T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1582
KARAR NO: 2025/1739
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
EK KARAR TARİHİ: 18/09/2025
NUMARASI: 2025/1002 D. İş - 2025/1002 Karar
TALEP: İhtiyati Haciz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025
Taraflar arasında görülen değişik iş dosyası neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ek kararın ihtiyati hacze itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili 25.08.2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; İhtiyati haciz kararı verme hususunda mahkemenin yetkili olmadığını, İhtiyati hacze İİK'nın 50. Maddesine göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceğini, ilamsız icra takipleri için yetkili olan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin, ihtiyati haciz talepleri için de yetkili olduğunu, dolayısıyla ilamsız icra takiplerinde yetkili mahkeme borçlunun yerleşim yeri olduğundan yetkili mahkemede de ... Pazarlama şirketinin yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, bu nedenle de Bağcılar'ın bağlı olduğu Bakırköy mahkemeleri yetkili olduğunu, diğer yandan alacak iddiası bir davaya konuysa yalnız davaya bakan mahkemeden ihtiyati haciz istenebileceğini, alacaklı şirketin dayandığı ihtiyati hacze konu yaptığı fatura taraflar arasındaki cari ilişkinin içerisinde olup İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2025/685 esasında görülen menfi tespit davasının konusu olduğunu, bu nedenle alacaklının bu talebini esas davanın görüldüğü İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden talep etmesi gerekmekte iken mahkemenin karar verme yetkisinin olmadığını, ihtiyati haciz kararını vermek hususunda mahkemenin yetkili olmadığını, ihtiyati haczin ancak esas davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebileceğini, borçlu şirket ile alacaklı şirket arasında mevcut ticari ilişkiden doğan uyuşmazlık hakkında İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/685 Esasında kayıtlı menfi tespit davası açılmış ve bu davada 01.08.2025 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup, 15.08.2025 tarihli ihtiyati haciz kararından önce açılmış bu davada verilmiş ihtiyati tedbir kararı mevcut olduğundan aynı alacak ve aynı hukuki ilişkiden doğan uyuşmazlıkta ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, alacaklı şirketin borçlu şirkete yönelik borç iddialarının asılsız, somut dayanaklardan yoksun olduğunu, tek taraflı cezai şart faturaları düzenlenerek ve haksız ihtarnameler gönderilerek teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin amaçlandığını, taraflar arasında henüz hesap mutabakatı yapılmadan ve cari hesap kapatılmadan borç isnadında bulunulması, yalnızca faturaya dayalı ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğinin içtihatlarla da sabit olduğunu, ihtiyati haciz kararının borçlu şirketin ticari faaliyetlerini ağır şekilde zarara uğratacağı nedenleri ile 15.08.2025 tarih, 2025/1002 D.İş ve 2025/1002 Karar sayılı ihtiyati haciz kararına itirazımızın kabulü ile kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
SAVUNMA: :İhtiyati haciz talep eden vekilinin beyan dilekçesinde özetle; davalı tarafın yetki itirazının, kanuni yetki kuralları ve olayın özellikleri dikkate alınarak reddedilmesi gerektiğini, ihtiyati haciz kararı için gerekli olan alacağın varlığı, faturalar, cari hesap dökümleri ve imzalı mutabakatname ile kesin bir şekilde ispatlandığını, davalının menfi tespit davası ve ihtiyati tedbir kararı iddiaları, söz konusu davanın reddedilmiş olması nedeniyle dayanaksız kaldığını, davalı tarafın tehdit, haksız borç iddiaları ve mobbing suçlamaları, gerçeği yansıtmamakta ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tüm bu nedenlerle, davalının 15.08.2025 tarih, 2025/1002 D.