T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/269
KARAR NO : 2025/1461
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/12/2020
NUMARASI : 2015/1117 Esas - 2020/1004 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, ... Ajans isimli şirkette reklamcılık faaliyetlerini yürütmekte olduğunu, işi gereği yeni bir baskı makinesine ihtiyaç duyduğu, davalı şirketten bir adet ... baskı makinesini 104.487,35-TL bedel ile anlaşarak aldığını, alınan baskı makinesinin bedeli için davalı şirkete müvekkilince kullandığı eski baskı makinesine 30.000,00-TL değer biçilerek ve eski makinesini faturalandırarak KDV dahil toplamda 35.400-TL sayıldığını, kalan değer için de biri 30.000-TL, diğeri 38.400-TL olmak üzere 2 adet çek verdiğini, Müvekkiline ait KDV dahil toplamda 35.400-TL değerindeki eski baskı makinesinin, davalı şirket yetkililerince yeni makine getirildiğinde davalı şirkete teslim edildiği, yeni makinenin geliş kargosunun davalı şirketçe karşınlandığını, müvekkiline ait eski makinesinin davalı şirkete gönderilme kargo bedeli 1.500,00-TL'nin de müvekkilince karşılandığını, Çeklerden 10/10/2015 keşide tarihli 30.000-TL bedelli olan çekin de davalı şirkete ödendiğini, ancak 13/11/2015 tarihli 38.4000-TL bedeli olan çek ise müvekkilnin uğradığı zararın bir miktarına karşılık olarak tutulduğu, henüz davalı şirkete ödenmediğini, dava konusu makine geldiğinde makine içinden baskı uçlarının çıkmadığını, eski makinenin baskı uçlarının yeni makineye takıldığını, makine çalıştırıldığında işlevini tam olarak yerine getirmediğini, makinenin bozuk baskı yaptığını, bunun davalı tarafa sözlü olarak bildirildiğini, Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/524 D.İş dosyasından taraflarınca yaptırılan tespitte de bilirkişi tarafından makinenin incelenmesi ile, makinenin baskıyı uygun yapamamasının sebebinin baskı uçlarının işlevini tam olarak yerine getirememesi olduğunun tespit edildiğini, davalının satıma konu ayıplı maldan dolayı sorumlu olduğunu, be sebeple genel hükümlere dayanılarak zararın tazminini istediklerini, söz konusu dönemin seçim dönemi olması sebebiyle müvekkilinin kazanç kaybına uğradığını, belirtilen sebeplerle Müvekkilin uğradığı zararların karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanarak davalı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davacı yana 30/09/2015 tarih ve 83187 nolu fatura ile 104.487,35-TL bedelli 1 adet L ... P kodlu , ... Baskı Makinesi satışının gerçekleştirildiğini, dava konusu satış ile eş zamanlı olarak, davacıya ait ve halen kullanılabilir halde bulunan 320 P kodlu, ... Baskı Makinesinin 01/10/2015 tarih ve 20174 nolu fatura kapsamı ile 35.400,00-TL bedelli müvekkil şirket tarafından geri satın alındığını, satış işlemi esnasında yapılan görüşmelerde dava konusu L ... P kodlu, ... Baskı Makinesinin 4 adet baskı ucunun ellerinde bulunmadığı 15 ila 30 iş günü içinde tesliminin gerçekleştirilebileceği, teslim süresinin beklenmesi istenmiyorsa müvekkili tarafından 01/10/2015 tarihli fatura kapsamı ile geri satın alınan 320 P kodlu eski baskı makinesinin uçları bizzat müvekkil şirket teknik personeli tarafından yeni satın alınan cihaza takılarak makinenin işlerlik kazandırabileceğinin davacı tarafa bildirildiği, davacı yanın bu durumu kabul etmesi üzerine dava konusu makinenin satış işleminin gerçekleştirildiği, teslim ve montaj esnasında eski cihazın baskı uçları bizzat müvekkili şirket teknik personeli tarafından yeni satılan dava konusu makineye takılarak, çalışır vaziyette davacı yana tesliminin gerçekleştirildiği, Müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki ticari ilişki 5-6 yıllık bir sürece dayandığını, dava konusu satış işleminden evvel davacı yana 2 ayrı makine satışının sorunsuz bir şekilde gerçekleştirildiği, satışı yapılan tüm makinelerin sarf malzemeleri dahil tüm teknik hizmetinin müvekkili tarafından verildiğini, davacı yanın müvekkiline