T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/739
KARAR NO: 2025/799
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/04/2021
NUMARASI: 2018/957 Esas - 2021/319 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı/davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilimiz ..., ... Tic, Ltd, Şti.1mn eski ortaklarındandır. İlgili şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce 18.02,2015 tarihinde ticaret sicilinden remsen silindiği tescil ve ilan olunmuştur, ... sayı, 24,01.2015 Tarih, 554, sayfa] (EK-I) Müvekkilin* eski ortağı olduğu şirket; ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... T.A.Ş. arasında 22*06.2006 tarih ve 1.000.000 TL bedelli Genel Kredi Taahhütnamesi yapılmış ve şirkete ticari kredi kullandırılmıştır. Müvekkilimiz ... ile ... ve ... ise işbu Genel Kredi Taahhütnamesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak belirtilmiştir. Ancak müvekkil taraf kesinlikle banka şubesine gitmemiş ve kesinlikle herhangi bir genel kredi sözleşmesi İmzalamamıştır, Şu halde icra takip dayanağını oluşturan Genel Kredi Taahhütnamesinde müvekkilin adına atılmış olan İMZA, kesinlikle müvekkil ...'ya alt değildîr. Bu nedenle müvekkilin herhangi bir borcu söz konusu değildir. Keşideci ismin ... T.A.Ş olduğu, Bakırköy ... Noterliğinin 13.06.2007 tarih, ... ve ... Yevmiye Nolu ihtarnameleri ile bu tarih itibariyle ... San. ve Tic. Ltd. Şti.» ..., ... ve ... kredi ilişkisini kestiklerim bu tarihe kadar ayrı ayn; 18,162,42 TL ve 284,088,68 TL alacaklı olduğunu bildirmiş. Akabinde Kredi sağlayıcısı banka tarafından borçlu şirket, hissedarlar ve kefil olarak gözükenler hakkında İstanbul ... icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile toplam 341.073,75-TL üzerinden ilamsız icra takibi yapılmıştır. Alacaklı görünen ... T.A.Ş. tarafından yapılan başvuru İle İstanbul )1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/1099 Diş sayılı dosyasından 302*251,10 TL'nin tahsilinin ifasını temin bakımından 20.08.2007 tarihinde ihtiyati haciz karan alınmıştır.Daha sonra Beyoğlu ... Noterliğinin Û3.06.2ÛÖ8 tarih, ... Yevmiye Nolu Temliknamesi ile sözde alacak, Temlik eden sıfatlı ... T.A.Ş tarafından Temellük Eden sıfatlı ... AŞ. 1ye temlik edilmiştir. Müvekkil lehine olacak şekilde ilamsız icra takibine ve ödeme emrine itiraz edilerek İİK md. 66 gereği takip durdurulmuştur. Sözde alacaklı olan temlik almış ... AŞ (... AŞ), tarafından 23.09.2009 tarihinde îtirazın Kaldırılması Davası, İstanbul II. İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/1530 Esas sayılı dosyası İle açılmış ve 14.05.2010 tarih, 2010/1013 Karar sayılı karan ile dava kısmen kabul kısmen red olunarak müvekkil bakımından; 336.766,73-TL üzerinden 302.251,10-TL alacak için borca itiraz kaldırılmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası aynı müdürlük içerisinde yeni numara alarak ... Esas sayılı dosya olmuştur. Müvekkilin herhangi bir imzası olmayan Genel Kredi Taahhütnamesi’ni dayanak alarak hakkında borçlu imiş gibi işlem yapılarak menkul/gayrimenkulleri üzerine haciz işlemi uygulanması müvekkilin telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasına neden olmaktadır.Takip ve haciz işlemleri gerçekleştirilmiş İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E, Sayılı dosyası (eski no ... E,) bakımından müvekkilimizin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ilgili takip dosyasının iptaline, İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... E, Sayılı dosyasından sebep, müvekkile ait çalışmakta olduğu yerden almakta olduğu asgari ücret maaşı üzerine konulan maaş haczinin tepbiren durdurulmasına yapılacak yargılama sonucunda ise taşınmazlar üzerine konulmuş hacizlerin kaldırılmasına, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibinde bulunan davalı aleyhine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin l9.02.2013 tarih, 2012/17087 E. ve 2013/3166 K. sayılı ilamı dahilindeki içtihat gereğince %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine, 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 46671 Sayılı Kanunla değişik 164/son fıkrası uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin avukat olarak adımıza hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı ... San. Ve Tic.Ltd.