T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/47
KARAR NO: 2025/1024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/11/2024
NUMARASI: 2024/244 Esas - 2024/241 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Taraflar arasındaki Ticari Şirket davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı şirketin ... Ticaret A.Ş., ... Grubu'nun amiral şirketi olduğunu, şirketler topluluğuna dahil ... San. A.Ş.'nin %73,4 hissesine sahip hakim ortağı olduğunu, davalı şirketin şirketler topluluğunun diğer bağlı şirketlerinin bazılarında da hakim ortak konumunda olduğunu, şirketlerin tamamının aynı ailenin yönetiminde olduğunu, müvekkili ...'ın ise hakim ortak ... A.Ş.'de %7,8, dava dışı bağlı ortak ... Kağıt San. A.Ş.'de %5,2 oranında pay sahibi olduğunu, ... Grubu'nun amiral şirketi olan davalı hakim ortaklık ve bağlı ortaklıkların tamamında 2020 faaliyet yılından bu yana muhtelif yönetim kurulu üyelerinin ve ortaklarının oy ve pay çoğunluğunu kötüye kullanarak aldıkları yönetim kurulu kararları ile iç yönerge değişikliğine gidildiğini, mevzuata, hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları alındığını, alınan bu kararlar ile davalı hakim ortak ve diğer bağlı ortaklıkların, muhtelif ortakların haksız ve kötü niyetli emelleri doğrultusunda zarara uğratıldığını, müvekkilinin ve diğer bazı ortakların ortaklıktan dışlanmaları, yıpratılmaları saiki ile yönetildiğini, yıllar boyunca alınan hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları ile karlılığı süren hakim ortak ve bağlı ortaklıklarda ya hiç kar payı dağıtılmadığını ya da çok cüzi oranlarda dağıtıldığını, hakim ortaklıkla irtibat ve iltisakı açık olan şahısların yönetimindeki sözde bağımsız denetim şirketleri, şirketler grubunun bağımsız denetim faaliyetini yürütmek için seçildiğini, muhtelif yönetim kurulu üyelerine örtülü kar payı dağıtımı anlamına gelecek ölçüde orantısız huzur hakkı tayin edildiğini, davalı hakim ortak ve diğer bağlı ortaklıkların genel kurul toplantılarında alınan hukuka aykırı kararlara karşı 2020 yılından bu yana müvekkili tarafından davalar açılmakta ve ancak mahkeme kararı ile hakların kullanılması tesis edilmeye çalışılmakta olduğunu, huzurdaki davanın açılış tarihi itibari ile de çeşitli mahkemelerde onlarca derdest dava mevcut olduğunu, emsal teşkil eden Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1201 E. 2024/309 K. sayılı kararında bağlı ortaklık ... Kağıt San. A.Ş.'nin 07.09.2023 tarihli genel kurulunda alınan kar dağıtımına ilişkin 7 nolu ve yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkına ilişkin 9 nolu kararlarının iptaline, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/610 E. 2023/672 K. sayılı kararı ile davalı hakim ortak ... Ticaret A.Ş. genel kurulunun 2022 yılı olağan genel kurul toplantısına çağrılmasına, kanun hükümlerine uygun olarak çağrı ve toplantı yapmak üzere davalı şirkete kayyum atanmasına karar verildiğini, 30.12.2022 tarih ve 10737 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan ilan ile bağlı ortaklık ... Sanayi A.Ş.'nin olağanüstü genel kurul toplantısının 19.01.2023 tarihinde yapılacağının ilan edildiğini, belirlenen gündem ve toplantı çağırısının ortaklara tebliğ edildiğini, akabinde belirlenen tarihte 2023 yılı olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını ve davacı müvekkili tarafından gerekçeli muhalefet şerhiyle olumsuz oyuna karşılık, davalı hakim ortak ...anlar A.Ş.'nin %73,4 paya sahip olması ve hakimiyetini kötüye kullanması sonucu çoğunluk oylarıyla gündemin 4. numaralı maddesinde yer alan sermaye artırımına ilişkin karar alındığını, genel kurul toplantısında müvekkili temsilcisi sermaye artırımına ilişkin; ... A.