yazılı bildirimde bulunmadığını, müvekkilinin davacı yandan halen 58.042,09-L alacağı bulunduğunu, müvekkilinin davacı ile varılan şifahi anlaşmaya uyduğunu, baskı uçları yurt dışından temin edilir edilmez teknik personeli vasıtasıyla 30.10.2015 tarihinde davacının adresine gidilerek dört adet baskı ucunun makineye takıldığını, ancak baskı uçlarının iki tanesinin fabrika hatasından kaynaklı sorunlu olduğunun müvekkili şirket teknik personelince tespit edilerek iki tanesinin takıldığı, diğer iki tanesinin ise eski makineden temin edilerek takıldığı, 06.11.2015 tarihinde mevcut eksikliğin de giderilerek makinenin sorunsuz çalışır vaziyette davacıya teslim edildiği, davacının taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı davrandığı, davacı yanın, dava konusu makinedeki baskı uçlarının eksik teslim edildiğini bu nedenle 200.000,00-TL tutarında iş kaybına uğradığını iddia etmekte ise de öncelikle akla gelen davacının delilleri arasında sunduğu 14/10/2015 ve 03/11/2015 tarihli faturalar kapsamında aynı kuruma verdiği 38.001,00-TL ve 93.210,00-TL ' lik işleri nasıl yapabildiği, ayrıca kaybedildiği ileri sürülen işlere ilişkin sunulan belgeler her zaman sonradan hazırlanabilecek nitelikte olduğu gibi belgenin kim tarafından ve hangi yetkiyle düzenlenildiğin dahi belli olmadığını, belirtilen sebeplerle haksız açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu davacı yana 30/09/2015 tarih ve 83187 nolu fatura ile 104.487,35-TL bedel ile satılan L ... P kodlu , ... Baskı Makinesinin ayıplı olup olmadığı, bu kapsamda bedelinin iadesinin gerekip gerekmediği ve ayıplı ifa dolayısıyla kazanç kaybı oluşup oluşmadığı ve varsa kazanç kaybının davalıdan tahsilinin mümkün olup olmadığına ilişkin bulunmaktadır. Dava konusu baskı makinesinin davalı tarafça davacıya 30.09.2015 tarihinde 104.487,35-TL bedelle satıldığı, 83187 nolu fatura düzenlendiği, satış bedeline karşılık davacının sahibi olduğu eski makinenin 35.400-TL sayıldığını, kalan tutar için de biri 30.000-TL, diğeri 38.400-TL olmak üzere 2 adet çek verdiğini, bu çeklerden sonuncusunun iade alındığı, akabinde davalı tarafça davacıdan olan bakiye alacağın icra takibine istinaden haricen tahsil edildiği, 35.400-TL değer biçilen eski baskı makinesinin, davalı şirket yetkililerince yeni makine getirildiğinde davalı şirkete teslim edildiği taraf beyanları ve dosya kapsamı itibariyle belirli bulunmaktadır. Ayrıca davalı tarafça davacıya teslim edilen baskı makinesinin kurulumunun davalı şirket yetkili personelince gerçekleştirildiği, kurulum esnasında makinenin dört adet baskı ucunun makine içerisinden çıkmadığı ve eksik olduğu, bunun üzerine davacı tarafça davalıya yeni makine bedeline karşılık olarak satılan eski makinenin baskı uçlarının bu yeni makineye takıldığı, akabinde davalı tarafça yeni baskı uçlarının yurt dışından temin edilerek makineye 30.10.2015 tarihinde takıldığı, bu uçlardan da iki tanesinin hatalı olduğu ve yine eski makinenin iki ucunun bu makineye takıldığı, eksik uçların 06.11.2015 tarihinde temin edilerek davacıya satılan makineye takıldığı davalı taraf vekili beyanları ile davalı taraf kabulündedir. Davacı tarafça dava konusu makine üzerinden yapılan inceleme ile oluşturulan Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/524 D.İş dosyasından alınan 28.10.2015 tarihli Bilirkişi Raporu davalı tarafa 13.11.