Şti ile Temlik eden ... T.A.Ş. Arasında 22.06.2006 Tarihinde 1.000.000.00 YTL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmıştır. Davacıda bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır.Krediler zamanında ödenmeyince temlik eden banka tarafından 13.06.2007 tarihinde Bakırköy ...Noterliğinin 13.06.2007 tarih ve ... Yev. Sayılı hesap kat ihtarnamesi göndermiş, (İş bu ihtarname davacının eşi ... imzasına 23.06.2007 tarihinde tebliğ edilmiştir) alacak verilen sürede ödenmeyince İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/1099 D.iş sayılı dosyasından İhtiyati Haciz kararı almak suretiyle davacınında aralarında bulunduğu tüm borçlular için İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından İlamsız Takip başlatılmıştır. (Dosya yenilenmekle 2011/7730 E. Akabinde 2013/13109 Esasa kaydedilmiştir) (Tüm dosyaların celbi)Davacı vekili olan kişi vasıtasıyla da dosyaya hacizli gayrimenkul Mal beyanında bulunulmuş olup o tarihte herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. Kaldı ki iş bu mal beyanı dilekçesinde aynen "Müvekkil tekstil işiyle uğraşmakta olup şu anda maddi durumunun kötü olması nedeniyle tüm ticari faaliyetleri durma noktasına gelmiştir. Ayrıca taahhüt anlamına gelmemek üzere müvekkil borçlu işlerini düzeltip gerekli finansmanı sağladıktan sonra 2010 Ocak ayı itibariyle başlamak üzere borcunu 12 eşit taksit halinde ödemeyi düşünmektedir." şeklinde borç ikrarı söz konusudur. Takipte ödeme emirleri Davacıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacı vekiline yeniden ödeme emri tebliği üzere yapılan borca itiraz sonucunda da İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/1530 Esas 2010/1013 K. Sayılı kararı ile de İtirazın Kaldırılmasına karar verilmiştir. Keza yine bu itirazda imzaya itiraz yer almamaktadır.Haksız ve Hukuka aykırı davanın reddine; Kötüniyetli olarak dava açan davacının İİK 72. Maddesi uyarınca %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... T.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı ... San. Ve Tic.Ltd.Şti ile müvekkil banka ... T.A.Ş. arasında 22.06.2006 Tarihinde 1.000.000.00 YTL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmıştır. Davacıda bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır.Kredi alacağımızın ödenmemesi ve imzalanan sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince 13.06.2007 tarihinde Bakırköy ...Noterliğinin 13.06.2007 tarih ve ... Yev. Sayılı hesap kat ihtarnamesi gönderilmiş ve alacak muaccel hale gelmiştir. Alacak ödenmeyince İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/1099 D.iş sayılı dosyasından İhtiyati Haciz kararı almak suretiyle davacınında aralarında bulunduğu tüm borçlular için İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından İlamsız Takip başlatılmıştır. Husumet yönünden itirazımız:Müvekkil Banka dava konusu olayda taraf değildir, Zira Beyoğlu ... Noterliğinin 03.06.2008 tarih ve ... Yev. Sayılı temliknamesi ile ... A.Ş.'ye devir ve temlik edilmiş olup, Huzurdaki dava temlik alana yöneltilmelidir. Süre yönünden itirazımız:Davacı Genel kredi taahhütnamesini müvekkil Banka ile karşılıklı olarak ve birbirine uygun surette rızalarını beyan ederek serbest iradeleriyle imzalamışlardır. Akabinde hesap kat ihtarı ve ödeme emri gönderilmiş ve usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Nitekim davacı borca itiraz etmiş ve işbu itiraz sonucunda İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/1530 Esas 2010/1013 K. Sayılı kararı ile de İtirazın Kaldırılmasına karar verilmiştir. Nitekim bu itirazda imzaya itiraz söz konusu değildir. İddiaları kabul etmemek kaydıyla süresinde ileri sürülmeyen imza itirazının reddi gerekmektedir. esas yönünden itirazımız:Davacı krediyi