T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/56
KARAR NO:2025/80
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10/10/2024
NUMARASI:2023/28 Esas - 2024/542 Karar
DAVA:Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/02/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında ve EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan aldığı dağıtıcı lisansı doğrultusunda akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini ve bu ticari faaliyetini sahibi olduğu ... ve ... marka ve logosu altında; maliki bulunduğu veya intifa/kira sözleşmeleriyle hukuksal tasarruf hakkına sahip bulunduğu akaryakıt istasyonlarında; gerek bizzat gerekse sözleşmeli bayileri vasıtasıyla sürdürdüğünü, Müvekkili şirketin; davalı şirketinde ortakları arasında bulunan ... ve ... adına kayıtlı olan ve tapuda İstanbul İli, Eyüp İlçesi,... mahallesi, ... caddesi ... pafta, ... ada, ... parsel, ... cilt, ... sahifede kayıtlı toplam 2.515 m² miktarlı taşınmazın kiralanmasına yönelik 01.04.2004 tarihinden başlamak üzere 15 yıl süreli kira sözleşmesini imzaladığını ve bu kira sözleşmesi tapu siciline şerh edildiğini, davalı şirketin ortaklarının maliki bulunduğu ve tapu kayıtları yukarıda belirtilen taşınmazı kiralayan müvekkili şirketin 01.04.2004 tarihli bayilik sözleşmesi kapsamında bu taşınmazın ve üzerlerinde kurulu olan akaryakıt istasyonu ve müştemilatının işleticiliğini ve kullanılmasını adı geçen şirkete bıraktığını, davalı bayi şirket, kira sözleşmesiyle kullanım hakkı müvekkili şirkete ait olan taşınmazı ve üzerindeki akaryakıt istasyonunu bayilik ve işleticilik sözleşmesi kapsamında ... akaryakıt istasyonu olarak işletmeye başlamış olup sözleşmelerin feshedildiği ve hukuki olarak sona erdiği 18.9.2010 tarihine kadar da ... istasyonu olarak faaliyette bulunmuş olduğunu, davalı şirketle ticari İlişki bu şekilde sorunsuz olarak devam ederken ... Kurumu tarafından akaryakıt dağıtım şirketleri ile bayileri arasındaki intifa/kira sözleşmelerinin ve bayilik sözleşmelerinin 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında incelenmesi sonucunda 12.03.2009 tarihinde resmi internet sitesinde bir duyuru yayınlandığını, ... Kurumu'nun Kurumsal Internet sitesinde 12.03.2009 tarihinde yayınladığı genel bir duyuru ve akabinde ... Kurulu'nun vermiş olduğu emsal niteliğindeki kararlarda; "2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin ...'nde koşulları belirtilen muafiyetten yararlanabilmek bakımından, alıcılar üzerine getirilen ... yasağının süresinin beş yıl aşmaması gerektiğine,Taraflar arasında bayilik sözleşmesi He bağlantılı kredi sözleşmesi, ekipman sözleşmeleri, uzun süreli kira sözleşmeleri ya da uzun süreli intifa hakkı tanınması gibi şahsi ya da aynı hakların da ... yasağının süresini fiilen uzatacak şekilde kullanılamayacağına, Bu tür sözleşmelerin varlığı halinde, beş yılı aşan süreler bakımından, 2002/2 sayılı Tebliğde tanınan muafiyet koşullarının ortadan kalkacağına, Dikey anlaşmalarda yer alan ... yasağına ilişkin hükümlerin, 2002/2 Sayılı Tebliğ'in 5. maddesiyle uyumlu hale getirilmesine ilişkin geçiş süresinin 18.9.2003 tarihinden başlayıp, 18.9.2005 tarihinde sona erdiğine, bu çerçevede; 18.9.2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi beş yılı aşan sözleşmelerin, ... Kurulu tarafından uygulanan "Azami hadde indirme" ilkesi gereğince 18.09.2010 tarihine kadar Tebliğde yer alan muafiyetten yararlanabileceğine ve bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağına, bu tarihten itibaren intifa hakkı çerçevesinde bayilerin yeniden sözleşme yapmaya zorlanması halinde 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi çerçevesinde işlem