Ş.'nin 2021 yılında kar elde ettiği ve dağıttığı, 2022 yılında ilk 9 aylık periyotta yaklaşık 160.000.000-TL kar verisi bulunduğu, yeniden değerlenme sonucu oluşan iç kaynaklara ait 152.749,972-TL sermaye artışı oranına itiraz edilmemekle birlikte iç kaynaklar dışında ortakların nakdi katkısını gerektirecek ilave bir sermaye artışına ihtiyaç bulunmadığı, böyle bir ihtiyaç varsa sermaye artış önerisinin enflasyon değerlemesi ve VUK geçici 32. madde ile getirilen değerleme imkanlarından yararlanılarak iç kaynaklarla yükseltilmesi mümkün ve yeterli iken ortaklara ek külfet getirecek nakit sermaye artışı cihetine gidilmesinin şirketin mali yapısını güçlendirmek yerine azınlık pay sahiplerine diğer grup şirketlerden ödenen ve ödenecek kar paylarının dolaylı olarak azaltılmasına ve şirket sermayesine yeniden katılmasına sebep olacağı ve iyi niyetli olmadığı, öte yandan TTK m.376 gereğince sermaye kaybı ve borca batıklık durumu nedeniyle sermayenin artırılabilmesi için işletmenin faaliyetlerinden zarar edilmesi zarureti bulunduğu, şirket kar etmeye devam ettiğine göre zarardan söz edilemeyeceği, o halde iç kaynaklar dışında ortaklara ek külfet getirecek nakit sermaye artışı cihetine gidilmesinin koşullarının oluşmadığı, kararın TMK m.2 ve m.3 gereği dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu belirterek gerekçeli muhalefet şerhini sunduğunu, yapılan oylama sonucunda davacının muhalefet şerhine rağmen davalı şirketin %73,4 paya sahip olması ve hakimiyetini kötüye kullanması sonucunda sermaye artışına ilişkin esas sözleşmenin 6. maddesinin tadiline ilişkin kararın oy çokluğuyla kabul edildiğini, TTK m.202/2 delaletiyle müvekkili ...'ın bağlı ortak ... A.Ş.'deki payının Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/184 E. 2023/1268 K. sayılı kararı ile iptal edilen genel kurul kararı da göz önüne alınarak genel kurul kararı öncesi duruma göre yani %5,2 oranı kabul edilerek mahkememizce tespit edilecek gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle davalı hakim ortak ... A.Ş. tarafından satın alınmasını ve bu şekilde dava dışı bağlı ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini, paylarının tespit edilecek değerden satın alınmasını ve bu şekilde müvekkili ...'ın dava dışı bağlı ortaklık ... Sanayi A.Ş.'den çıkarılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından şirketin bölünmesini sağlamak maksadıyla son yıllarda birçok dava açıldığını, müvekkili şirketin ... Grup şirketleri içerisinde yer aldığını, Grup şirketlerinin ortaklık yapısının ana omurgasını ...an soy ismine sahip kurucu üç kardeşin oluşturduğunu, daha sonradan bu kardeşlerin çocuklarının da çeşitli hisse oranlarıyla ortaklığa dâhil olduğunu, bu kurucu üç kardeş arasında %40 + %40 + %20 hisse oranlarının dağılımı ana omurgayı oluşturduğunu, kurucu üç kardeşten ...’ın vefatından sonra onun yerine mirasçıları ..., ..., ... ve ... %40 hisse ile ortaklıkta yerlerini aldığını, sağ olan şirket ortağı iki kardeş ... ile eşi ve çocukları %40, ... ile eşi ve çocukları da grup şirketlerinde kalan %20 hisseyi temsil ettiğini, %40 hisseye sahip merhum ... mirasçıları aktif olarak şirketlerin yönetim ve idaresinde yer alıyor olmalarına rağmen, şirketi istedikleri şekilde böldürebilmek için, şirketi çalıştırmamak ve yönetilemez hale getirmek için hareket etmeye başladığını, bu amaçla son iki yıldır Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinde çok sayıda genel kurul kararlarının iptali ile yönetim kurulu kararlarının geçersizliğinin tespiti davaları açtığını, bu davalardan karara çıkanların hemen hepsinin aleyhlerine sonuçlandığını, TTK 202'de düzenlenmiş olan hakimiyetin hukuka aykırı olarak kullanılması nedeniyle sorumluluk davası için şirketin bağlı ortaklığı zarara uğratmış olduğunun ispatlanmış olması ve bu zararın faaliyet yılı içerisinde denkleştirilmemiş olması gerektiğini, ancak bu halde bağlı ortaklığın pay sahibi tarafından tazminat veya payın satın alınması yoluyla ortaklıktan çıkarılması talebinin gündeme geldiğini, somut olayda ise davacı tarafından somut deliller ortaya konulmadan ortaklık ile davacı arasında görülmekte olan ve halen derdest olan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali davası ve esasen davacı tarafından daha önce yine dava konusu edilmiş ve aleyhine sonuçlanmış olan bağımsız denetim şirketi seçimine ve iç yönerge değişikliğine ilişkin genel kurul kararları gösterildiğini, ... ve ... Yapı şirketinin Vezirköprü şirketinden olan