kullanan asıl şirketinde de ortaklarındandır ve seneler sonra sözleşmedeki imzanın sahte olduğunu iddia etmek TMK.2. madde dürüstlük kuralına aykırı, kötüniyetli bir harekettir.Kaldı ki, sahtelik iddialarının dayanağını teşkil eden grafoloji incelemesine dahi incelenen evraklar asıl değil " fotokopilerden oluşan belgeler" olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle dahi bu grafoloji raporunun geçerliliği olmadığı gibi delil vasfının da bulunmadığı açıktır.Davacının tüm bu iddiaları alacağı sürüncemede bırakmaya yöneliktir. İddiaları kabul etmemek kaydıyla, Müvekkilim banka söz konusu davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunduğundan ve hiçbir şekilde kötüniyetli olmadığından%20 kötüniyet tazminatı Yargılama giderleri ve Vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz, haksız ve kötüniyetle açılan Huzurdaki davanın ise reddi gerekmektedir. Haksız ve kötüniyetle açılan mesnetsiz davanın ve kötüniyet tazminatının reddine; Davacının kötüniyetli olarak Huzurdaki davayı ikam etmesi nedeniyle %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine,Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, icra takibinden sonra açılan Menfi Tespit davasıdır. Öncelikle İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı icra takibine dayanak alacak Beyoğlu ...Noterliğinin 03/06/2008 tarih ve ... sayılı temliknamesi ile temlik edilmiş olduğundan davalı ...'ın pasif husumet ehliyeti bulunmamakta olup işbu nedenle bu davalı hakkında husumet yokluğu nedeniyle açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Diğer davalı yönünden ise davanın esasına girilecek olursa İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine dayanan ilamsız takip olup davacı taraf, davalı banka ile ... San ve Tic.Ltd.Şti arasında imzalanan 22/06/2006 tarihli genel kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğinden ıslak imza örnekleri alınarak genel kredi sözleşmesindeki imzalar ile karşılaştırılarak imza incelemesi yapılmış yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda genel kredi sözleşmesindeki imzanın davacının el ürünü olmadığı tespit edilmiş olup, ... A.Ş.'ye karşı açılan davanın KABULÜNE, ...'a karşı açılan davanın pasif husumet ehliyeti yönünden reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılmış olan icra takibinin haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığını, takibe müstenit sözleşmedeki imzanın davacı eli ürünü olmadığına göre, davalı şirketlerin ( banka- temlik alan) açıkça, imzası borçluya ait olmayan sözleşmeyi takibe koyarak, haciz uyguladıklarını, davacıya haksız takip yaptıklarını, davacı adına borçlandırıcı sözleşmeleri düzenleyen ve temlik eden davalı banka olup, husumetin her iki davalıya yöneltilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığını, banka lehine verilen avukatlık ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılmasına bankanın sebep olduğunu, davacının, icra takibini yapan bankaya avukatlık ücreti ödemesine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, hatta her iki davalının da müştereken ve müteselsilen vekalet ücretinden sorumlu olması gerektiğini, bu konuda ilk derece mahkemesinin hatalı karar verdiğini ve kararın bozulması gerektiğini, haksız ve kötüniyetli olarak davacı hakkında icra takibi yapılmasına, maaşına ve taşınmazlarına haciz uygulanmasına sebep olan her iki davalının da kötüniyet tazminatı ödemesi gerektiğini, davacıya icra takibini ... A.Ş.'nin yapması ve davanın açılmasına ... T.A.