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla davalı taraf makinenin ilk tesliminden itibaren kurulumunu da kendisi gerçekleştirdiğinden makinenin eksik teslim edildiği ve makinenin ayıplı olduğunu bilmektedir. Kaldı ki eksik teslimin tamamlandığı ve davalı taraf yetkili personeli tarafından tutulan 06.11.2015 tarihli Tutanak ile değişik iş dosyasından alınan raporun davalı tarafa tebliğ tarihi itibariyle de ayıp ihbar süresi geçirilmiş değildir. Dolaysıyla davalı tarafın makinedeki eksiklik ve ayıbı kendi teknik personeli vasıtasıyla baştan beri bildiği gözetilerek süresinde bir yazılı bildirim yapılmadığı yönündeki savunması yerinde görülmemiştir. Alınan teknik bilirkişi tespitleri ile de ortaya konulduğu üzere makine ayıplı bulunmaktadır ve yapılan müdahaleler ve baskı uçlarının değiştirilmesi ile de bu ayıp giderilememektedir. Bu haliyle satım konusu makinenin kendisinden beklenen faydayı sağlayamayacağı, davacının makineden yararlanma ve makineyi bu hali ile kabul etmesinin beklenemeyeceği, sözleşmeden dönme talebinin yerinde olduğu, değerlendirilerek davacı talebine göre satım bedelinin davacıya iadesine karar vermek gerekmiştir. Söz konusu makinenin teslimi esnasında nakliye bedelinin davalı tarafça karşılandığı davacı vekili beyanları ile ortada olduğundan davacı tarafın nakliye bedeline yönelik talebi uygun bulunmamıştır. Ayrıca her ne kadar fatura tarihinden itibaren ticari faiz talebi var ise de sözleşmeden dönme halinde tarafların iade borcunun birlikte ifa kuralı gereği, fiili iade tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği, satım konusu mal henüz davacı elinde olduğundan satış bedeline fatura tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönündeki davacı taraf talebinin yerinde bulunmadığı değerlendirilmiş ve dava konusu makinenin davalıya iadesi tarihinden itibaren fatura tutarına faiz işletilmesine karar verilmiştir.(Örn. Yargıtay 19. HD 20/11/2014 Tarih 2014/654 E.,2014/16583 K.) Davacı alıcının seçim hakkını, satış bedelinin iadesi ve dolayısıyla sözleşmenin geçmişe etkili olacak şekilde feshi kapsamında kullanması nedeniyle, davalı yandan özel hüküm niteliğindeki TBK 227 maddesindeki hakları yanında, 227/2.maddesi hükmü uyarınca genel hükümler çerçevesinde tazminat talep edebileceği düşünülse bile, tercihini sözleşme bedelinin iadesi ve dolayısıyla fesihten yana kullanılmış olması nedeniyle ancak menfi zarar talebinde bulunulabileceği, müspet zarar kapsamında kalan yoksun kalınan kar talebinde bulunulamayacağı gözetilerek davacının kazanç kaybına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.( Örn. Yargıtay 19.HD 05/07/2012 tarih 2012/5110 E. , 2012/11227 K) Belirtilen sebeplerle davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sözleşmeden dönülmesiyle talep edilebilecek tazminat kalemleri, menfi zarar ile genel hükümlere göre diğer zararlar olduğunu, sözleşme kuruluşunda müvekkil davacı 1.500,00 TL nakliye masrafını kendisi karşıladığını, ancak sözleşmeye konu ürün ayıplı olduğundan satıcı davalının kusuru sebebiyle sözleşmeden dönülmek zorunda kalındığını, sözleşme kuruluşunda ise 1.500,00 TL nakliye masrafı yapılmışken İlk Derece Mahkemesince sözleşme edimi paranın tarafımıza iadesine karar verilmişken davacı yanca sözleşme kuruluşunda yapılan masrafın tarafımıza hükmedilmemesi eksik değerlendirme sonucu olup hukuka aykırılık doğurmakta olup dolayısıyla davacıya sözleşme geçersiz olduğundan yapmış oldukları masrafların da hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece, davacıya sözleşmeden dönüldüğü dolayısıyla talebi olan menfi zarar kalemlerinin değerlendirilmediğini, menfi zarar kalemi içerisindeyken eksik değerlendirme sonucunda hüküm kurulduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında 30.09.2015 tarih ve 83187 numaralı fatura ile 104.487,35 TL bedelle 1 adet L ... P kodlu, ... Baskı Makinesinin satışı gerçekleştirilmiş dava konusu satış işlemiyle eş zamanlı olarak davacı yana ait olan ve halen kullanılabilir halde bulunan 320 P kodlu, ... Baskı Makinesi 01.10.2015 tarih ve 20174 numaralı fatura kapsamı ile 34.400,00 TL bedelle davalı şirket tarafından geri satın alınmış olup satış işlemi sırasında davalı şirket tarafından dava konusu L ... P kodlu ... Baskı Makinesi'nin 4 adet baskı ucunun ellerinde bulunmadığı 15 ila 30 iş günü içerisinde teslimin gerçekleştirileceği, eğer teslim süresinin beklenmesi istenmiyorsa davalı tarafından 01.10.2015 tarihli fatura kapsamı ile