T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/750
KARAR NO: 2025/788
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/03/2025
NUMARASI: 2024/733 Esas - 2025/206 Karar
DAVA: Şirketin İhyası
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Milli Savunma Bakanlığı, ... Ticaret Ltd. Şti.’nin ticaret sicilinden terkin edilmesi nedeniyle icra işlemlerinin durduğunu, bu durumun hukuka aykırı olduğunu ve şirketin ihyasının zorunlu hale geldiğini belirttiğini, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/457 E. ve 2011/107 K. sayılı kararı doğrultusunda Ankara ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin, daha sonra yenilenerek ... E. numarasını aldığını, ancak şirketin resen terkin edilmesi nedeniyle icra işlemlerine devam edilemediğini ifade ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesi uyarınca, belirli şartları sağlayan şirketlerin ticaret sicilinden silinebileceğini, ancak bu süreçte şirketin borçlarının ve tüzel kişiliğinin tamamen ortadan kalkmadığını belirttiğini, ilgili düzenlemeler gereği, şirketin yasal temsilcilerinin silinme tarihinden önceki kamu borçlarından dolayı sorumluluğunun devam ettiğini, ancak yapılan usulsüz terkin işleminin hazinenin yüksek tutardaki alacaklarını tahsil etmesini engellediğini ifade ettiğini, Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca, kamu alacaklarının tüzel kişilikten tahsil edilememesi halinde, yasal temsilcilerin kişisel malvarlıklarından tahsil edilmesi gerektiğini, ancak şirketin usulsüz şekilde terkin edilmesi nedeniyle bu sürecin işletilemediğini belirttiğini, terkin işlemi sonucunda hazinenin icra dosyasında taraf teşkil edemediğini, dolayısıyla hukuki sürecin işletilemediğini ve icra takibinin devam ettirilemediğini ifade ettiğini, şirketin resen terkin edilmesinin usulüne uygun şekilde yapılmadığını, bu nedenle ticaret sicilinden silinmesinin yasal geçerliliği bulunmadığını, tüzel kişiliğin sona ermesi için terkin işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, ancak ilgili süreçte yasal düzenlemelere uyulmadığını belirttiğini, bu nedenlerle, yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve mevzuata dayanarak, şirketin ihyasının sağlanmasını, ticaret sicilindeki terkin kaydının kaldırılmasını ve icra takibine devam edilmesini talep ettiğini, ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı İstanbul Ticaret Odası Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Milli Savunma Bakanlığı tarafından açılan ihya davasına karşı savunmasında, müvekkil müdürlüğün yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirttiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesine 7511 sayılı Kanun ile eklenen hüküm gereğince, usulüne uygun olarak ticaret sicilinden kaydı silinen şirketlerin ihyası davalarında ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ifade ettiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün yalnızca yasaların kendisine verdiği yetkiler çerçevesinde işlem yaptığını, yargısal bir yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun, ilgili tebliğler ve ticaret sicili yönetmeliği kapsamında hareket ettiğini belirttiğini, dava konusu şirketin, sermayesinin yasal sınırın altında kalması nedeniyle, ilgili mevzuata uygun şekilde resen ticaret sicilinden silindiğini, bu sürecin usulüne uygun olarak işletildiğini, gerekli tebligat ve ilanların yapıldığını, ancak şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve süresi içinde tasfiye memuru bildirmediğini ifade ettiğini, bu nedenle şirketin ticaret sicilinden silinmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğunu belirttiğini, davacı tarafın şirketin ihyasını talep etmesi halinde, bunun ancak mahkeme kararıyla mümkün olabileceğini, Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün mahkeme kararı olmaksızın ihya işlemi gerçekleştiremeyeceğini vurguladığını, ayrıca şirketin sermaye artırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için tekrar ticari faaliyetlerine devam etmesine izin verilemeyeceğini, ihya edilmesi durumunda yalnızca ek tasfiye işlemi uygulanabileceğini ve bir tasfiye memuru atanması gerektiğini ifade ettiğini, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının da ticaret sicili müdürlüklerinin yasal hasım konumunda olduğu için yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını desteklediğini, bu nedenlerle davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.Davalı ... Ticaret Limited Şirketi'ne usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermediği anlaşıldı.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince davanın KABULÜ ile; ... Ticaret Limited Şirketi (...)'nin sicil kaydının Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının yürütülmesi, sonuçlandırılması ve bu uyuşmazlık kapsamında ortaya çıkacak hukuki ihtilafların görülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere yeniden İHYASINA, ... Ticaret Limited Şirketi hakkında açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere SMMM ...'