Ş.'nin sebep olduğunu, açılan davanın husumetten reddedilmesi ve davacı aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesinin Yargıtay uygulamalarına, hakkaniyet ilkesine aykırılık teşkil etiğini, kararın bozularak kaldırılmasını ya da düzeltilmesini, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu 143. maddesi gereğince, davalı şirket 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre ödenecek her türlü harçtan istina olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin kuruluş tarihinin 04.09.2018 olduğunu, beş yıllık sürenin bu tarihten başladığını, durumun böyle olmasına rağmen mahkeme tarafından harçtan muaf olmadıkları gerekçesiyle nispi karar harcına hükmedildiğini, yerel mahkeme tarafından davanın kabulü yönünde verilen kararın hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, bu nedenle kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, takipte ödeme emirleri davacıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacı vekiline yeniden ödeme emri tebliğ edildiğini, akabinde yapılan borca itiraz sonucunda da İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/1530 Esas 2010/1013 K. Sayılı kararı ile de itirazın Kaldırılmasına karar verildiğini ve yine bu itirazda imzaya itiraz yer almadığını, takip dosyasında bir çok işlemler yapıldığını ve davacının mal beyanı olarak da bildirdiği gayrimenkulün satış aşamasında kötüniyetli olarak işbu davanın açılmasının davacının kötüniyetini açıkça ortaya koyduğunu, davacının krediyi kullanan asıl şirketin de ortaklarından olduğunu, genel kredi sözleşmesinde davacının imzasının mevcut olduğunu ve bunun dışındaki iddiaların tamamen gerçek dışı ve alacağın tahsilini geciktirme amaçlı olduğunu, takibe yapılan itirazın da bizzat davacı vekili tarafından yapılmış olduğunu ve burada herhangi bir imza itirazının bulunmadığını, davada şikayetten bahsedildiğini, davacının bu takipten ve kullanılan krediden en başından beri haberdar olduğunu, gerçekten bir sahtecilik olması durumunda bu şikayetin ilk takip tarihinde 2007 yılında yapılması gerektiğini, hayatın olağan akışının bunu gerektirdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının değerlendirilmeden; denetime elverişli olmayan ATK raporuna dayanılarak karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, ATK raporu ile davacının borçlu olmadığı kanaatine varılmışsa da dosyaya ibraz olunan belgelerin bir kısmının fotokopi olduğunu, incelemenin fotokopi üzerinden yapılmasının sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesine engel olduğunu ve kabul edilebilir bir tarafı bulunmadığını, yerel mahkemece verilen karar açıkça hukuka aykırı olup başkaca hak kayıplarına ve zararlara neden olunmaması için kararın kaldırılarak davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Eldeki dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın davalı ... A.Ş.'nin pasif husumeti bulunmadığından reddine, davalı ... A.Ş yönünden kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı ... A.Ş vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı ... A.Ş'nin harçtan istisna olup olmadığı, takibin dayanağı genel kredi sözleşmesinde davacıya atfen atılı imzaların davacı eli ürünü olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 123/1. maddesine göre; Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz.Eldeki uyuşmazlığın karara bağlandığı 08/04/2021 tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinin 1. fıkrasına göre; Bankalar ve Fon dâhil diğer malî kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve satılması amacıyla, kuruluş ve faaliyet esasları Kurul tarafından belirlenen varlık yönetim şirketleri de kurulabilir. Varlık yönetim şirketleri alacaklarının tahsili ve alacakların ve/veya diğer varlıkların yeniden yapılandırılması kapsamında alacak tahsili amacıyla edindiği gayrimenkul veya sair mal, hak ve varlıkların işletilmesi, kiralanması ve bunlara yatırım yapılması ve yine alacaklarını tahsil etmek amacıyla borçlularına ilâve finansman sağlamak veya sermayelerine iştirak etmek dâhil olmak üzere her türlü faaliyeti gerçekleştirmeye yetkilidir…” şeklinde olup, aynı maddenin 5. fıkrası “…Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri ile 4743 sayılı Mali Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39. maddesi hükmünden istisnadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/12/2020 tarih, 2017/12-342 Esas ve 2020/1030 Karar sayılı kararında "... A.