T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/258
KARAR NO : 2025/1479
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2021
NUMARASI : 2020/336 Esas - 2021/1290 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete elleçleme, antrepo tahmil tahliyesi, stoklama, antrepo stoklama, yurt içi taşıma gibi farklı hizmetler verdiğini, bu ilişki nedeniyle cari hesap ekstresi ve faturaların düzenlendiğini, müvekkilince edimlerinin yerine getirildiğini, davalı tarafından 25.218,07 TL tutarındaki bakiye borcun ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, alacağın likit olduğunu belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanmış olan Antrepo Serbest Depolama Hizmetleri Sözleşmesi'ne dayalı olarak davacıdan nakliye ve antrepo hizmeti satın alındığını, sözleşmenin süresi dolduğunda sona erdiğini, neticesinde depoda meydana gelen zararların tespit edildiğini, hizmet verilen dönemde müvekkiline ait klimaların depolanması hizmeti sırasında davacı tarafından cihazlara zarar verildiğini, bu hasar nedeniyle müvekkilinin toplamda 29.818,00 TL zarara uğradığını, sözleşmeye göre bu zarardan davacının sorumlu olduğunu, zararın davacının bilgisi dahilinde olduğunu, anılan tutarın davacı şirkete ödenecek hizmet bedelinden mahsup edilerek bakiye kısmın davacıya ödendiğini, müvekkilinin borcunun bulunmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğu, davacı tarafından hizmetin verildiği noktalarında uyuşmazlık bulunmayıp; uyuşmazlığın, davacı tarafından verilen hizmetin ayıplı olarak verilip verilmediği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından, davacının verdiği depolama hizmeti sırasında depolanan klimaların hasarlanması nedeniyle oluşan zararın davacı alacağından mahsubunun gerektiği savunulmuş, davacı tarafından ise hizmetin eksiksiz ve tam olarak verildiği belirtilmiştir. Bu durumda hizmetin ayıplı olarak verildiğinin ispat yükü davalı taraftadır. Davalı tarafından, depolanan klimaların hasarına ilişkin olarak dosyaya bir kısım tutanak, fotoğraf ve mail yazışmalarının sunulduğu, sunulan fotoğraflarda yalnızca klimaların ambalajlarının göründüğü, hasarlanan klimaların görülemediği, hasara ilişki olarak düzenlenen tutanaklarda davacı şirket yetkililerinin ya da çalışanlarının imzasının bulunmadığı, sunulan e-posta yazışmasında davacı şirket çalışanı tarafından hasara ilişkin bilgilerin istenildiği, davalı şirket çalışanı tarafından ise hasarlar ve bedelleri açıklanarak toplam 29.818,00 TL tutarında hasar oluştuğunun belirtildiği, ancak işbu hasar tutarının davacı tarafından kabul edildiğine dair herhangi bir yazışmanın bulunmadığı, dosya kapsamında teknik bilirkişi tarafından yapılan incelemede hasarlanan ambalajlar nedeniyle davalının zararının 4.779,00 TL olarak tespit edildiği, yapılan tespitin mahkememizce de benimsendiği, iddia edilen diğer hasarlara ilişkin olarak ise dosya kapsamında kesin olarak ispatı sağlayacak başkaca herhangi bir bilge ve belgenin bulunmadığı, anılan tutarın davacının cari hesap alacağından mahsubu ile davacının talep edebileceği alacak miktarının 20.439,07 TL olduğu, işbu tutar üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından icra takibi ile işlemiş faiz isteminde bulunulmuş ise de, davalı yanın icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmenin ücret başlıklı 2. Maddesinde, kontrolden geçerek kesin kabulü yapılan hizmet faturalarının ödemeleri vadesi dolduktan sonraki ilk ödeme haftası içerisinde yapılacağının belirtildiği, 3. Maddesinde faturalarda ödeme vadesinin 45 gün olduğunun belirtildiği, anılan düzenlemelerde kesin kabulün yapılacağı tarihin, ödeme haftası tarihlerinin ve fatura bedellerinin açıkça belirtilmemiş olması nedeniyle TBK md. 117 anlamında kesin vade bulunduğundan söz edilemeyeceği, TTK'nun 1530/2 maddesinin ancak mal ve hizmet tedariki sözleşmelerinde uygulanabileceği, taraflar arasında bu anlamda bir sözleşme bulunmadığı anlaşılmakla, işlemiş faiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Tarafların tacir olması, taraflar arasındaki işin ticari nitelikte olması dikkate alınarak, alacak miktarına takip tarihinden itibaren avans faizi talep edilebileceği, ..." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki mail yazışmaları incelendiğinde davalının iddia etmiş olduğu gibi davacı şirket tarafından kabul ve ikrar edilen bir hasar/demuraj durumunun olmadığını, Davalı haksız olarak bir takım hasar iddialarda bulunmuş, davacı şirket yetkilileri de bu husustaki iddialarını yazılı olarak taraflarına iletilmesi amacı ile mail atmış mail de de herhangi bir hasar kabul beyanı olmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda E-mail yazışmalarının kabul görmesi halinde davacının bir alacağının bulunmadığı tespitinin yerinde olmadığını, davacı şirket tarafından hasarların kabul edildiğine dair herhangi bir yazışma ve delil olmadığı halde hasarlı olduğu iddia edilen ambalajların davacı saklama yükümlülüğü esnasında gerçekleştiği iddiası ispat edilemediğini, buna karşın mahkemece hasarlandığı iddia edilen ambalajlar nedeniyle davalının zararının 4.779,00 tl olarak tespit edilmesi ve davacının alacağından bu miktarın mahsup edilmesi usule ve yasaya aykırı olduğunu, zira davacının deposunda bu hasarların oluştuğu ispat edilemediğini, davalının