başlatılacağının ilgili taraflara bildirilmesine" denilmek suretiyle Kurumun önceki kararları ve yerleşik uygulaması değiştirilmiş ve 18.09.2010 tarihine kadar tüm sözleşmelerin ve bu kapsamda kira/intifa sözleşme sürelerinin süresinin 5 yıldan fazla olamayacağına ve bu tarih itibarıyla da sözleşmelerin süresinin sona ereceğine karar verilmiş olunduğunu, ... Kurumu'nun 12.03.2009 tarihli duyurusuna karşı dağıtım şirketleri tarafından iptal davaları açılmış, ancak açılan davalar Danıştay İlgili dairesi tarafından reddedildiğini, bu nedenlerden dolayı, taşınmazın malikleri ile müvekkil şirket arasında imzalanan kira sözleşmesinin ... Kurulu kararlarında ve ... Kurumu'nun grup muafiyeti tebliğlerinde öngörülen süreyi asan kısmının ifası hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğini, ... Kurulu'nun kararı doğrultusunda 18.09.2010 tarihinden sonraki döneme tekabül eden kira sözleşmesi süresinin ifası hukuken ve fiilen imkansız hale gelmiş olup müvekkil şirketle davalı şirket arasındaki bayilik sözleşmesi ve ilişkisi de bunun sonucu olarak ortadan kalktığını, ... kurumunun bu duyurusunun sonucu olarak da davalı şirket tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 16 Eylül 2010 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi müvekkil şirkete gönderilmiş ve bu ihtarname ile 18.09.2010 tarihi itibarıyla bayilik sözleşmesinin yenilenmeyeceği ve aynı tarih itibarıyla da kira şerhinin tapudan terkini talep edildiğini, ayrıca bu tarihten (18.09.2010 tarihinden ) hemen sonra da davalı şirket tarafından EPDK' dan 2004 yılında müvekkil şirket bayiliği için almış olduğu ... lisans numaralı bayilik lisansını dağıtıcı firması ... A.Ş olacak şekilde tadil ettirmiş olup su anda ... A.Ş.nin bayisi olarak faaliyette bulunduğunu, ... Kurul'unun yukarıda belirttiğimiz kararından ve ... Kurumu'nun duyurusundan sonra yine kurumun resmi internet sitesinde yayınladığı intifa hakkı ve benzeri etkiye sahip sözleşmelerle ile ilgili sık sorulan sorular ve cevaplar başlıklı yazısında; "belirtilen anlaşmaların beş yılı aşan süreler bakımından 4054 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında yasak bir anlaşma olarak değerlendirileceği ve yine aynı kanunun 56.maddesi gereğince de geçersiz hale geleceği ve bu geçersizlik nedeniyle yerine getirilmiş edimlerin istenmesi halinde tarafların iade burcunun Borçlar Kanunun 63.ve 64. maddelerine tabi olacağı, tarafların beş yılı aşan süreler bakımından münasip bir tazminat ödemek durumunda kalabileceği" belirtilmiş olduğunu, duyuru sonucunda; ... Kurulu tarafından 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 56. maddesi gereğince aynı kanunun 4. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle geçersiz sayılmış olan anlaşmaların taraflarının bu anlaşmalar gereğince birbirlerine verdikleri her şey Borçlar Kanunu’nun 63. ve 64. maddeleri çerçevesinde iadeye tabi olduğunu, ... Kurulu'nun yukarıda belirttiğimiz duyuruları sonrasında müvekkil şirket tarafından 15 yıl süreyle kiralanan taşınmaz ve üzerinde kurulu bulunan akaryakıt istasyonunun malik/davalı şirket tarafından işletilmesine yönelik imzalanan bayilik ve Işleticilik sözleşmesi ile protokollerin beş yılı aşan süreleri (18,09,2010'dan sonraki kısmı) tarihi İtibariyle geçersiz hale gelmiş olup tarafların İmzalanan anlaşmalar doğrultusunda birbirlerine verdikleri her şey Borçlar Kanunu'nun 63. ve 64.maddesi kapsamında iadeye tabi olduğunu, müvekkili şirketin, intifa hakkı kendisine ait olan taşınmazla ilgili olarak davalı şirkete kira bedeli, yatırım destek bedeli ve işletme yardım bedelleri ile sair ödemelere ilişkin olarak toplam 1.297.601,61 TL tutarında ödeme