T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/284
KARAR NO : 2025/1473
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/12/2021
NUMARASI : 2021/156 Esas - 2021/1206 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap bakiyesi için Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ve ödeme emri gönderildiğini, davalının ödeme emrine itiraz ederek icra takibi durduğunu, takibin açıldığı tarih itibariyle davalı taraf ile davacının arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklı 398.577,59-TL ödenmemiş bakiye borç bulunduğunu, davacı şirketin çalışanlarının tüm sözlü ikazlarına rağmen davalı tarafça ödeme yapılmadığını, itirazın iptali ile icra takibin devamına, davalının alacağın %20'den aşağı olmaması şartıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı tarafın dava dilekçesi ve içeriğini taleplerini tümden kabul etmediklerini, davacı taraf davaya konu icra takibinde takipte borcun sebebi taraflar arasında ki cari hesaba dayandığını, ancak taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, buna göre açılan itirazın iptali davası dayanağı olan icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu üzere cari hesaba dayanılmış olup cari hesap ise kesilmediği sürece taraflardan hiç birinin alacaklı ya da borçlu sayılmadığını, davacı tarafça öncelikle de bu hususun ispatının gerektiğini, öte yandan davacı tarafa birçok kez ürünlerdeki fatura adedi ile gelen ürün sayısında eksiklikler, ürünlerde sıkıntılar ve gerekli özellikleri taşımadığı yönünde ki itirazların iletildiği ancak tüm itirazların davacı tarafça hiçe sayıldığını, bu itirazlar gereği olarak sayın mahkemece bahsedilen hususlarda ürünler üzerinde de ayrıca inceleme ve araştırma yapılmasının talep edildiği davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Taraflarca incelemeye sunulan ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacı yanın takip tarihi itibariyle davalıdan olan alacağının 398.577,59-TL olduğu davacı yan tarafından düzenlenen faturaların davalı ticari defterlerinde kayıt altına alındığı, davalı yanın ise takip tarihi itibariyle davacıya olan borcunun da 398.577,59-TL olduğu, buna göre takip tarihi itibariyle taraf defterlerinin bire bir örtüştüğü bu durumda takip konusu cari hesap alacağına konu malların malların teslim edildiğinin çekişme konusu olmadığı ancak, tarafların tacir olduğu ve ticari ilişkinin de ticari satım ile ilgili olduğu anlaşılmış olduğundan, ayıp ihbarı ile ilgili olarak TTK 23/c ve BK 223 maddelerine göre ayıbın şekli ve süresine ilişkin hükümlerinin olayda uygulanması gerektiği, davalı yanca ayıp iddiası bulunmakla davalının ayıba bağlı haklardan yararlanmak için önce ayıbın varlığının sonra süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunun kanıtlaması gerektiği, bu konuda usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulduğunu kanıtlayan delil sunulmadığı anlaşılmakla davalının ayıba bağlı haklardan faydalanamayacağı anlaşılmış olup icra takibine konu alacağın davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve belgeler ile ispatlandığı hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi tarafından sunulan rapor da dikkate alınarak davanın kabulü ile; Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit olduğu anlaşılmakla davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si olan 79.715,51-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faiz hesaplaması yapılmamış ve hangi oran üzerinden takibe devam edileceği hüküm altına alınmadığını, mahkemece delillerin toplanmadığını, raporda taraf ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeye ilişkin itirazı ile ilgili rapora itirazları açısından uzman incelemesi gerektiğini, itirazların değerlendirilmediğini, konuya ayıp ihbarının süresinde yapılması ile ilgili olarak delil sunulmadığı gerekçeli kararda belirtilmiş "mail kayıtları" na dayandığı üzere delil toplanması yoluna gidilmediğini, davacı tarafa bir çok kez ürünlerdeki fatura adedi ile gelen ürün sayısında eksiklikler, ürünlerde sıkıntılar ve gerekli özellikleri taşımadığı yönündeki itirazlar iletilmiş ancak tüm itirazların davacı tarafça hiçe sayıldığını, Davacının teslim hususunu da ispat etmesi gerektiğini, davalıya gönderilen ürünlerin davacı tarafça anlaşılan ve taahhüt edilen gerekli özellik ve kalitede olmadığı bir çok sıkıntı olduğu sonradan anlaşıldığını, ürünler halihazırda davalı şirket olduğunu, çözüm adına bir çok kez diyaloğa geçilmesine rağmen müspet bir sonuç alınmadığını, mahkemece uzman tekstil mühendisi bilirkişi tarafından davalı şirket adresinde bulunan ürünler üzerinde cevap dilekçesinde de delil olarak dayanıldığını üzere yerinde inceleme yapılarak karar verilmesini, mahkemece yemin deliline dayanılmış olmakla bu hususta bu hakkı kullanıp kullanmayacağının sorulmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, eksik ve ayıplı ürün tesliminin olup olmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 398.577,59 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 12/11/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı tarafça, davacının alacağını temlik ettiği gerekçesi ile husumet itirazında bulunmuş ise de, HMK'nın 125/2. maddesindeki, davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder, düzenlemesi gereği temlik alanın davaya devam edecek olması ve ayrıca dosyaya sunulan icra hukuk mahkemesinin temliğin geçersiz olduğunun kabul edilmiş olması nedeniyle davalının husumet itirazı yerinde görülmemiştir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 398.577,59 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının tüm faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 398.577,59 TL borçlu görünmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defterindeki borç kaydından sorumludur.Davalı satılanın ayıplı olduğunu ileri sürmüş ise de, TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklardan birini kullandığına ilişkin bir bildirim de bulunmamaktadır. Satılanın ayıplı olması tek başına satış bedelinin ödenmesine engel olmayıp, bunun için alıcının seçimlik haklardan birini kullanması gerekir. Yani alıcının ya seçimlik haklarını kullanma külfetine katlanması ya da borcu ödemesi gerekmektedir. Ancak bu halde mahkemece alıcının seçimlik hakkının varlığı ve yerinde kullanılıp kullanılmadığı denetlenip tespit edilebilecektir. Eldeki davada davalı alıcı tarafından, seçimlik haklar kullanılmadığından bu yönde bir inceleme yapılması mümkün değildir. Ayrıca davalı tarafça istinaf dilekçesinde yemin delilinin hatırlatılmadığı ileri sürülmüş ise de, hangi hususta yemin teklif edileceği somutlaştırılmamıştır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 27.226,84 TL harcın, alınması gerekli olan 6.806,71 TL harçtan mahsubu ile bakiye 20.420,13 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025