T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1555
KARAR NO:2024/1939
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10/07/2024
NUMARASI:2024/25 Esas - 2024/551 Karar
DAVA:Şirketin İhyası
İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/12/2024
Taraflar arasındaki Şirketin İhyası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı tasfiye memurları vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2023/362 esas numarasıyla görülmekte olan rücuen tahsil talepli davanın davalı şirketlerinin tasfiyesinin sona erdiğinin anlaşıldığını, şirketin ihyası davasını açmak üzere taraflarına süre verildiğini, şirketlerin tüzel kişiliğinin terkinle sona erdiğini, tüzel kişiliğinin sona ermesi için de tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, tasfiye işlemlerinin gerektiği gibi tamamlanmadığını, tasfiyesi gereken hususların eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı Tasfiye Halinde ... Şirketi ... Şirketlerinin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini arz ve talep etmektedir.
CEVAP:Davalı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Şirketi ile Tasfiye Halinde Dolaylı ... Şirketi'nin ek kapsamında olduğunu, daavcı husumetinin yalnızca yasal hasım olan davalı müdürlüğe yöneltildiğini, oysa usule ve yargıtay içtihatlarına göre husumetin aynı zamanda tasfiye memurları ... ile ...'a da yöneltilmesi gerektiğini, davanın ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin ihyası istemine ilişkin olduğunu, şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasının ihyası istenen şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan ticaret sicil memurluğuna husumet yönletilerek açılması gerektiğini, bu hususun mahkemece resen nazara alınmasına icap ettiğini, somut olayda tasfiye memuruna husumet yöneltilmediğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün TTK. 32. Maddesi ve Ticaret sicili yönetmeliğinin 34. Maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirketin tasfiye memurunda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiyen memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, davalının davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini arz ve talep etmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece ",Davacının davasının kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... sicil numarası ile kayıtlı Tasfiye Halinde ... Şirketinin İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinde gönderilen 2023/362 Esas sayılı yargılamadaki iş ve işlemler ile, hak ve borçlar ile sınırlı olmak üzere ihyasına, Tasfiye memuru olarak dahili davalı ...'un tayinine, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde...-... sicil numarası ile kayıtlı Tasfiye Halinde ... Şirketinin İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinde gönderilen 2023/362 Esas sayılı yargılamadaki iş ve işlemler ile, hak ve borçlar ile sınırlı olmak üzere ihyasına, Tasfiye memuru olarak dahili davalı ...'ın tayinine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesi özetle; Davalı tasfiye memurları tasfiye hâlindeki şirketin bütün mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken tedbirleri aldıklarını ve tasfiyeyi mümkün olan en kısa sürede bitirmesi ve düzenli bir şekilde, kanunen görevlerine uygun bir şekilde yürüttüklerini, İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan rücuen alacak davasına istinaden işbu ihya talebinde bulunmuşlarsa da, ödenen kıdem tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığını, işbu ödemenin bağlı olduğu feshin neye dayanarak yapıldığının belirsiz olduğunu, nitekim ayrıca bu ödemenin bütün çalışma dönemini kapsayıp kapsamadığının da belirsiz olduğunu, burada likit bir alacaktan ve hatta alacağın varlığından bahsedilemeyecek olup, ihya talebinin bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, istinaf başvurularının kabulüne, mahkemenin vermiş olduğu kararın tümden kaldırılarak davanın reddine ilişkin karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafı yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memurları tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince " (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde "şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir.TTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı ve hakdüşürücü süre düzenlenmemiştir. (Yargıtay 11. H.D'nin 28/04/2022 tarih ve E: 2022/2520 -K: 2022/3557).Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ....Şti'nin tasfiye memuru tarafından şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının 16/07/2021 tarihinde terkin edildiği, ihyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ....Şti'nin tasfiye memuru tarafından şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının 23/07/2020 tarihinde terkin edildiği ihyası talep edilen şirketler aleyhine açılan İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/362 Esas sayılı davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584), tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir davanın bulunması nedeniyle tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının anılan dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmıştır.Davalı tasfiye memuru davacının tasfiyenin sona ermesinden sonra açılan rücuen tazminat davasında rücu koşullarının oluşmadığını belirterek şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş ise de ileri sürülen bu husular eldeki davada incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanın konusunu oluşturduğundan, davalı tasfiye memurları vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Bu durumda mahkemece davanın kabulü ile davaya konu şirketin ihyasına karar verilmesinde bulanmamaktadır. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurlarının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Tasfiye memurları vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN RE DDİNE,2-Tasfiye memurları tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Tasfiye memurları tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/12/2024