yaptığını, Müvekkil şirket tarafından davalı şirkete ödenen yatırım bedelindeki amaç, istasyonun ve taşınmazın kira sözleşmesi süresince ... markası ve adı altında işletileceği ve buradan kazanç elde edileceğine olan güven olduğunu, ... Kurumu duyurusundan sonra sözleşmelerin feshinde yasal zorunluluk bulunması ve davalı şirketin de müvekkil şirketle olan bayilik sözleşmesini yenilemeyeceği ve kira şerhinin kaldırılmasını talep ettiği de dikkate alınarak ve sözleşmelerin öngörülen süreden önce sona ermesinden dolayı yatırım tutarı bakiyesinin müvekkil şirkete iadesi BK' nun 63.ve 64.maddesi kapsamında yasal bir zorunluluk olduğunu, bu kapsamda yapılan hesaplamalar neticesinde 1.297.601,61-TL tutarındaki yatırım bedeli, kira bedelleri ve işletme yardım desteği olarak davalı şirkete ödenen meblağdan 18.09.2010 tarihinden sonraki kullanılmayan kısmına tekabül eden işlemiş faiziyle birlikte toplam 1.341.074,09 TL'nin ödeme tarihine kadar işleyecek faiziyle birlikte müvekkili şirkete iadesi gerektiğini, sözleşmelerin erken sona ermesi nedeniyle müvekkil şirket tarafından davalıya 15 yıl süre için ödenen kira bedeli ile istasyona yapılan yatırım ve ödenen teşvik bedellerinin davalının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağı hususunda tereddüt bulunmadığını, davalı şirketin kendisine 15 yıl süre için verilen kira bedeli, yatırım desteği ve işletme teşvik bedellerinin kullanılamayacak süreye ilişkin kısmının; sürenin erken sona ermesi, istasyonun işletilmesi için davalı tarafından ... A.S. firmasının bayiliğinin alınmış olması ve taşınmazın da fiilen bu dağıtım şirketinin ürünlerinin satışı için kullanılması nedeni ile iade etme yükümlülüğü altında olduğunu, ... Kurumunun yukarıda belirttiğimiz duyurusu sonrasında, bu duyuru gereğince sonlandırılacak olan kira sözleşmesinin sona ereceği tarih olan 18.09.2010 tarihinden önce davalı şirkete Kadıköy 4. Noterliği’nin 14 Eylül 2010 tarih ve... sayılı ihtarnamesi gönderilerek “..sözleşmelerin yatırım tarihinde öngörülmüş bulunan süreden daha erken sone ermeleri nedeniyle ödeme gününe kadar işleyecek olan yasal faiz ve vade farkı hariç olmak üzere toplam l.341.074,09 TL tutarındaki borç ile cari hesaptan kaynaklanan diğer borçlarla iadesi gereken ariyet malzemelerinin müvekkil şirkete teslimi" nin ihtar edildiğini, Davalı şirketin ise Beyoğlu 5.Noterliğinin 16 Eylül 2010 tarih ve ... numaralı ihtarnamesi müvekkil şirkete gönderilmiş ve bu ihtarname ile 18.09.2010 tarihi itibarıyla bayilik sözleşmesinin yenilenmeyeceği ve aynı tarih itibarıyla da kira şerhinin tapudan terkini talep ettiğini, davalı şirketin bu kez de Beyoğlu ...Noterliğinin 20 Eylül 2010 tarih ve... yevmiye no.lu ihtarıyla verdiği cevapta, sözleşmelerin erken sona ermesi nedeniyle kendilerine ödenen bedellerin iadesine yönelik taleplerini kabul etmediklerini sadece kısmi kabul beyanında bulunarak kabul ettikleri miktarı daha sonra ödeyeceklerini belirttiklerini, davalı şirket son olarak da Beyoğlu ...Noterliğinin 24 Eylül 2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile intifa ( kira ) şerhinin kaldırılmasını talep ettiğini,Davalı şirkete tebliğ edilen ihtarnameye karşın kira bedeli olarak verilen, yatırım desteği ve işletme yardımı adı altında davalı şirkete ödenen yatırım bedellerinin müvekkil şirkete iade edilmesine yönelik olarak davalı herhangi bir ödemede bulunmadığı gibi gönderdiği ihtarnamelerle de bu talepleri kabul etmediğini belirttiğini, müvekkili şirketin 15 yıl süreyle kira hakkına sahip olacağı saikiyle davalı şirkete ödemede bulunmuş ve yatırım yapmıştır. İmzalanan sözleşmelerin beklenenden önce sona ermesi, istasyonda başka dağıtım şirketinin ürünlerinin