T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/925
KARAR NO: 2025/1021
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/12/2024
NUMARASI: 2022/103 Esas - 2024/1128 Karar
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının davacı ... şirketinde 16.04.2015-30.09.2018 tarihleri arasında genel müdür olarak çalıştığı, söz konusu tarihler arasında işe giriş ve çıkışlardan sorumlu olduğu, şirketin iki adet iç yönergesinde ikinci derecede imza yetkilisi olduğunun ilan edildiği, davalının davacı şirket nezdindeki personellerin işten çıkarma prosedürlerinde yanlış ve/veya gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak şirketin haksız yere tazminatlar ödemesine neden olduğu, dava dışı eski çalışan ...'un Sivas 1.İş Mahkemesi'nde açtığı 2017/413 Esas sayılı işe iade davasını kazandığı ve işe başlama isteğinde bulunmuş olmasına rağmen kendisinin işe başlatılmayarak hak kazandığı tutarların kendisine ödenmediği, ilgili çalışanın alacaklarını Sivas İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibiyle talep ettiği ve bu takibe kötü niyetli olarak itiraz edildiği iddia edilmiş olup neticede davalıdan 18.292,00 maddi tazminat, 9.000,00 TL manevi tazminat ve 5.000,00 TL kötü niyet tazminatı olarak toplam 32.292,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davada haksız fiile veya yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere başvurulduğunu belirterek davaya görevsizlik itirazında bulunduğu, usule ilişkin beyanlarında usulüne ve kanuna uygun arabuluculuk süreci ve tutanağının mevcut olmadığını, davacının talepleri hakkında zamanaşımı itirazında bulunduğu, müvekkilinin davacı şirket ile arasında mevcut olan ilişkiden dolayı iş bu davadaki konularda alacak/rücu talebini yöneltilemeyeceğini belirterek, davacının kötü niyet ve manevi tazminat taleplerinin derhal reddini, maddi tazminat talebinin ise haksız fiil şartlarının eksik olmasından dolayı esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davalının, 16.04.2015 ile 30.09.2018 tarihleri arasında ,davalı şirkette genel müdür sıfatıyla çalıştığı, davalının genel müdür olarak çalıştığı dönemde personel iş sözleşmelerinin yapılması, işe giriş ve çıkış işlemlerinin bildirilmesi, personel bordrolarının düzenlenmesi gibi işlerin iç yönergenin Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilanı ile kendisine ait olduğu, davacı şirketin dava dışı alacaklıya icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı maddi tazminatın ve diğer talepleri olan manevi tazminat ile kötü niyet tazminatının TTK'nın 553.maddesi uyarınca davalı şirket genel müdüründen tahsiline ilişkin sorumluluktan kaynaklı tazminat talebidir. Uyuşmazlık ; davalının, genel müdür olarak çalıştığı 16.04.2015 ile 30.09.2018 tarihleri arasında dava dışı eski şirket çalışanı ...'un açmış olduğu Sivas 1. İş Mahkemesi'nin 2017/413 E 2019/529 K sayılı ilamı uyarınca ilgili Sivas İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası uyarınca cebri icra tehdidi altında davalı şirketin 18.292,00TL ödediği, ödenen bedelden davalının Genel Müdür sıfatıyla sorumlu olup olmayacağı, davalı hakkında TTK 553 maddesi uyarınca Sorumluluk Davasının kapsamında ödenen bedelden ve tazminatlardan sorumlu olup olmayacağıdır. Dava, yöneticinin sorumluluğuna ilişkindir. 6102 TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir kararın bulunmadığı tespit edilmiştir. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilerek bu eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa süre verilmiştir. Davacı taraf dosya içine" 28.06.2020 Tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantı Tutanağı " başlıklı belgenin incelenmesi sonucu usulüne uygun bir toplantı tutanağı olmadığı anlaşılmıştır. (Emsal Yargıtay 11 HD 2021/2908 E-2022/4792 K )Yapılan inceleme sonucu 6102 sayılı TTK 553 ve davamı maddeleri gereği davacı şirket tarafından ,verilen süreye rağmen davalı yönetici hakkında dava açılmak için usulüne uygun olarak alınmış bir Genel Kurul Kararı sunulamadığı , bu durumun dava şartı olduğu anlaşılmakla açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin dava şartı olan genel kurul kararının dosyaya sunulmadığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, dosyada mübrez işbu dilekçemizin ekinde bir kez daha sunduğumuz 10.09.2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde 28.06.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında çağrı usulünün yerine getirildiğine ilişkin belgeleri ve hazır bulunanlar cetvelini sunduklarını beyan ettiklerini,06.10.2024 tarihli beyan dilekçesinde taraflarınca 11.10.2022 tarihli dilekçe ve eki ile birlikte genel kurul kararının sunulduğunu, buna rağmen mahkemece mevcut genel kurul kararına rağmen 25.09.2024 tarihli ara karar ile tekrar talep edildiğinden, bu dilekçe ekinde davalı ...'a sorumluluk davası açılması hususunda alınan 28.06.2020 tarihli genel kurulu kararını birkez daha sunduklarını beyan ettiklerini,dosyada mübrez belgeleri incelemeden yerel mahkemenin somut olayda davalı yönetici aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir kararın bulunmadığı iddiası ile davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olup İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/103 esas, 2024/1128 karar sayılı, 25.12.2024 tarihli kararının istinaf İncelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davalının davacı şirkette genel müdür olarak çalıştığı dönemdeki yetki ve sorumluluğu kapsamında, şirkette çalışan personellerin işten çıkarılma prosedürlerinde yanlış veya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddiasıyla eski çalışana ödenen maddi tazminatın