T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/651
KARAR NO : 2025/1392
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/11/2017
NUMARASI : 2014/280 Esas - 2017/1328 Karar
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05/04/2013 tarihinde Koltuk Satış Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye ek olarak bir adet teminat senedinin davalıya teminat miktarı belirtilerek ve geri kalan kısımları boş olarak verildiğini, davacının sözleşme gereği kendisine düşen edimleri edimleri yerine getirdiğini ve koltukları 12/06/2013 tarihli irsaliyeli fatura ile teslim ettiğini, davacı tarafından teslim sırasında ve sonrasında herhangi bir itiraz yapılmadığını, teslim esnasında senet istendiğinde davalının senedi bulamadıklarını, en kısa sürede posta ile göndereceklerini beyan ederek seneti teslim etmediklerini, senedi kötü niyetli olarak doldurarak 02/08/2013 tarihinde İstanbul 33.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının itirazı üzerine İstanbul 3.Icra Hukuk Mahkemesinin 2013/926 esas sayılı dosyası ile hukuki işlemlere başlandığını, ancak takibin kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile olması nedeni ile icra işlemlerinin devam ettiğini, menkullerine haciz konulan, adresine fiili haciz gelen davacının haciz işlemlerinin baskısı ile toplam 61.447 TL icra dosya borcu ödemek zorunda kaldığını, icra dosyasının, aynı gün haricen tahsil edildiği davalı tarafından beyan edilerek ve harcı yatırılarak 10/09/2013 tarihinde işlemden kaldırıldığını, bu nedenlerle davacının ödemek zorunda kaldığı 61.447 TL.nin 10/09/2013 tarihinden itibaren ticari faizi ile istirdatına, %20 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davaya cevap vermemiş, duruşmalar katılan olmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...taraflar arasında 05/04/2013 tarihinde Koltuk Satış Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye ek olarak bir adet teminat senedinin davalıya teminat miktarı belirtilerek ve geri kalan kısımları boş olarak verildiği, buna ilişkin olarak taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye verilen senedin elle yazılmak suretiyle eklendiği, davacının sözleşme gereği kendisine düşen edimleri edimleri yerine getirdiği ve sözleşmeye konu koltukları 12/06/2013 tarihli irsaliyeli fatura ile teslim ettiği, davacı tarafından teslim sırasında ve sonrasında herhangi bir itiraz yapılmadığı, ancak teminat senedi olarak verilen bononun davacıya iade edilmediği, sonrasında senedin doldurularak 02/08/2013 tarihinde İstanbul 33.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı davacının haciz baskısı ile bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya göre 60.080,37 TL haricen ödeme yaptığı ve takip dosyasının aynı gün haricen tahsil edildiği beyan edilerek ve harcı yatırılarak 10/09/2013 tarihinde işlemden kaldırıldığı, her ne kadar davacı tarafından yapılan ödeme miktarına ilişkin yazılı delil dosyaya sunulmamış ise de davalının haricen tahsile ilişkin beyanı ve tahsil harcının yatırıldığı dikkate alındığında raporda belirtilen miktarda ödeme yaptığının kabulünün gerektiği, hesaplamanın üzerindeki talep yönünden ispata yarayacak herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakla bilirkişi raporundaki hesaplama dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş, tahsil harcının yatırılarak dosyanın işlemden kaldırıldığı tarih faiz başlangıç tarihi olarak kabul edilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yaptığı ödemeyi ispatlayamadığını, mahkemenin icra dosyası kapak hesabı üzerinden talep edilen miktara dair hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında tanzim ve tediye yeri olmayan bir senet fotokopisinin hükme esas alınarak senedin teminat senedi olduğuna, senedin daha sonradan doldurulup icra takibi başlatıldığına dair hüküm kurulmasının hakimin niyet yorumlaması olduğunu ve hatalı olduğunu, davacının böyle bir alacağı olduğunu ispatlayamadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, dosya kapsamında bilirkişi raporu incelendiğinde davacı tarafın defterlerinden davalı şirkete borçlu olduğunun anlaşıldığını, icra takibine konu senedi davacının defterlerine de işlemediğini, davacı tarafın defterleri ve sunmuş olduğu fotokopiler ile böyle bir borcun olmadığı iddiasını ispatlayamadığını, fotokopi olan bir belge ile