T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1179
KARAR NO: 2025/1173
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 26/06/2025
NUMARASI: 2025/579 Esas (Derdest)
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Dava konusu borca ilişkin davalı taraf ... firmasının kesmiş olduğu faturada yer alan adrese gittiğini, davalının iş yerinin o adreste bulunmadığı, başka firmaların bulunduğunun görüldüğünü, Etraf esnaflara bu hususu sorduğunda ise aslında kendilerinin bu adreste 3 ay kaldığını, haftada bir iki kişinin gelip bu insanları sorduğunu dile getirdiğini, resmi adreslerinde farklı iş yerinin olması ile birlikte kendisine sorulduğunda ise insanların gelip onları sorduğunu, sürekli tebligatların da geldiğini, ancak kendileri ile illiyet bağının olmaması neticesinde tebligatları almadan geri gönderdiğini bildirdiğini, dükkan sahibi ve civar esnafları ise farklı tarihlerde çok sayıda polisin işletmelerine geldiğini ve davalı hakkında bilgi aldıklarını müvekkiline iletmiş olduklarını, buna göre davalının ticaret hayatının gerektirdiği gerekli basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, bu bakımdan müvekkili davalıya ödediği ücreti alamaması durumunda ticareti sıkışacak, ödemelerini yapamayacağını, kaldı ki, müvekkilinin parasını geri alamadığı gibi, davalıdan almış olduğu 2 adet jeneratörü de kullanamadığını, bu sebeple müvekkilinin daha fazla zarar görmemesi adına ivedi şekilde karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalıya yaptığı ödemeleri geri alabilmek amacıyla yasal yollara başvurma zaruretiyle karşı karşıya kaldığını, ancak, yapılan araştırmalar sonucunda davalının mal varlığını elden çıkarma veya devretme girişiminde bulunduğu öğrenildiğini, bu durumun, müvekkilinin alacağını tahsil etmesini imkânsız hale getirme riski taşıdığını belirterek; davalıya ait taşınmazların, ticari unvanı adına kayıtlı banka hesaplarının ve sahip olduğu diğer menkul varlıkların üçüncü kişilere devrinin engellenmesi ve mevcut durumlarının korunması amacıyla teminatsız, aksi kanaatte teminatlı ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda İstinaf incelemesine konu 26.06.2025 tarihli ara karar ile "...Somut olayda davacı vekili davalının tüm taşınır ve taşınmaz malları, banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiş ise de; davacı tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilen davalının mal varlıklarının davanın konusu olmadığı, davanın sözleşmenin feshi nedeniyle ödenen bedelin iadesi talebine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 389. Maddesi gereğince ihtiyati tedbirin ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği hükmü karşısında dava konusu olmayan davalının mal varlıkları hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2025/623 Esas ve 2025/768 Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Para alacağının tahsiline ilişkin iş bu alacak davasında, uyuşmazlık konusu olmayan davalı şirketin malvarlığına tedbir konulması talebi yerinde olmadığından Mahkemece sonucu itibariyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinden isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında davacının dava konusu olmayan hususlar hakkında ihtiyati tedbir talebinin şartları oluşmadığından davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı yandan satın almış olduğu iki jeneratörü de kullanamamakta olup mağduriyetlerinin hala devam ettiğini, zira jeneratörler çalışmadığı için iş aksadığını ve müvekkilinin her geçen gün zararının arttığını, kararda davanın konusunun alacak olmadığı gerekçe gösterilmişse de müvekkilinin bedelini ödemiş olduğu jeneratörlerin ayıplı olması sebebiyle karşı tarafa başvurduğunu ancak ayıbın giderilmediğini ve iade de yapılmadığını, bu sebeple de müvekkili şirketin, sözleşmeden dönerek bedel iadesi hakkını kullanma yolunu seçmek durumunda kaldığını, bedel iadesi için de davalı tarafa başvurduğunda tebligat almamak ve diğer alacaklılarının kendilerine ulaşmasını engellemek için resmi adresinde bulunmadıklarını ikrar ettiklerini, bunun yanında yapılan araştırmalar sonucunda davalının mal varlığını elden çıkarma veya devretme girişiminde bulunduğunu, bu durumun, müvekkilin iade bedelini tahsil etmesini imkânsız hale getirme riski taşıdığını, açıklanan tüm bu sebeplerle davalıya ait taşınmazların, ticari unvanı adına kayıtlı banka hesaplarının ve sahip olduğu diğer menkul varlıkların üçüncü kişilere devrinin engellenmesi ve mevcut durumlarının korunması ihtiyati tedbir kararı verilmesinin ileride doğabilecek telafisi mümkün olmayan zararların önlenmesi için hayati önem taşıdığını, istinaf taleplerinin kabulü ile mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Talep, davalı tarafından davacıya satılan jeneratörün ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak jeneratör bedelinin iadesi ve zararın tazmini açıklamasıyla davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki derdest itirazın iptali davasında, yargılama sonunda alacağına kavuşmasının zorlaşacağı ileri sürülerek, davalının taşınmazları, banka hesaplarının ve menkul varlıkları üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. "Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan bir konu hakkında tedbir kararı verilemez. Somut olayda davacı tarafça, satım ilişkisine dayalı olarak para alacağının tahsili talep edilmiş olmasına göre mahkemece dava konusu olmayan davalıya ait taşınmazlar, banka hesapları ve menkul varlıklar hakkındaki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yokturHMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2025