T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/796
KARAR NO: 2025/785
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/10/2024
NUMARASI: 2024/401 Esas - 2024/685 Karar
DAVA: Şirketin İhyası
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin hizmet tespiti için açtıkları davanın, İstanbul 20. İş Mahkemesinin 2017/270 esas sayılı dosyasında devam etmekte olduğunu, söz konusu davada davalının ...ne kayıtlı ... sicil numaralı ... olduğunu, söz konusu iş mahkemesi dosyasının derdest olduğunu, ancak ...nin ticaret sicilinden terkin edildiğinin öğrenildiğini, bu nedenle mahkemece, açılan tespit davasında taraf teşkilinin sağlanması açısından, taraflarına ihya davası açmak üzere süre verildiğini, bu nedenlerle ...nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili kurumun, TTK'nın 32. ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34. maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yaptığını, husumetin şirketin son tasfiye memuru ...'a da yöneltilmesi gerektiğini, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun, şirket tasfiye memurunda olduğunu, dava konusu şirketin ihyasına karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkili kurumun davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, tüm bu nedenlerle müvekkili kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.Dahili davalı vekili cevap dilekçesi ile: Davacının, müvekkilinin tasfiye memuru olduğu davalı şirket bünyesinde 05/09/1996 tarihinden, 21/12/2000 tarihine kadar çalıştığını, emekliliğe hak kazandığı 15/02/2002 tarihi ile 20/03/2013 tarihleri arasında da müvekkili şirketteki çalışmasına ayda 4-5 gün olmak üzere danışmanlık verme şeklinde devam ettiğini, dolayısıyla davacının, emekli olduğu 2002 yılından sonra tam zamanlı olarak müvekkili şirkette çalışmadığını, part time olarak ayda birkaç gün tecrübelerinden istifade edilmesi adına iş yerine gelmek suretiyle çalıştığını ve bir nevi danışmanlık hizmeti alındığını, 1990-1996 yılları arasında kendi adına kurmuş olduğu şahıs firması ile ... Madencilik ... olarak faaliyet gösterdiğini, bu nedenle davacının, emekliliğe hak kazanmış olduğu 15/02/2002 tarihinden sonra görevini ayda 4-5 günlük çalışma ile danışmanlık şeklinde sürdürdüğü göz önüne alındığında, söz konusu davada hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun izahtan vareste olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; Davacı tarafça, davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davacı tarafça açılan davanın KABULÜ ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ... sicil nosuyla kayıtlı iken, sicilden terkin edilen ...'nin İstanbul 20. İş Mahkemesi'nin 2017/270 E. Sayılı dosyasındaki işlemler ve verilecek karar sonrası kararın infazına yönelik işlemlerle sınırlı olmak kaydıyla İhyasına, Kararın İstanbul Ticaret Siciline tesciline ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına, Şirketin son tasfiye memuru olan ...'un tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisine ücret takdirine yer olmadığına, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı, davalı tasfiye memuru olduğu davalı şirket bünyesinde 01.03.1996 tarihinden 31.08.1996 tarihine kadar çalıştığını, davacının 1990-1996 yılları arasında kendi adına kurmuş olduğu şahıs firması ile ... Madencilik ... olarak faaliyet göstermiş, İstanbul 20.İş Mahkemesi'nin 2017/270E. Sayılı dosyasının incelenmesiyle görüleceği üzere davacının hizmetinin geçtiğini iddia ettiği tarih itibariyle hak düşürücü sürenin hesaplanması ile dava tarihinden 5 yıl öncesine yönelik talepte bulunabilmesinin hukuken mümkün olmayacağını, dolayısıyla, söz konusu davada hak düşürücü süre geçmiş olduğundan davacının işbu ihya davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığını, buna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca beyanı ve onayı alınmaksızın davalı ...'un tasfiye memuru olarak tayin edilmesi de hukuka aykırı olduğunu beyanla ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. TTK'nın 547. maddesi gereğince " (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde " şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir.Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ... Ticaret Limited Şirketi'nin davalı tasfiye memuru tarafından şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan İstanbul 20.İş Mahkemesi nin 2017/270 Esas sayılı hizmet tespiti davasının derdest olduğu anlaşılmıştır. Davalı tasfiye memuru davacının davacının ihyası istenen şirketteki çalışma tarihine göre açtığı davada hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle hukuki yararı olmadığını, belirterek şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş is de ileri sürülen bu husular eldeki davada incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanın konusunu oluşturduğundan, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Bu durumda mahkemece davanın kabulü ile davaya konu şirketin ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulanmamaktadır. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine kararverilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tasfiye memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2025