satışına başlanmış olması, müvekkili şirket bayiliğinin sona ermesi ve kira sözleşmesine konu taşınmazın halen davalı tarafından fiilen kullanılması nedeniyle davalı şirketin sebepsiz zenginleşmiş oldukları açık olup sözleşme süresi bakiyesine tekabül eden bedelin iadesinin temini hususunda çekilen ihtarların da sonuçsuz kalması nedeniyle işbu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, ... Kurulu kararıyla hukuken ve fiilen imkânsız hale gelen sözleşmelerin sona erdiği tarih olan 18.09.2010 tarihi itibarıyla kira bedeli bakiyesi, işletme yardımı ve yatırım bedeli bakiyesi olarak davalı şirkete ödenen ve davalının sebepsiz zenginleşmesine neden olan toplam 1.341.074,09-TL alacaklarının temerrüt tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu sebeple öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında; 07.08.2003 tarihli bayilik sözleşmesi, 07.08.2003 tarihli protokol ve 27.08.2008 tarihli eki sözleşme imzalandığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin çerçevesinin bu sözleşmeler dâhilinde çizildiğini, Davacının talep ettiği toplam 1.341,074,09-TL'nin içeriği 'kira bedeli bakiyesi, işletme yardımı, yatırım bedeli ve bu rakamlara 18.09.2010 tarihinden itibaren işleyen faiz” olarak adlandırdığını, yukarıda bahsedilen sözleşmeler incelendiğinde davacı tarafından müvekkil şirkete ‘’kira bedeli, işletme yardımı ve yatırım bedeli” olarak bir bedelin ödenmediğinin görüleceğini, davacı taleplerini ayrı ayrı cevaplandırıldığında; 11.08.2003 tarihli kira akdi çerçevesinde davacı Dava dilekçesinde dayanak gösterilen 11.08.2003 tarihli, 01.04.2004 başlangıç tarihli kira akdi, davacı şirket ile müvekkil şirket arasında imzalanmadığını, müvekkil şirketin kira bedelini de almadığını, bu nedenle, kira ilişkisinden kaynaklanan tüm hak ve alacakların muhatabı müvekkil şirket olmadığını, dolayısıyla, müvekkil şirketin davacı şirkete 500.000-USD veya başka bir miktarda kira borcu bulunmadığını, davacının işletme yardımı ve yatırım bedeli talebi hakkında;Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler incelendiğinde 27.08.2008 tarihli ek sözleşme gereğince davacı şirketin müvekkil şirkete 500.000.-USD vermeyi taahhüt ettiğinin görüleceğini, Davacı şirket 500.000.-USD taahhüdünün 350.000.-USD'sini müvekkil şirkete ödediğini, müvekkilinin 350.000-USD'yi istasyondaki inşaat işlerinin tamamlanmasını müteakip 6 sonra başlamak üzere 30 ay eşit taksitle davacı şirkete geri ödeyeceğini, müvekkil şirket inşaatı yakın bir tarihte bitirdiğini, bu tarih yargılama sırasında ayrıca bildirileceğini, ancak inşaatın tamamlanmasının üzerinden dava tarihi ve bugüne kadar 6 ay geçmediğini, davacı 6 ay sonra ve 30 eşit taksitle bu bedeli müvekkil şirketten geri isteyebileceğini, bu durumda dava tarihi kesin olarak inşaatın tamamlanmasından önce olduğunu, bu nedenle, sözleşmeye aykırı olarak açılan dava haksız ve hukuki yarardan yoksun olduğunu, 350.000.-USD'nin inşaat tamamlanmadan önce hangi halde muacceliyet kesbedeceği ve derhal geri istenebileceği açıkça yazılı olduğunu, Bu hal; “ Ancak Bayi; yukarıda sözü edilen çekleri tarihinde ödemediği ve/veya ... ile yapmış olduğu bayilik sözleşmesi ile ekleri olan bilimum protokoller ve taahhütlere aykırı davrandığı takdirde; Bayi’nin ...'e olan tüm borçları derhal muacceliyet kesbedeceği gibi verilen borç ...’e nakten ve defaten geri ödenecektir.” Yani, müvekkili şirketin ya çeklerini gününde ödememesi veya bayilik sözleşmesi ve protokollere aykırı davranması şartı öngörülmüş olup, bu hallerden hiç birisi gerçekleşmeden davacının 350.000.