T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1507
KARAR NO: 2025/1627
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/07/2025
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı firma ile ticari ilişkileri sonucunda davalıya satmış olduğu mallar karşılığında 1.189.302,96-TL tutarın ödenmesi hususunda mutabık kalındığı, davacının süresinde malları teslim ettiği, ancak ödemesini alamadığı, sonrasında davacının 06/06/2024, 01/06/2024, 17/05/2024, 30/04/2024, 22/05/2024 ve 29/05/2024 düzenleme tarihli irsaliyeli faturaları düzenleyerek davalıya teslim ettiği, davalının işbu fatura bedellerini ödememesi üzerine davalıya karşı Bakırköy 3. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibinin başlatıldığı, davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz ettiği, davalı yanın icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden davalı borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davalı tarafça faturalarda belirtilen mallar gönderilmeden malların faturaları gönderildiğini, davalı tarafça da davacı ile aralarında süre gelen cari ilişki güvenine dayanarak malların gönderileceği inancı ile faturalara itiraz edilmediğini, zaten kesilen faturalar temel faturalar olup itirazi olarak kabul veya red opsiyonu sağlamadığını, ancak faturalarda belirtilen mallar davalıya teslim edilmediğini, üstüne davacı tarafça müvekkili aleyhine icra takibine geçildiğini, davacı tarafın cari hesap ekstresi olmadığını, ya da bir defter kaydı mevcut olmadığını, davalı şirketten gelen ödemelerin çeklerin ya da senetlerin tarihlerinin belirli olmadığını, iptal faturasını dahi ... hesaplama yaparken hesap içine kattığını, davalı şirket tarafından kesilen iade faturaları hesap için alınmadığını, iade götürdükleri mallar bulunmasına rağmen iadeleri kabul ettiklerini reddettiklerini, davalı şirkete gelmeyen malların faturaları, davalı şirketin sipariş ettiği ama tamamiyle farklı gelen malların faturaları, davalı şirketin hiçbir şekilde sipariş etmeyip sipariş ettiği malların arasına stokta yıllardır satılmayan kumaşları katarak mutabakat sağlanmadan direkt fatura kesiltiğini, alımı yapılmayan ya da hiçbir şekilde kullanılmayacak mallar davalı üzerinden fayda sağlanmaya çalışıldığını, davalı almadığı ya da faydalanmadığı faydalanması mümkün olmayan çürümüş malların davalının izni ve bilgisi olmadan bırakılması herhangi bir irsaliye teslim fişi vs olmadığını, fatura düzenleyen tacirin alacaklı olması için; fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerektiğini, faturaların düzenlendiği dönemde böyle bir ticari ilişki davalı ile alacaklı arasında mevcut olmadığını, iade faturaları düzenlendiğini, davacı şirketin mesnetsiz ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, davalı şirket, borçlu olmadığını, uğratıldığı zarar itibariyle alacaklı durumda olduğunu, davacının aksine yanlış yapılan kumaşlar yüzünden ... Tekstil'den hatalı gelen kumaşlardan olan 69.708-TL işbu faturada toplamda 322.476,00-TL Masmoda firmasına fatura ödemesi yapıldığını, ticari itibarı sarsıldığını, davacı şirket alacaklı olduğu iddiasında ise iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğunu belirterek davalı vekili davanın kabulünü, davacının takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, uyuşmazlığın çözümü için mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mahkememizin 25/03/2025 tarihli ara kara kararı ile, taraflara inceleme günü defterlerini ibraz etmeleri, ayrıca davacı tarafa gerekli bilirkişi ücretinin yatırılması hususunda kesin süre verilerek kesin süreye uymamanın sonuçları ayrıntılı bir şekilde ihtar edilmiş, söz konusu ara karar davacı vekiline 30/03/2025 tarihinde tebliğ edilmiş, ancak davacı taraf gerekli bilirkişi ücretini yatırmadığı gibi, inceleme için belirlenen günde hazır olmamış, defterlerini sunmamış, bunları süresinde yapamamasına dair herhangi bir makul mazeret bildiriminde de bulunmamıştır. Buna göre, dosya kapsamında alacağının ispatı bakımından ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu, uyuşmazlık noktasında çözümü uzmanlık gerektiren bilirkişi incelemesi incelemesi yaptırılmasının gerekli