T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/515
KARAR NO : 2025/1355
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/06/2021
NUMARASI : 2019/340 Esas - 2021/524 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ... Taahhüt İnşaat A.Ş unvanlı şirket ile ticari ilişkiye girdiğini ve sattığı emtia karşılığında çek aldığını, davalı Bankanın İstoç Şubesine ait bulunan çekler bankaya ibrazında karşılıksız çıktığını ve bu yönde şerh düşüldüğünü, karşılıksız çekler ile ilgili olarak, İstanbul 34.İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile icra takibine girişilmiş ise de, takibin semeresiz kaldığını, borçlu şirkete ait hiç bir mal bulunamadığını, bankalara yollanan haciz ihbarnamelerine olumsuz yanıt verildiğini, 5941 sayılı, Çek Yasasının 2. maddesinde, bankaların çek karnesi verirken basiretli olmaları gereği ile hangi kural ve koşullara riayet edileceğinin açıklanmış olduğunu, bu kapsamda semeresiz kalan icra takip dosyasındaki çeklerin hesap sahibi ile ilgili yeterli araştırma yapılmaksızın verildiğinin anlaşıldığını, şöyle ki, davalı bankanın çek karnesini vermeden önce yeterli maddi varlığının bulunup, bulunmadığını tahkik etmesi, üçüncü şahısların zarara uğramasına sebebiyet verilmemesi, bankanın vasıta kılınarak dolandırıcılık suçunun işlenmemesi için gerekli özeni göstermesi ve basiretli davranması gerektiğini, oysa bu gerekliliğin yerine getirilmediğini, çek hesabı açılan müşteriye yeterli malı olmamasına rağmen çok yapraklı çek karnesi verildiği gibi, bilançolarının değerlendirilmediğini, vergi borçlarının tahkik edilmediği, şirketin merkez adresinin kaç kere değiştiğinin tespit edilmediğini ve yerinde olmayan şirketin merkezinde tahkikat yapılarak tutanak tutulmadığının anlaşılamadığını, bu nedenle semeresiz kalan takip borcunun davalı banka tarafından karşılanması gerektiğini, üstelik çek hamillerine verilmesi zorunlu olan adresler de verilmediğini, çek karnesi verilirken yapılan tahkikat bilgileri dahi müşteri sırrı olarak gizlenmiş olduğunu, bu durumda yargılama yapılarak basiretsiz bir şekilde çek karnesi verip, zarara sebep olan bankanın sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiğini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Çek defteri veren bankaların yükümlülüğünün nelerden ibaret olduğu hususu çek kanunu'nda açıkça düzenlenmiş olup, müvekkili bankanın çek defterinin verilmesine ilişkin kanun'da öngörülen gerekleri ziyadesi ile yerine getirmek suretiyle dava dışı ... Taahhüt İnşaat A.Ş.ne çek defteri verdiğini, işlemin devletin resmi ve yetkili makamları tarafından düzenlenmiş/onaylanmış belgelere dayalı olarak gerçekleştirilmiş olması nedeniyle müvekkili Banka'ya herhangi bir kusur atfedilmesinin mümkün olmayacağını, müvekkil bankanın ibraz edilen belgelerle yetinmeyerek, dava dışı ... Taahhüt İnşaat A.Ş.nin bir işletmesinin bulunduğunun fiilen ticari faaliyetinin varlığını teyit ettikten sonra ve belirli bir inceleme/araştırma sürecinin sonrasında ... Taahhüt İnşaat A.Ş.ne çek defterinin tahsis edildiğini, dava konusu çek ilişkisinde sadece muhatap banka sıfatını haiz müvekkili bankanın çek bedelini hesapta bulundurma ödeme veya ödenmesini garanti etme sorumluluğu bulunmadığından ödenmeyen çek bedeli nedeni ile müvekkili bankanın herhangibir sorumluluğu bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde bahsettiği ve müvekkili banka için kesinlikle gerçek yanı olmayan/olmayacak tüm iddiaları, esasında kendisinin ne denli basiretsiz bir tacir olduğunu ortaya koyduğunu, müvekkili bankanın ise gereken tüm basireti ve özeni göstererek çek defteri verdiğini, müvekkili bankadaki işlemlerin tamamı hukuka, bankacılık uygulama ve teamüllerine uygun rutin bir bankacılık işlemleri olup, huzurdaki dava nedeniyle müvekkili