T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1477
KARAR NO : 2025/1412
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/04/2022
NUMARASI : 2020/545 Esas - 2022/254 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... ... San. ve Tic. A.Ş firması arasında ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, şirket yetkilisi ve ortakları dava dışı ..., dava dışı ..., davalı ... ... ve davalı ... ...'in müşterek borçlu ve müteselsil-kefil olarak bu sözleşmeyi imzaladıklarını, borçluların sözleşme hükümlerine uymayarak tümü muaccel hale gelen borçlarını müvekkili banka tarafından gönderilen uyarı mektupları ve ihtarnamelere rağmen ödemeyerek, ihlal ettikleri, borçlulara Kadıköy 16. Noterliğinin 23.07.2019 gün ve ... Y. Sayılı 1.369.688,96 TL’lik ihtarnamesi keşide edildiği ve borçlarını ödemelerinin bildirildiği ancak borçlarının tamamını bugüne dek ödemediklerini, ... .... San.ve Tic.A.Ş.'nin 131436 nolu taksitli ticari kredi borcunun 1.361.860,31 TL asıl alacak, 77.043,94 TL işlemiş temerrüt faizi, %66,00 (21.07.2019-20.08.2019) 3.852,20 TL BSMV ve 1.627,27 TL masraf olmak üzere 20.08.2019 tarihi itibariyle toplam 1.444.383,72 TL alacaklarının tahsilini teminen İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasından ilamsız takibe geçildiğini, borçlulara ödeme emriyle birlikte dayanak belge suretleri de gönderildiğini, borçluların tüm borca ve ferilerine itiraz ettiklerini, itiraz kararının 17.10.2020 tarihinde bankalarına tebliğ edildiğini, 16.10.2020 tarihinde zorunlu arabuluculuğa başvurulduğu, 18.11.2020 tarihli arabuluculuk son tutanağı uyarınca davalı borçlular ile anlaşılamadığını, anlaşma olmaması nedeniyle huzurdaki itirazın iptali davasını açılmak zorunda kalındıklarını, borçluların itirazlarının hiçbir haklı ve hukuki dayanağının olmadığı, itirazlarını kabul etmediklerini, asıl borçlu firma hakkında konkordato tedbir kararı olması, ticari kredi sözleşmesinin taraf olan müteselsil kefillere karşı takip yapılmasına engel olmadı, konkordato tedbirlerinin sadece konkordato davasının tarafı olan firma hakkında hüküm doğurduğunu, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmelerinin ticari nitelikli olup, ticari işlerde faiz taraflar arasında serbestçe belirlenebildiğini, davalılara müvekkili banka arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi’nin ‘Muacceliyet ve Temerrüt Halleri ile Uygulanacak Gecikme Faizi Oranı’ başlıklı 10.5 maddesinde; ‘..bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari fazi oranının 2 katı oranında gecikme faizi ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder’ hükmünün yer aldığını, davalıların faize yönelik itirazlarının da bir geçerliliğinun bulunmadığını, İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine takip tarihi itibariyle 1.444.383,72-TL’ye kadar itirazlarının iptalini, takibin devamını, davalıların % 20’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibi alacağına ve faiz miktarlarının hukuka aykırı olup borçlu ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin kredi borcunu ödeyememiş olup hali hazırda konkordato sürecinde olduğunu, asıl alacak miktarının gerçeği yansıtmadığını, Kadıköy 16. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamede 131436 numaralı kredinin asıl acalak (anapara) miktarının 1.360.201,59 TL olarak keşide edildiğini, davacı yanın ilgili ihtarnamede keşide etmiş olduğu anapara alacağının takip tarihine kadar değişme ihtimalinin bulunmadığı, icra takibinin asıl alacak miktarının, faiz ve diğer alacakların gerçeği yansıtmadığı, hukuka ve gerçeğe aykırı ilgili asıl alacak miktarına itiraz ettiklerini, keşide edilen hesap kat ve borç ödeme ihtarında müvekkilinin sorumluluğunun belirlenemez nitelikte olduğunu, taraflar arasındaki kefalet sözleşmesi hukuka olup davaya konu olan kredi genel sözleşmesindeki borcun ifası için kefil olarak