T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/517
KARAR NO : 2025/1363
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/12/2021
NUMARASI : 2020/474 Esas - 2021/938 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... Tekstil Ltd. Şti.'nin yurt içinden satın aldığı kumaşları yine yurt içinde giyime hazır hale getirerek ihracatını gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket tarafından ticari faaliyetinin gereği olarak davalı ... Örme Tic. Ltd. Şti.' den işbu dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları 07.06.2018 tarihli Kumaş Satın Alma Formu ile 5700 kg kumaş siparişi verildiğini, bahse konu kumaşlar davalı tarafından taahhüt edilen tarihten sonra olsa da müvekkili şirkete teslim edildiğini ve satın almaya konu kumaşlar ile müvekkili şirket tarafından üretim aşamasına geçildiğini, siparişi verilen 5700 kg kumaşa karşılık olarak ... ... Şubesi'nden alınmış 30.11.2018 tarih ve ... seri numaralı çek ... Örme lehine keşide edildiğini, ... Örme'den temin edilen kumaşlar kullanılarak müvekkili şirketçe üretim gerçekleştirildiğini ve bahse konu ürünler yurt dışına ihraç edildiğini, müvekkili şirketin yurtdışında satışını gerçekleştirdiği dava dışı "... ... BV" tarafından ürünlerin satışına başlandığını, sürecin devamında müşterilerinden gelen olumsuz dönüşler sonrası müvekkili şirket ile irtibat kurularak ürünler ile ilgili yaşanan sorunlar taraflarına bildirildiğini, dilekçe ekinde sunmuş oldukları elektronik posta yazışmalarından da görüleceği üzere; ihracatın gerçekleştirildiği şirketin, müşterilerinden gelen olumsuz dönüşler ve iadeler sonrası ürünler üzerinde laboratuvar ortamında testler gerçekleştirdiğini ve test raporları ile kumaşların ayıplı olduğunun tespit edildiğini, dava dışı şirketçe taraflarına laboratuvar ortamında yapılan testlerin sonucu iletildiğini ve ürünlerin ayıplı olduğunun tespit edildiğini bildirerek ticari itibarını zedeleyecek ölçüde ayıplı olan ürünlerin satışını durdurduğunu, dava dışı şirket tarafından ürünler üzerinde gerekli bilimsel testlerin gerçekleştirildiği ve düzenlenen raporda kumaşların ileri boyutlarda ayıplı olduğunun saptandığının kendilerine bildirilerek ürünlerin satış ortamından çekileceği ve kendilerine iade edileceğinin bildirildiğini, raporda yer alan ve teste tabi tutulan kumaşlara ait görseller, teknik bilgi birikimine sahip olmayanların dahi gözlemleyebileceği derecedeki ayıbı çok açık bir şekilde göstermekte olduğunu, söz konusu durumun davalıya ihbar edilmek üzere Kartal 23. Noterliği'nden keşide edilen 12.12.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile diğer tüm zarar kalemlerini talep etme hakları saklı tutularak, düzenlenen reklamasyon faturasının iletildiğini ve ödemede kullanılmış olan ilgili çekin kendilerine iadesinin talep edildiğini, davalı şirketçe çekin iade edilmesinin yahut zararın giderilmesinin söz konusu olmadığını ve gönderilmiş reklamasyon faturasına da herhangi bir hukuki gerekçe sunulmaksızın itiraz edildiğini, çek müvekkili şirkete iade edilmediğinden zorunlu olarak ödemesinin yapıldığını, kullanılma, yıkanma ve bunlara bağlı olarak oluşan yıpranma yahut laboratuvar marifetiyle tabi tutulacak testler neticesinde anlaşılabilen söz konusu ayıbın, olağan bir gözden geçirme ile anlaşılmayacağı ve bu sebeple ilgili mevzuat uyarınca gizli ayıp teşkil ettiğini, bu itibarla, hukuka uygun şekilde gerçekleştirilen ayıp ihbarının, müvekkili şirketin seçimlik haklarını kullanmasına olanak sağladığını, taraflar arasında akdedilen 07.06.2018 tarihli Satın Alma Formu sözleşme niteliğinde olup mevcut formun 4. maddesi ile; ...'nin teslim aldığı kumaşın mamül haline getirilip