T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1374
KARAR NO: 2025/1367
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 04/06/2025
NUMARASI: 2023/665 Esas (Derdest)
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:İhtiyati tedbir kararına itiraz eden ... Oto Alım Satım Ticaret Limited Şirketi vekili itiraz dilekçesinde özetle: Tedbir kararının öncelikli dayanağı dosyaya sunulmuş hukuka aykırı bilirkişi raporu olduğunu, mahkemeye bir mali müşavir bir öğretim görevlisi imzasıyla sunulmuş olan bilirkişi raporu, hukuki anlamda kabulü mümkün olmayan ve şirket ortaklarının şirketteki sermaye paylarını dahi ortaya koyamamış bir rapordan ibaret olduğunu, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen kararında hükme bağlanan husus ile derdest davadaki talep sonucu birbirinden farklı olduğu ,ilk dava sonunda verilen hükmün derdest dava bakımından maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi söz konusu olmadığı, ayrıca derdest davada davacının sıfatı bulunmadığı ve dava bakımından hak düşürücü süre de geçmiş olduğundan kesinleşen tespit hükmünün derdest dava bakımından kesin delil etkisi de tartışılamayacağını, derdest davanın konusu Şirket’in 2022 yılında yaptığı sermaye artırımı kararlarının yokluğunun tespiti-iptali olduğuna göre artık İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen kararının bu dava bakımından dikkate alınmasını gerektiren bir durum bulunmadığını, derdest davanın, davacının davacı sıfatına sahip olmaması ve bu davanın açılması bakımından hak düşürücü sürenin geçmiş olması gerekçeleriyle esastan reddi gerektiğini bütün bunları dikkate almayan Bilirkişi Raporu’nun hatalı olduğunu, 15/05/2025 tarihli şirkete Denetim Kayyımı atanması yönündeki Ara Kararına itirazlarının kabulüne , aksi takdirde şirketin piyasa değeri ve cirosu göz önüne alınarak, bu karar sebebiyle şirketin - mevcut ortakların uğrayabilecekleri muhtemel zarara uygun düşecek nicelikte bir teminat belirlenmesini ve davacıdan alınarak depo edilmesini, bu karardan mütevellit müvekkillerinin uğrayabileceği her türlü zararı idareden tazmin hakları saklı kalmak kaydıyla 05/05/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davacı vekili tarafından 08/04/2025 tarihli dilekçesiyle her ne kadar sair tedbir kararları verilmesi talebinde bulunulmuş ise de dava dilekçesinde hukuki sebebin sermaye artış kararlarının usulsüz genel kurul kararları ile alınması olarak gösterildiği, şirket yönetimince şirket sermayesi ve dolaylı olarak pay değerinin fiktif işlemler ile azaltılmaya ya da yok edilmeye çalışıldığına ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği ve uyuşmazlıkta bu yönde bir inceleme yapılmadığı, şirketin olağan yönetim organınca idaresinin genel kural olup, usulsüz işlemler bulunması halinde başkaca hukuki yollara müracaat edilmesinin her zaman mümkün bulunması karşısında iddianın ileri sürülüş şekli dikkate alındığında Mahkememizin 06/10/2023 tarihli ilk tedbir ara kararı ile yeterli hukuki korumanın sağlanmış bulunduğu, mevcut durum karşısında başkaca verilecek bir tedbir kararının ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil edeceği, denetim kayyumu atanmasını gerektirecek dosya kapsamında yaklaşık ispata elverişli delil bulunmadığı ve bu yönde bir talep de bulunmadığı anlaşılmakla sair itiraz sebepleri incelenmeksizin müterriz vekilinin itirazlarının öncelikle bu yönden kabulü gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak Mahkemenin 05/05/2025 tarihli tedbir ara kararının kaldırılmasına," karar verilmiştir.
Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının kabulüne dair olarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirkette %40 oranında hissedar olan müvekkilin hisselerinin, şirkette gerçekleşen sermaye artırımına yönelik genel kurul kararları ile birlikte kendisinin hiçbir bilgisi ve katılımı olmamasına rağmen ‰1 (binde bir) oranına düşürülerek sahtecilikle ketmedildiğini, ayrıca dosyanın davalısı şirket ortağı ... un, müvekkil yerine sahte imzalar atması nedeniyle "özel belgede sahtecilik" suçundan yaklaşık 5 (beş) yıl hapis cezasına mahkûm edildiğini, bu suç yönünden mahkumiyeti kesinleştiğini, davacı Ali ...'un hissesini düşürerek müvekkile isabet etmesi gereken 5.762.700,00-TL miktarın kendisinin de hissedarı olduğu şirket bünyesinde kalmasına ve böylece müvekkilin zarara uğramasına neden olması nedeniyle "hizmet nedeniyle emniyeti suistimal" suçundan, 3 yıl hapis ve 1.500 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına da karar verildiğini, davalıların açıkça davalı şirkette %40 hissedar olduğu kesinleşen davacıdan mal kaçırmakta olduğunu, davalı şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığının bariz bir şekilde görülmekte olduğunu, bilirkişi raporu ile de davanın haklılığının bariz bir şekilde ortaya çıktığını beyanla, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının kabulüne yönelik ara kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırılmasını, tedbir taleplerinin tümüyle kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Talep; şirket genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti, iptali, davacı adına şirket hissesinin tescili, ortaklık yapısının 23/10/1995 tarihindeki ortaklık yapısına uygun hale getirilmesine ilişkin davada; şirket müdürlerinin şirketin malvarlığını azaltan ve davalı şirketi borçlandıran tüm kararlarının denetim kayyım onayıyla yürürlüğe girmesine şeklinde verilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itiraz üzerine 05/06/2025 tarihli ara kararı ile itirazın kabulü ile 05/05/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararın kaldırılmasına dair kararına yönelik istinaf istemidir. Davalı şirketin 19/08/2022 ve 06/12/2022 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında sermaye artırımına ilişkin alınan kararların, davacının mahkeme kararı ile %40 oranında pay sahibi olduğunun tespitine rağmen, ticaret sicili müdürlüğünce mahkeme kararının tescil edilmemesinden kaynaklı olarak genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesi ile eldeki dava açılmıştır. Dava dilekçesi ile; davalıların hisselerini devretmelerinin, sermaye artışı yapmalarının, davalı şirkete ait menkul ve gayrimenkul mal varlıklarının ve banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi amacıyla tasarruf işlemlerinin durdurulması için teminatsız olarak HMK 389 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 06/10/2023 tarihli ara kararı ile; 1-Davacı vekilinin talebinin kısmen kabulü ile, A-Davalıların yargılama boyunca davalı şirketteki hisselerinin devrinin ve davalı şirketin yeni sermaye artışı kararı almasının, davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların devrinin tedbiren önlenmesine, sunulan deliller karşısında bu aşamada takdiren teminat alınmasına yer olmadığına, B-Davalı şirketin normal işleyişini aksatabilecek nitelikte şirketin başkaca menkul mal varlıkları ve banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi hakkında genel ve soyut nitelikte tedbir kararı verilemeyeceğinden davalı şirkete yönelik bu tedbir talebinin REDDİNE," karar verilmiş karara karşı, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine dairemizin 30/11/2023 tarih ve 2023/1571 e, 2023/1332 K sayılı ilamı ile "İhtiyati tedbir isteyen davacı ile davalılar arasında uzun süredir çeşitli davalar bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının "davalı şirkete ait menkul mal varlıklarının ve banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi"ne yönelik tedbir istemi reddedilmiştir. Ticaret şirketi olan davalının ticari iş ve işlemlerini yürütmesi için faaliyet konusuna göre mal veya hizmet alıp satması şarttır. "Menkul mal varlığı ile banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi" şeklinde verilecek bir tedbir kararı ile ticaret şirketi hiçbir işlem yapamaz, mal alamaz, satamaz, işçi ücretini, kirasını, elektrik ve su parasına dahi ödeyemez hale gelebileceği gibi verilecek tedbirin uygulanması da mümkün değildir. Belirli bir konu içermeyen soyut tedbirin verilmesi ihtiyati tedbir sistemine de uygun değildir. Ayrıca eldeki dava genel kurul kararının iptaline yönelik olup yöneticilerin azli veya sorumluluğuna ilişkin bir dava değildir. Sadece uyuşmazlık konusu hakkında tedbir verilebileceğinden şirket yönetim kurulunun çalışmalarını engeller mahiyette tedbir kararı da verilemez. Bu durumda ilk derece mahkemesince davacının "menkul mal varlığı ile banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi" şeklindeki tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. " gerekçesi ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. 