T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1736
KARAR NO: 2025/882
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/09/2024
NUMARASI: 2023/273 Esas - 2024/894 Karar
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2025
Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin teknoloji ve mühendislik konularında ARGE faaliyetlerinde bulunmak, yeni ürünler geliştirmek, prototipler yapmak, teknik danışmanlık yapmak, yazılım geliştirmek için 05.04.2021 tarihinde ... San. A.Ş.’den bölünme suretiyle kurulduğunu, şirket hisselerinin tamamının ...’a ait olduğunu; davalı ile ... arasında iş sözleşmesi ve ilgili eklerinin imzalandığını, işyeri devri suretiyle iş akdinin aynen müvekkili şirkete geçtiğini; müvekkili ile davalı arasında 12.11.2018 tarihli iş sözleşmesinin imzalandığını, davalının müvekkili şirket bünyesinde faaliyet gösteren Elektrik Elektronik Sistemler Müdürlüğünde Yazılım Tasarım Mühendisi olarak görev aldığını; davalının istifa ettiğini; davalının müvekkili şirket uhdesinde yazılım tasarım mühendisi olarak görev alırken görevinin tanımı ve kapsamında donanım, yazılım, bilişim alanlarında sorumluluğunun ve görevlerinin bulunduğunu; davalının görevi ve pozisyonu itibariyle şirket uhdesinde önemli bir konumda olduğunu ve şirketin önemli bilgilerine erişiminin kolay olduğunu; davalının kendi isteği ile işten ayrıldığını ve ardından müvekkili ile benzer nitelikte işler yapan merkezi Ankara’da olan ve yine İstanbul, İzmir, Ankara ve Sakarya’da tesis ve fabrikaları olan ... isimli firmada çalışmaya başladığını; davalının taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine ve kanuna aykırı olarak müvekkili ile aynı işleri yapan iş yerinde işe başladığını ve sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini; taraflar arasında akdedilen sözleşme hükmünün kanun hükümlerine uygun olduğunu; taraflar arasında akdedilmiş olan iş sözleşmesi ile kanun hükmüne uygun olarak davalının 2 yıl süre ile Marmara Bölgesi ve Ankara, İzmir, Sakarya ve Adana illerinde iş tanımına uyan işlerde müvekkili ile rekabet halinde olacağı işlerde çalışmayacağının hüküm altına alınmış olduğunu; davalının işten ayrıldıktan sonra merkezi Ankara’da olan yine İstanbul, İzmir, Ankara ve Sakarya’da tesis, fabrikaları olan ... isimli firmada çalışmaya başlayarak anılan sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini; davalının sözleşme hükümlerine aykırı olarak Marmara bölgesinde aynı sektörde başka bir işte başlaması nedeniyle 12 aylık tutarında tazminat talebinin muaccel hale geldiğini; ayrıca taraflar arasında akdedilen Rekabet Yasağı Sır Saklama sözleşmesinin 2.2. maddesinin, davalı işçinin rekabet yasağı hükümlerinin ihlali halinde işverenin doğan tüm zararını tazmin etmekle yükümlü olduğunun hüküm altına alınmış olduğunu, ilgili hüküm gereğince müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep ettiklerini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL cezai şart bedelinin davalının rekabet yasağı ve sözleşmesini ihlal ettiği tarihten itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, müvekkili şirketin uğradığı zararın tespiti ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili davaya cevaplarında özetle, usule ilişkin olarak, davada iş mahkemelerinin görevli olduğunu; davanın SMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını; esasa ilişkin olarak, müvekkilinin davacı şirkette 2 yıl, 8 ay hidrolik sistemler tasarım mühendisi olarak çalıştığını, çalıştığı süre boyunca 2 projede görev aldığını, 2 yıl kadar askeri araçlar için otomatik şanzıman projesinde çalıştığını; müvekkilinin sonradan girdiği ... Şirketinin askeri alanda çalışma yapmadığını; müvekkilinin davacı şirkette geri kalan sürede de Power Suttle sistemi üzerine traktör geliştirme projesinde görev yaptığını; davacının kullandığı teknoloji sistemi ile müvekkilin sonradan çalıştığı şirketin kullandığı teknoloji sistemi arasında bağlantı bulunmadığını; kaldı ki, ...’ün, Power Suttle sistemini 90'lı yılların sonundan beri kullandığını; bu nedenle rekabet yasağına aykırı bir durumun söz konusu olmadığını; müvekkilinin ... bünyesindeki görevinin mevcut seri üretimi olan traktörlerle ilgili hattaki hatalar, eksik parçaların takibi, yerine uymayan parçaların düzeltilmesi işleriyle sınırlı olduğunu; dolayısıyla, müvekkilinin davacı şirkette çalıştığı görev tanımıyla, sonradan çalıştığı iş yerindeki görev tanımlarının farklı olduğunu; müvekkilinin görev tanımı dikkate alındığında, TBK 444/2 kapsamında rekabet yasağının geçerli olması için gereken unsurların gerçekleşmediğini; zira müvekkilinin, müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlayan bir görev tanımı içinde yer almadığını; sözleşmedeki cezai şart kaydının geçersiz olduğunu; zira tek taraflı olduğunu ve sözleşmede işverene herhangi bir yükümlülük yüklenmediğini; TBK'nın 420/1. maddesine göre, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğunu; işverenin, Anayasa tarafından teminat altına alınan çalışma özgürlüğünü kısıtlayan rekabet yasağı karşılığında, işçiye belirli bir miktar ödeme yapmayı veya yoksun kalacağı çalışma hakkı karşılığında aylık ücretinin belli bir kısmını yasak süresi boyunca ödemeyi üstlenmesi gerektiğini; oysa işverenin, sözleşmede tek taraflı olarak tüm yükü işçiye yüklemiş olduğunu; kabul anlamına gelmemek kaydıyla cezai şartın fahiş olduğunu, zira 2 yıl 8 aylık bir çalışamaya karşılık 12 aylık bir cezai şartın yüksek olduğunu; müvekkilinin davacı şirketten ayrılma nedeninin, zor çalışma koşullarına rağmen ücretine zam yapılmaması ve kendisine ve diğer çalışanlara mobbing uygulanması olduğunu; ancak, müvekkilinin, istifa dilekçesi imzalatılarak ve hakları ödenmeyerek istifaya zorlandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.09.2008 tarih ve 2008/9-517 E. - 2008/566 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere Borçlar Kanununun 348. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer’i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Bu açıklamalar ve yukarıda anılan düzenlemeler karşısında rekabet yasağının işçi ile iş veren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklandığı açıktır. Dolayısıyla, davacı vekilinin dayanak teşkil ettirdiği iş akdi kapsamında işçinin rekabet yasağına aykırılık iddiasına dayalı davada, uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan, yürürlük tarihi Türk Ticaret Kanunundan daha sonra olan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan özel nitelikteki 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5. maddesi uyarınca iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde İş mahkemeleri görevli olup Mahkememizin görevsizliğine, görevli Mahkemenin Bakırköy İş Mahkemesi olduğuna" kararı verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerektiğini, bilindiği üzere Türk Borlar Kanununun 444. maddesindeki düzenleme dahilinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı üstlenebileceği hüküm altına alındığını, yine devamı maddelerde rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin şartların ortaya koyulduğunu, bu hususta huzurdaki davada da davalı işçinin, müvekkili şirketteki çalışmasını sonlandırmasını müteakip müvekkili şirket ile aynı iştigal alanında faaliyet gösteren dava dışı şirkette çalışmaya başlaması dolayısıyla taraflar arasında kararlaştırılan rekabet yasağı kaydının ihlal edildiğinden bahisle taraflar arasında kararlaştırılan cezai şart bedelinin tahsili isteminde bulunulduğunu ve açıkça Türk Borçlar Kanunu m.444 vd. hükümlerine dayanılmış olup; bu noktada işçi ile işveren arasında iş akdinin sonlanmasını müteakip süreçte meydana gelen rekabet yasağı ihlali eylemlerini konu alan huzurdaki davaya Asliye Ticaret Mahkemelerince bakılacağı hususunda duraksama bulunmadığını,Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/1534 E. 2021/6811 K. Sayılı 03.12.2021 tarihli kararı ile bu tartışmalara son noktayı koyulduğunu, içtihatlarda eskiden beri süregelen kararların asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna yönelik olduğunu, Yargıtay 9. HD'nin E. 2012/9-854 K. 2013/292 T. 27.02.2013 tarihli kararında "...Taraflar arasında düzenlenen “belirsiz süreli iş sözleşmesi” başlıklı ve 11.03.2008 tarihinde imzalanan rekabet yasağı taahhüdü ile davalı; iki yıl süreyle, Eldeki dava, davalının imzaladığı “rekabet yasağı taahhüdü” ile işten ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl süreyle rekabet etmemeyi taahhüt etmesine karşın; akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalıştığı ve rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasına dayanmaktadır. Davaya dayanak alınan taahhüdün işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir. Zira, bu taahhüt iş akdinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır. Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c. (mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-3.) maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığında duraksama bulunmamaktadır. Mutlak ticari davaların görülme yeri ise, açık biçimde ticaret mahkemeleridir." denildiğini beyanla istinaf başvurularının kabulü ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 23.09.2024 T. ve 2023/273 E., 2023/894 K. görevsizlik kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, rekabet yasağı sözleşmesi ile kararlaştırılan, iş akdinin feshinden sonra işçinin rekabet etmeme yasağına aykırı davranışları iddiasına dayalı zararın ve cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde hangi mahkemenin görevli olduğu noktasındadır.Taraflar arasında 12.11.2018 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalanmıştır. Davalı 16.07.2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere istifa etmek suretiyle iş akdini feshetmiştir.Davacı tarafça, davalı işçinin iş sözleşmesiyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın ve davacı şirketin uğradığı zararın tahsili istemiyle eldeki dava açılmıştır.Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği düzenlenmiştir. TBK'nın 446. maddesinde de rekabet yasağına aykırı davranan işçinin, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğu ve işçinin kararlaştırılmışsa cezai şarttan da sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 13.06.2025 tarih ve 2023/1 Esas ve 2025/3 Karar sayılı kararı ile TBK'nun 444 ve 447. maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olması gerektiği yönünde karar verilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun kararı bağlayıcı nitelikte olup, derdest davalara da uygulanması zorunludur. Anılan karar uyarınca somut uyuşmazlığa ticaret mahkemesince bakılması gerekirken mahkemece göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-3 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.26/06/2025