T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/712
KARAR NO: 2025/996
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/02/2025
NUMARASI: 2024/275 Esas - 2025/124 Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı firma tarafından müvekkilleri aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesi'nde 6487/17 dava numaralı davasıyla, davacılardan ... firmasının kuruluşunun hükümsüz olduğunu, diğer müvekkillerinin ... namına atmış olduğu imzaların yetkisiz olduğunu ve ... sicil kaydının iptal edilmesi talepli olarak davacı-müvekkiller aleyhine dava ikame edilmiş olup Lefkoşa Kaza Mahkemesi'nin 14.02.2019 tarihli kararıyla davacının davasının reddine karar verildiğini, Lefkoşa Kaza Mahkemesi 6487/17 dava no, 14.02.2019 tarihli kararı için "Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma, Tanıma ve Tenfiz, Suçluların Geri Verilmesi ve Hükümlülerin Nakli Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun" uyarınca KKTC ile ülkemiz arasında "karşılıklılık prensibinin" mevcut olduğunu, bilindiği üzere TTK m. 4/1 uyarınca "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesi yargı işi sayılacağının hüküm altına alınmış olmakla birlikte taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişki olması sebebiyle taraflarınca tanıma ve tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının mutlak ticari dava niteliğinde olup görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Yargıtay HGK'nın 15.06.2016 tarihli ve 2014/1090 E. - 2016/819 K. sayılı ilamı;"Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari satım sözleşmesinden kaynaklandığı hususunda bir tereddüt bulunmamakta olup, tacir olan taraflar arasındaki buğday alım-satımı konusundaki sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümü için verilen yabancı hakem kararının tenfizine karar vermekle görevli mahkeme yukarıda açıklanan mevzuat uyarınca asliye ticaret mahkemesidir." devam eden süreçte davalı firma tarafından aynı taleplerle ilgili olarak davacı müvekkilleri ... ve ... aleyhine İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/259 E. sayılı dosyasıyla dava ikame edildiğini beyanla Lefkoşa Kaza Mahkemesi 6487/17 dava no, 14.02.2019 tarihli kararının Türkiye'de tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada Yargıtay ve doktrinin kabulü olduğu üzere, tanıma davalarında Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, zira tanıma-tenfiz davalarında, sadece kanunda sayılan şekli nitelikteki şartların varlığı incelendiğini ve revizyon yasağı nedeniyle uyuşmazlığın esasına girilmediğinden, ticari konulara ilişkin olsa dahi tenfiz davalarının asliye hukuk mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğini, nitekim Y. 17. HD, E. 2014/2807, K. 2014/6861, T. 02.05.2014 sayılı kararında bu husus açıkça belirtilmektedir: “Dava, yabancı mahkemeden verilen kararın tanınması ve tenfizine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemesince, 5718 sayılı yasanın 51 maddesine göre, tenfiz kararlarını vermeye münhasıran Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Asliye hukuk mahkemesi ise, uyuşmazlık konusunun ticari iş olduğu ve iki taraf da tacir olduğundan, ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığa ticaret mahkemesinin bakması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Somut olayda uyuşmazlık, yabancı mahkemeden verilen ve kesinleşen kira alacağının ödenmesine ilişkin kararının tanınması ve tenfizine ilişkindir. 5718 sayılı MÖHUK’nın 51 maddesinde tenfiz kararlarını vermeye görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu düzenlenmiştir. Düzenlemede tenfiz kararın hangi konudaki yabancı mahkeme kararına ilişkin olduğu hususunda bir ayrım yapılmamıştır. Bu durumda anılan yasal düzenleme karşısında uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.” huzurdaki davaya konu yabancı mahkeme kararının tanınmasının kabil olmadığını, tanıma davasına konu olabilmesi için MÖHUK m. 50 vd. hükümlerinde aranan dava şartları bulunmadığından huzurdaki davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..."Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Hukuki, Ticari ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma, Tanıma ve Tenfiz, Suçluların Geri Verilmesi ve Hükümlülerin Nakli Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanunu' karşılıklı hukuki yardımlaşmaya ilişkin hükümlerin MÖHUK la paralel biçimde düzenlendiği ve tanıma tenfize ilişkin benzer hükümler içerdiği, tanınması istenen Lefkoşa Kaza Mahkemesi kararının kesinleştiği ve ilamı veren yargı organı tarafından onanmış suretinin de sunulduğu, mahkeme kararlarının tanınması yönünden karşılıklılık bulunduğundan kararın tanınması bakımından 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 54 ve58. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiği anlaşılmakla davanın kabulüne," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın Yargıtay ve doktrinin kabulü olduğu üzere, tanıma davalarında asliye hukuk mahkemeleri görevli olduğunu, davada, tanınması istenen yabancı mahkeme kararına taraf olan kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, yabancı mahkeme kararının tarafları olan kişilerin hepsinin huzurdaki davanın tarafı olması zorunluyken buna uyulmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davaya konu yabancı mahkeme kararının tanınmasının kabil olmadığını, tanıma davasına konu olabilmesi için MÖHUK m. 50 vd. hükümlerinde aranan dava şartları bulunmadığından huzurdaki davanın reddi gerektiğini, hükmün tespit, eda yada inşai bir hüküm içermediğini, tanınması talep edilen kararın kesinleşmiş olmasının zorunlu olduğunu, Yargıtay kararının da KKTC mahkemelerince verilen ve fakat Türk makamlarınca onaylatılmayan kararın tanınmasının mümkün olmadığını açıkça belirttiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, yabancı mahkeme kararının tanınması istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, uyuşmazlığın çözümünde hangi mahkemenin görevli bulunduğu ve yabancı mahkeme kararının tanınması şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı tarafça, eldeki davanın davacıları ile birlikte başka kişilerinde davalı bulunduğu Lefkoşa kaza mahkememsinde ... Havalimanı şirketi limited'in kuruluşunun hükümsüz olduğunun tespiti davasında, 14/02/2019 tarih 6487/17 sayılı kesinleşmiş karar ile; davanın reddine karar verilmiştir. Davaya konu istem, yabancı mahkeme kararının tanınmasına ilişkin bulunmakla öncelikle, buna ilişkin yasal düzenlemeler ile kavram ve kurumların irdelenmesinde yarar vardır. Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un ikinci kısmının ikinci bölümünde düzenlenmiştir. Kanunun 50 ilâ 57. maddeleri tenfize, 58 ile 59. maddeleri ise tanımaya ilişkindir. 5718 sayılı Kanun'un; “Tenfiz Kararı” başlıklı 50. maddesinin 1. fıkrası uyarınca: “Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.” “Tenfiz İstemi” başlıklı 52. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesine göre; “Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir.” Anılan Kanunun “Tenfiz Şartları” başlıklı 54. maddesine göre; “(1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması”. Öte yandan 5718 sayılı Kanun'un “Tebliğ ve İtiraz” başlıklı 55. maddesi uyarınca; "(1) Tenfiz istemine ilişkin dilekçe, duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması ve tenfizi de aynı hükme tâbidir. Hasımsız ihtilâfsız kaza kararlarında tebliğ hükmü uygulanmaz. İstem, basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır. (2) Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.”“Karar” başlıklı 56. maddesine göre, “Mahkemece ilâmın kısmen veya tamamen tenfizine veya istemin reddine karar verilebilir. Bu karar yabancı mahkeme ilâmının altına yazılır ve hâkim tarafından mühürlenip imzalanır.” ve “Yerine Getirme ve Temyiz Yolu” başlıklı 57. maddeye göre, “(1) Tenfizine karar verilen yabancı ilâmlar Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur. (2) Tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda verilen kararların temyizi genel hükümlere tâbidir. Temyiz, yerine getirmeyi durdurur.” 