Ş.’nin gerekli temyiz başvuru ve temyiz peşin karar harçlarını yatırmasının gerekip gerekmediği, bu harçlardan muaf olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre mahkemece 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun 434. maddesi uyarınca temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılacağına dair bir karar verilmesi için dosyanın geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır." ve sonuç olarak "... 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesindeki düzenlemede “muaflıktan” değil “istisna”dan söz edilmekte olup, varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemleri ve bununla ilgili olarak düzenlenen kağıtları, kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan, maddede sayılan diğer vergilerden ve kesintilerden istisna tutmuştur. Görüldüğü üzere, bu hüküm varlık yönetim şirketlerinin vergiden istisna olacağı halleri istisna kurumunun doğasının da gereği olarak kendilerinin yaptıkları işlemlerden ve bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kağıtlardan dolayı, hükümde sayılan kanunlar uyarınca vergi, harç veya kesinti borçlusu durumunda bulunacakları hâllerle sınırlamıştır. Somut olayda, temyiz eden ... A.Ş.’nin yaptığı bir işlem veya bununla ilgili düzenlenmiş bir kağıt söz konusu olmadığından kendisinin ya da işleminin harçtan istisna veya muafiyetinin bulunmadığının kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 03.12.2008 tarihli ve 2008/12-715 E., 2008/717 K. sayılı kararı da bu yöndedir.Ayrıca 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Harçdan müstesna işlemler” başlıklı 13. maddesinde, bu maddede yazılı mevzuların harçtan istisna olduğu belirtilmiştir. Konunun bu maddede sayılan mevzulardan olmadığı açıktır. Yine aynı Kanunun “Harçtan müstesna tutulan işlemler” başlıklı 59. maddesine göre değerlendirme yapıldığında uyuşmazlığın harçtan müstesna tutulan işlemlerden olmadığı da belirgindir.Açıklanan bu durum ve yargı uygulamaları dikkate alındığında davalı ... A.Ş'nin bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davalının alacağına dayanak yaptığı sözleşme üzerindeki imza davacı tarafça inkar edilmiş olmakla, sözleşme üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu ispat yükümlülüğü davalı alacaklıdadır. Sahtecilik her zaman ileri sürülebilen mutlak def’ilerdendir. Davalı, iddianın dayanağını teşkil eden sözleşmedeki imzayı inkar etmiştir. Mahkemece bu savunma üzerinde durulup gerekli araştırma ve inceleme yapılmıştır. Takibe dayanak sözleşme üzerinde davacıya atfen atılı bulunan imzaların davacı eli ürünü olmadığı denetime elverişli ve bilimsel veriler içeren bilirkişi raporları ile sabittir. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın alacağı temlik alan ... A.Ş yönünden kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinafı yönünden yapılan değerlendirmede; davalı alacaklının takibe dayanak sözleşmedeki imzanın davacıya ait olduğu ispatlanmamış olması nedeniyle takibinde haksız olduğu anlaşılmakta ise de takip yapmakta kötü niyeti ispatlanmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesinde kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. İcra takibine konu alacağın 03 Haziran 2008 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğinde yapılan sözleşme ile varlık şirketine temlik edildiği, temliknamenin 2008 yılında icra dosyasına sunularak icra takip işlemlerinin alacağı temlik alan varlık şirketince yürütüldüğü, eldeki davanın açıldığı 19/10/2018 tarihi itibarıyla davalı ... A.Ş nin icra takip dosyasında taraf sıfatını kalmadığı, taraf sıfatı bulunmayan banka hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddi üzerine davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı ... Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı ... A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 6.440,00 TL harcın, alınması gerekli olan 23.298,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 16.858,75 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı ve davalı ... Anonim Şirketi tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/06/2025