T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1968
KARAR NO : 2025/1371
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/10/2022
NUMARASI : 2021/668 Esas - 2022/723 Karar
DAVA: Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün temlik alan davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili bulunduğu Banka ile asıl borçlu ... Örme Giyim Ticaret Ltd. Şti. arasında yapılan kredi sözleşmesinin davalı kefil ... ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalanmasını müteakip, açılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine, kredilerin Beyoğlu 48. Noterliği’nin 25.10.2011 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kat edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle de borçlu aleyhine İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, davalının borca ve ferilerine itiraz etmiş olduğunu, haksız bu itirazın iptalini talep etmek üzere iş bu davanın açıldığını, davalı kefilin kredi sözleşmesi ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığı gerekçesi ile imza itirazında bulunmuşsa da yapılan grafolojik incelemede genel kredi sözleşmesindeki imzaların ... ...’nun elinin ürünü olduğu hususunun tespit edildiğini, açıklanan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleynine % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ... ’ın (...) borçlu firma ... Örme Giyim Ticaret Ltd. Şti. firmasının ortağı olduğunu, müvekkilinin borçlu uk ... ile evli iken müvekkilinin bilgisi dışında olarak Mehmet Haluk ...’nun şirkete krediler aldığını ve eski eşi tarafından imzasının taklit edildilerek müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile borç altına sokulduğunu, bu nedenle eski eşi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Finasbank’da aynı şekilde kredi kullandırımı esnasındaki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığı hususunun İstanbul 5.İcra Hukuk mahkemesi’nin 2011/1890 E. sayılı dosyasından alınan grafolojik rapor ile tespit edildiğini, kredi sözleşmesine atılan imza yönünden yapılacak bilirkişi imza incelemesi ile tespit edilebileceğini, alacaklı bankanın takibinin haksız olduğunu davacı hakkında % 40’dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi taleplerinin bulunduğunu belirterek belirtilen açıklamalar doğrultusunda davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Toplanan tüm delillere, iddia ve savunmaya, Jandarma GK Kriminal Uzmanlık Raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava konusunun genel kredi sözleşmesindeki kefil imzasının davalıya ait olup olmadığı noktasında toplanıldığı, davacı temlik eden...Bankası ile dava dışı ... Örme Giyim Tic. Ltd. Şti. Arasında 29/04/2003 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve ... ... (...) atfen kefil olarak sözleşme imzalandığı, banka tarafından, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek kredi borçlusu ve kefillere Beyoğlu 48. Noterliğinin 25/10/2011 tarih ve ... nolu hesap kat ihtarnamesi gönderildiği, davacı temlik eden tarafından davalı kefil ve diğer kredi sorumluları hakkında İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasında; kredi sözleşmesine dayalı ilamsız icra takibi başlatılmış ve takibe itiraz edilmesi üzerine icra takibi durdurulduğu, eldeki dava itirazın iptali istemiyle açılmış, davalı ise kredi sözleşmesindeki imzaların kendine ait olmadığını savunduğu, Jandarma GK Kriminal Laboratuvarından alınan raporda inceleme konusu banka sözleşmesi üzerinde ... ... adına atfen atılı bulunan söz konusu imzaların ... (.../...) ...'ın eli ürünü olup olmadığı hususunda müspet ya da mentfi bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığı yönünde rapor tanzim edilmesi hususu göz önüne alındığında kefaletin geçerli olabilmesi için kefil olunan kişinin imzasını içermesi gerektiği tartışmasız olduğundan, davacının bu iddiasına itibar edilmesi mümkün görülmemiş ve davalının genel kredi sözleşmesindeki borçtan kefil sıfatıyla sorumlu olamayacağı sonucuna varılarak davanın reddi gerektiği kabul edilmiştir. Davalı taraf icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur. İİK 67. maddesi uyarınca davanın reddi halinde davalı yararına icra inkar tazminatı verilebilmesi için davacının icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğu hususunun kanıtlanmasının zorunlu olduğu, davacı bankanın davalıya karşı yaptığı takipte kötüniyetli bulunduğunun davalı tarafından ayrıca ve açıkça kanıtlanamadığı kanaatine varılmakla davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı temlik alan davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Temlik alan davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporun fotokopi belgeler esas alınarak, imza tarihinden önceki tarihli evraklar celp edilmeden düzenlendiğini, Yargıtay denetimine elverişli olmayan