bankanın bilcümle haklarının saklı tutulduğunu, davacının davasına konu ettiği tazminat kalemleri zamanaşımına uğramış olup, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Dava dosyası bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacının dava dışı ... İnşaat ... AŞ firması ile ticari ilişki içinde olduğu, sattığı emtia karşılığında çek aldığını, çeklerin karşılıksız çıktığı, davalı bankanın çek karnesi verirken gerekli araştırmayı yapmadığından sorumlu olduğundan bahisle mahkememizde alacak davası açtığı, İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, takip dayanağının davaya konu çekler olduğu, takip çıkışının 2.088.104,11 TL olduğu, takibin semeresiz kaldığının anlaşıldığı, İstanbul Ticaret Odasının 26.11.2019 tarihli cevabi yazısında, dava dışı ... ... A.Ş'nin 25/11/2014 tarihinde ana sözleşmesini tescil ettirdiği, davalı bankanın dava dışı firma ile 20/04/2015 tarihli müşteri işlemleri sözleşmesi imzaladığı ve dava dışı şirkete 09/10/2015 tarihinde çek karnesini teslim ettiği, bankacı bilirkişi tarafından hazırlanan ek rapora göre banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede "müşterinin son iki yıl içerisinde toplam karşılıksız ve ödenen çek adedi 5'ten fazla mı?", "müşterinin son üç yıl içerisinde ödenmemiş karşılıksız çeki var mı?", "son bir yılda girilmiş vergi borcu kaydı var mı?", " son iki yıl içerisinde icra takip kayıtları toplamı 0 TL'den büyük mü?" gibi dava dışı şirketin ekonomik durumunun belirlenmesine yönelik bankaca sorular yöneltildiği, ancak ek raporda bu sorulara yönelik olumlu sonuçlara ulaşıldığı belirtilmiş ise de, henüz 1 yıllık süreyle faaliyette olan bir şirket hakkında söz konusu sorular bakımından olumlu yada olumsuz bir kanaate varmanın mümkün olmadığı, kaldı ki ek raporda 2014 yılında dava dışı şirketin 4.044,33 TL zarar etmesi sebebiyle kurumlar vergisinin oluşmadığının tespit edildiği, bu hali ile bankanın yoğun ihmal gösterdiği, TTK.'nun 20/2 maddesine göre bankaların bütün faaliyetlerinde basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olduğu, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesine göre; bankaların çek verilmesi düşünülen kişilerin mali ve sosyal durumlarını mutlaka araştırmaları gerektiği, bankacılık işlemlerinin niteliği gereği bankaların, diğer ticari işlemlerden daha ağır özen yükümlülüklerinin bulunduğu, davalının belirtilen araştırmaları yapmayarak kusurlu davrandığı, davacının ise, ilk defa ve üstelik büyük miktarlarda çek kabul ettiği bir firma hakkında yeterince araştırma yapmadan ve hiçbir teminat almadan çek aldığı, henüz çok yeni kurulmuş olan bir firmanın keşide ettiği yüklü miktarlardaki çekleri kabul ederken yoğun ihmal gösterdiği, bu nedenle davacının müterafik kusuru bulunduğu, bu sebeple içerik olarak bilirkişi raporlarındaki somut sayısal tespitler dikkate alınsa da varılan sonuç itibariyle bilirkişi raporunun benimsenmediği, tarafların hataları ve ihmali davranışları bir bütün olarak değerlendirildiğinde her iki tarafın da zararın doğmasında ağır tedbirsizlik ve özensizlik gösterdikleri, bir tarafın kusurunu diğerinden daha fazla tutmanın mümkün olmadığı vicdani kanaatine varıldığından, taleple bağlı kalınarak davanın 10.000,00 TL üzerinden kabulüne," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın çek hesabı açılması sırasında gerekli tüm özeni ve dikkati gösterdiğini, davalı bankanın çek hesabı açılışında hiçbir kusuru olmadığını ve ağır kusurlu olduğu hususunun ihtilafsız olduğunu, davadaki tüm taleplerin haksız ve hukuka aykırı olması ve davanın tümden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca "müterafik kusur"un bulunduğuna dair tespite rağmen davanın tümden kabul edilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemece zamanaşımına uğrayan dava konusu talepler yönünden karar verilmesinin hatalı olduğunu, haksız fiilden kaynaklı tazminat taleplerinin iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde talep edilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, keşideci hakkında çek hesabının açılışı sırasında yeterli araştırma yapmadan verilen çeklerin karşılığının bulunmaması nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dava dışı ... Taahhüt İnşaat A.