İş ve 2025/1002 Karar sayılı ihtiyati haciz kararına itirazının reddine karar verileceğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati hacze itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda istinaf incelemesine konu 16.09.2025 tarihli ek karar ile "...Mahkememizin tarih ve 2025/1002 Değişik İş sayılı dosyasından 2025/1002 sayılı Karar ile ihtiyati haciz kararı verildiği, müterriz vekili 28.05.2025 tarihli dilekçesi ile ihtiyati haciz kararına itiraz beyanlarını sunduğu, Mahkememizce murafaa duruşma günü verilerek taraflara tebliğ edildiği, mürafaa duruşmasında hazır bulunan ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından itirazın reddine karar verilmesi ile sunulu dilekçelerini tekrar ettiklerini bildirdiği, yasal süre içerisinde ihtiyati haciz kararına itiraz edildiği anlaşılmakla yapılan incelemede; verilen ihtiyati haciz kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati hacze itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhtiyati haciz kararını alan davacının, 04.09.2025 tarihinde davalıya ait banka teminat mektuplarını nakde çevirerek alacak iddiasının da üzerinde 13.696.243,2 TL tahsilat yaptığını, bu durum gerek yazılı gerekse 16.09.2025 tarihli duruşmada mahkemeye sözlü olarak ifade edilmesine rağmen mahkemece alacak iddiasının kalıp kalmadığının araştırılmadığını, koruma ve varlık amacı kalmayan ihtiyati haciz kararının devamına karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati haciz kararı verme hususunda İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan uyuşmazlık hakkında borçlu şirket tarafından, 15.08.2025 tarihli ihtiyati haciz kararından önce açılmış ve ihtiyati tedbir kararı verilmiş menfi tespit davasının mevcut olduğunu, davalı şirketin davacıya borcu olmadığını, bu hususun ihtarnameler ile ifade edildiğini, faturanın, tek başına kesin bir borç ikrarı niteliği taşımayacağını, Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, ticari işletmeler arasında düzenlenen fatura yalnızca faturadaki içerik bakımından karine teşkil ettiğini, ancak bu karinenin kesin olmadığını ve aksinin her zaman ispatlanabileceğini, somut olayda davacı tarafın, ihtiyati haciz talebini 2.252.182,08 TL bedelli 29.04.2025 tarihli bir faturaya dayandırdığını, mahkemenin ise bu fatura nedeniyle ihtiyati haciz kararı verdiğini, söz konusu fatura, taraflar arasında daha önce açılmış menfi tespit davasının ve borca karşı yapılmış itirazların konusu olduğunu, her ne kadar mutabakat olduğu iddia edilse de bunu kabul etmediklerini, dolayısıyla iddia edilen mutabakattaki imza incelemesini yapacak olanın da İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi iken, ihtiyati haciz talep edenin iddiaları doğru varsayılarak verilen ihtiyati haciz kararının hukuka aykırı olduğunu, talebe konu faturanın, taraflar arasında daha önce açılmış menfi tespit davasının ve borca karşı yapılmış itirazların konusu olduğunu, faturanın doğruluğu ve dayandığı borç iddiasının halen yargılama aşamasında olduğunu beyanla istinaf taleplerinin kabulüyle İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/1002 D. İş, 2025/1002 Karar sayılı dosyasında 16.09.2025 tarihinde verilen ek kararın kaldırılması ile haksız ve hukuka aykırı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Talep, faturadan kaynaklanan bakiye alacağa dayalı olarak verilen ihtiyati haczin itirazen kaldırılması istemine ilişkindir .İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. İhtiyati haciz talep eden tarafından fatura bedelinden kalan bakiyenin vadesi gelmesine rağmen ödenmediğinden bahisle ihtiyati haciz talep edilmiş, mahkemece 15.08.2025 tarihli karar ile ihtiyati haciz talebinin kabul edilmesi üzerine ihtiyati haczin kaldırılması istemiyle incelemeye konu itiraz yapılmış, mahkemece duruşma açılarak 16.09.2025 tarihli ara karar ile ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiştir.Borçlu tarafından kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati hacze karşı İİK'nın 265/1. maddesine uyarınca, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edilebilir. İİK'nın 