gösterilen müvekkilinin azami miktarı el yazısıyla ve açıkça kefil kabul beyanında yer almadığından kesin hükümsüz olan sözleşmeye dayanarak borcun ifası talep edilemeyeceği ve sorumlu olan azami miktar belirtilmediğinden sorumluluğunun genişletilemeyeceğini, taraflar arasındaki kefalet sözleşmesi genel işlem şartlarına aykırı bulunduğu, alacaklı tarafın müvekkiline karşı haklarını kaybettiğini, davacı banka ile esas borçlu olan ... ... San.ve Tic.AŞ'nin arasındaki kredi sözleşmesi borcuna ilişkin davacının öncelikle konkordato işlemlerini yapmak zorunda olduğunu belirterek itirazları doğrultusunda huzurdaki haksız davanın şartları oluşmadığı sebebiyle usulden reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde huzurdaki haksız davanın esastan reddini, Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/232 E. Sayılı davanın celp edilmesini ve işbu davada bekletici sorun kararı verilmesini, avukatlık vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı banka üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen tüm iddiaların hukuki dayanaktan yoksun ve gerçek dışı olduğunu, davaya konu olduğu belirtilen sözleşmelerin dava dilekçesinin ekinde sunulmadığı, davaya konu borç iddiasının kaynağı ve miktarının belli olmadığı, muaccel olmuş bir borç bulunmadığı, muaccel olmamış bir bedele faiz işletilmesinin de ayrıca mümkün olmadığını, bu sebeplerle taraflarına açılan davaya ve içeriğine itiraz ettiklerini, ayrıca Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/232 Esas sayılı dosyasında ... ... San. Tic. A.Ş. lehine verilmiş olan konkordato mühlet kararı bulunmadığı, bu nedenle ilgili kurumlar ve kişiler bakımından takip başlatılamayacağı, başlatılmış olan icra takiplerinin de durdurulmak, iptal edilmek zorunda olduğunu, krediyi kullanan asıl borçlu şirket olup davalı müvekkilinin kefil bulunduğu, kefillere asıl borçlu ile birlikte zorunlu takip arkadaşı olarak takip yapılabileceği, asıl borçlunun konkordato almış olup kendisine karşı takip yapılamayacağından kefil olan müvekkiline karşı da takip yapılması ve borcun müvekkilinden talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, kefaletin gerekli usul ve şartları içermediğinden geçersiz olup, kefalet alınırken azami kefalet oranının yazılmadığını, sözleşmedeki yazıların müvekkilin el ürünü olmadığı, ayrıca eş rızası da alınmadan kefalet sözleşmesi yapılamayacağını, davaya konu asıl alacağın fazla hesaplandığı ve fahiş oranda faiz işletildiğini, davaya konu alacağın Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/232 Esas sayılı konkordato dosyasından yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edilecek olup konkordato projesi kapsamında ödeneceğini, ayrıca şirketin konkordato sürecinde olduğundan alacaklara faiz işletilmesinin de mümkün olmadığını, hem asıl alacağın tespitinin hatalı olduğundan hem de faiz işletilmesi yasakken %66 gibi fahiş bir faiz oranı işletildiğinden takibe ve borca itiraz etme zaruretlerinin hasıl olduğunu belirterek dava dilekçesinde ileri sürülen tüm iddiaların hukuki dayanaktan yoksun ve gerçek dışı olduğundan haksız davanın reddini, Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/232 E. Sayılı davanın bekletici mesele yapılmasını, dava miktarının %20 'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davalılardan ... ... kredi sözleşmesindeki yazıların kendisine ait olmadığını iddia etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 208, 6098 sayılı Borçlar kanununun 583. Maddeleri gereği kredi sözleşmelerindeki imzaların kendisine ait olup olmadığı hususunda davalı asilin isticvabına karar verilmiş, isticvap ihtaratlı davetiye davalıya 06.05.2021 tarihinde usule uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı duruşmaya gelmemiş, meşru bir mazeret de bildirmeyerek yazıların kendisinden sadır olduğunu kabul etmiştir. Yapılan incelemede