ın (TC: ...) tasfiye memuru olarak tayinine, tasfiye memuruna 20.000,00 TL ücret takdirine, ücretin davacı tarafından depo edilmesine, karar kesinleştiğinde tasfiye memurunun göreve başlamasına, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünde tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına,"karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulüne dair kararın usule ve hukuka uygun olduğunu, ancak davada ihya edilen şirketin ortağının/ yöneticisinin/ müdürünün tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken ücret takdir edilerek tasfiye memuru atanmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçesinde şirket yöneticilerine ulaşılamadığından bahisle resen tasfiye memuru atandığı belirtilmiş ise de mahkemece bu yönde gerekli inceleme ve araştırma yapılmadığını, bu durumun tasfiye işleminin usulüne uygun olarak yapılmaması, eksik yapılması nedeniyle, yapılan usulsüz terkin işleminin hazinenin yüksek tutardaki alacaklarını tahsil etmesini engellediğini, zarara uğrayan idarenin aleyhine olarak kamu zararına sebep olduğunu, ayrıca yerleşik uygulama gereği ihyası istenen şirketin taraf olarak gösterilmiş olduğunu, bu şirket yönünden pasif husumet yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın tamamen kabulüne, şirketin ihyasına, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edilen şirketin derdest icra dosyası nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.Mahkemece davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ,diğer davalı yönünden kabulüne karar vermiş karara karşı davacı vekili yargılama yönünden istinaf yasa yoluna başvurmuştur.TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca , 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.559 sayılı KHK gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları,TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilirler.TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. 6102 sayılı TTK 'nın geçici 7 nci ereğince terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğindedir.Re'sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde Derdest dosya işlemlerine hasren ihya edilen münfesih konumda olan şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için TTK 547/2 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerekmektedir.TTK geçici 7/ 15. Maddesinde düzenlenen Hak düşürücü ancak yasa da düzenlenen geçerli bir terkin işlemine yönelik açılacak davalarda öngörülmüş olup somut olayda olduğu gibi geçerli bir terkin işlemi bulunmayan haller TTK'nın geçici 7 maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabii olmadığı gibi henüz yeni bir yasal düzenleme yapılmasa da AYM'nin 22/06/2023 tarih ve 2023/33 Esas ve 2022/117 K sayılı kararı ile de TTK geçici 7/15. Maddesinde "silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde" ibaresi iptal edilmiştir.Somut olayda davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından davalı şirketin 07/07/2014 tarihinde TTK geçici 7. Madde kapsamında sicil kaydı resen terkin edilmiştir.Sicilden terkin edilen şirket hakkında Ankara 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/03/2011 tarih ve E:2006/457 -K:2011/107 sayılı ilamının icrası için başlattığı Ankara ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı (Yenileme öncesi ... Esas ) ihyası istenen şirkete karşı başlatılan icra dosyasındaki borçlunun temsili işlemleri için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Ticaret sicilinden resen terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkin davada ,terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekmekte olup ihyası istene şirketin yönünden açılan bu davada taraf ehliyeti bulunmamaktadır.Buna göre mahkemece şirket yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğrudur. (Y 11.H.D 'nin 04/04/2019 tarih ve E: 2019/1272 -K: 2019/2661)Davacının devam eden dava dosyasının kesinleştirmesi ve takip eden icra takibi nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararı bulunduğu gibi belirtilen yasa hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiği hususu davalı tarafça ispat edilememiş olup,buna göre usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirket yönünden ihya koşulları oluştuğunun kabulü gerekmiştir.Buna göre mahkemece davanın kabulüne ve şirketin ticaret sicil kaydının ihyasına karar verilmesinde ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması içinTTK 547/2 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanmasında (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/04/2022 tarih ve E: 2022/2187 -K: 2022/3135 ) bir bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, usul ekonomisi gereği yargılamanın en az masraf ile sonuçlandırılması ilkesine de gözetilerek TTK 547/2 maddesi uyarınca ek tasfiye işlemleri yapmak üzere öncelikle şirket son yetkilileri veya ortaklarının ücret takdir edilmeksizin tasfiye memuru atanması gerektiği gözetilmeden ,bu konuda şirket ortakları ve yetkileri hakkında gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan eksik inceleme ile şirket dışı 3. bir kişinin tasfiye memuru olarak atanması ve şirketin terkin edilmesi konusunda herhangi bir sorumluluğu bulunmayan davacı şirket tarafından ödenmek üzere tasfiye memuruna ücret takdir edilmesi doğru bulunmamıştır. Dava Ticaret Sicil Müdürlüğüne açılması ve Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından ad cevap verilmiş olmasına rağmen karar başlığında davalı olarak Ticaret Odasının yazılması mahallinde her zaman düzeltilebilecek bir hata olması nedeniyle kaldırma konusu yapılmamış eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.10/06/2025