T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1415
KARAR NO:2024/1947
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:31/05/2024
NUMARASI:2024/228 Esas - 2024/468 Karar
DAVA:Şirketin İhyası
İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/12/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı Tasfiye Memuru ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının, 12/02/1996 tarihinde dava dışı Tasfiye Halinde ... Şirketi'nde işçi olarak çalışmaya başladığını, müvekkilin bu çalışması kesintisiz şekilde 25/09/1996 tarihine kadar sürdüğünü müvekkilin çalışma döneminin tamamında dava dışı ... A.Ş. asıl işveren, Tasfiye Halinde ... Şirketi ise alt işveren olarak bulunduğunu, dava dışı Tasfiye Halinde... Şirketi 29/11/2011 tarihinde terkin edilip bu husus tescil edildiğini müvekkilinin çalışma süresince fiili çalışmasının geçtiği alt işveren olan Tasfiye Halinde ... Şirketi'ne karşı hizmet süresinin tespiti davası açıldığını, Bu hususta açılmış olan hizmet süresinin tespiti davası, İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesinin 2024/162 E. sayılı dosyasıyla derdest olduğunu, mahkemenin 11/03/2024 tarihli tensip zaptının 8 numaralı ara kararı ile taraflarına ihya davası açmak için 1 aylık kesin süre verildiğini, taraflarınca açılan hizmet süresinin tespiti davasına devam edebilmeleri için ... Mersis numaralı ... Şirketi'nin ihyası gerektiğini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarasına kayıtlı firmanın 29/11/2011 tarihinde tasfiye kararı tescil edildiğini, ... ise tasfiye memuru olarak seçildiğini, tasfiye olan firmanın taraf olduğu bir dosya bulunmakta olduğunu ve davanın neticesinden doğrudan etkileneceğini, tasfiye işlemlerinin tamamlandığından bahsetmek mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle Davanın kabulünü, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarasına kayıtlı ... Şirketi'nin tüzel kişiliğinin ihyasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... vekili 26.04.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle: Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü, davaya konu olayın cereyan ettiği dönemde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu m.34 ve Ticaret Sicil Tüzüğü m.28 hükümleri çerçevesinde işlem yapmış Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olup Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olup Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olup Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün olmadığını, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... 'nün vekili tarihli cevap dilekçesinde özetle: şirketin ihyası davası, tamamlanmamış tasfiyelerin tamamlanmasını sağlayan bir müessese olduğunu, şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin edilmesi ile sona erdiğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, hukuki menfaati bulunanların haklı sebebe dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde ihya isteyebileceğini, yasal sürenin geçmiş olmasından dolayı ikame edilmiş bu haksız ve hukuka aykırı davanın hukuken açılabilmesi olanaksız olduğunu, anlaşılacağı üzere şirketin ihyası istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü nitelikte olduğunu ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmakta olduğunu, söz konusu dava kanunda öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, bununla birlikte davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, işbu davanın açılması hukuka aykırı olduğunu, öncelikle davanın usulden reddini; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece" davanın kabulü ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan Tasfiye Halinde ... Şirketi 'nin, İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesinin 2024/162 E. sayılı dosyasında taraf teşkili ve dosya ile ilgili işlemlerin yürütülmesi için ihyasına, tasfiye memuru olarak davalı tasfiye memuru ...'ün atanmasına,Tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına,karar kesinleştiğinde Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına,"karar verilimştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bir şirketin tasfiyesi bakımından kanunun öngördüğü hak düşürücü süre bulunmakta olup TTK'nın geçici 7/15 bendinin son cümlesinde ''Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.'' hükmü yer almakta olup hak düşürücü süreyi mahkemenin re'sen gözetmesi gerektiğini, yer verilen Yargıtay kararında da TTK'nın ilgili bendine göre beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan ihya davasının reddine karar verilmesi gerektiğinin görüleceğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, öte yandan davacının huzurdaki dava bakımından hukuki bir menfaati de bulunmadığını, bu talep öncelikle hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı eksikliğinden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının korunmaya değer güncel bir hukuki menfaati bulunmadığını, bu sebeple ortada şirketin ihyasına karar verilmesi ve davalının tasfiye memuru olarak atanmasını gerektirecek bir durum bulunmadığını beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince " (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde " şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır. Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ... Şti.'nin tasfiye memuru tarafından şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi'nin 2024/162 Esas sayılı davanın derdest olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu şirket tasfiye sonucunda terkin edilmiş TTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı süresi de düzenlenmediğinden davalı tasfiye memuru bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi23/03/2022 tarih E: 2022/265 -K: 2022/2291). Davalı tasfiye memuru davacının tasfiyenin sona ermesinden sonra açılan davada zamanaşımı defiinde bulunduklarından hukuki yararı olmadığını, şirkete karşı dava yürütülemeyeceği belirterek şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş is de ileri sürülen bu husular eldeki davada incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanın konusunu oluşturduğundan, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Bu durumda mahkemece davanın kabulü ile davaya konu şirketin ihyası ile Ticaret Sicil Müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulanmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı Tasfiye Memuru ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı Tasfiye Memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı Tasfiye Memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/12/2024