T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/251
KARAR NO: 2025/220
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/11/2024
NUMARASI: 2024/610 Esas (Derdest)
DAVA: Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/02/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın bir güven kurumu olduğunu, Mahkemelerin bankaları bir güven kurumu olarak kabul etmelerinden sebep Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinin, bankaların verdikleri teminat mektuplarını kayıtsız şartsız kabul ettiklerini, hal böyleyken "mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğma ihtimalinin bulunduğu ve ihtiyati tedbir şartlarının mevcut olduğu anlaşılmış olduğundan" gibi bir gerekçeyle tedbir kararı verilmesi mahkemenin ve dahi diğer tüm mahkemelerin mutad uygulaması ile çelişki oluşturduğunu, güven kurumu olarak addedilen bir bankada bulunan para ile ilgili "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı" şeklinde bir değerlendirme yapılarak karar verilmiş olmasının izahtan vareste olduğunu, ayrıca henüz müvekkilinin cevap süresi dahi dolmadan, delliller dosyaya sunulmadan alelacele tedbir kararı verilmiş olmasının da kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin paranın blokede tutulmasında haklı olduğunu kesin olarak ispat edebilecek yazılı bir delile sahip olduğunu belirterek 15.10.2024 tarihli ara karardan dönülmesine, tedbirin ve nemalandırma kararının kaldırılmasına, eğer Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilince sunulacak teminat mektubu karşılığında tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ihtiyati tedbir kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda 28.11.2024 tarihli ara karar ile "...HMK'nın 389.maddesinde; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebi ile bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Yasal düzenleme, davanın niteliği, mevcut delil durumu ve tüm dosya kapsamına göre; ihtiyati tedbir kararının kaldırılması halinde; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinde önemli ölçüde zorlaşma veya ciddi bir zararın doğma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle dava konusu uyuşmazlık konusu üzerine ihtiyati tedbir konulmasının yerinde olduğu ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin reddi gerektiği anlaşıldığından ihtiyati tedbir kararına itiraz eden davalının itirazın reddine, davacı vekilinin ihtiyati tedbir kapsamında yatırılan teminatın nemalandırılmasını talebinin de yerinde olduğu anlaşıldığından bu talebin kabulüne" karar verilmiştir. İhtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati Tedbir Kararına itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Güven kurumu olarak addedilen bir bankada bulunan para ile ilgili "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı" şeklinde bir değerlendirme yapılarak karar verilmiş olması şimdiye kadar kabul gören hukuki ve ekonomik teamüle aykırılık teşkil ettiğini ve teamülün yarattığı güven kurumu itibarını zedelediğini, ayrıca bankanın paranın blokede tutulmasında haklı olduğunu kesin olarak ispat edebilecek yazılı bir delile sahip olup, buna ilişkin belgenin de dosyaya ibraz edildiğini, mevcut delil durumu göz önüne alındığında tedbirin ve nemalandırma kararının teminatsız olarak kaldırılması gerektiğini ancak mahkeme aksi kanaatte ise taraflar arasında bir menfaat dengesi kurmak adına tedbirin teminat karşılığında kaldırılması da talep edilmiş ise de bu yönde bir karar oluşturulmadığını, bankanın parayı blokede tutmakta haklı olduğunu ispata yarar belgeleri dosyaya ibraz ettiğini ancak mahkeme yazılı ve imzası davacı tarafça ikrar edilen belge olmasına rağmen davacının somut bir delile dayanmayan beyanlarını dikkate alarak tedbir kararı verdiğini, dosyaya sundukları çek muvafakatnamesi metninin "şubeniz nezdinde bulunan ... hesap no ve ..... Ek noda takip edilmek üzere temlik cirosu ile bankanıza devir ve teslim ettiğim ve EDECEĞİM senet ve çeklerin,İşbu çek ve senetlerin tahsil edildiklerinde bedellerinin ... Tic. A.Ş. Firmasının kullandığı ve kullanacağı kredi risklerine mahsup edilmesi veya depo edilmesi ...... Hususlarında gayrikabili rücu olarak muvafakat ettiğimi kabul ve beyan ederim. " şeklinde olduğunu , işbu belgenin davacı tarafından inkar edilmediğini ancak sadece muvafakatname ekinde yer alan çekler için verilmiş olduğundan bahisle davaya konu çekleri kapsamadığının iddia edildiğini, muvafakatname metninin çok açık olup işbu yazının, teslim edilmiş ve edilecek tüm çekleri kapsadığını, aksinin kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece davacının somut delile dayanmayan beyanları ve dosyaya sunmuş oldukları yazının eki olmayan bir çek listesini dikkate alarak tedbir kararına yapmış oldukları itirazı reddettiğini beyanla yerel Mahkemece 28.11.2024 tarihinde verilen tedbir kararına itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına ve tedbirin teminatsız veya teminat karşılığında kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Talep, derdest davada kabulüne karar verilen ihtiyati tedbirin itirazen kaldırılması istemidir. İlk derece mahkemesince 15.10.2024 tarihli ara karar ile dava konusu 7.172.526,18 TL'nin dava sonuna kadar başka şirketlere ait borçlardan mahsup edilmemesi, başka bir şirket ve şahıslara ait hesaplara gönderilmemesi ve davalı banka nezdinde vadeli bir mevduat hesabında nemalandırılması yönünde takdiren %20 teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş, itiraz üzerine yapılan duruşma sonunda 28.11.2024 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbirin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Eldeki davada davacı, dava dışı ...Tic. A.Ş.'ye kefalet, teminat, kontrgaranti ve sair garanti vermediğini, 03.06.2020 tarihli çek muvafakatnamesinin sadece ekli listede yer alan ve temlik cirosu ile bankaya temlik edilmiş çek ve senetlerle ilgili olduğunu ileri sürerek, kendisi veya 3. Şahıslar lehine kredi sözleşmeleri, garanti taahhütleri, kefalet ve sair bankacılık işlem ve sözleşmeleri nedeni ile davalı bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini, davalı banka tarafından alınan dava konusu 3.605.266,60 TL ile hesaplarda tutulan 7.172.526,18 TL'nin işleyecek olan ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini talep etmiştir. Dosya kapsamına sunulan delillerle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, davacı bakımından ortaya çıkacak zararın önlenmesi için tedbir kararı verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/02/2025