T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1808
KARAR NO:2024/1813
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ:22/10/2024
NUMARASI:2024/758 Esas (Derdest)
DAVA:Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/12/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:TALEP:İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle hak ve alacaklarının dava boyunca güvence altına alınabilmesi, dava sonunda infazının sağlanabilmesi ve müvekkilinin mağduriyetinin artmaması için davalılar adına kayıtlı bulunan gayrimenkulleri ve araçları üzerine ihtiyati tedbir - ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir ve haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 22.10.2024 tarihli ara karar ile "...Alacağın yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat usulü açısından gerekli şartların oluşmadığı anlaşılmakla HMK. 389 vd. md. gereğince ihtiyati haciz talebinin ve para alacakları yönünden tedbir kararı verilemeyeceğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde mahkemeden ... (....) sayılı icra dosyası ile muaccel para alacağına ilişkin ilamlı icra takibi yapıldığını, alacağın tahsilinin kolaylaşması ve karşı tarafın mal kaçırmasını önlemek için ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, mahkemece 22.10.2024 tarihli ara karar ile hem ihtiyati tedbir hem de ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verildiğini, red kararının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup kaldırılması gerektiğini, mahkemece henüz deliller bile celp edilmeden dava tarihinden 4 gün sonra ara karar oluşturularak yaklaşık ispat sağlanamadığından bahisle tedbir ve haciz taleplerinin reddedildiğini, mahkemece icra dosyası ve İTO kayıtlarına ilişkin henüz müzekkere cevabı gelmeden tedbir ve haciz taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, dava dilekçeleri ekinde organik bağa ilişkin onlarca delil ve flash bellek içerisinde onlarca evrak sunulmasına rağmen delillerinin yeterince incelenmeden taleplerinin reddedildiğini, ihtiyati haciz talebini içeren dava dilekçesi ekinde sunulan SGK müfettiş raporu, haciz sırasında ele geçirilen evraklar, tanık beyanları, İTO kayıtları vs dikkate alındığında, tazmin yükümlülüğünün olay tarihi itibariyle muaccel hale gelmesi itibariyle geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, istinaf istemlerinin kabulün ile kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin taleplerinin ayrı ayrı kabulüne karar verilmesini, yargılama harç ve giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Talep, alacağın tahsili için yapılmış olan ilamlı icra takibi yönünden tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle takibe taraf olmayan davalının sorumlu tutulmasına ilişkin derdest davada, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemidir.İlk derece mahkemesince 22.10.2024 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı tarafından davalı ... hakkında ikame edilen İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi'nin 2017/42 Esas sayılı dosyasında görülen iş kazasına ilişkin tazminat davasının yargılaması sonunda davanın kabulü ile net 553.899,811 TL maddi tazminat, net 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...nden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, verilen karar ... sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine konulmuş, davacı tarafça icra dosyasında borçlu ... Şti. adına kayıtlı başkaca bir mal varlığı bulunmadığından bakiye alacağın tahsil edilmemesi ve icra takibinden sonra borçlu şirketin mal ve sermayesiyle aynı şirket ismi kullanarak aynı faaliyet alanında başka şirketler kurma, hileli satın alma ve devretme gibi mal kaçırmaya yönelik işlemlerde bulunulması nedenine dayalı olarak tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle takibe taraf olmayan davalının sorumlu tutulmasına ilişkin eldeki dava açılmış ve davalı ...- ... hakkında ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.İhtiyati tedbir HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan geçici hukuki korumadır. 389.maddeye göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Ayn yasanını 390 Maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları da nazara alındığında para alacakları yönünden dava konusu olmayan mal varlığına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilemez. Davalı ...-... İnşaat adına kayıtlı malvarlığı uyuşmazlık konusu olmadığından mahkemece ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Diğer yandan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. 2004 sayılı İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19. HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Tüzel kişilerin, kendisini oluşturan gerçek kişilerden ayrı ve bağımsız bir hukuk süjesi olmasına göre, ortakları kısmen veya tamamen aynı olan tüzel kişiler de birbirlerinden bağımsız kişiliklere haizdir. Bu nedenle malvarlıkları da ayrıdır. Dolayısıyla bir tüzel kişi diğerinin borcundan kural olarak sorumlu tutulamaz. Ancak bazı hallerde "tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla tüzel kişileri oluşturan gerçek kişilerin veya başkaca bir tüzel kişi arasındaki ayrılık ilkesi bir kenara bırakılarak iki ayrı hukuk süjesi olarak değerlendirilmeyip, bunlara tek bir bütün olarak yaklaşılması mümkündür. Bu husus özdeşlik ilkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Şirketlerin faaliyet konuları, ortağı ve yöneticileri kısmen aynı olması, bu alacağın davalıdan talep edilebilmesinin yanı sıra, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen davalı tacir ile borçlu şirketin malvarlığının birbirine karıştığı, iktisadi bir bütünlüğün olduğu ve tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılarak kötü niyetle, mal kaçırma ya da alacağın tahsilini kısmen veya imkansız hale getirme yönündeki eylemlerinin bulunması gibi bir takım olguların gerçekleşmesi gerekir. Bu olgular ise yargılamada, tarafların gösterdiği tüm delillerin toplanıp birlikte değerlendirilmesi ile aydınlığa kavuşacak niteliktedir. Ayrıca tüzel kişilik perdesinin aralanması istisnai bir kurum olup, salt organik bağ içinde olunması yeterli değildir. Başka bir ifadeyle ticari merkez ve faaliyet alanının aynı olması, şirket ortaklarının aynı veya yakın akraba ve/veya eş olmasının ötesinde tüzel kişilikler arasında iktisadi bütünlüğün ispatı şarttır.Somut olayda dosyaya sunulan deliller yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle İİK 258. maddesindeki yaklaşık ispata elverişli değildir. Bu nedenle davalı ...-... İnşaat hakkında şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine dair mahkeme ara kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1- İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024