davacı banka ile dava dışı kredi asıl borçlusu şirket arasında 28.07.2015 tarihinde 1.850.000 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı, davalı kefillerin bu sözleşmeyi ilk önce 1.850.000 TL kefalet limiti ile imzaladıkları akabinde 11.11.2016 tarihinde 1.000.000 TL kefalet limit arttırımı ile kefalet limitlerinin 2.850.000 TL çıkartıldığı, 03.04.2017 tarihinde yine kefalet limit arttırımı ile kefalet limitlerinin toplam 5.350.000 TL ye ulaştığı anlaşılmıştır. Davalı kefillerin sözleşmenin imzalandığı tarihte şirket yetkilisi oldukları, eş rızasına gerek olmadığı,kefalet tarihi, kefil olunan miktarın azami rakamının belirtildiği, kefelat şeklinin müteselsil kefil olduğunun belirtildiği, kısacası kefaletin şekil şartlarının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanmış sözleşmenin 10.5. Maddesi "Müşteri'nin kredi borcunu (taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden herhangi birini), masraf, omisyon ya da her türlü ad altındaki ücreti ödeme tarihinde/vadesinde ödenmemesi veya borcun sözleşme kapsamında muaccel hale gelmesi halinde; Müşteri, borcun hangi tür krediden doğduğuna ve kredi vadesine bakılmaksızın alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren Banka'ca Borçlu Cari Hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme sizi ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder." hükmünde olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-1650 E 2019/507 K Tarih 02.05.2019 tarihli kararında "....Bu durumda, uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 45. Maddesindeki düzenleme uyarınca temerrüt faizi uygulanmalıdır.” belirtmiştir. Sözleşmede "....alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının " denilmekte olup 01.08.2019 tarihinde muaccel hale geldiği ve davalı banka en yüksek faiz oranının %29,40 olarak bildirdiği, sözleşme şartlarına göre 2 katı %58,80 olarak tespit edilmektedir. Ancak davacı bankanın icra takibinde %66 oranında temerrüt faizi talep ettiği anlaşılmış olup tespitin üstündeki kısım yerinde değildir. Takip öncesi davalılardan ... ...'ya çıkartılan kat ihtarının bila tebliğ iade döndüğü anlaşılmıştır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/6616 E. , 2015/16781 K. Sayılı ilamında ".....Temerrüt ihtarı kefile tebliğ edilmedi ise kefilin temerrüdünün, takip tarihinde başladığı kabul edilir..." belirtmiştir. Yargitay 19.hukuk dairesi 2015/3357 esas 2015/16301 karar 07.12.2015 tarihli kararında "......Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur. Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir.....” belirtmiştir. Davalı kefil ... ...'ya kat ihtarının tebliğ edilememesi karşısında bu kefilin temerrüdü takip tarihinde başlamıştır. Yargıtay 19. HD. 2015/7057 E, 2015/12085 K. Sayılı ilamında "... dava konusu genel kredi sözleşmesine dayalı kredi borcunun hesaplanmasında, bankanın hesap kat tarihine kadar ve kat tarihinden temerrüde kadarki sürede anaparaya akdi faiz işletip, bulunan toplamın asıl alacağı oluşturacağı ve temerrütten itibaren de bu asıl alacağı oluşturan toplam tutara temerrüt faizi işletilebileceğinin dikkate alınması.." Yargıtay 19. HD. 2014/12099 E,2015/6427 K. Sayılı ilamında "... hesabın kat edildiği tarih itibariyle alacağın ulaştığı miktar belirlenerek temerrüt tarihine kadar akdi faiz hesaplanıp bulunan akdi faiz kapitalize edilerek temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak bulunmalı ve bu alacağa temerrüt tarihinden takip tarihine kadar olan dönem için temerrüt faizi ve bunun gider vergisi uygulanarak bankanın asıl borçludan isteyebileceği miktar saptanmalı " gerekçeleri ile asıl alacağın ne şekilde hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Yukarıda ifade edildiği üzere davalılardan ... ...'nın temerrüdü takip tarihinde başlamıştır. Bu kişinin takip öncesi temerrüde düşürülmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle yukarıda belirtilen emsal yüksek mahkeme kararları gereği bu davalı 21.07.2019 hesap kat tarihinden 20.08.2019 temerrüt/takip tarihine kadar davaya konu krediye uygulanan %25,08 akdi faiz oranı üzerinden hesaplanacak akdi faizden ve faizin gider vergisinden sorumludur. Kat tarihi itibarı ile ana para 1.355.221,97 TL olup kat tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş akdi faiz 28.324,14 TL, masraf 1.495,07 TL ve BSMV alacağı da 1.416,21 TL'dir: Davacının davalı ... ...'dan alacağı toplam 1.386.457,39 TL dir.Davalı ... ... 01.08.2019 tarihinde temerrüde düşmüştür.Temerrüt tarihi itibarı ile davacı bu davalıdan 1.366.126,76 TL alacaklı ise de davacı bankanın takip talebinde asıl alacağı 1.361.860,31 TL olarak belirttiği görülmüştür. Taleple bağlılık ilkesi gereği bu rakam esas alınmış temerrüt tarihi ile takip tarihi arasındaki sürede alacağa tespit edilen %58,80 oranında temerrüt faizi işletilmiş davacı bankanın bu davalıdan 1.361.860,31 TL asıl alacak, 42.263,06 TL işlemiş faiz, 2.113,15 TL Bsmv ve 1.495,07 TL masraf olmak üzere toplam 1.407.731,59 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, denetime el verişli bulunan bilirkişi Ek raporu birlikte değerlendirilmiş davanın kısmen kabulüne ve likit asıl alacağa vaki haksız itiraz nedeni ile davalıların asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili açısından İİK m. 303 şartının davacı tarafından gerçekleştirilmediğini, bu sebeple müvekkili aleyhine takip yapılamayacağını, bilirkişi ve mahkeme tarafından konkordato ile ilgili beyanları ve itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını ve hukuken gerekçelendirilmediğini, konkordaton projesinin onaylanmasının dosyaya konu borç ile ilgili kefiller yönünden takibin devamına karar verilmesi halinde alacağın mükerrer hale geleceğini, gerekçeli kararda kefiller hakkında takip başlatılmasına engel olmadığı belirtilmiş olsa da bu hususun geçici ve kesin mühlet süreçlerine ilişkin olup, dosyada Mahkemece onaylanmış ve asıl borçlu şirket tarafından ödenecek bir alacağın söz konusu olduğunu, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte yukarıda da belirtildiği üzere sözleşmeye konu kredi alacağı fer'ileriyle birlikte konkordato projesine dahil olduğundan, müvekkilin kefalet ile ilgili sorumluluğu yalnızca yasal faiz yönünden mümkün olabileceğini, huzurdaki davaya konu borca geçici mühlet tarihi itibari ile faiz işlemesinin mümkün olmadığını, huzurdaki davaya konu genel kredi ve kefalet sözleşmesinin şartlarının oluşmadığını, söz konusu alacak ile ilgili müvekkili aleyhine İİK'nın 303. madde şartları sağlanmadığından takip yapılamayacağından itirazlarının hukuka uygun olup, salt bu nedenle müvekkil aleyhine %20 icra inkar tazminatı hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 9. İş Mahkemesi tarafından 20.04.2022 tarihinde verilen kararın kaldırılmasına, yeniden yargılamayla davanın reddine, aksi kanaatte ise alacağın konkordato projesinde onaylanmış olması sebebiyle yalnızca geçici mühlet sonrası faizler açısından müvekkili aleyhine hüküm kurulmasına, aksi kanaatte ise İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen kararın bozularak, yeniden karar vermek üzere mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, dava dışı asıl borçlu lehine gerçek kişi davalıların müteselsil kefaletiyle kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... ... vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalılar ve dava dışı takip borçluları hakkında İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında 1.361.860,31 TL asıl alacak, 77.043,94 TL işlemiş temerrüt faizi, 3.852,20 TL BSMV, 1.627,27 TL masraf olmak üzere toplam 1.444.383,72 TL alacağın tahsili istemiyle, kredi borçlusu ... ... San ve Tic A.