T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/346
KARAR NO:2025/358
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ:08/01/2025
NUMARASI:2025/14 Esas
DAVA:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/03/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava ve talep dilekçesinde özetle; müvekkili ... ve ... İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün "..." numaralı sicil esasında kayıtlı bulunan "...Şirketi" üzerinde eşit(%50) bir şekilde ortak olduğunu, şirket ana sözleşmesinde ortak olarak gözüken "..." artık ortak olmadığını, şirket müdürlüğünü ise şirketin iki ortağından biri olan %50 şirket ortağı ... tarafından 2016 yılından beri münferiden imza yetkisi ile yürütüldüğünü, müvekkiline 2021 yılında Akciğer Kanseri teşhisi konulmasıyla hayatını derinden etkileyen ve son derece zorlu bir tedavi sürecine girdiğini, hastanelerde yatılı kalarak ağır kemoterapi ve diğer tıbbi müdahalelere maruz kaldığını; fiziksel, psikolojik ve maddi olarak ciddi sıkıntılar yaşadığını, bu zorlu süreç içerisinde ise şirket işleriyle eskisi kadar ilgilenemediğini, müvekkilinin ağır bir sağlık mücadelesi verdiği dönemde, şirketin diğer ortağı ve müdürü olan ...'nın, müvekkilinin abisinin de aynı hastalık sebebiyle vefat etmiş olduğunu ve müvekkilinin hastalığını ağır bir şekilde geçirdiğini bildiğini, bu durumu fırsat bilerek, müvekkilinin bir daha şirkete geri dönemeyeceğini düşündüğünü ve rahat bir şekilde usulsüzlükler yaparak şirketi tek başına yönetmeye başladığını, müvekkilinin talep ettikçe "bu ay çok borcumuz vardı, kazancımız düştü" gibi çeşitli bahanelerle şirket kazancından müvekkilinin hak ettiği tutarın çok altında, cüzi miktarlarda ödeme yaptığını, şirket hesaplarından kendi kişisel hesaplarına yüklü miktarlarda para transferleri gerçekleştirdiğini, müvekkilinin ağır tedavi sürecinde zor durumda olduğundan ve şirket banka hesaplarına erişim yetkisi olmadığından bu durumu irdeleyemediğini, müvekkilinin, 2024 yılında ciddi bir sağlık mücadelesini kazanarak işine geri döndüğünü, şüphelendiği konularda, özellikle hastalık sürecinde tarafına gönderilen düşük tutarlar hakkında, ...'dan açıklama istediğini, ...'nın ise müvekkilinin bilgisi dışında gerçekleştirdiği usulsüzlük ve haksız fiillerin yalnızca bir kısmının tespit edilmesinin verdiği rahatlık ile bu durumu ikrar ettiğini, sağlık sorunlarının ardından böyle bir durumla karşılaşmak müvekkilini derinden sarstığını ve yaşanan bu ihanet karşısında ...’ya durumu yapıcı bir şekilde ileterek hakkını talep ettiğini, ...'nın, müvekkilinin bu talebi üzerine gerçekleştirdiği fiillerin bir kısmını telafi etmek amacıyla, 23.12.2024 tarihinde şirkete ait kullanılmayan ve tamir edilmesi gereken iki adet aracı müvekkilinin oğlu ...'a devrettiğini ve 20.12.2024 düzenleme tarihli 25.12.2024 vade tarihli 1.200.000,00 TL bedelli bir senet düzenleyerek müvekkiline teslim ettiğini, ...'nın ilerleyen süreçte fikrini değiştirerek müvekkilini bu senedi iade etmeye zorlamak amacıyla 3. kişileri devreye soktuğunu ve müvekkiline telefon yoluyla arattırarak baskı kurmaya çalıştığını, müvekkilinin ise durumdan iyice şüphelenerek, ...'ya "dürüst olalım,helalleşelim, sende benim başka bir hakkım var mı, açık açık söyle, bu konuyu kapatalım" demesine rağmen, ...'nın müvekkilini yanıtsız bıraktığını, müvekkilinin yapılan usulsüzlüklerin boyutunu çok fazla olduğunu düşünerek ...'ya "o halde bundan sonra avukatımla görüşürsün, seninle konuşacak bir şeyimiz kalmadı" diyerek sulh olmayacağına kanaat getirerek yasal haklarını kullanmayı tercih ettiğini, şirket müdürü ve ortağı olan ...'nın iyi niyetli olmayan ve müvekkil aleyhine olan eylemlerine şirket üzerinde devam etmesini önlemek amacıyla şirket ve şirket malvarlığına yönelik ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Somut olaya döndüğümüzde, TTK 638/2 m. uyarınca haklı sebeple ortaklıktan çıkma istemiyle açılan davada, mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, talep tarihi itibariyle dosya kapsamında mevcut deliller dikkate alındığında, davacının iddiasının haklılığı yönünden HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının zararının doğacağına dair emare ve delilin de bulunmadığı gözetildiğinde, değişen koşul ve durumlara göre yeniden tedbir talep edilmesi de mümkün olduğundan, davacı tarafın ihtiyati tedbir isteminin bu aşamada reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...'ya ve şirkete ait banka hesaplarından ...'nın usulsüz ve ortaklığa aykırı bir şekilde birçok para transferi yaptığının görüleceğini, dava sürecinde bu eylemlerine devam ederek şirketi borçlandırabileceğini, yargılama sürecinin uzun sürebileceği dikkate alındığında, bu süreçte ...'nın davacı aleyhine işlem yapması, şirketin borçlandırılması veya varlıklarının devredilmesi durumunda davacı açısından ciddi zararlar doğacağını, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gerekli olan şartlar somut olayda fazlasıyla mevcut olduğunu, yerel mahkeme kararının davacı lehine kaldırılmasını, şirket müdürü ve ortağı olan ...'nın iyiniyetli olmayan, davacı aleyhine olan eylemlerine şirket üzerinde devam etmesini önlemek amacıyla şirket, şirket banka hesaplarına ve şirket malvarlığına yönelik talep edilen ve reddedilmiş olan ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Talep haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesinin ödenmesi istemine ilişkin derdest davada tedbiren; şirketi mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekiline süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 638/2 Maddesinde; (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." düzenlemesini içermektedir. Alınacak önlemler konusunda ayrıntılı düzenleme bulunmadığından, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri uygulanacaktır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ".Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Davacı ve dava dışı ortak arasında anlaşmazlıklar bulunduğu görülmektedir.Geçici hukuki koruma önlemi alınırken tarafların ve şirketin menfaatlerinin korunması gerekir. Ancak, geçici hukuki koruma kararı verebilmek için HMK'nın 390/3.maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmiş olması gerekir. Somut olayda karşılıklı iddia ve savunmaların içeriği ve dosya kapsamı göz önüne alındığında, ihtiyati tedbir verilmesi için gerekli yaklaşık ispatın gerçekleşmediği, durum ve şartların değişmesi halinde ihtiyati tedbir konusunda her zaman karar verilebileceği, davacı iddialarının varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olduğu, tedbir kararının değerlendirildiği aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen red kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/03/2025