıldığını iddia ederek haksız kesintinin iadesini istemiş, davalı banka ise, uygulamanın sözleşme ve bankacılık mevzuatına uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. TTK'nun 20. maddesi uyarınca tacir olan bankanın verdiği hizmet karşılığında ücret talep etmesinin mümkün olup, Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi çerçevesinde kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği belirtilmiştir.Davacı ile yapılan sözleşmede açıkça alınacak komisyon miktarına ilişkin bir belirleme bulunmamakla birlikte kredinin geri ödeme planı ve kullandırım şartlarına ilişkin davacının imzasını taşıyan belgede komisyon tutarının BSMV dahil 4.580,40 TL tahsil edileceği açıkça yazılıdır. Davalı banka, davacıya sunduğu bankacılık hizmetleri/kullandırdığı ticari krediler sebebiyle komisyon, masraf vs. gibi adlar altında münasip bir ücret tahsil etme hakkına sahip olup, sözleşme, bankacılık mevzuatı ve uygulamaları kapsamında davacıya kullandırılan 130.000 USD krediye karşılık %2,25 oranı üzerinden tahsil edilen 4.580,40 TL BSMV dahil komisyon bedelinin taraflarca yapılan sözleşmeye uygun olduğu gibi emsal banka uygulamalarına kıyasen de fahiş olmadığı gözetildiğinde davacının davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.30/11/2023