-USD'yi tek ödemede istemesi ve bu rakama faiz de işletmesi sözleşme gereğince mümkün olmadığını, aksi halde, sözleşmeye aykırılık ve davacı şirketin sebepsiz olarak zenginleşmesi söz konusu olacağını, davacının faiz istemleri de haksız olduğunu, davacı dilekçesinde, 1.297.601,61 TL alacağına 18.09.2010 tarihinden itibaren faiz işleterek 1.341.074,09-TL rakamına ulaştığını, dava öncesinde işletilen faizi kesinlikle kabul etmediklerini, davacının bu şekilde faiz talep hakkı bulunmadığını, dava dilekçesinin talep kısmında sanki 1.341.074,09 TL rakama bütününe ticari temerrüt faizi işletilmesini talep ettiğini, faize de faiz işletilmesini kabul etmediklerini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 23/11/2017 tarih 2011/204 esas 2017/1046 karar sayılı Kararında davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine" karar verilmiştir.Dairemizde 22/09/2022 tarihli kararında davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, karar verilmiştir.
KALDIRMA KARARI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİNCE YAPILAN YARGILAMA SONUCUNDA:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Bilirkişi raporunda öncelikle temerrüt tarihi ve ödeme tarihleri dikkate alınarak yapılan hesaplamada 207.444,65 TL faiz hesaplaması yapılmıştır. Buna göre 513.950,00 TL işletme yatırım destek bedeli ve 207.444,65 TL faiz olmak üzere toplam alacak 721.394,75 TL dir. Davacı tarafından yapılan ödemelerin her biri öncelikle TBK md. 100 uyarınca işlemiş faizden mahsup edildiğinde ödemeler sonunda ödenmemiş 222.564,10 TL işletme yatırım bedeli kaldığı anlaşılmakla işletme yatırım bedelinden kaynaklı 222.564,10 TL nin 04.12.2013 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmiştir.Davacı tarafından davalıya geri ödenmesi koşulu ile işletme yatırım bedeli ödenmiş olup, dava açıldıktan sonra yargılama sırasında 513.950,00 TL işletme yatırım destek bedeli davalı tarafından davacıya taksitler halinde ödenmiştir. İhtilafsız olarak ödenen 513.950,00 TL kısım yönünden davanın konusu kalamdığından bu kısım yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Davalı taraf dava açılmadan önce Kadıköy ... Noterliği 14.09.2010 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile temerrüde düşürülmesine rağmen davadan önce ödeme yapmayarak davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden konusuz kalan miktar yönünden yapılan masraf ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmuştur. Kira bedeli; Bölge Adliye Mahkemesi kararında sözleşmenin sona ermesi nedeniyle kira sözleşmesinin kullanılmayan dönemine ilişkin kira bedelini, kıstelyevm usulüne göre günlük kira bedeline göre hesaplayan bilirkişi raporu uyarınca 371.416,00 TL'nin davacıya iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği kabul edilmekle kira sözleşmesinden kaynaklı 371.416,89 TL nin 04.10.2010 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından davacının peşin ödediği kira bedelinin kiracılık hakkının kullanılamadığı kalan süresine ait olan kısmının iadesine ilişkin taleplerinin kısmen kabule rağmen hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak, denkleştirici adalet ilkesi uygulanmadan ve alım gücü denkleştirilmeden eksik miktarda hüküm altına alınmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının, davalının maliki olduğu dava konusu istasyona yaptırdığı kalıcı nitelikteki yatırımların bedeline ilişkin iade taleplerinin reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme kararının kısmen reddine dair olan kısmının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... Şirketi ...ve ortakları kendi başına tüzel kişiliği olan ortaklık olduğunu, dolayısıyla tüzel kişi ortaklarına ödenen kira bedelleri yönünden şirketin husumetinin bulunmadığını, davacının