Ş hakkında Yalova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/232 Esas sayılı dosyadan verilen 04.09.2019 tarihli geçici mühletin uzatılmasına ilişkin karar gereğince bu aşamada takibe dahil edilmediği belirtilerek kredi borçlusu yönünden takip dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 20.08.2019 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kefalet sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı, dava dışı asıl borçlunun konkordato projesinin tasdik edilmesinin eldeki davaya etkisinin ne olduğu, davaya konu borca geçici mühlet tarihi itibari ile faiz uygulanmasının mümkün olup olmadığı, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı banka ile dava dışı borçlu ... ... San. ve Tic. A.Ş. arasında 28.07.2015 tarihinde 1.850.000 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi düzenlenmiş olup, davalıların, sözleşmelerde, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak 1.8500.000 TL tutarında kefalet limiti ile sorumlu olmak kaydıyla kefalet imzalarının bulunduğu, 11.11.2016 tarihinde 1.000.000 TL limit arttırımı ile kefalet limitlerinin 2.850.000 TL'ye, 03.04.2017 tarihinde limit arttırımı ile kefalet limitlerinin toplam 5.350.000 TL' ye çıkarıldığı, kefil olunan tutarın, kefalet türü ve tarihinin el yazısı ile doldurulmuş olduğu anlaşılmıştır.1.Davalı kefil, kefalet sözleşmelerinin geçerli olmadığını savunmuştur .6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 583/1. Maddesine göre, kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Bunun yanı sıra TBK'nın 584/1. Maddesinde, eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasının şart olduğu, 28.03.2013 tarihinde getirilen eklenen üçüncü fıkrasında ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmayacağı düzenlenmiştir.Somut olayda davalıların kefil olarak imzalamış olduğu 28.07.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 11.11.2016 ve 03.04.2017 tarihlerindeki limit artırımlarında kefilin sorumlu olduğu azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil beyanının bulunduğu anlaşılmakta olup, TBK'nın 584/3.maddesinde 28.03.2013 tarihinde yapılan değişiklikle, ticaret şirketi ortağının şirket borçlarına vereceği kefaletler için eş rızası aranmayacağı hükmüne göre sözleşme tarihlerinde dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olan davalılar için eş rızasının alınmasının gerekli olmadığı gözetildiğinde davalıların genel kredi sözleşmesi ve limit arttırımlardaki kefaletleri geçerlidir. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni haklı bulunmamıştır.2.Davalı kefil, asıl borçlu şirketin konkordato talebinde bulunduğunu, davaya konu borcun nisaba ve konkordato projesine dahil edilerek konkordatonun tasdik edildiğini, bu nedenle kendisine başvurulamayacağını savunmuştur.Konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından geçerli değildir (Dilek Aydemir, ‘Konkordatonun Kefalet Sözleşmesine Etkisi’ (2019) 15 (43) Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Dergisi 547). Ancak konkordato alacaklısının, borçluya konkordato mühletinin verilmesi ile birlikte kefile karşı takip yapabilmesi için ayrıca bu borcun da muaccel olması gerekir; zira iflâstaki kuralın (İİK m 195) aksine borçluya konkordato mühleti verilmesi ile borç kendiliğinden muaccel hale gelmez ve sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa alacak asıl borçluya karşı muaccel olmadan da kefile karşı muaccel olamaz. Müteselsil kefalette alacaklı, konkordato mühletinin verilmesiyle birlikte borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden doğrudan kefili takip edebilir (TBK md 586/1). Bu hükme göre, asıl borçlu hakkında konkordato geçici mühleti kararı verilmişse, artık müteselsil kefile karşı alacaklının doğrudan başvuru hakkı doğmaktadır. Alacaklının kefile karşı İİK'nın 303.maddesinde’deki imkândan tam olarak faydalanabilmesi için onun alacağını kaydettirmesi gerekir. Her ne kadar İİK'nın 