T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1340
KARAR NO:2025/1038
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:12/06/2024
NUMARASI:2023/899 Esas - 2024/490 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirkete lojistik işlerinin yürütülmesi için farklı tarihlerde hizmetler verdiğini, müvekkili şirketin sunduğu lojistik hizmetleri karşılığında davalı borçlu firmanın davacı şirkete toplamda 119.242 Euro ve 3.890 GBP (İngiliz sterlini) olmak üzere tamamı faturalandırılmış borcu bulunduğunu, davacı şirketin sunduğu hizmetlerle ilgili 2023 yılı Mart ayından Kasım ayına kadar ve Kasım ayı da dahil düzenleyip ilettiği faturaların hiçbirine davalının itiraz etmediğini,verilen hizmetlerden kaynaklı davalı firmanın borç toplamının 119.242 Euro ve 3.890 GBP olduğunu, borca ilişkin davacı şirkete hiç bir ödeme yapılmadığını, iletilen faturalara davalı şirketin usulüne uygun herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu sebeple faturaların içeriği kabul edilmiş sayıldığını, ardından davacı şirket alacağın tümü için, işbu davaya konu icra takibi başlatılmadan önce İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/713 D. İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiğini, mahkemece talep doğrultusunda 20.11.2023 tarihinde borcun tamamına ihtiyati haciz koyulmasına hükmedildiğini, davacı şirketin alınan ihtiyati haciz kararı üzerine, kararı veren mahkemenin olduğu yer icra dairesinde süresi içinde ihtiyati haciz kararının infazı için 22.11.2023 tarihinde ... Dosyası (davaya konu icra dosyası) ile icra takibi başlatmıştır. İhtiyati haciz kararı alınan 119.242 EUR ve 3.890 GBP tutarındaki alacağın 69.242,00 EUR + 3.890,00 GBP olan kısmı için icra takibi başlatılmış olup ödeme emri de 04.12.2023 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalı şirketin önceden itiraz etmedikleri faturalardaki borcun tamamına haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, borca ve faturalara itiraz etmemiş olan davalı şirketin icra takibi açıldığında borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz etmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle huzurdaki davada dava şartı olan arabuluculuk sürecinin sonlanmadığını, bilindiği üzere 6102 sayılı TTK m. 5/A’daki düzenlemeyle birlikte, TTK’ın 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, 01.01.2019’dan itibaren dava şartı (zorunlu) olmuştur. Davacının ikame etmiş olduğu itirazın iptali davası da niteliği itibariyle arabuluculuk dava şartına tabidir. 6100 sayılı HMK "dava şartlarının incelenmesi" başlığı altında "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." hükmünün düzenlendiğini, bu hüküm gereği dava şartı olan arabuluculuk süreci sonlanmadan açılan işbu davanın usulden reddi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar, dava açma süresinin işlemekte olduğu iddiasına dayalı olarak haksız yere ikame ettiği işbu davasını arabuluculuk süreci sonlanmadan açmış olsa da 6325 sayılı kanunun md 18/A-16 "Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez." hükmüne göre arabuluculuk süreci devam ederken süreler işlemediğini, bu nedenle davacının işbu davasını, dava açma süresinin işlemediği süreçte bu sürenin işlediğini gerekçe göstererek açmasının hukuken hiçbir haklı nedeninin olmadığını, davacı tarafın bu eylemi, haklılığı bulunmayan davadan sulh ve anlaşmadan uzak biçimde ivedilikle haksız menfaat elde etme gayretini gösterdiğini, Davanın esası yönünden ise; taraflar arasında davacının iddialarını ispata elverişli herhangi bir sözleşme de bulunmadığını, davacı taraf salt davalıya mal ve hizmet satışı gerçekleştirdiğini beyan etmiş ise de bu hususa ilişkin herhangi bir sözleşme sunmadığı gibi iddiasını aydınlatan beyanda dahi ispat bulmayan davanın esastan da reddine karar verilmesi gerektiğini, sonuç olarak dava şartı yerine getirilmeden ikame edilen işbu davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, ayrıca açıklanan diğer hususlar doğrultusunda esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; "6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 16 ncı fıkrasına göre, dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez.Başvuru, 7 günlük süreyi durduracağından, burada arabuluculuk sonucunun beklenmesi ve anlaşamama tutanağı tanzim edilince kaldığı yerden devam eden dava açma süresi içinde dava açılması gerekirdi. Tüm dosya kapsamına göre; dava tarihinden önce sonuçlanmış arabuluculuk tutanağı bulunmadığı ve eldeki davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu anlaşılmakla, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartı sağlanmış olup, dava açılmadan önce kanunda öngörülen arabulucuya başvuru şartı gerçekleşmiş ve arabulucuya başvurulduğu da mahkemeye bildirildiğini ancak mahkeme tarafından arabuluculuk dava şartı yanlış yorumlandığını, mahkeme 6325 s. kanun gereği tutanağın sunulması aksi halde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren bir tensip zaptı veya davetiye göndermeden kanuna aykırı olarak davayı reddettiğini, mahkemenin 6325 s. kanun md. 18/a-16 hükmü gereği iik md. 264/1 'de düzenlenen dava açma süresinin işlemediğini beyan etse de, işbu davada esas alınan iik. md. 264/1 değil iik. md. 264/2 hükmü olduğunu, arabulucuya başvuru yapılmasına rağmen dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesi aynı zamanda hmk md. 115/2 ve usul ekonomisi ilkesine de aykırı olduğunu, ayrıca arabuluculuk anlaşamama tutanağı mahkemece ön inceleme duruşmasına davet tutanağı düzenlemeden önce sunulmuş, yargılamanın geciktirilmediğini, beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, taşıma sözleşmesi uyarınca lojistik hizmetleri bakiye alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece davanın arabulucuya başvurma dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ve karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava açılırken davacı dava dilekçesi ekinde davadan önce 05/12/2023 tarihinde yaptığı arabulucuya başvuru formunu ,cevaba cevap dilekçesi ekinde ise ilk derece mahkemesi karar tarihinden önce 21/12/2023 tarihinde düzenlenen arabuluculuk son tutanağının suretini sunduğu görülmüştür.7155 sayılı Yasanın 20. maddesi ile 6100 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinde; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak düzenmiştir. 7155 sayılı Yasanın 23. maddesi ile 6325 Sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesinde ise; davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir.Mahkemece 6325 Sayılı Kanuna eklenen 18/A -(16). Fıkrası uyarınca 7 günlük dava açma süresi işlemeyeceğinden arabuluculuk sonuçlandıktan sonra dava açılması gerektiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Anılan düzenleme davacının İİK 264. Maddesinde de düzenlenen dava açma süresinin işlemeyeceğine ilişkin olup dava açılamayacağına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığı gibi,dava açma süresinin işlememesi dava açılmasına da engel de değildir.Kural olarak dava açılırken arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklenmek zorunda olup,eklenmemesi halinde mahkeme 6325 Sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesinde düzenleme uyarınca davacı vekiline usulüne uygun kesin süre verilmesi gerekir ise de somut olayda mahkemece bu süre verilmemiş, ve davacı da davanın reddine karar verilen ön inceleme duruşmasından önce cevaba cevap dilekçesi ile arabuluculuk son tutanağının suretinin dosya sunumuş olup buna göre yargılama sırasında HMK 115/3 maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartı tamamlamıştır. Bu durumda arabuluculuk belgeleri ve son tutanağına UYAP sisteminde kayıtlı asıllarına erişilebilecek olmasına göre mahkemece yargılamaya devam olunarak taraf delilleri toplanıp davanın esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-4 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/07/2025