T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1644
KARAR NO : 2025/1964
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/04/2022
NUMARASI : 2020/614 Esas - 2022/286 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili alacağının tahsili amacıyla takibe geçilmiş olduğunu, borçlu yapmış olduğu itiraz da müvekkili şirkete böyle bir borcu olmadığını beyan ederek borca itiraz ettiğini ve borca itirazı neticesinde takibin durduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıya Kit Karşılığı Cihaz Sözleşmesi kapsamında muhtelif tarihli faturalar ile laboratuvar ve sağlık testleri hizmetleri verildiğini, davalının müvekkili tarafından satışı yapılan ürünlere, verilen hizmetlerine ve kesilen faturalara bugüne kadar hiçbir şekilde itirazı olmamasına rağmen icra dosyasında belirttiği alacağın müvekkili şirket tarafından talep edilmesine rağmen davalı tarafından ödenmediğini belirterek davanın kabulü ile icra dosyasında 184.726,61 TL Asıl alacak yönünden yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, takipten itibaren işleyecek avans faizinin davalıdan tahsiline, davalının %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davada İstanbul Ticaret Mahkemeleri'nin yetkisiz olduğu, Çorlu Mahkemeleri'nin yetkili olduğundan davanın reddi gerektiğini, ticari defter ve kayıtlarda davacının alacağının görünmediğini, davacı tarafın müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağı mevcut olmayıp, icra takibi ve davaya konu olacak iddiaları haksız ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında faturalara ilişkin bir mutabakat bulunmadığını, faturalara talep olunan alacağın varlığı ve miktarı muhakemeye muhtaç olduğunu, likit olmayan mesnetsiz bir alacak iddiasına dayanan ve davacı tarafın taleplerinin hukuki dayanağının olmadığını, usulüne uygun muhteviyatı müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, müvekkili fatura içeriğine itiraz etmediğini kabul etmemek kaydıyla tebliğ edilse bile müvekkili şirketin çalışan personeli olmadığını, bu durumun SGK kayıtlarından anlaşılacağını, işbu sebeplerle davanın usulden ve esastan reddedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Taraflar arasında imzalanmış bulunan ve davalı tarafça açıkça inkar edilmeyen bir sözleşmenin bulunması, tarafların celp edilen BA BS formları ve alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında taraflar arasında ticari bir ilişkinin var olduğu sabittir. Alınan bilirkişi raporuna göre, davacının kendi ticari defterlerinde takip tarihi itibarı ile davalıdan 184.726,61 TL alacaklı durumda olduğu anlaşılmıştır. Ancak davalı tarafça ise, ne icra dosyasına ne de mahkememiz dosyasına bu borcun ödendiğine yada istenebilir olmadığına dair bir belge delil sunulmamıştır.Bu kapsamda, davacı tarafın, delil niteliğine haiz bulunan ticari defter ve kayıtlarına göre, takip tarihi itibarı ile davalıdan 184.726,61 TL alacaklı olduğu, davacının alacağının varlığı ve miktarını ispatladığı, icra takibinde de 184.726,61 TL Asıl Alacak talebinde bulunmuş olduğu, bu nedenle asıl alacak yönünden itirazın iptali talebinde haklı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.Davacı taraf, icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de, davayı asıl alacak yönüyle açtığından mahkememizce takip öncesi işlemiş faize ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Tarafların tacir olması karşısında takip tarihinden itibaren 184.726,61 TL asıl alacağa avans faizi talep edilebileceği, davacının takip talebindeki %10,50 oranındaki avans faizi talebinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenler ile; Davanın kabulü ile, davalı borçlunun dava konusu İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının 184.726,61 TL Asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık 10.50 oranında avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, ayrıca alacak likit olduğundan hükmolunan 184.726,61 TL alacağın %20 si oranında hesap ve takdir edilen 36.945,32TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticari defter ve kayıtlarda davacının alacağının görülmediğini, davacı tarafça ikame edilen icra takibine ilişkin itirazlarından da davacı tarafın davalıdan herhangi bir hak ve alacağı mevcut olmadığının görüleceğini, icra takibinin ve davaya konu olacak iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında faturalara ilişkin mutabakat sağlanmadığını, davalı şirketin mücbir sebepten dolayı defter ibraz edemediğini, davalı tarafın savunma hakkının ihlal edildiğini ve eksik delille hüküm kurulduğunu, usulüne uygun fatura muhteviyatının davalı şirkete tebliğ edilmediğini, davalının fatura içeriğine itiraz edemediğini, bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, davalı şirketin herhangi bir borcu olmadığını ve raporun muhteviyatını kabul etmediklerini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap (fatura) alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul 2. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile "Cari hesap alacağı, muhtelif tarihli fatura ticari defter ve kayıtlar" borcun sebebi gösterilerek 184.726,61 TL asıl alacak, 11.256,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 195.982,73 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı borçlunun borca itirazı üzerine, takibin durduğu ve asıl alacak yönünden itirazın iptaline ilişkin eldeki davanın açıldığı görülmektedir.Davalı taraf cevap dilekçesi ile ticari defterlerde borcunun bulunmadığını, faturaların tebliğ edilmediğini, edilse bile yetkilisine tebliğ edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Somut olayda: ilk derece mahkemesince taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı taraf ticari defterlerini sunmamış, davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 184.726,61 TL alacağı bulunuğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defterlerinin usulüne uygun ve birbirini doğrular nitelikte tutulduğu, davalı tarafın ticari defterlerin ibrazından kaçındığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK 220/3 maddesi gereği sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğine sahip davacı ticari defterleri ile davanın
ispatlandığı anlaşılmakla davanı kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.155,00 TL harcın, alınması gerekli olan 12.618,67 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.463,67 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025