303.maddesinde alacaklının kefile karşı başvuru hakkını koruyabilmesinin bir şartı olarak alacaklının alacağını kaydettirmesi öngörülmüş olmasa da TBK'nın 594.maddesinde açıkça alacaklının alacağını kaydettirmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Alacaklının alacağını konkordato komiserine ilandan itibaren belirli süre içerisinde bildirmesinden sonra komiser bu alacak bildirimi üzerine borçlunun beyanını alır. Eğer alacaklının alacağını veya alacağın miktarını borçlu kabul etmezse, alacak veya miktarı çekişmeli duruma gelir. Alacağı itiraza uğramış olan alacaklı, konkordatonun tasdiki durumunda tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açmalıdır (İİK md 308/b,I). Kefaletle güvence altına alınmış çekişmeli alacak sahibi söz konusu bu davayı açmazsa TBK'nın 594/2.maddesindeki hakların korunması için gerekeni yapmamış olur ve böylece kefil zarara uğramış olabilir; bu halde ise TBK'nın 594/2.maddesi gereği, alacaklı kefilin uğradığı zarar miktarı ölçüsünde ona başvuru hakkını kaybeder. Dolayısıyla bu tür çekişmeli alacaklarda alacaklının alacağını sadece konkordatoya kaydettirmesi yeterli olmayıp, ayrıca kanunda hakkın korunması için gerekli diğer işlemlerin de yerine getirilmesi gerekir. İİK'nın 303. maddesinde göre konkordatoyu reddeden (muvafakat etmeyen) alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder ve alacaklı asıl borçluya kefil olan kimseden sanki konkordato yokmuş gibi alacağının tamamını talep etme hakkına sahip olur. Başka bir deyişle, konkordatonun tasdik edilmesi ile birlikte konkordato projesinde asıl borcun vade veya tenzilat ile ödenmesi öngörülmüş olsa dahi, alacaklı alacağını herhangi bir vadelendirme veya tenzilat yapılmaksızın kefalet borcunun normal vadesinde tam olarak kefilden talep edebilme hakkına sahip olur (Levent Börü, "Konkordatonun Kefalet Sözleşmesine Etkileri", İstanbul Hukuk Mecmuası, sayı:78/3, sayfa: 1255 ve 1259-1261).Bu durum kefalet borcunun, asıl borç miktarıyla sınırlı olması gerektiği ve kefile asıl borçtan fazla bir sorumluluk yüklenemeyeceği kuralına istisna teşkil etmektedir; çünkü, borçlu konkordatoda projesinde kabul edilen miktarla yükümlü olurken, kefil, bu miktarı aşan nispette ödeme ile yükümlü olmaktadır. Bununla birlikte aynı maddede konkordatoya muvafakat eden alacaklının ise kendi haklarını, borçtan birlikte sorumlu olan kişilere ödeme mukabilinde devir teklif etmek ve onlara toplantıların günü ile yerini en az on gün önce haber vermek şartıyla bu hükümden yararlanabileceği, alacaklının müracaat hakkına halel gelmeksizin borçtan birlikte sorumlu olan kişilere konkordato müzakerelerine katılma yetkisini verebileceği ve onların kararını kabul taahhüdünde bulunabileceği düzenlenmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede, dava dışı asıl borçlu şirket hakkında 17.06.2019 tarihinde geçici mühlet kararı, 31.10.2019 tarihinde ise 1 yıl süreli kesin mühlet kararı verildiği, Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2019/232 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda konkordato talebinin kabulüyle konkordatonun tasdikine karar verildiği, davacı bankanın, konkordato sürecinin hukuka uygun olarak yürütülmediği, mahkeme tarafından hangi alacak miktarı esas alınarak toplantıya katılacağı hususuna karar verilmeden alacaklılar toplantısı yapıldığı, itiraza uğrayan alacaklar yönünden depo kararı verilmediği, bankanın rehin alacaklısı olduğu ancak adi alacak statüsünde değerlendirilerek alacağa faiz işlemesine de engel olunduğu gerekçesiyle kararı istinaf ettiği ancak hükmün dereceattan geçerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacı banka, alacaklılar toplantısına katılmamış ve iltihak süresinde oy kullanmamış olup, İİK'nun 303.maddesi uyarınca davacı bankanın davalı kefillere karşı tüm haklarını koruduğu ve alacaklı asıl borçluya kefil olan