Ş. tarafından, davacı lehine, ... Türk Katılım Bankası A.Ş., 03.02.2016 keşide, 03.02.2016 ibraz tarihli 180.000,00 TL bedelli 0072843 numaralı, 03.02.2016 keşide, 03.02.2016 ibraz tarihli 210.000,00 TL bedelli ... numaralı, 03.02.2016 keşide, 03.02.2016 ibraz tarihli 245.000,00 TL bedelli 0072845 numaralı, 10.02.2016 keşide, 10.02.2016 ibraz tarihli 260.000,00 TL bedelli 0072846 numaralı, 10.02.2016 keşide, 10.02.2016 ibraz tarihli 270.000,00 TL bedelli 0072847 numaralı,10.02.2016 keşide, 10.02.2016 ibraz tarihli 260.000,00 TL bedelli 0072848 numaralı,17.02.2016 keşide, 17.02.2016 ibraz tarihli 230.000,00 TL bedelli 0072849 numaralı,17.02.2016 keşide, 17.02.2016 ibraz tarihli 205.000,00 TL bedelli 0072850 numaralı çekler keşide edilmiş, bankaya ibrazlarında karşılıksız işlemi görmüşlerdir.Davacı tarafça, çekin tahsil edilemediği ve davalı bankanın çek hesabı açılması sırasında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan çek hesabı açtığı iddiasıyla uğradığı zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmış, davalı banka ise tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Dava, keşideci hakkında davalı bankanın çek hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanunu’nun ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye çek karnesi verdiği ve çek’in karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak,banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.Dava dışı keşideci ... Taahhüt İnşaat A.Ş. 25.11.2014 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiş, 20.04.2015 tarihinde davalı banka nezdinde Müşteri İşlemleri Sözleşmesi düzenlenmiş, yine davalı banka ile 15.07.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi düzenlenmiş ve 09.10.2015 tarihinde 1 adet 20 adetli çek karnesi verilmiştir.Davacı ile davalı banka arasında sözleşme ilişkisi bulunmamakta dava konusu alacak tazminat kabilinden olduğundan, davacının zararı takibin semeresiz kaldığı tarihte meydana geldiğinden davada zamanaşımı da oluşmamıştır. Çek nedeniyle alacaklının çek bedelinin çek borçlularından tahsil edemediği halde davalıya başvurabilmesi için öncelikle çek borçlularına müracaat etmesi gerektiği yerleşik yargı uygulamasıdır.Somut olaya emsal olabilecek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/19128 E., 2016/6001 K. sayılı 31.5.2016 tarihli ilamında "Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince (Bkz. 28.05.2012 gün ve 2011/3075-2012/9110 esas-karar sayılı ilamı) davalı Banka'ya başvurulabilmesi için öncelikle davacının zararının gerçekleşmesi gerekir. Bir başka deyişle keşideci, lehtar ve cirantalar hakkında tüm hukuki yollara başvurulmasına rağmen alacağın tahsil edilememesi gerekir. Somut olayda ise davacı tarafın keşideci ve cirantalar hakkında yaptığı kambiyoya mahsus icra takibi çekin yasal süresinde bankaya ibraz edilmediği, karşılıksız şerhi verilmediği, çekin kambiyo vasfında olmadığı gerekçesiyle iptal edilmiş ise de, kambiyoya mahsus icra takibinin sonuçsuz kalması durumu tek başına tüm hukuki yolların tüketildiği anlamına gelmez.Bu itibarla, keşideci, lehtar ve ciranta yönünden tüm hukuki yollar tüketilmeden, davanın erken açıldığı nazara alınmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır."denilmiştir. "3167 sayılı Kanun’da bu tür durumlar nedeniyle oluşan zarardan