alacağından sermayeye eklenen kısımlar, tüm ortaklara payları oranında eşit dağıtılması da davacı lehine oluşan bir durum olduğunu, dolayısıyla davacının burada herhangi bir hak kaybı yaşadığı iddiasına itibar edilebilmesinin de mümkün olmadığını, zira ... dısında kalan gerçek kişi ortakların hiçbirisinin sermaye artırımına katılmadığını, bu durumda sermaye artırımına sadece müvekkili şirketin ortaklarından ve grup şirketlerinden olan ... Malzemeleri AŞ ile ... Fabrikası AŞ katılacağını, ... ve ailesinin bu şirketlerde %40 oranında pay sahibi olduklarından sonuçta herhangi bir kaybının söz konusu olmayacağını, davacı tarafından sunulan İstanbul BAM, 13. HD., E. 2018/82 K. 2018/698 T. 11.7.2018 İstanbul BAM kararında henüz geçerlilik kazanmamış genel kurul kararının TTK 202. Maddesi kapsamında dava konu edilemeyeceğine karar verildiğini ve esasen müvekkili lehine bir emsal oluşturduğunu, bu nedenlerle öncelikle, huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddini, usulden ret talebinin yerinde görülmemesi halinde Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/184 E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, neticeten huzurdaki haksız ve kötü niyetli davanın tüm talepler yönünden esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...6100 sayılı HMK.nun 114/1-ç maddesinde kesin yetki dava şartı olarak sayılmıştır. Açılan davanın mahiyeti uyarınca talep dikkate alındığında tarafların ortağı bulunduğu dava dışı ... Sanayi Anonim Şirketi'nin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Kesin yetki dava şartı olduğundan mahkemece re'sen nazara alınmalıdır. Dava dışı şirket merkezinin bulunduğu yer Samsun Asliye Ticaret Mahkemeleri yargı çevresi içerisinde kaldığı anlaşıldığından bu aşamada yapılan inceleme sonucunda mahkememizin yetkisizliği nedeniyle kesin yetkiye dair dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince usulden ret gerekçesi kabul edilen HMK m.14/2 hükmü, bir özel hukuk tüzel kişisinin ortak veya üyesinin, diğer ortak ve üyelere karşı veya doğrudan tüzel kişinin ortak ve üyelerine karşı açacağı ve konusu yalnızca ortaklık ve üyelik ilişkileri ile sınırlı, tek bir tüzel kişinin iç ilişkileri ile sınırlı davalara ilişkin olduğunu, huzurdaki davanın, dayanağını doğrudan TTK'nın emredici ve konuya ilişkin spesifik düzenlemelerinden alan bir dava ve bu davadan söz edebilmek için mutlaka en az iki ticaret şirketi başka bir deyişle en az iki özel hukuk tüzel kişisinin varlığının zaruri olduğunu, bu davalar bir şirket topluluğu çatısı altında, davalının hakim teşebbüs sıfatı ve davacının ise bağlı teşebbüsün ortağı sıfatı taşımları halinde gündeme gelebilecek olup, bu davalarda uyuşmazlık davacı ve davalı tarafların sırf bir özel hukuk tüzel kişisinin ortakları olmasından kaynaklanmadığını, TTK m.202/2 özelinde açılan davalarda HMK m.6 hükmü kapsamında genel yetki kuralının gözetilmesi gerektiği konusunda doktrin ve içtihat fikir birliğinde olup, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/244E. 2024/241K. Sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacının ortağı olduğu davalı hâkim şirketin, dava dışı bağlı şirkette bulunan hisselerinin, davalı şirket tarafından gerçek değeri üzerinden satın alınması talebi ile bağlı şirketten çıkarılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, dava dışı bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde , somut olayda kesin yetki bulunup bulunmadığı noktasındadır.Dosya kapsamından davacının, davalı şirkette %7,8, dava dışı bağlı ortak ... San. A.Ş.'de %5,2 oranında pay sahibi olduğu, davalı şirketin bağlı ortağı ... Kağıt San. A.Ş.'nin %73,4 hissesine sahip hakim ortağı olduğu, davacının bağlı ortaklık ... San. A.Ş.'nin 19.01.