06/10/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbirin kabulüne yönelik verilen kararlara karşı davalı vekilinin itirazı üzerine 06/11/2023 tarihinde yapılan duruşmada itirazın reddine karar verilmiş 07/11/2023 tarihli gerekçeli ara karar oluşturulmuş, avalı vekilince süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce : 28/12/2023 tarih ve 2023/1726 E. 2023/1540 K sayılı ilamı ile " ihtiyati tedbir isteyen davacı ile davalılar arasında uzun süredir çeşitli davalar bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının "davalı şirkete ait menkul mal varlıklarının ve banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi"ne yönelik tedbir istemi reddedilmiştir. Ticaret şirketi olan davalının ticari iş ve işlemlerini yürütmesi için faaliyet konusuna göre mal veya hizmet alıp satması şarttır. İddianın ileri sürülüş biçimi, eldeki uyuşmazlık konusu, İstanbul Anadolu 5. ATM'nin 2019/582 Esas sayılı dosyası ve direnme kararı, Yargıtay Hukuk genel kurulunun 2021/11-701 Esas sayılı onama kararı ve 2022/11-935 Esas sayılı karar düzeltme ilamı ve içeriği ile diğer deliller ile ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği sonucuna ulaşılmaktadır. Dosyada toplanan delilleri ile konulan tedbirin mahiyeti dikkate alındığında ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararının teminat alınmadan verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur." gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince 08/04/2025 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile; davalı şirkete ait araçlar da dahil menkul mal varlıklarının ve banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi amacıyla tasarruf işlemlerinin durdurulması, dava süresince tedbiren davalı şirketteki mevcut yetkilinin yönetim hakkının ve temsil yetkisini kaldırılması ve yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırıldığına yönelik ticaret sicil gazetesinde ilan yapılması, tedbiren müvekkilin şirkete münferit yetkili kılınması, aksi halede tedbiren davalı yerine şirkete yönetim ve temsil kayyım atanması için teminatsız olarak HMK 389 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.İlk derece mahkememsince 05/05/2025 tarihli ara kararı ile " 1-İhtiyati tedbir isteminin kısmen kabulü ile, Şirket müdürlerinin, şirketin malvarlığını azaltan ve davalı şirketi borçlandıran tüm kararlarının denetim kayyımı onayıyla yürürlüğe girmesine şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Talepte bulunandan teminat bedeli olarak nakit ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde olmak üzere takdiren 300.000 TL nin güvence altına alınmasına, 2-Denetim kayyımı olarak aylık 15.000 TL ücret ile ... (TC:...)'in denetim kayyımı olarak atanmasına, davacı tarafından, ileride haklı çıkması halinde denetim kayyımı atanan şirket kasasından davacıya ödenmesi koşulu ile denetim kayyımı giderlerinin karşılanması için üç aylık toplamı 45.000 TL kayyım ücreti ile ile 300.000,00 TL teminat bedelinin mahkememiz veznesine depo ettiğinde, denetim kayyımının göreve başlamasına, 3-Kararın özetinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına, 4-Fazlaya ilişkin tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir. Davalı tarafın ihtiyati tedbir kararına itirazı üzerine 04/06/2025 tarihli kara kararı ile; Davalı vekilin ihtiyati tedbir kararına itirazının kabulü ile; Mahkememizin 05/05/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına," karar verilmiştir. TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Genel kurul kararını yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin davada; davalı şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu değildir. Bu durumda davalı şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu aşamada denetim kayyımı hakkında aşağıdaki hususların açıklanması gerekmiştir:Şirket içi menfaat ihtilaflarına ait davalarda şirket varlığının korunması için mahkemece şirkete denetim kayyımı atanabilir. Şirket içi menfaat ihtilaflarının halli için açılan davalarda dava aşamasında bir tedbir olarak şirket yöneticisinin kararlarının denetim kayyımının onayına bağlandığı hallerde kayyımın görev ve yetkileri ile ilgili olarak kanunda bir özel düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla denetim kayyımı atanmasına ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekli olup denetim kayyımının yetkilerinin de kararda açıkça gösterilmesi gerekir.Denetim kayyımı genellikle yönetim kurulunun işlemlerinin denetimi ve onayı için görevlendirilmektedir. Yani yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliği kayyımın onayına bağlanır. Denetim kayyımı atanan hallerde, şirketin yönetim organı görevine devam etmektedir. Ancak, yöneticilerin şirket yönetimiyle ilgili aldıkları kararların ve şirket adına üçüncü kişilerle yaptıkları işlemlerin, hukuki olarak geçerli olabilmesi veya sayılabilmesi kayyımın onayına bağlıdır. Kayyımın görevi, yönetim organının almış olduğu kararlarının, şirket lehine olup olmadığını araştırmaktır. Bu nedenle, gözetim ve denetim kayyımı doğrudan şirketi yönetme ve temsile ilişkin faaliyetlerde bulunamaz.Esasen denetim kayyımının görevi bilinen anlamıyla “şirket denetimi” ya da “işlem denetimi” kavramının dışında kalan bir görevdir. Ancak yine de kayyım, görevlerini, TTK m. 369’da öngörülen “tedbirli bir yöneticinin özeniyle” ve dolayısıyla bu maddedeki atıf sebebiyle MK m. 2’de yer alan dürüstlük kurallarına uyarak ifa etmelidir. Kayyım, görevini yaparken, pay sahiplerinin, şirketin ve alacaklıların menfaatini korumakla yükümlüdür.HMK'nın 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Dosyanın geldiği aşama, iddianın ileri sürülüş biçimi, uyuşmazlık konusu ve toplanan deliller ile ilk derece mahkemesince önceki ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının hukuka uygun ve taraf menfaatlerine uygun ve yeterli olduğu, şirket işlemlerinin denetime tabi tutulmasının şirkete vereceği zararın bulunduğu, davalı şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep dosyanın geldiği aşama itibarıyla ispatlanmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2025