T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/749
KARAR NO: 2025/784
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/07/2024
NUMARASI: 2024/289 Esas - 2024/472 Karar
DAVA: Şirketin İhyası
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı tasfiye memuru vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu’nun ... sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. firması 20.11.2022 tarihinde tasfiyeye girmiş olup tasfiye kararı 17/03/2020 tarihinde tescil edildiğini, şirketin tasfiye işlemleri tamamlanmış ve 10.06.2023 tarihinde tescil olunduğunu, davalılar ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ile müvekkili arasında işçi alacaklarına dair İstanbul 25 iş mahkemesinin 2021/342 E sayılı dosyası üzerinden devam eden alacak davası bulunduğunu, Tasfiye olunmuş ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. firmasının sicil kayıtlarının ihyasına, iş davası devam edileceğinden ivedilikle karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Müvekkili olduğu Ticaret Sicili Müdürlüğünün, davaya konu olayın cereyan ettiği dönemde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu m.34 ve Ticaret Sicil Tüzüğü m.28 hükümleri çerçevesinde işlem yaptığını, Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkili olduğu Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, mahkememizin davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkili olduğu Sicil Müdürlüğünün uyacağını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili olduğu Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesinin kanuna aykırı olduğunu, nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğunu, davalı müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece ".. Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. Hakkında açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Diğer davalılar hakkında açılan davanın kabulüne, ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ (...)'nin sicil kaydının İstanbul 25. İş Mahkemesinin 2021/342 Esas sayılı dosyasının yürütülmesi, sonuçlandırılması ve bu uyuşmazlık kapsamında ortaya çıkacak hukuki ihtilafların görülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere yeniden İHYASINA, ... (TCKN: ...)'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisine ücret takdirine yer olmadığına,." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı tasfiye memuru istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin ihyası talebi ile açılan davada, mahkemece davanın davalı müvekkili ve davalı ... yönünden kabulüne karar verildiğini, mahkemenin hükmü usule ve hukuka aykırı olup, hükmün kaldırılması ve haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin, ihyası talep edilen ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin tasfiye memuru olarak görev yapmış olması nedeni ile işbu davada husumet yöneltilmişse de müvekkilinin işbu davanın açılmasına sebebiyet verecek herhangi eksik işlemi bulunmadığını, davanın açılmasına davacı kendi kusuru ile sebebiyet vermiş olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücretinin müvekkili üzerinde bırakılmasının hukuka, usule ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından işbu davaya gerekçe olarak gösterilen ve ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açmış olduğu İstanbul 25. İş Mahkemesi'nin 2021/342 E. Sayılı dava dosyası incelendiğinde görülmektedir ki, davacı ihyası talep edilen şirketin çalışanı dahi olmadığını, bir takım asılsız isnatlarla ihyası talep edilen şirket aleyhine dava ikame edildiğini, ortada davacının anılan dosyadaki haklılık iddiasını destekler kesinleşmiş bir mahkeme ilamı da bulunmadığını, açıklanan nedenlerle İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.07.2024 tarih ve 2024/289 E. - 2024/472 K. Sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılması ve haksız ve mesnetsiz davanın reddine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince " (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde "şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir.TTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı ve hakdüşürücü süre düzenlenmemiştir. (Yargıtay 11. H.D'nin 28/04/2022 tarih ve E: 2022/2520 -K: 2022/3557).Somut olayda ihyası talep edilen ... San. Ve Tic. Ltd.Şti 'nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı iken tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru davalının,10/06/2023 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan İstanbul 25. İş Mahkemesi'nin 2021/342 Esas sayısı ile dosyanın derdest olduğu görülmüştür.Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E:2008/7980 -K:2009/12584), tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde ihyası talep edilen şirket hakkında devam eden bir dava varken terkin edilmesi nedeniyle tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının anılan dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmıştır.Davalı tasfiye memuru davacının ihyası talep edilen şirket çalışanı olmadığı ve açtığı davada haklı olmadığını belirterek şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş is de ileri sürülen bu husular eldeki davada incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanın konusunu oluşturduğundan, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Buna göre tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasında usulsüzlük bulunmamaktadır. Dava Ticaret Sicil Müdürlüğüne açılması ve Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından ad cevap verilmiş olmasına rağmen karar başlığında davalı olarak Ticaret Odasının yazılması mahallinde her zaman düzeltilebilecek bir hata olması nedeniyle kaldırma konusu yapılmamış eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN RE DDİNE, 2-Tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Tasfiye memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2025