T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1132
KARAR NO: 2024/1531
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
TARİHİ: 09/05/2024
NUMARASI: 2024/324 Esas - 2024/324 Karar
DAVA: Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette % 90 oranında pay sahibi olan ...'un 07.09.2016 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılık belgesine göre müvekkilinin 1/2 oranında miras payına sahip olduğunu, ancak davalı şirkette % 10 oranında paya sahip iki ortak tarafından alınan 01/12/2016 tarihli kararlara göre müvekkilinin ortak olarak kabul edilmediğini, müvekkilinin % 45 oranındaki hissesinin diğer iki ortak tarafından devir ve pay için tespit edilen 500.000.- T.L. sı değerin mirasçı hesabına ödenmesine karar verildiğini, oysa ortada geçerli ve usulüne uygun bir karar bulunmadığını, müvekkilinin ortak olduğunun tespiti için açılan davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin oy çoğunluğuyla ret kararı verdiğini, muhalif kalan Üyenin gerekçelerini belirttiğini, karar üzerinde istinaf yoluna başvurulduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin mahkeme kararını kaldırdığını ve müvekkilinin ortak olduğunun tespitine karar verdiğini, davalı şirketin 23-11-2018 ve 15-04-2020 tarihli genel kurullarının müvekkilinin davet edilmeden yapıldığını, söz konusu genel kurullarda alınan kararların yok hükmünde olması gerektiğini, davalı ...'in 5.960 adetlik payını diğer davalı ...'e devir ettiğini, bu işleminde yok hükmünde olduğunun tespitinin talep edildiğini, müvekkilinin şirketten dışlanmak istendiğini iddia ederek; davalı şirketin 23-11-2018 ve 15-04-2020 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, davalı ... ile davalı ... arasındaki pay devir işleminin yok hükmünde olduğunun tespitine, müvekkilinin % 45 oranındaki payının devrinin tedbiren önlenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesi özetle ; davanın üç aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, aynı konuda görülmekte olan başka dava bulunduğunu, davacının şirkette pay sahibi olmadığı halde talepte bulunduğunu, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi'nin kararının henüz kesinleşmediğini, müvekkili şirketin 23-11-2018 ve 15-04-2020 tarihli genel kurullarının hukuka uygun yapıldığını, keza pay devrinin de hukuka uygun bulunduğunu savunarak; ispatlanamayan davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi özetle; davanın süresinde açılmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi konumunda olduğunu, müvekkilinin ticaret sicil kayıtlarına güvenerek pay devraldığını savunarak; davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Mahkememizin 2021/352 E. Sayılı dosyasından 08/05/2024 Tarihli duruşma 1 nolu ara kararı gereği davalı ... ve ... yönünden davanın tefrikine karar verilmiş ve mahkememizin iş bu 2024/324 E. numarasına kaydı yapılmıştır. HMK 115 madde hükmü gereğince mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, taraflarda dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. HMK 114/1-d madde hükümlerinde tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Taraf ehliyeti usul hukuku kapsamında öngörülen haklardan istifade etme ehliyetidir.Medeni haklarda yararlanma ehliyetine sahip olanların, davada taraf ehliyetine sahipliğini hüküm altına alan 6100 Sayılı HMK'nun 50 maddesi uyarınca Medeni Hukuktaki hak ehliyeti, Usul Hukukuna taraf ehliyeti olarak yansımaktadır. İş bu davada ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 23.11.2018 ve 15.04.2020 tarihli genel kurullarında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istenmiş olup, davalı olarak gösterilen ... ve ...'in davada pasif dava ehliyetleri bulunmadığı anlaşılmakla davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Söz konusu süreçler devam ederken Ticaret Sicil Gazeteleri incelendiğinde, 13.05.2020 tarih ve 