T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/347
KARAR NO : 2025/1404
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2021
NUMARASI : 2019/334 Esas - 2021/1035 Karar
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkilleri şirket arasında gerçekleşen ticari ilişkiye istinaden müvekkilleri şirket davalı şirkete ambalaj ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, bu kapsamda faturalar tanzim edildiğini, tanzim edilen faturaların davalı tarafından ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını ve başlatılan takibe istinaden ödeme emri tebliğ edilmişse de buna müteakiben davalı borçlu, itirazda bulunarak borcu kabul etmediğini beyan ettiğini, davalı tarafından 40.094,60 TL asıl alacağın olduğunu, davalının itirazının iptali yönündeki taleplerinin kabulünü talep etmiştir.
CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Huzurdaki davada davanın temelinde davacının davalıyla yapmış olduğu ticari ilişki çerçevesinde 40.094,60 TL tutarlı cari hesap bakiye alacağının tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalı tarafından iş bu takibe itiraz edilmesi neticesinde durduğu, davalının haksız itirazının iptali ile, alacağın tahsili noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Davacının takibe konu ettiği ve dosyaya sunulu, cari hesaba dayalı olduğu düşünülen 15 adet fatura dökümüne göre muhtelif sayıda şarap satışı nedeniyle toplam 42.794,59 TL lik fatura düzenlendiği anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulu ve incelenen faturaların usulüne Uygun düzenlendiği, teslim eden ve teslim alan bölümlerinin imzalı olduğu ve davalı yanın faturalar yönünden semene hak etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Yine, mevcut halde; davacı tarafın takip tarihi olan 23.01.2019 tarihi itibariyle cari hesap olarak bu faturalar içeriği ile 40.094,60 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Bilindiği gibi salt fatura düzenlenmesi adına fatura düzenlenen kişiyi borçlu kılmaz. Adına fatura düzenlenen kişinin fatura düzenleyene borçlu sayılabilmesi için ya düzenlenen faturayı aldığı halde 8 gün içinde münderecatına itiraz etmemiş olması ve faturanın ihtiva ettiği mal veya hizmetin borçluya tesliminin yapılmadığının ispatlanması suretiyle alacaklının fatura düzenleme hakkının doğmadığının ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ancak dava konusu faturaların yevmiye defteri kayıt bilgilerini ihtiva eden yevmiye fişlerine raporumuz ekinde ilgili oldukları dava konusu faturalarla birlikte yer verilmiştir Yevmiye kayıtlarında açık bir şekilde tespit edildiği üzere; ilgili faturalar davalı ...Turizm e Ticaret A.Ş.'ne düzenlenmiş ve davacı... Pazarlama A.Ş., davalı ...Turizm ve Ticaret A.Ş.'nden alacaklı hale gelmiştir. Davacı... Pazarlama A.Ş.'nin 2018 ve 2019 yılı yasal defterlerinde de mevcudiyeti ortaya konulabildiği üzere, yapılan ödemeler sonrası davalı ...Turizm ve Ticaret A.Ş'nden olan alacak tutarının 32.622,00-TL olarak talimat raporunda belirlenmiştir, Taraflar tacir olduklarından ilişkilerinde faiz esas olup, önceden kararlaştırılmasa bile faiz istenebilir. Bir alacağa faiz istenebilmesi için, ödeneceği tarihin net olarak belli olması veya belli değilse alacaklı tarafından çekilerek bir ihtar veya ihbar ile borçlunun temerrüde düşürülmesi veya icra takibine başvurulması gerekir. Dosyamızda davalının temerrüdüne dair bir belge ve iddia yoktur. Bu nedenle temerrüt takiple oluşmuştur. Zaten talepte bu yöndedir. Tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 37 İcra Müdürlüğünün ...E sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 32.622.-Tl üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacak olan bu miktara yasal faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı likit bir borcunun varlığını bildiği halde sadece alacağın tahsilini geciktirmek için itirazda bulunduğu anlaşıldığından İİY 67/2 maddesi uyarınca alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminat tutarı olan 6.524.-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine. ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi tarafından gerekli incelemeler yapılmış olması suretiyle sonuç olarak davacının 32.622 TL tutarında müvekkili şirketten alacaklı olduğu kanaatine ulaşıldığını, işbu dosyanın konusunun İstanbul 37. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılması olduğunu, söz konusu icra dairesindeki iddia edilen borca konu edilen dayanak ise müvekkili şirket adına düzenlenen faturalar olduğunu, bu sebeple de müvekkil şirketin, davacıya vermiş olduğu 03.09.2018 tarihli çekin vadesinde ödenmemiş olması veyahut tarafları ilgilendiren başkaca bir icra dosyasındaki borç-alacak ilişkisi işbu davanın konusunu oluşturmamakla birlikte işbu davada verilecek olan nihai karara bir etkisinin de olmayacağını, işbu davanın konusunun yalnızca ilgili fatura bedelleri olduğu üzere taraflar arasında görülmekte olan başka bir icra dosyasındaki çekin işbu davaya konu edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin de tespit etmiş olduğu üzere işbu dosyaya konu fatura bedellerine ilişkin olarak müvekkil şirketin 27.472,60 TL ödemeyi davacılara yaptığını, işbu davaya konu edilen fatura bedelleri tutarının da 40.094,60 TL olduğu üzere, müvekkili şirket tarafından fatura bedellerine yönelik yapılan ödeme çıkartıldığında davacıların esasen 12.622 TL alacaklı olması gerektiğini ancak bilirkişi raporda hesaplama yaparken müvekkil şirketin davacıya vermiş olduğu çekin vadesinde ödenmemiş olması iddiasıyla söz konusu 20.000 TL bedelli çeki de sanki işbu davaya konu fatura bedelleri ile bir bağlantısı varmış gibi davacının alacağına eklediğini, oysaki müvekkil şirketin, davacıya vermiş olduğu 03.09.2018 tarihli çekin işbu dosyaya konu fatura bedelleri ile ilgili olmayıp taraflar arasındaki başkaca borç-alacak ilişkileri sebebiyle verildiğini, bu sebeple de bilirkişi raporunda ve mahkemenin vermiş olduğu kararda hangi hukuki gerekçeyle işbu davanın konusu ile hiçbir bağlantısı olmayan 20.000 TL bedelli çekin işbu dava için davacının alacağına eklenmiş olduğu anlaşılamadığını, müvekkili şirket tarafından davacılara yapılan 27.472,60 TL ödemeyle birlikte işbu dava için davacının alacağının 12.622 TL olması gerektiğini, bu yönden hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda mahkeme hataya düşmüş olup müvekkil şirket'in vermiş olduğu çek ile çek bedelinin davacının işbu davadaki alacağına eklenmemesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle Mahkeme kararının kaldırılmasına, davacının başlatmış olduğu icra takibinin iptaline, aksi kanaatte olunması halinde, kararın düzeltilerek takibin 12.622 TL üzerinden devamına, işbu davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin mali işler biriminin sehven yaptığı hata ile çek dosyası için asıl alacak dışında tahsil edilmiş olan 7.472,60 TL'nin iş bu çek takibinden kaynaklı tahsil edilen ferilerin karşılığı olmasına ve mali anlamda gelir olarak işlenmesi gerekirken 40.094,60 TL olan cari hesap alacağından düşülerek işlendiğini, dolayısı ile dava dosyası kapsamında 40.094,60 TL olarak tespit edilmesi gereken alacak tutarlarının 32.622 TL olarak tespit edildiğini, bu durumun bilirkişi marifetiyle inceleme yapılması sonrasında tespit edildiğini, dolayısıyla mahkemenin alacakları tutarı eksik hesapladığını, incelemenin yeniden yapılması gerektiği sehven yapılan bu hatanın davanın ilerleyen aşamalarında ortaya çıkması nedeniyle aydınlatma yükümlülüğü kapsamında dosyanın yeniden talepleri yönünde inceleme yapılarak bilirkişiye gönderilmesinin talep edildiğini, ancak taleplerinin mahkeme tarafından reddedildiğini, dolayısı ile söz konusu durumun, uzun zaman davalı tarafından sürüncemede bırakılan alacağı nedeniyle mağduriyet yaşayan müvekkilinin davanın neticelenmesi aşamasında yeniden mağdur olmasına neden olduğunu, gerekçeli karar incelendiği takdirde görüleceği üzere kararda itirazlarına değinilmediğini, dolayısı ile müvekkilinin davalıdan toplam alacağının 40.094,60 TL olduğunu, eksik olan 7.472,60 TL müvekkili şirketin davalı yandan alacaklı olduğu bir diğer icra dosyası kapsamındaki dosya ferilerine ilişkin tahsilatı olduğunu, mahkeme kararının kadırılarak yeniden yargılama yapılması ve icra takibinin 40.094,60 TL üzerinden devamına karar verilmesini talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava; satım ilişkisinden kaynaklanan cari (açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; dava ve takibe konu alacağın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul 37.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası ile "16.01.2019 tarihli cari hesap borcu" sebebine dayalı olarak 40.094,60 TL alacağın tahsili istemiyle 23.01.2019 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Davacı ticari defterleri üzerinde talimat mahkemesi aracılığıyla yapılan inceleme sonucunda, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda; davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 03.07.2018-04.10.2018 tarihleri arasında davacı tarafından 42.874,60 TL tutarında fatura düzenlendiği, davacının cari hesap listesine göre 29.12.2018 vade tarihli 20.000 TL tutarındaki çek bedelinin cari borçtan düşüldüğü, 24.12.2018 tarihli 1.000 TL tutarındaki nakit tahsilat sonrasında alacak tutarının 40.094,60 TL olduğu, 29.12.2018 vade tarihli 20.000 TL tutarındaki çekin vadesinde ödenmemesi üzerine 21.01.2019 tarihinde 20.000 TL tutarındaki çek bedelinin şüpheli alacaklar hesabına alındığı ve toplam şüpheli alacak tutarının 60.094,60 TL'ye yükseldiği, 18.10.2019 tarihli yevmiye kaydı ile İstanbul 37. İcra Dairesi havalesi açıklamalı 27.472,60 TL tutarında ödemenin cari borçtan düşülerek davacının alacağının 32.622 TL olduğu tespit edilmiştir.Davalı tarafça ticari defterler sunulmadığından incelenememiş ise de davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davacıya 27.472,60 TL tutarında ödeme yapıldığını, davaya konu edilen fatura bedellerinin 40.094,60 TL tutarında olmasına göre yapılan bu ödeme düşüldüğünde davacının 12.622 TL alacaklı olması gerektiğini savunmuştur.Davacı ticari defterlerinde kayıtlı olan keşidecinin davalı, lehtarının davacı olduğu 29.12.2018 keşide tarihli 20.000 TL bedelli çek, davacı tarafça İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında takibe konulmuş, çek bedeli, işlemiş faiz, çek tazminatı ve komisyon olmak üzere toplam 22.263,01 TL alacağın tahsili amacıyla 23.01.2019 tarihinde başlatılan kambiyo senetlerine özgü takipte davalı tarafça 11.10.2019 tarihinde icra dosyasına 28.819,51 TL tutarında ödeme yapılmış ve 27.472,60 TL davacı hesabına havale edilmiştir.