geri satın alınan 320 P kodlu eski baskı makinesinin uçları bizzat davalı şirket teknik personeli tarafından yeni satın alınan cihaza takılarak makinenin işlerlik kazandırılabileceği davacı tarafa bildirildiğini, Davacının bu durumu kabulüyle dava konusu makinenin satış işlemi gerçekleştirilmiş, teslim ve montaj sırasında eski cihazın baskı uçları davalı şirket teknik personeli tarafından yeni satılan dava konusu makineye monte edilerek dava konusu makine çalışır vaziyette davacı yana teslim edildiğini, ancak davacı yan iş bu davayı ... ... ... marka ve modeldeki baskı makinesinin ayıplı olduğu ve ayıplı makine nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile kötü niyetli olarak ikame ettiğini, mahkemece eksik bilirkişi raporunu hükme esas alınarak verilen kararın hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu makinede oluşan sorunların kullanıcı hatası temelli olup olmadığının tespit edilmeden kurulan hükmün hakkaniyete aykırı olduğunu, 30.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda, iş bu baskı makinesinin ticari olarak tam verimli çalışmasının mümkün olmadığı ancak satın alma işleminden sonra kullanıldığının belirtilmesi yine dava konusu makinede oluşan sorunların kullanıcı hatası temelli olduğu yönündeki ihtimali kuvvetlendirdiğini, İstanbul Anadolu 3. Ticaret Mahkemesi kurduğu hükümde bilirkişi raporundaki, ... ... ... marka ve modeldeki baskı makinesinin ayıplı olduğu, baskı uç takımlarının değişiminin yeterli olmayacağı, ayıbın giderilmesi için makinenin yetkili kişilerce genel bir kontrolden geçirilmesi gerektiği yönündeki görüşü esas almış ancak davalı şirket tarafından bahse konu baskı makinesinin teslim ve montaj işlemi yapılarak makine çalışır vaziyette davacı yana teslim edilmiştir. Davacı yanca baskı makinesinde herhangi bir ayıp olduğu müvekkil şirkete bildirilmediğini, gündelik hayatta dahi bir ürün teslim ve montajı yapıldıktan sonra kontrol edilip çalışıp çalışmadığı kontrol edilirken, basiretli tacirler arasında gerçekleşen satış işleminde ürünün ayıplı çıktığı düşünüldüğünde, davacı yanın yazılı ihtarla iş bu hususu davalı şirkete bildirmemesi hayatın olağan akışına da uymadığını, iş bu sebeple baskı makinesindeki ayıbın davacı yanın kullanımı sonucunda oluştuğunun kabulü gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında satılanın ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşmeden dönülerek sözleşme bedelinin iadesi ve uğranılan zararın tazmini davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu ürünün ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, davacının zarar talebinde bulunup bulunamayacağı noktasındadır.Davacı şirket, davalıdan 30/09/2015 tarih ve 278849 nolu faturaya göre ... Baskı Makinesini 104.487,35 TL bedelle satın almıştır.Davacı tarafça, satılanın ayıplı olması nedeniyle satış bedelinin iadesi ile uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c madesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesi ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır, şeklindedir. Ancak, ticari satımlarda satılanı incelemek veya inceletmekle, adi satışlarda ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Dönmenin sonuçları ise TBK'nın 229. Maddesinde düzenlenmiştir.Alıcının seçimlik hakları, satıcıya ulaşmakla sonuç doğuran ve kullanılmakla tükenen yenilik doğuran haklardandır. Alıcının seçimlik haklarını kullanması için Kanunda düzenlenmiş bir süre bulunmamakta olup, muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması yeterlidir. Alıcı, bu seçimlik haklardan birini tercih etmeli ve satıcıya bildirmelidir. Alıcının seçimlik haklarını dava yoluyla kullanması gerekli olmadığı gibi, dava yoluyla veya aleyhine açılan davada savunma yoluyla kullanmasına da bir engel bulunmamaktadır. Seçimlik hakların dava yoluyla kullanılmasının bu hakların hukuki niteliğine bir etkisi yoktur.Ticari satımlarda ayıp teslim sırasında açıkça belli ise ihbar süresi iki gün; ayıp açıkça teslim sırasında belli değilse muayene ve ihbar süresi sekiz gündür. Gizli ayıplarda ise TBK'nın 223/2. maddesine göre ayıp ihbarı derhal yapılmalıdır. Somut olayda, dava konusu baskı makinesinin teslim anında baskı uçlarının bulunmadığı, önce eski makinenin baskı uçlarının kullanıldığı ve süreç içerisinde yeni baskı uçlarının temin edildiği davalı tarafın beyanlarıyla sabittir. Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesince 2015/524 D.iş sayılı dosyada alınan 28/10/2015 tarihli bilirkişi raporunda da, baskı uçlarının eski makinenin baskı uçları olduğu ve baskıda oluşan sorunun baskı ucundan kaynaklı olduğu belirtilmiştir. Davalı tanığı ...'in de, "Yaklaşık 30 gün sonra yeni kafalar geldi.Bu kafaları takmak için Trabzon'a gittim. Kafaları taktım. Test yaptım, 1-2 saat sonra kafaların iki tanesinin çizdiğini gördüm. Eski kafalardan iki tanesini takarak çizen kafaları alıp İstanbul'a döndüm.7 gün sonra yeni iki tane kafayı Trabzon'a götürerek taktım. Makineyi çalışır bir şekilde teslim ettm. Ancak davacı servis formunu imzalamayacağını dava açtığını söyledi" şeklindeki beyanından yeni baskı uçlarının dava sürecinden sonra takıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince talimat yoluyla alınan 24/12/2018 tarihli raporda, ... L3 ... marka ve modeldeki baskı makinesinin ayıplı olduğu, ayıbın baskı uc takımlarının değişimiyle yeterli olmayacağı ifade edilmiştir. Buna göre, başta yeni baskı uçlarının eksik olması ve bu eksikliğin giderileceğinin davalı tarafından taahhüt edilmesi, davadan sonra takılan yeni baskı uçlarına rağmen sorunun devam ettiğinin anlaşılmasına ve bu raporun davalıya tebliğ edilmiş olmasına göre ayrıca bir ayıp ihbarına gerek bulunmamaktadır. Mahkemece alınan raporlar sonrasında davacı tarafın sunduğu 03/07/2019 tarihli ıslah, 24/09/2019 ve 05/11/209 tarihli açıklama dilekçeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının zarar talebinin yanı sıra satılanı geri vererek sözleşmeden dönme seçimlik hakkının kullandığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça, davacının satılanın onarılmasına ilişkin seçimlik hakkını kullandığı ileri sürülmüş ise de, yeni baskı uçları takıldıktan sonra da baskı hatasının devam etmesi nedeniyle davalının savunmasına itibar edilmesi mümkün değildir. Davacının, davalıdan satın aldığı baskı makinesi bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiği gibi ayıplı olup, bu ayıba davalının katlanması beklenemeyeceğinden satılanın geri verilmesi kaydıyla satış bedelinin iadesi gerekir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince, satılanın iadesi ile satış bedelinin tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı tarafça, sözleşme kuruluşundaki nakliye masrafından da davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş ise de, davacının, yeni makinenin geliş kargosunun davalı şirketçe, kendisine ait eski makinesinin davalı şirkete gönderilme kargo bedeli 1.500,00 TL'nin de kendisi tarafından karşılandığı yönündeki beyanı ile sabit olduğu üzere, söz konusu nakliye tutarı davacının ödeme yerine verdiği makineye ilişkin olup, aksine bir anlaşma olduğu iddia ve ispat edilmediğinden bu masrafa davacının katlanması gerekir.Davalı tarafça, menfi zarar kalemlerinin değerlendirilmediği ileri sürülmüştür. Ancak davacı ıslah dilekçesini açıkladığı 24/09/2019 tarihli dilekçesinde ıslaha konu ettiği 21.580,00 TL'nin açıkça kazanç kaybı değerlendirmesine ilişkin hazırlanan raporda belirlenen tutar olduğunu beyan etmiştir. Bu nedenle, davacının söz konusu itirazları yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin katılma yolu ile sunduğu istinaf başvuru dilekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.784,37 TL harcın, alınması gerekli olan 7.137,51 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.353,14 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025