265/3. Maddesinde ise, Mahkemenin, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddedeceği, düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece ihtiyati hacze vaki itiraz, ancak kanunda gösterilen ve itiraz eden tarafından ileri sürülen itiraz sebepleriyle sınırlı olarak incelenebilir. İİK'nın 258. maddesinde ihtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği düzenlenmiş, aynı yasanın 50. maddesiyle de "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir." şeklindeki düzenleme uyarınca ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Buna göre ihtiyati hacizde, akdin yapıldığı yer(İİK. M. 50); borçlunun talep tarihindeki yerleşim yeri(HMK m. 6/1); sözleşmenin ifa edileceği yer(HMK m. 10); borçlu birden fazla ise, bunlardan birinin yerleşim yeri(HMK m. 7/1); tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarındaki uyuşmazlık hakkında aksi kararlaştırılmadıkça sadece sözleşmeyle yetkili kılınan yer (HMK m. 17/1) mahkemesi/mahkemeleri yetkilidir. Somut olayda taraflar arasında akdedilen 01.01.2025 tarihli tek elden dağıtım sözleşmesinin 28.maddesine göre sözleşmeden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olmasının düzenlenmesine göre HMK'nın 17.maddesi uyarınca ihtiyati haciz konusunda karar vermeye İstanbul Anadolu mahkemeleri yetkilidir. Bu nedenle ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında görülmekte olan menfi tespit davasının varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesine engel değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/10103 Esas ve 2015/9707 Karar sayılı kararı) İhtiyati haciz kararına itiraz edilmeden önce alacaklı başka bir mahkemede alacak davası açmış ise ihtiyati haciz kararına itirazın, ihtiyati haciz kararını vermiş mahkeme tarafından değil, davanın açılmış olduğu mahkeme tarafından incelenip karara bağlanması gerekir. Ancak menfi tespit davasına bakan mahkemenin, alacağın esasını incelemekle görevli mahkeme olarak nitelendirilmesi suretiyle ihtiyati hacze itirazı incelemesi mümkün değildir. İİK'nın 264.maddesinde alacak davasından bahsedilmiş olup, maddede belirtilen dava, borçlu tarafından açılan menfi tespit davasını kapsamamaktadır. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 24/11/2009 tarih, 2009/10029 Esas 2009/11109 Karar sayılı kararı) Somut olayda ihtiyati hacze itiraz aşamasında taraflar arasında açılmış olan herhangi bir alacak davası bulunmadığından, ihtiyati hacze ilişkin itirazları inceleme ve değerlendirme konusunda görevli ve yetkili mahkeme ihtiyati haciz kararını veren İstanbul Anadolu 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. Bu nedenle ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K).Eldeki uyuşmazlıkta ihtiyati haciz talebi 29.04.2025 düzenleme ve 29.05.2025 vade tarihli 2.252.182,08 TL bedelli faturadan bakiye kalan alacağa dayalı olup, ihtiyati haciz talep eden tarafından sunulan fatura, ihtarname, mail mutabakatı ile İİK'nun 258.maddesi kapsamında ihtiyati haciz talebine konu muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağın bulunduğu yaklaşık düzeyde ispat edilmiştir. İİK 265 maddesinde ihtiyati hacze itiraz sebepleri sınırli olarak sayılmış olup; sınırlı olarak sayılan haller dışındaki itirazlar, açılacak bir menfi tespit davasının konusu oluşturacaktır. Somut olayda ihtiyati hacze itiraz eden tarafça 13.696.243,2 TL tutarındaki banka teminat mektuplarının paraya çevrildiği ve haciz talebine konu alacağın fazlasıyla ödenmiş olduğu yönünde itirazda bulunulmuş ise de teminat mektuplarının paraya çevrilmesi suretiyle yapılan ödemenin, münhasıran ihtiyati haciz talebine konu faturadan kaynaklı bakiye alacağa yönelik olduğunun ispatlanmamasına ve istinaf dilekçesinde beyan edilen diğer itirazların ise İİK 265. Maddesinde düzenlenen sınırlı itirazları karşılamamasına göre mahkemece ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur . HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025