dolayı bankanın sorumluluğunu düzenleyen açık bir hüküm yok ise de, anılan Yasa’nın 1.madde hükmünde “Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır.” denilmek suretiyle genel hükümlere atıf yapıldığından, davalı bankanın hukuki durumunun tazminat hukuku esasları çerçevesinde ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. Söz konusu ihmali hareketin haksız fiil oluşturduğunun ve doğmuş bir zarar varsa, bu zararla illiyet bağının varlığını kabul etmek gerekir. Ancak, zarardan davalı bankanın sorumlu tutulabilmesi için davacının zararının gerçekleşmiş olması gerekir. Bunun için de davacının önce dava konusu çekler ile asıl borçlu olanları takip etmesi ve tüm yasal girişimlere rağmen çeklerin bedelini tahsil edememiş olması gerekir.Bu koşulların oluşmasından ve davalının eyleminin hukuka aykırılığının sübut bulmasından sonra, davalı banka asli ve daha ağır oranda kusurlu kabul edilmelidir. Davacı da ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Bu sebeple, davacının olayda müterafik kusurunun bulunması halinde, tarafların bu kusur oranları çerçevesinde davanın esası hakkında bir karar vermek gerekir.Bu tür davaların genel çerçevesi ve esasları bunlardır. ( Yargıtay 11 HD nin 2006/6683 esas 2007/9295 karar 18.6.2007 tarihli ilamı ) Somut olayda davacı sözkonusu çeklere dayalı olarak çeklerin müracaat borçluları olan keşideci ... Taahhüt İnşaat A.Ş.'ye karşı, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında 08.03.2016 tarihinde dava konusu çeklere dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır.Bu tür davalar esas itibariyle tazminat davası niteliğinde olup, bankanın haksız fiilden sorumlu tutulabilmesi için gerekli olan zararın doğması koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin üzerinde, davalı bankanın, çek hesabı açmada kusurlu olup olmadığının tespitinden önce durulmalıdır. Bu itibarla, davacının öncelikle zararın gerçekleştiğini kanıtlaması gerekmektedir. Davalı bankanın çek hesabı açtığı keşideci ... Taahhüt İnşaat A.Ş. tarafından düzenlenen çekler, lehdar olarak davacı şirkete intikal etmiştir. Davalı banka ciro zincirine katılan her kişinin mali gücünden veya çek bedelinin ödenmemesinden sorumlu tutulamaz. Davacı şirketin,keşideci hakkında, çek’e dayalı bütün müracaat yollarını tüketmesi ve çek bedelinin tahsil edilemez hale gelmiş olması gerekmektedir. Davacının bu yolları denemeden ve tüketmeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi doğru değildir.Bu tür davaların, çek bedelinin kısmen yada tamamen tahsil edilemez hale gelmiş olmasının kesin olarak ortaya çıkmasından sonra en erken bu anda davanın açılması gerekmektedir. Davalı bankanın cirantaların çekleri ödenmemesinden sorumlu tutulması sözkonusu değil ise de çek karnesini keşideci ... Taahhüt İnşaat A.Ş. vermekte bir kusuru var ise sorumlu tutulabilecektir.Ancak gelinen bu aşamada keşideci hakkında sadece icra takibi yapılmış olması tüm yolların tüketilmesi olarak kabul edilemeyeceği gibi icra takibinin sonuçsuz kalıp kalmadığı henüz belli olmadığı gibi, davacının zararının gerçekleşip gerçekleşmediği de belli olmadığından, eldeki davanın erken açıldığından erken açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; kabule göre de ilk derece mahkemesince müterafik kusur hususunda bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA,1-Erken açılan davanın REDDİNE,2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL peşin harcın mahsubu ile 444,62 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,5-6325 sayılı HUAK'nın 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,7-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı ve dosya masrafı toplamı 78,60 TL olmak üzere toplam 299,30 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025