10077 sayılı Gazetede yer alan ilanda, ... Gıda’nın 15.04.2020 tarihli Genel Kurul kararı ile Davalılar ...’in diğer davalı ...’e pay devri yaptığı ve alınan Genel Kurul kararı ile de pay devrinin onaylandığı tespit edildiğini, usulsüz bir şekilde alınan ve yok hükmünde olduğu tespit ve teyit edilen 01.12.2016 tarihli Müdürler Kurulu kararı ve 01.12.2016 tarihli Genel Kurul kararı ile Müvekkilimizin % 45 mirasçılık payının yarısının sahibi olarak hareket eden davalı ..., 5960 adet payını 3. Kişi konumundaki davalı ...’e devrettiğini, 15.04.2020 tarihli Genel Kurul yapılırken, TTK 617/3 ve 416. madde hükümlerindeki çağrı usulüne uyulmaması ve bu sebeple Genel Kurul’da onaylanan, Davalılar ... ile ... arasındaki pay devrine ilişkin kararın yok hükmünde olduğunun tespiti gerektiğini, nitekim davacının pay sahibi olmasına karşın toplantıya çağrılmamış ve Genel Kurulda kararlar Şirket nezdinde %45 sermaye payı bulunan davacının haberi olmaksızın alınmaya devam edildiğini, söz konusu maddi vaka dikkate alındığında davacı tarafından davalılara dava yöneltilmesinde hukuki yararı bulunduğu gibi davalıların da işbu davada dava ve taraf ehliyeti bulunduğunu, davadaki taleplerin neden kabul edildiği yanında neden reddedildiğinin de mahkeme tarafından gerekçelendirilmesi gerekmekle mahkemenin bu ret kararını gerekçelendirmediğini, mahkemece eksik inceleme ile hüküm verilmiş olunması nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini, ancak mahkeme tarafından itirazları gözetilmeksizin, mahkeme ara kararına aykırı şekilde tanzim edilen rapora ve raporun oluşturduğu kanaate bağlı kalınarak hüküm verildiğini, huzurdaki davada davalıların pasif dava ehliyeti bulunduğunu, ... Gıda’nın toplamda %10 pay oranına sahip iki ortağı ... ve ... toplantıya çağrı usulüne uymaksızın, yani mirasçı diğer ortaklara haber vermeksizin, kendi başlarına toplanarak ve olağanüstü genel kurul yaparak hiçbir gerekçe göstermeksizin davacının şirkete ortak olarak kabul edilmemesine ve kendilerinin Müdürler kurulu olarak seçilmesine yönelik karar aldıklarını, 01.12.2016 tarihli genel kurul ile, çağrısız genel kurul toplantısı şartları oluşmadığı gibi, çağrı usulüne dayalı genel kurul toplantısı için aranan asgari toplantı nisabı dahi sağlanmadığını, mirasçılık yoluyla pay sahibi olan davacının genel kurula katılma hakkı kısıtlandığı ve engellendiği için 01.12.2016 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunu, 01.12.2016 tarihli yok hükmünde olan Genel Kurulu Kararından sonra, davacının genel kurula katılma hakkı ortadan kaldırılarak çağrısız genel kurul toplantısı şartları mevcut olmadan çağrı usulüne uyulmadan 23.11.2018 ve 15.04.2020 tarihli genel kurul kararları alındığını, Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde ... Gıda'nın 15.04.2020 tarihli Genel Kurul kararı ile davalılar ...'in diğer davalı ... Yüksele pay devri yaptığı ve alınan Genel Kurul kararı ile de pay devrinin usulsüz ve hukuka aykırı şekilde onaylandığı tespit edildiğini, söz konusu pay devri ve alınan genel kurul kararı yok hükmünde olup, davacının bu karara ilişkin dava açmasında hukuki yararı bulunduğu gibi davalıların da pasif dava ehliyeti bulunduğunu, bu nedenle davacının, 15/04/2020 tarihli genel kurul kararları ile pay devri işleminin yok hükmünde olduğunun tespitini istemesinden hukuki yararı olduğunu, davalıların da işbu davada pasif dava ehliyeti olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davalılar arasındaki hisse devrinin yok hükmünde olduğunun tespiti davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalıların pasif husumetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davalı şirkette %90 pay sahibi olan ve davacı ile dava dışı ...'in murisi ...'un 07/09/2016 tarihinde vefatı üzerine, davalı şirket tarafından 01/12/2016 tarihinde yapılan ortaklar kurulu ile TTK 596. ve 597. maddelerine