5718 sayılı Kanun'un tanımaya ilişkin hükümleri incelendiğinde, “Tanıma” başlıklı 58. maddesinde: “(1) Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54'üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. (2) İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tâbidir. (3) Yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye'de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır.” düzenlemelerinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Açıklanan hükümler incelendiğinde, 5718 sayılı MÖHUK’da yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi için uyulması gerekli usulî işlemlere ilişkin olarak, 50 ilâ 53. ve 55 ilâ 57. maddeler arasında esas itibarıyla tenfiz usulünün kapsamlı olarak düzenlendiği, tanımaya ilişkin usulî işlemlerin ise tenfize ilişkin hükümlere tabi tutulduğu anlaşılmaktadır (MÖHUK m. 58/1). Her ne kadar madde başlıklarından yalnızca tenfiz usulünün düzenlendiği, tanımanın ise hangi usul çerçevesinde yapılacağının tespit edilmediği gibi bir sonuç ortaya çıktığı düşünülse bile, madde içeriklerinden kanun koyucunun yabancı mahkeme kararlarının tanınmasını tenfize ilişkin şartlara bağladığı, dolayısıyla tanıma usulü ve tenfiz usulü arasında bir ayrım gözetilmediği görülmektedir (Doğan, V.: Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara 2019, s. 144-145).Buna göre, yabancı mahkeme kararlarının tanıması ve tenfizi davasında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Tanıma ve tenfiz kararının önemi dolayısıyla yabancı kararı veren mahkemenin hangi mahkeme olduğuna bakılmaksızın asliye mahkemelerinin görevli olması uygun görülmüştür. Burada, tanıma ve tenfiz davasının, yerel mahkeme içinde sulh hukuk mahkemesine göre daha üst düzey bir mahkeme olan asliye mahkemesi tarafından bakılması amaçlanmıştır (Nomer, E.: Devletler Hususi Hukuku, İstanbul 2013, s. 492). Yabancı mahkeme ilamının tanınması ve tenfizinde asliye mahkemeleri de görev ilişkisi çerçevesinde davaya bakar. Görüldüğü üzere ilgili madde, asliye mahkemesini görevli kabul etmekte ve davanın konusunu teşkil eden ihtilafın niteliğini göz önünde bulundurmamaktadır. İhtilâfsız yargı alanında verilen mahkeme kararlarının tanınması da aynı hükümlere tabi tutulmuştur (MÖHUK m. 58/2). Yabancı ülkedeki kararı veren yabancı mahkemenin sulh veya asliye yahut da istinaf mahkemesi olması tanıma ve tenfiz davasında görevli mahkemeyi etkilemez (Ruhi, A.C.: Türk Hukukunda Yabancı Nafaka İlamlarının Tenfizi, Ankara 2013, s. 265-266). ( HGK 15.06.2016 tarihli ve 2014/19-1090 E., 2016/819 K.). 6102 Sayılı TTK'nın 5/2.maddesi hükmü gereği, bir yerde Asliye Ticaret Mahkemesi varsa, Asliye Hukuk Mahkemesi görevi içinde bulunan ve 4. madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Tanıma konusu uyuşmazlık tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olup tarafların tacir olmasına, uyuşmazlığın da ticari işten kaynaklanmasına göre davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesinin olup bu yöne ilişen istinaf sebebi yerinde değildir. Bir yabancı mahkeme kararına karşı tenfiz isteminde bulunulduğu takdirde MÖHUK'un 55/2. Maddesine göre, karşı taraf ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.Tanınması istenilen karar tespit davasının reddine ilişkin olup Türkiye'de bulunan bir kısım davalılar tarafından Tanıma" istenmesine engel bir durum yoktur.Yine sunulan kararın kesinleşme şerhini içerdiği, KKTC Dış işleri bakanlığınca imza mührün KKTC yüksek mahkemesine ait olduğuna dair şerh ile T.C. Lefkoşa Büyükelçiliğinin imza ve mührün KKTC Dış İşleri Bakanlığına ait olduğuna dair tasdikler birlikte değerlendirildiğinde kararın tanınması için tüm unsurları içerdiği, davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/07/2025