İncelenen davacı ticari defterlerine göre icra takibine konu edilen 16.01.2019 tarihindeki açık hesap alacağı 40.094,60 TL olup, bu tutar, İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu çek bedeli düşüldükten sonra kalan tutardır. Davacı, ödenmeyen bu çek bedelini, takip tarihinden önce, davalıdan olan alacağına ekleyerek takip tarihi itibariyle 60.094,60 TL alacaklı konumuna gelmiş fakat dava tarihinden sonra icra dosyasından hesabına yatırılan parayı bu miktardan düşerek dava tarihinden sonra 32.622 TL alacaklı konuma gelmiştir. Davacı istinaf dilekçesinde, icra dosyasından yatırılan paradan sadece çek bedeli kadar mahsup yapılması gerektiğini, kendi defterlerinde hata yapılarak ferilerin de alacaktan düşüldüğünü, bu nedenle 40.094,60 TL alacaklı olduğunu ileri sürmüş, davalı ise açık hesap alacağının 40.094,60 TL olması nedeniyle 27.472,60 TL tutarındaki ödemenin alacak bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini, çek bedeli olan 20.000 TL'nin davacı alacağına eklenmesinin hatalı olduğunu, buna göre davacının 12.622 TL alacağının olabileceğini savunmuştur. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. (HGK 2017/1534 E. 2018/633 K)Somut olayda davacı, takip tarihi itibariyle, ticari defterlerine göre davalıdan 60.094,60 TL alacaklı ise de davacının takip talebinde dayandığı borcun sebebi 16.01.2019 tarihli açık hesap alacağıdır. Dolayısıyla alacak hesabında bu tarihin esas alınması gerekirken bilirkişi tarafından yapılan inceleme hatalıdır. Buna göre davacının alacağının 40.094,60 TL olarak kabul edilmesi gerekir. Davalı tarafça icra dosyasındaki çekin taraflar arasındaki başkaca borç-alacak ilişkileri sebebiyle verilmesi nedeniyle bu davaya konu edilmesinin mümkün olmadığı savunulmuş ise de bu konuda ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından dosya kapsamına herhangi bir delil sunulmadığı gibi davaya konu fatura bedellerine ilişkin olarak davacıya yapıldığı iddia edilen 27.472,60 TL tutarındaki ödemenin de icra müdürlüğünce davacının hesabına gönderilmiş olduğu gözetildiğinde davalının savunmalarına itibar edilmemiştir.Diğer yandan davacı, takibe konulan 20.000 TL tutarındaki çek bedeli yerine icra müdürlüğünce yatırılan 27.472,60 TL'yi ödeme olarak defterlerine kaydetmiş ise de 20.000 TL'lik tutarın çek bedeli, bakiye kalan kısmın icra takibinden kaynaklı tahsil edilen ferilerin karşılığı olduğu, ödemenin dayanağının İstanbul 37.İcra Müdürlüğüne ait 18.10.2019 tarihli dekont ile ispat edildiği gözetildiğinde davacı ticari defterlerinde yapılan bu işlemin, davacı aleyhine yorumlanması mümkün değildir. Bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KABULÜ ile; Davalının İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ...E sayılı takip dosyasında yapılan icra takibine vaki itirazının İPTALİ ile takibin 40.094,60 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren talep gibi yasal faiz UYGULANMASINA 2-Kabulüne karar verilen alacağın %20 icra inkar tazminatı tutarı 8.018,92 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,3-Karar ve ilam harcı 2.738,86 TL nin peşin alınan 684,72 TL den mahsubu ile kalan 2.054,14 TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 729,12 TL peşin ve başvuru harcı ile davacı tarafından yapılan 1.629,10 TL posta, tebligat gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.358,22 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, hesap ve takdir olunan 30.000TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedini ile zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,7-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin HMK'nın 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesi uyarınca karar kesin olduğundan taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istem halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta gideri 22 TL olmak üzere toplam 184,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c- Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 559,30 TL harcın, alınması gerekli olan 2.228,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.669,10 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bıkarılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025