rücuen davalıdan tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirkete ait 31.07.2015 tarihli iç yönergede, davalı ikinci derece imza yetkilisi olarak tanımlanarak, “personel iş sözleşmelerinin, işe giriş ve çıkış işlemlerinin yapılması, personel bordrolarının düzenlenmesi, bunlarla ilgili resmi mercilere bildirimde bulunulması” yetkilerini tek başına kullanabileceği belirtilmiş olup, dosya kapsamından davalının, davacı şirket nezdinde 16.04.2015 ile 30.09.2018 tarihleri arasında genel müdür olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına alınan Sivas 1. İş Mahkemesi'nin 12.09.2019 tarih 2017/413 Esas ve 2019/529 Karar sayılı kararında, işçi ...'un noter ihtarnamesiyle işveren davacı şirketten işe iadesini talep etmesine ve ihtarnamenin 30.06.2016 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı şirketin işçinin işe başlama isteğini kabul ettiğine ilişkin herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı gerekçesiyle 4 aylık boşta geçen ücret ve diğer haklar üzerinden yapılan icra takibine davacı şirketin yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 10.240 TL asıl alacak 138,88 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, davacı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, kararın icraya konulması neticesinde davacı şirket tarafından Sivas İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasına 23.10.2019 tarihinde 18.293 TL ödeme yapılmıştır. Ticaret Sicil Gazetesi'nin 28.10.2016 tarih ve 9186 sayılı suretine göre, davacı şirket yönetim kurulu üyelerinin ... ve ... olduğu, şirket ana sözleşmesinin 8/2. maddesine göre yönetim kurulunun düzenleyeceği bir iç yönergeye göre yönetimi kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişilere devretmeye yetkili oldukları görülmektedir. Ortak sıfatı bulunmayıp şirketle arasında hizmet akdi bulunan ve şirketi temsil etmek üzere çeşitli yetkiler verilmiş olup, uygulamada finansal müdür, ticari direktör, koordinatör, icracı müdür gibi adlandırılan yönetici vasfını haiz kişilerin görevlerini ifa ettikleri sırada şirkete, şirketin ortakları veya şirket alacaklılarına karşı zararlandırıcı eylemlerinden kaynaklanan davaların Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 553. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davası olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda taraflar arasında 01.01.2015 tarihli yönetici sözleşmesi akdedilmiş olup, davacı şirketin tescil ve ilan edilen iç yönergesine göre yönetim ve temsil yetkisi devredilen davalı, organ sıfatına haiz olduğundan, yönetim kurulu üyeleri ile aynı özen ve sorumluluk rejimine tabidir. Buna göre kendisine sorumluluk davası yöneltilen davalının, zararın doğmasına sebep olan eylem tarihinde davacı şirkette yönetici vasfını haiz olması nedeniyle yönetim yetkilerini hukuka uygun kullanıp kullanmadığının TTK’nın şirketler hukuku ilkelerine ve yöneticinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Bu nedenle eldeki dava, hukuki niteliği itibariyle anonim şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK'nun 553/1. maddesi uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelilerdir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar.6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. (Y11.H.D'nin 13.06.2022 tarih ve E:2021/2908 -K:2022/4792;26.01.2017 tarih ve E: 2016/5455 -K:2017/534). Genel kurul kararı alınmış olması sorumluluk davası yönünde özel dava şartı olup, mahkemece resen araştırılması gereklidir. Bu durumda mahkemece öncelikle genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınıp alınmadığı araştırılıp varsa anılan kararın ibrazı için alınmış bir karar bulunmaması halinde eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca uygun süre verilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir. Somut olayda davacı şirket genel kurulu tarafından davalı yönetici aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınmış genel kurul kararının sunulması için mahkemece davacı tarafa kesin süre verilmiş, davacı tarafça, yönetim kurulu başkanı ... tarafından hazırlanan toplantıya davet ilanı, şirket ortakları olan ... ve ... Ticaret A.Ş 'nin imza ve kaşeleri bulunan davet mektubunun tebliğine ilişkin belge ile davalının eylemleri nedeni ile şirket personellerinin açmış oldukları davalar sonucunda ödenen/ödenecek tazminatların rücuen tazmini için davalıya tazminat davaları açılmasına ilişkin 28.06.2020 tarihli genel kurul kararı ve toplantı başkanı - yönetim kurulu başkanı olarak ...'un imzası bulunan hazirun cetveli sunulmuştur. Şirketler hukukundaki emredici hükümlere göre genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gerekli olup, birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasıdır. Somut olayda her ne kadar Mahkemece genel kurul toplantısına ilişkin yoklamanın hazirun cetvelinin, Ticaret Sicile ilanın yapılmadığı belirtilerek davacı tarafa yeniden genel kurul kararı sunması için kesin süre verilmiş ise de belirtilen eksiklikler, genel kurul kararının varlığı için kurucu unsur niteliğinde olmadığı gibi dosyaya sunulan belgelerde imzası bulunan Murat Dursun hem davacı şirketin ortağı, hem de davacı şirketin diğer ortağı olan ... Cihazları Ticaret A.Ş 'nin tek ortağı olduğu gözetildiğinde 28.06.2020 tarihli genel kurul kararı ile dava şartı yerine getirilmiştir. Bu durumda işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353(1) a-4 gereği KALDIRILMASINA; 2-Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafça yatırılan istinaf istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte, yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2025