takibe dayanak senet arasında kanaat uyandırmasının böyle bir borcun olup olmamasına dair bir delil oluşturmayacağını ve hükme esas alınmasının da hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava; icra takibine konu edilen bononun teminat bonosu olduğu ve davacının borcu bulunmadığı gerekçesiyle icra baskısı altında ödenen bedelin istirdadına ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller çerçevesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı taraf istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık takip konusu bononun teminat için verilip verilmediği ve teminat için verilmiş ise teminat altına aldığı borcun ifa edilip edilmediği noktasındadır. Davacının iddiası takibe konu bononun teminat bonosu olduğu ve teminat altına aldığı alacağın bulunmaması nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Dava konusu takibe dayanak bononun ;ihdas nedeni bulunmamakta 10/03/2013 tanzim ve 15/06/2013 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli lehdarı davalı ... Mim. İnş. San.Tic. Ltd. Şti. keşidecisi davacı ... Ltd. Şti. olduğu bono üzerinde yapılan incelemede görülmektedir. Kambiyo senedinin teminat senedi olarak verildiğini iddia eden bu hususu yazılı belge ile ispatlamalıdır. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerekir.(YHGK 06.03.2013 tarih ve E:2012/12-768 -K:2013/312 ). Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. (YHGK 'nun 19/04/2022 tarih ve E: 2019/(19)11-449 -K: 2022/569).Açık bono düzenlenmesi durumunda ise açık bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia edenin , bu yöndeki iddiasını yazılı delille ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. H.D. 08/02/2016 Tarih -E:2016/9545 K:2016/15531, Yargıtay 19. H.D. 01/10/2016 Tarih- E: 2016/4281 K:2016/13264).Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Bono nedeni ile borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Bononun teminat olarak verildiği iddiasının 6100 sayılı HMK'nun 200 ve 201 maddeleri uyarınca yazılı delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre senedin teminat senedi olarak verildiği iddiasının senede açıkça atıf yapan bir sözleşme ile de ispatı mümkündür.Taraflar arasında satıma konu koltukların elli bin TL bedelli olup satıcı davacı tarafından bedeli peşin alınan koltukların teslimini garanti altına almak üzere dava konusu bononun davalı alıcıya verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda; davalı taraf davaya senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu idiasını dosya kapsamındaki deliller ile ispatlayamamış olup, sözleşmeye konu koltukları teslim edilmesine rağmen davaya konu senedin davacıya iade edilmemiş olup bu hale göre davaya konu senedin temin ettiği husus gerçekleştiği anlaşılmakla davacının davaya konu senet ile ilgili başlatılan icra dosyasına 61.447 TL ödendiğini beyan etmiş , alacaklı vekilinin 10/09/2013 tarihli beyanında 'dosya borçlusu tarafından borcun tamamı ödendiğini beyan etmiş olmasına göre davacı tarafça ödemeye ilişkin bir belge sunulmamış ise de davalı alacaklı vekilinin bu beyanı ile dosya borcunun tamamı ödendiği anlaşılmaktadır. Buna göre mahkemece icra dosyasında yapılan kapak hesabı ile 60.080,37 TLyönünden davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Somut olayda; davalı taraf davaya senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu idiasını dosya kapsamındaki deliller ile ispatlaya olup, davacının kendisine düşen edimini yerine getirdiği ve sözleşmeye konu koltukları teslim edilmesine rağmen davaya konu senedin davacıya iade edilmemiş olup bu hale göre davaya konu senedin temin ettiği husus gerçekleştiği anlaşılmakla davacının davaya konu senet ile ilgili başlatılan icra dosyasına 61.447 TL ödendiğini beyan etmiş olmasına alacaklı vekilinin 10/09/2013 tarihli beyanında 'dosya borçlusu tarafından borcun tamamı ödendiğini beyan etmiş olmasına göre davacı tarafça ödemeye ilişkin bir belge sunulmamış ise de davalı alacaklı vekilinin bu beyanı ile dosya borcunun tamamı ödendiği anlaşılmaktadır. Buna göre mahkemece yapılan kapak hesabı ile 60.080,37 TLyönünden davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 780,70 TL harcın, alınması gerekli olan 4.104,09 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.323,39 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2025