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararın iptali istemiyle açtığı davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/184 Esas ve 2023/1268 Karar sayılı kararında, 30.09.2022 tarihi itibariyle işletme sermayesinin yeterli olduğu, sermaye kaybının olmadığı, öte yandan Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 462. maddesinde belirtilen iç kaynaklardan oluşan unsurların sermayeye eklenmeden, sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüt edilmesi yoluyla artırıma gidilemeyeceği, artırılması öngörülen miktarın sermayeye eklenecek iç kaynaklardan az olması nedeniyle nakdi sermaye taahhüdüne gidilmesinin yasal mevzuata uygun olmadığı, 30.12.2022 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilen gündemde 31.12.2022 tarihli tespitlerin yer almasının mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 19.01.2023 tarihindeki genel kurulunda alınan 4 nolu sermaye artırımı kararının iptaline karar verildiği, kararın istinaf incelemesinde olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)nun 195. maddesinin 1. fıkrası ''Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya dolaylı, oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse veya kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak, tek başına veya diğer pay sahipleri ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa, birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. Bu şirketlerden en az birinin merkezi Türkiye’de ise, bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.'' hükmünü içermektedir. TTK'nun "hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması" başlıklı 202.maddesi "(1) a) Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki, kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın. b) Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Hâkim istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine bu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. ..." ; TTK'nın 202/2.maddesi "Hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken mahkeme kararına en yakın tarihteki veriler esas alınır. Tazminat veya payların satın alınmasını istem davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." hükümlerini haizdir.Davacı tarafça, davalı şirket ile dava dışı şirket arasında bağlı-hakim şirket ilişkisi bulunduğu iddiası ile TTK'nın 202/2. maddesi uyarınca eldeki dava açılmıştır.HMK'nın 14/2. Maddesinde tüzel kişilerin ortaklık veya üyelik ilişkileri ile sınırlı olmak kaydıyla bir ortağın bu sıfatla diğerlerine karşı açacağı davalarda tüzel kişi merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu belirtilmiş olup, HMK 114/1-ç maddesine göre kesin yetki, dava şartıdır. Somut olayda mahkemece bağlı şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş ise de TTK'nın 202/2. maddesinde özel bir yetki kuralı veya kesin yetki öngörülmemiştir. Buna göre eldeki davada yetkili mahkeme, 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi uyarınca genel yetki kurallarına göre davalı tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesi (Nilson Okutan Gül; Türk Ticaret Kanunu Tasarısı'na göre Şirketler Topluluğu hukuku, 2009, s.412, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2016/551 Esas ve 2016/1281 Karar sayılı kararı) olup, bu durumda HMK'nın 19/2 madde uyarınca davalı tarafından süresi içerisinde ve usulünce yapılmış bir yetki itirazı bulunmaksızın yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmadığı gibi davaya taraf olmayan bağlı şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğuna dair mahkemenin kabulü yerinde değildir. TTK'nın 202/1-e maddesinde "pay sahiplerinin ve alacaklıların açacağı davaya, kıyas yoluyla 553, 555 ilâ 557, 560 ve 561 inci maddeler uygulanır. Hâkim teşebbüsün merkezinin yurt dışında bulunması hâlinde tazminat davası bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır." hükmü ile yetkili mahkeme düzenlenmiş ise de davaya konu uyuşmazlığın TTK'nın 202/2.maddesinden kaynaklanmasına göre TTK'nın 202/1.madde hükmünün dolayısıyla bu maddede öngörülen yetki kuralının somut olayda uygulanma olanağı yoktur. Bu durumda somut uyuşmazlıkta kesin yetkiye ilişkin HMK 14/2'nin uygulama yerinin bulunmadığı ve davalı tarafça cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunulmadığı gözetildiğinde mahkemece kesin yetki bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-3 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.10/07/2025