göre, davacının, davalı şirkete ortak kabul edilmemesine ve %45 oranındaki murisinden gelen payının mevcut ortaklardan ... ve ... tarafından eşit oranda devralınmasına, payın gerçek değeri 500.000,00 TL'nin mirasçısı(davacı) hesabına ödenmesine karar verilmiştir. Bu karar üzerine davacı tarafından açılan ve İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/755 esas sayılı dosyasında görülen davanın reddine karar verilmiş ancak kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2019/1476 esas, 2020/1097 karar sayılı ilamıyla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulü ile, davacının, davalı şirkette %45 oranında pay sahibi olduğunun tespitine ve sicile tesciline karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 11. HD'nin 21/09/2022 tarih ve 2020/8468 E. - 2022/6135 K. Sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. 18/02/2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesine göre, Üsküdar ... Noterliği'nin 30.1.2020 tarih 2072 sayı ile tasdikli, 2.12.2016 tarihli Genel Kurul Kararı ve 5.12.2016 tarihli 17784 sayılı Diğer Kararı ile Beyoğlu ... Noterliği'nce düzenlenen 07.09.2016 tarihinde vefat eden ... 'un mirasçılık belgesine göre, Şirket Ortaklarından ... 3.352.500,00 TL sermaye karşılığı 134100 adet payını hukuki ve mali yükümlülükleri ile ...' e devredilmiş ve gerçekleşen pay devrine bağlı olarak şirketin son ortaklık yapısı, ... adına Beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 134100 adet paya karşılık gelen 3352500,00 Türk Lirası; ... adına Beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 134100 adet paya karşılık gelen 3352500,00 Türk Lirası; ... adına beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 14900 adet paya karşılık gelen 372500,00 Türk Lirası; ... adına Beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 14900 adet paya karşılık gelen 372500,00 Türk Lirası şeklinde oluşmuştur. Buna göre davacıya miras yoluyla intikal eden pay halen muris üzerinde görünmektedir. 13/05/2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesine göre, Üsküdar ... Noterliği'nin 21.4.2020 tarih ... sayı ile tasdikli, 15.04.2020 tarihli Genel Kurul Kararı ile, Şirket ortaklarından ... 149.000,00 TL sermaye karşılığı 5960 adet payını ...'e devretmiştir. Gerçekleşen pay devrine bağlı olarak şirketin son ortaklık yapısı, ... adına Beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 8940 adet paya karşılık gelen 223500,00 Türk Lirası; ... adına Beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 5960 adet paya karşılık gelen 149.000,00 Türk Lirası; ... adına beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 14900 adet paya karşılık gelen 372500,00 Türk Lirası; ... adına Beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 134100 adet paya karşılık gelen 3352500,00 Türk Lirası; ... adına Beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 134100 adet paya karşılık gelen 3352500,00 Türk Lirası şeklinde oluşmuştur. Buna göre davacıya miras yoluyla intikal eden pay burada da halen muris üzerinde görünmektedir. Buna göre, 13/05/2020 tarihli sicil gazetesinde ilan edilen dava konusu 15/04/2020 tarihli genel kurulda; davalı ...'in sahibi olduğu 14.900 adet paydan 5960 adetinin davalı ...'e devri onaylanmıştır. Başka bir anlatımla, 15/04/2020 tarihli genel kurulda onaylanan hisse devri, davalı ...'in, davacının murisinden gelen % 45 oranındaki payından yapılan devir olmayıp, adı geçen davalının daha önceden beri sahip olduğu % 5 oranındaki 372.500 TL karşılığı 14.900 adet payından yapılan devirdir. Dava konusu pay devrinin, davacının murisinden gelen % 45 oranındaki payına ilişkin bulunmaması, davalı ...'in önceden beri sahibi olduğu 14.900 adet kendi ortaklık payından (%5) yapılan devir olmasına göre ilk derece mahkemesince davanın davalıların pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024