davacıya söz konusu iddia ettiği hasarlı mallara ilişkin herhangi bir tebligatta veya bildirimde bulunmadığını, borçlar kanunu ve tüketici kanunu kapsamında söz konusu hasarların karşı tarafa vakit geçirmeksizin bildirilmesi gerektiğini ancak davalı tarafından davacı şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, dolayısı ile böyle bir hasarın olduğunun kabulünde dahi ihbar ve bildirim önellerine uymayan davalı tarafın taleplerinin kısmen kabulü yerinde olmamış hasarlandığı iddia edilen ambalajların sayısı 50'yi aşmayacak şekilde görülmekte iken davalının iddiaları doğrultusunda hesaplama yapılarak hüküm kurulması maddi gerçeğe aykırı olmuş hasara ilişkin bedelin tespitinin hatalı olduğunu, kutuların yenisi ile değiştirilerek yenilenmesi maliyet olarak 2.163,00 tl olarak belirlenmiş bu tespit bir kutunun maliyetinin 6 lira civarına geldiği anlamında olup ayrıca kutuların değişimi için işçilik ücreti olarak 2.616,00 tl belirlenmiş bu da bir kutunun değişimi için 9 tl civarında bir işçilik bedeli anlamına geldiğini, bir karton kutunun maliyetinin 6 tl, bunun bir işçi tarafından değişim maliyetinin 9 tl olarak tespit edilmesinin kabul edilemeyeceğini, işlemiş faiz alacağı talebinin reddedildiğini ancak verilen bu hüküm kanuna, içtihatlara ve hukuka açıkça aykırı olmuş, TBK 117. ve TTK 1530/2. maddeleri uyarınca taraflar arasında belirli bir vade kararlaştırılmış ise ayrıca bir ihtara gerek kalmaksızın borçlu tarafın temerrüte düşeceği açık olup sözleşmenin ücret başlıklı bölümünün 2. maddesinde ''kontrolden geçerek kesin kabulü yapılan hizmet faturalarının ödemeleri vadesi dolduktan sonraki ilk ödeme haftası içerisinde yapılır'' denildiğini ayrıca 3. maddesinde açıkça ''faturalarda ödeme vadesi 45 gündür'' ifadesinin yer aldığını taraflar arasında vadenin sözleşme ile kararlaştırıldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sebep olduğu zararın mahsup edilerek ödeme yapıldığını, davalı şirketin toplam 29.818,00 TL maddi zarara uğradığını, taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin “Konu-Kapsam” başlıklı 1. Maddesinin son fıkrasında; “... ürünlerin yüklenmesi/boşaltılması ve depolanması esnasında ürünlere gelebilecek her türlü zarardan tamamen hizmet verenin sorumlu olduğunu kabul, beyan ve taahhüt etmekle birlikte gerekli ekipmanı tam&eksiksiz ve zamanında sağlayacaktır” denildiğini, davacının hizmet verirken meydana gelecek olan zararlardan sorumlu olacağını tarafların kabul ettiğini, hasarın meydana geldiği dönemde hak edişten kesinti yapılarak ödeme yapılması konusunda tarafların mutabık olduğunu, davacı tarafın kesinti yapılan tutara ilişkin hiçbir itirazı bulunmadığını, 13.09.2021 tarihli bilirkişi ek raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi ek raporunda bir takım zararların ispatlanamadığı belirtilmiş ancak yapılan tespiti kabul etmenin mümkün olmadığını, dosya kapsamında sunulan fotoğraf ve belgeler incelendiğinde cihazların zarar gördüğünün açık olup kutuların bu denli zarar gördüğü bir durumda içerisinde yer alan cihazların zarar görmemesinin mümkün olmadığını, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, itiraz ve beyanlarının dikkatlice ve yeterince değerlendirilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, antrepo/serbest depolama sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan/faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, antrepo/serbest depolama hizmeti sırasında davalının mallarına zarar verilip verilmediği ve davacı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesaptan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 25.218,07 TL asıl alacağın, 4.755,85 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 29/08/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 25.218,07 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacıya takip tarihi itibariyle 25.218,07 TL alacaklı görünmektedir. Buna göre taraf defterleri mutabık durumdadır. Davalı tarafça, antrepo/serbest depolama hizmeti sırasında davalının mallarına zarar verildiği iddia edilmiş ise de, bilirkişi raporu ile tespit edilen ambalaj hasarı 4.779,00 TL dışında kalan iddiaları ispatlanamamıştır. Davalı, dosyaya sunulan mail yazışmasına dayanmış ise de, söz konusu mail içeriğinde iddia olunan hasarın kabul edildiğine ilişkin bir beyan bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince, bilirkişi raporuna itibar olunarak davanın 20.439,07 TL üzerinden kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.Davaya konusu sözleşmenin ifasına ilişkindir. Aksine bir sözleşme olduğu veya taraflarca vade belirlendiği iddia ve ispat edilmemiş olup, ayrıca icra takibinden önce davalı/takip borçlusu temerrüde düşürülmediğinden, TTK'nın 1530. maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmayıp faturadaki tek taraflı kayıt da davalıyı bağlamadığından takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yerinde değildir.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, davalının ticari defterlerinde de kaydı bulunan dava konusu cari hesap alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 350,00 TL harcın, alınması gerekli olan 1.396,19 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.046,19 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025