bu talebi yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını, davacı tarafından dava konusu edilen kredi borcunun taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan vadeleri öncesinde keşide edilen ihtarnameye dayanılarak temerrüde düşürüldüğünün kabul edilemeyeceğini, bu alacağa faiz işletilmesinin kesinlikle kabul edilemeyeceğini, ticari işlerde faizin serbestçe kararlaştırılabileceğini, TTK 8. Maddede bu hususun düzenlendiğini, kira sözleşmesinden kaynaklanan taleplerin eski BK 147 ve TBK 126/1 gereği 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, mahkemenin bu hususu değerlendirmediğini, davacının usulüne uygun bir temerrüt ihtarının bulunmadığını, mahkemenin bu hususu gözden kaçırdığını, davacının ihtarnamede yasal faizden bahsettiğini, ihtarnamenin içeriğinde feragatten bahsedilmediğini, emsal mahkeme kararı uyarınca kira bedeline ilişkin olarak kdv ödenmesine karar verilmesinin mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Kira bedelinin davalı şirkete ödendiği hususunun bilirkişi incelemesi ve tarafların ticari defterlerindeki kayıtlarla sabit olduğunu, sebepsiz zenginleşen davalı şirket olduğunu, davalı şirketin kira alacağı açısından husumet bulunmadığına yönelik itirazının yerinde olmadığını, istinaf kaldırması sonrası alınan raporlara göre karar verildiğinden davalının bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığını, davalının zamanaşımına yönelik istinafının da yerinde olmadığını, sebepsiz zenginleşmenin sözleşme tarihinden değil kararlaştırılan kira süresinin kalan sürenin kullanılamaz hale geldiği tarihte gerçekleştiğini, davalı yanın mücbir sebep yönünden dava dilekçesinde ve önceki dilekçelerinde bu yönde bir itiraz ileri sürmemiş olduğu halde şimdi böyle bir itiraz öne sürmesinin hukuka aykırı olduğunu, avans faizi işletilmesine karar verilmesinin de 3095 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yerinde olduğunu belirterek davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: "Denkleştirici Adalet" ilkesine ilişkin davacı tarafın dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde hukuka uygun bir vakıa sunmadığını ve talebi olmadığını, taraflarca getirilme ilkesi gerreğince hakimin karşı tarafın söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağını, ilk derece mahkemesi kararına ve Yargıtay İçtihatlarına uygun olarak Denkleştirici Adalet ilkesinden bahsedebilmek için başlangıçta geçersiz bir sözleşmeden, borçlunun kötüniyetinden söz edebilmek gerektiğini ve işbu değerlendirmelerin dava tarihinde yürürlükte olan Borçlar Kanunu'na göre yapılması gerektiğini, davacı taraf istinaf dilekçesinde hukuka, hakkaniyete aykırı ve kötüniyetli şekilde ve ayrıca yargılamaya etkilemeye yönelik açıkça yalan beyanda bulunarak kalıcı yatırımlar açısından "...bunların istasyondan kaldırıldığında müvekkile geri de verilmemiş olduğu dikkate alındığında.." beyanıyla sanki teslim ve teselsüm almış olduğu ariyetleri teslim almamış gibi saf kötüniyetli bir algı oluşturma çabasına girdiğini, davacı tarafın sabit yatırımlarını kendi veya görevlendirdiği şirket ve şahıslar marifetiyle söktüğünü ve uhdesine aldığını, ariyet listesi ile teslim edilmemiş sabit yatırımlar hakkında da davacı tarafın haksız olarak talepleri bulunduğunu, davacı tarafın bozmadan sonra alınmış olan ve hükme esas alınan 29.07.2024 tarihli bilirkişi raporunu kabul ettiğini ve rapora karşı ve özellikle "denkleştirici adalet ilkesi" ve "sabit yatırımlar" açısından itirazda bulunduğunu ve 30.09.2024 tarihli dilekçesi ile raporu kabul ettiğini, bu yönüyle davacı tarafından kabul edilmiş bir rapor yönünden istinaf hakkı