davalılardan sanki konkordato yokmuş gibi alacağının tamamını talep etme hakkına sahip olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni haklı bulunmamıştır.3. Davalı kefil, davaya konu borca geçici mühlet tarihi itibari ile faiz uygulanmasının mümkün olmadığını savunmuştur.Davacı banka tarafından davalılar ve dava dışı kişiler hakkında Kadıköy 16. Noterliğinin 23.07.2019 gün ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek kredi hesabı kat edilmiş ve kredi borcunun ödenmesi ihtar olunmuştur. Dava dışı asıl borçlu ve davalı kefil ... ...'e gönderilen ihtarnamenin 24.07.2019 tarihinde tebliğ edilmesine göre davalının, ihtarname ile verilen 7 günlük sürenin sonunda 01.08.2019 tarihinde temerrüde düştüğü, davalı kefil ... ...'ya gönderilen ihtarnamenin 24.07.2019 tarihinde iade edilmesine göre davalının takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü anlaşılmıştır.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda; davacı banka ile dava dışı ... ... San. ve Tic. A.Ş. Arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçluya 20.03.2019 tarihinde 6 ay anapara ödemesiz 42 ay vadeli 20.04.2019 vade başlangıç tarihli 1.243.352.00 TL tutarında taksitli kredi kullandırıldığı, kredinin hiçbir taksidinin ödenmediği, davacı bankanın davalı ... ... yönünden takip tarihi itibariyle 1.361.860,31 TL asıl alacak, 36.052,98 TL (%50,16 temerrüt faiz oranıyla) işlemiş temerrüt faizi, 1.802,65 TL BSMV olmak üzere toplam 1.399.715,94 TL alacaklı olduğu, davacı bankanın davalı ... ... yönünden takip tarihi itibariyle 1.355.221,97 TL asıl alacak, 28.324,14 TL (%25,08 akdi faiz oranıyla) işlemiş akdi faiz, 1.416,21 TL BSMV olmak üzere toplam 1.384.962,32 TL alacaklı olduğu, 1.627,27 TL masraf ücretinin, dayanak belgesinin ibraz edilmemiş olması nedeniyle bu aşamada istenemeyeceği ancak dayanak belge ve makbuzlarının ibrazı halinde belirlenen masrafın da alacak hesabına eklenebileceği belirtilmiştir.Dosya kapsamına alınan ek bilirkişi raporunda ise 21.07.2019 tarihi hesap kat tarihi olarak esas alınarak hesaplama yapıldığında davacı bankanın davalı ... ... yönünden takip tarihi itibariyle 1.361.860,31 TL asıl alacak, 42.263,06 TL (%58,80 temerrüt faiz oranıyla) işlemiş temerrüt faizi, 2.113,15 TL BSMV, 1.495,07 TL masraf olmak üzere toplam 1.407.731,59 TL alacaklı olduğu, davacı bankanın davalı ... ... yönünden takip tarihi itibariyle 1.355.221,97 TL asıl alacak, 28.324,14 TL (%25,08 akdi faiz oranıyla) işlemiş akdi faiz, 1.416,21 TL BSMV, 1.495,07 TL masraf olmak üzere toplam 1.386.457,39 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından takip yapılmasına engel değildir. Yukarıda açıklandığı üzere İİK'nın 303. maddesi uyarınca konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı, borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza ettiğinden, dava dışı asıl borçlunun konkordato sürecinin davalı kefile bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle davalının, dava dışı asıl borçlu hakkında verilen geçici mühlet kararı nedeniyle faiz uygulanmayacağına yönelik savunması haklı görülmemiştir. 3.Davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazına gelindiğinde, İİK'nın 67/2.maddesinde itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verildiği takdirde borçlunun, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir. Eldeki davaya konu nakdi alacak likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir nitelikte olup, davalının icra takibine itirazının haksız olmasına göre mahkemece İİK'nun 67. maddesi uyarınca hüküm altına alınan nakdi alacak miktarı üzerinden davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni haklı bulunmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.361,42 TL harcın, alınması gerekli olan 96.162,14 TL harçtan mahsubu ile bakiye 91.800,72 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025