raporun hükme esas alınmasının kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, hükme esas alınan raporda, sözleşmedeki imzanın davacı/borçluya ait olmadığının tespit edilmediğini, buna rağmen davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda, imzaların aidiyetine ilişkin olumlu veya olumsuz bir tespit yapılamadığını, yerel mahkemenin buna rağmen haksız bir şekilde imzaların davalıya ait olmadığına kanaat getirerek davanın reddine karar verdiğini, davacının imzalarının kolay tersim edilebilir nitelikte olmasının sonucunun davacı şirkete yükletilmemesi gerektiğini, hatalı ve eksik incelemeye dayanan yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredi alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine baki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, genel kredi sözleşmesindeki kefil imzasının davalıya ait olup olmadığı noktasındadır.İlk derece mahkemesince 07/12/2018 tarih 2014/1019 E. 2018/1112 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.Kararın istinafı üzerine dairemizin 2020/445 Esas - 2021/1059 Karar sayılı 23/09/2021 tarihli ilamı ile "...Söz konusu uyuşmazlığın çözüm noktası davalının kefalet sözleşmesindeki imzanın bu şahsa ait olup olmadığının belirlenmesinde yatmaktadır. Dosya kapsamından Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan 12/02/2015 ve 12/04/2018 tarihli raporlarda imzanın basit tersimli olması nedeniyle davalının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği bildirilmiştir. Grafoloji uzmanı bilirkişi ise 15/07/2015 tarihli raporunda söz konusu imzaların ... ...'nun eli ürünü olduğunun kabulünün gerektiğini rapor etmiştir. Bu haliyle Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporlar ile Grofoloji uzmanı bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmaktadır. Son raporun Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi genişletilmiş kurulunca tanzim edilmiş olsa dahi bu şekilde çelişkinin giderildiğini kabulü mümkün değildir. Bu durumda mahkemece Polis veya Jandarma Kriminal Laboratuarı uzmanlarından imza incelemesi yönünden rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur....." gerekçesi ile kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince kaldırıma ilamı doğrultusunda imza incelemesi yaptırılmış 07/04/2022 tarihli Kriminal Uzmanlık raporunda özetle; "...Yukarıda incelemeye verilen bulgu bölümünde tanımlanan belgeler üzerinde Doküman İnceleme Cihazı (Projectina Docucenter Nirvis) ve Makroskop Cihazları (...M420) ile fiziki, optik ve karakteristik incelemeler yapılmış olup, müşahede ve tespitlerimiz ile hâsıl olan kanaatlerimiz aşağıda belirtilmiştir. 1. İnceleme konusu banka sözleşmesi üzerinde ... ... adına atfen atılı bulunan imzalar üzerinde yapılan incelemede; söz konusu imzaların, kişiye atfedilebilecek nitelikte kaligrafik ve karakteristik özellikler içermeyen, kolaylıkla atılabilecek tarzda basit tersimli imzalar oldukları kanaatine varılmıştır. 2. ... (...), (...) ...'ın mevcut mukayese imzaları üzerinde yapılan incelemede; söz konusu mukayese imzalarının da, kişiye atfedilebilecek nitelikte kaligrafik ve karakteristik özellikler içermeyen, kendi arasında farklılık ve tutarsızlıklar bulunan, kolaylıkla atılabilecek tarzda basit tersimli imzalar oldukları kanaatine varılmıştır. 3. İnceleme konusu banka sözleşmesi üzerinde ... ... adına atfen atılı bulunan imzalar ile ... (.../...) ... 'ın mevcut mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; yukarıda birinci ve ikinci maddelerde belirtilen sebepler nedeniyle, inceleme konusu banka sözleşmesi üzerinde ... ... adına atfen atılı bulunan söz konusu imzaların ... (.../...) ...'ın eli ürünü olup olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığı..." tespit ve rapor edilmiştir.Adli tıp kurumundan ve Jandarma Kriminal Laboratuvarından alınan raporda, sözleşme üzerindeki kefil ... ...(...)'na atfen atılı imzaların teşhise götürecek karekteristik öğeler içermediğinden davalı eli ürünü olup olmadığının tespit edilmediğinin bildirildiği, imzaların davalıya ait olmadığı hususunun da ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Takibe ve davaya konu kredi sözleşmesi üzerindeki imzaların davalı kefile ait olduğunu ispat yükümlülüğü davacı alacaklıdadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında sözleşme üzerindeki imzaların davalı eli ürünü olup olmadığının tespit edilmediği belirtilmesi karşısında davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. (emsal Yargıtay19. Hukuk Dairesi 2016/12357 E. 2017/1117 K. İlamı) HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından temlik alan davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Temlik alan davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Temlik alan davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2025