olduğu, ancak her bir masraf kalemi ve sebebi belirtilerek ve sonuçları ayrı ayrı ihtar edilerek verilen kesin süre içinde, genel ispat kuralı gereği ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından bilirkişi incelemesi için gereken ücretin yatırılmadığı gibi sonuçları belirtilerek verilen kesin süreye rağmen ticari defter kayıtlarının da sunulmadığı, bu nedenle davacının alacağını ispat edemediği anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, ticari defterlerin ibrazı ve bilirkişi incelemesi için davacıya kesin süre verdiğini, ancak davalı tarafın defterlerini ibraz edip etmediğini sorgulamadığını, yalnızca davacıya yüklenmiş olan bu külfetin, silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, ayrıca, HMK m. 27’de güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, davacı tarafça, irsaliyeli faturaları, icra dosyası kayıtları, vergi dairelerinden celbedilen BA-BS formlarının dosyaya sunulduğunu, mahkemenin, bu belgelerle mal tesliminin ispatlanabileceğini incelemeden salt ticari defter ibrazına indirgenmiş bir değerlendirme yaptığını, eksik inceleme sonucu verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, faturaların irsaliyeli niteliğinin göz ardı edildiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğunu, davacının fatura ve cari hesap gibi belgeleriyle alacağını ispatının mümkün olduğunu, ticari defterlerin ve irsaliyeli faturaların alacağın ispatında kesin delil niteliğinde olduğu açıkça belirtildiğini, yerel mahkemenin bu ilkelere aykırı karar verdiğini, davalı tarafın kötü niyetinin araştırılmadığını, davalının, teslim edilen mallara rağmen icra takibini haksız şekilde durdurduğunu, borçlu olmadığını iddia ettiğini, İİK m.67 kapsamında kötü niyetli itirazın icra inkar tazminatını gerektirdiğini, mahkemenin bu hususta hiçbir değerlendirme yapmadan davayı reddettiğini, davacı ticari defterlerinin, davacının alacaklı olduğunu ortaya koyduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "cari" borcun sebebi gösterilerek 1.130.575,01 TL asıl alacak, 58.727,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.189.302,96 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. İlk derece mahkemesince bilirkişi ücreti avansı yatırılması ve ticari defterlerin ibrazına ilişkin kurulan 23/03/2025 tarihli ara karar 30/03/2025 tarihinde taraflara tebliğ edilmiş, ara kararı ile verilen 2 haftalık kesin sürenin 14/04/2025 tarihinde sona ermiş, davacı tarafça takdir edilen bilirkişi ücret avansının bu sürede yatırılmadığı gibi inceleme günü olan 25/04/2025 tarihinde de yatırılmamış ve davacı taraf ticari defterlerini ibraz da etmemiştir. İlk derece mahkemesince "ispat yükünün davacıda olduğu, uyuşmazlığın çözümü için uzmanlık gerektiren bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, davacı tarafça da verilen kesin sürede ücret avansının yatırılmaması nedeniyle bilirkişi incelemesinin yapılamadığı ve davacının davasını ispat edemediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının dayandığı faturalar e-arşiv fatura olmakla birlikte temel fatura senaryosunda dahi fatura alan kişinin harici yollarla 8 gün içinde itiraz etme hak ve imkanı bulunmakta olup davalı taraf faturaları aldığını ve itiraz etmediğini beyan etmektedir. Davalı taraf bilahare iade faturası düzenlediğini beyan etmekte ve cevap dilekçesi ekine bir kısım iade fatura örneği sunmuştur. Yine dosyaya kazandırılan davacı ve davalıya ait BA ve BS formlarında tarafların karşılıklı yaptıkları alım ve satımlara ilişkin beyanlarda bulunduğu da sabittir. Bu durumda TTK 21/2 hükmünce fatura içeriklerinin davalı tarafça kabul edildiği, ba ve bs formları ile de malların davalıya tesliminin ispatlandığı, fatura konusu malların telsim alınmadığı hususunu ispat yükünün davalıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak davalı savunmasının denetlenmesi bakımından davalı tarafa bilirkişi incelemesi için gerekli avansı yatırmak üzere süre verilmesi, ücret avansının yatırılması halinde davalı ve davacı ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılması gerekir iken hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/11/2025