bulunmadığını, usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak, davanın tümden reddine karar verilmesini, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını, istinaf incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava; davacı ile davalı arasında yapılan kira, bayilik ve diğer sözleşmeler gereği davalıya kira ve bayilik ilişkisinin 15 yıl süreceği inancı ile kira bedeli, yatırım destek bedeli, işletme yardım bedeli ve sair ödemeler için yaptığı 1.297.601,61 TL ödemenin taraflar arasındaki sözleşmelerin ... Kurumu kararı gereği 18/09/2010 tarihinde sona ermesi nedeniyle bu tarihten sonraya ilişkin kısmının sebepsiz zenginleşme hükümlerince iadesi istemine ilişkindir.Davacı vekilince talep ettiği iadelerin ayrıntısı cevaba cevap dilekçesinde; davalıya ödenen 705.362,00 TL kira bedeli + 513.950 TL işletme yatırım destek bedeli (borç olarak) ve duran varlık inşaat yatırımı olarak 78.289.61 TL ödendiği, toplam 1.297.601,61 TL ödemenin bulunduğu, değişik tarihlerde yapılan bu ödemelere 18/09/2010 tarihine kadar yargıtay kararları ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca faiz işletildiği, toplam talebinin 1.341.074,09 olduğu açıklanmıştır. İlk derece mahkemesince 2011/204 E. 2017/1046 K. Sayılı ilamı ile "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının kira sözleşmesinden kaynaklı talebinin kısmen kabulü ile 371.416,89 TL nin ihtarnamenin tebliğine göre gerçekleşen temerrüt tarihi olan 04/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacı tarafın diğer taleplerinin reddine," şeklinde hüküm kurulmuş tarafların istinafı üzerine dairemizce 2020/970E. 2022/993 K sayılı ilamı ile "Davalının davadan önce temmerüte düştüğü hususu gözetilerek mahkemece, davadan sonra ödenen yatırım destek bedelinin TBK'nın 100. Maddesi uyarınca öncelikle işlemiş faizden mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek davadan sonra ödenen kısım yönünden konusuz kalan miktar tespit edilip, ödenen kısım yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken hüküm kısmında ayrım yapılmadan davacı tarafın diğer taleplerinin reddine karar verilmesi ve başlangıçtaki haklılık durumu tartışılıp sonucuna göre vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği husus gözetilmeden, konusuz kalan kısımda reddedilen miktara dahil edilerek davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru bulunmamıştır. Gerekçesi ile 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)-b maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine," karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince kaldırma kararı sonrası dosya bilirkişiye tevdi edilerek 513.950,00 TL işletme yatırım destek bedeline temerrüt tarihinden itibaren faiz hesaplanmış, davalının yaptığı kısmi ödemelerde TBK 100 maddesi gereği öncelikle faiz ve masrafa mahsup edilerek bakiye üzerinden yeniden faiz hesaplanmak suretiyle kaldırma kararına uygun yapılan hesaplama sonucunda davacının bakiye ana para borcunun 222.564,10 TL olduğu hesaplanmıştır. İlk derece mahkemesince de denetime elverişle bu bu rapor esas alınarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacı tarafın hüküm altına alınan kira bedeline denkleştirici adalet ilkesi uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğine ilişkin istinaf istemi yönünden; davacını talebi sözleşme hükmünce davalıya ödenen kira parasının ... kurumu kurarı ile sözleşmenin feshi nedeniyle kullanılmayan kısmının iadesine ilişkin olup geçersiz sözleşmeye dayalı bir iade değildir. İadenin şartları sözleşme ilişkisine dayanmakta olup temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının, davalının maliki olduğu istasyona yaptırdığı kalıcı nitelikteki yatırımların keşfen yapılan incelemede yerinde bulunmadığı, davalının başka bir istasyonla anlaşması nedeniyle kaldırıldığı ve davalı tarafından kullanımında olmadığı ve davalıya bir yararı olmayan yatırım haline dönüştüğü, anlaşılmakla mahkemece bu kalıcı yatırımlara yönelik talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiş olmakla davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı taraf kira sözleşmesinin tarafı olmadığı, bu ... ve ... arasıda düzenlendiğini savunmuştur. Davacı ile ... ve ... arasında akaryakıt beyilik faaliyetinin yürütüleceği taşınmazın kirası konusunda 15 yıl süreli 500.000 USD kira bedelli sözleşmenin yapıldığı, kiraya veren ortakların davalı kollektif şirketin de ortakları ve müşterek imza ile yetkili temsilcileri oldukları, uyuşmazlık konusu kira bedelinin davalı şirkete yapılarak onun ticari defterlerine işlendiği, davacı tarafça kira sözleşmesinin feshine ilişkin bildirimin davalı şirkete yapıldığı onlar tarafından verilen cevabi ihtarnamede sözleşmenin feshini kabul ettikleri şeklinde beyanda bulunulduğu kira sözleşmesinin herhangi bir şekil şartına tabi olmadığı, bayilik sözleşmesinin davacı ve davalılar arasında yapıldığı, kira bedelinin ise davalı şirkete ödendiği anlaşılmakla davalının tahsil ettiği kira bedelinin iadesi konusunda husumeti bulunmadığına yönelik istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Davalının kira bedelinin iade edilen kısmı yönününden sözleşme tarihinin 11/08/2003 olduğu, oysa dava tarihinin 21/03/2011 olduğu 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğine yönelik istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacının15 yıl için yapılan kira bedelini peşin ödediği, ancak sözleşmenin ... kurumu kararı gereği 18/09/2010 tarihinde sona erdiği, bu haliyle peşin ödenen kira bedelinin geri istenmesine ilişkin talep yönünden iade borcunun sözleşmenin fesih tarihi olan 18/09/2010 tarihi olduğu, davalıya 14/09/2010 tarihli ... yevmiye numaralı Kadıköy 4. Noterliğinden gönderilen ihtarname ile bu alacağın talep edildiği, dava tarihi olan 21/03/2011 tarihi itibarıyla 5 yıllık zamanaşmı süresi geçmemiş olduğu belirlenmekle bu yöne ilişen istinaf sebebi de yerinde değildir. Davalı tarafın borç olarak verilen paranın iadesine faiz işletilmesinin hatalı olduğuna yönelik istinafı yönünden: 6098 Sayılı TBK 125. Maddesi "Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir." düzenlemesi bulunmaktadır. Davacı tarafından davalıya geri ödenmesi koşulu ile işletme yatırım bedeli ödenmiş olup, dava açıldıktan sonra yargılama sırasında 513.950,00 TL işletme yatırım destek bedeli davalı tarafından davacıya taksitler halinde ödenmiştir. Her ne kadar taraflar arısndaki ek sözleşmede davacı tarafından ödenen yatırım bedeli davalı tarafından inşaat işlerinin tamamlanmasını takip eden 6. ayın sonundan başlayarak 30 ay eşit taksitte TL bazında faizsiz olarak iade edileceği düzenlenmiş ve davalı tarafından bu borç için 30 adet çek verilmiş ise de sözleşme süresi içerisinde borcun ödenmediği, sözleşmenin 15 yıl süreceği inancıyla verilen bu bedelin sözleşmenin ... kurumu kararı gereği feshedilmesi nedeniyle fesih sonrası döneme isabet eden kısmın sözleşmenin feshi ile geri istenebilir hale geldiği, sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönemde de davacı davalıyı keşide ettiği ihtar ile yatırım destek bedelinin ödenmesi yönünden temerrüte düştüğü anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf istemleri de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 18.920,70 TL harcın, alınması gerekli olan 75.682,76 TL harçtan mahsubu ile bakiye 56.762,06 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2025