ihraç edildiğinde, satış yapılan firmaya kumaştan dolayı reklamasyon ödemek zorunda kalınırsa ...'nin işbu zararının tedarikçi firma tarafından karşılanacağının, açıkça düzenlendiğini, taraflar arasında mevcut sözleşme hükümlerinin gerekleri davalı şirket tarafında yerine getirilmediğini, sözleşmeye aykırı davranılarak müvekkili şirketin zararına sebep olunduğunu, ürünlerin ayıplı çıkması sonucu müvekkili şirketin yurtdışındaki müşterilerine karşı itibar kaybı yaşadığını, tüm bu hususların yanı sıra mevcut tüm ürünlerin iade edilmesi sonucu maddi olarak büyük bir zarara uğradığını, bu kapsamda müvekkili şirketin uğramış olduğu tüm zararların davalı şirket tarafından karşılanması gerektiğini, somut olayda kumaşların ayıplı olduğu alınan test raporları ile sabit olduğunu, müvekkili şirketin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca seçimlik hakların kullanılması için gerekli koşullar mevcut olmakla birlikte, zararının ihbar süreleri gözetilmeksizin davalı şirkete yansıtılması konusunda tacir olan taraflarca Kumaş Satın Alma Talep Formu'nun 1. maddesi ile mutabakata varıldığını, ekte sunulan Kumaş Satın Alma Talep Formu'nda, formun sözleşme niteliğini haiz olduğu (7. madde), müvekkilinin kumaştan kaynaklanan herhangi bir reklamasyon ödemek zorunda kalması halinde zararın ... Örme tarafından karşılanacağı şüpheye mahal bırakmayacak şekilde düzenlenmiş olduğundan sadece kumaş bedeline ilişkin olarak davalı şirket adına düzenlemiş oldukları 56.801,74 USD tutarında reklamasyon faturasının gereği olarak düzenledikleri çekin iadesinin sağlanması ve uğramış oldukları sair tüm zararlarının davalı şirket tarafından karşılanması gerektiğini, iş bu dava kapsamında dava tarihine kadar müvekkillerine müşterisi tarafından yansıtılan 18.576,00 Euro reklamasyon faturası tutarını talep ettiklerini, reklamasyon faturasına ek olarak müvekkili şirketin ayıplı kumaş nedeniyle iade almak zorunda kaldığı ürünler için ayrıca zararı oluştuğunu, Gümrük müşavirliği maliyetleri, ardiye ödemeleri ve navlun ücreti için fazlaya dair hakları saklı tutmak kaydı ile şimdilik 11.075,41 TL ve 700,00 Euro navlun bedeli talepleri bulunduğunu, fazlaya dair başvuru hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, müvekkili şirkete iş bu dava tarihi itibariyle müşterisi tarafından yansıtılmış olan 18.576,00 Euro'nun müvekkili şirkete ihtarnamenin tebliğ tarihinden işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası tarafından belirlenen Euro Satış Kuru karşılığının ödenmesine, davalının temin ettiği ayıplı kumaş nedeniyle ürünlerin iade alınması sürecinde katlanmak zorunda kaldıkları maliyetlerin tazmini için şimdilik dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte 11.075,41 TL'nin tahsiline, davalının temin ettiği ayıplı kumaş nedeniyle ürünlerin iade alınması sürecinde katlanmak zorunda kaldıkları navlun ücretinin tazmini için şimdilik 700,00 Euro'nun dava tarihinden işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası tarafından belirlenen Euro Satış Kuru karşılığının ödenmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, davacı tarafın dava konusu malları 07.06.2018 tarihinde sipariş ettiğini, teslim aldıktan sonra üretim aşamasına geçtiğini ve üretilen mallar da ihraç edilmiş olup aradan geçen 5 aylık sürede müvekkili şirkete herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, dava dilekçesinin 3. maddesinde bizzat davacı tarafından " teknik bilgi birikimine sahip olmayanların dahi gözlemleyeceği derecede bir ayıbın " söz konusu olduğu belirtildiğini, davacı aynı dilekçe içinde ayıbın hem "gözle görülebilir" hem de "gizli "olduğunu beyan ederek çelişkiye düştüğünü, ancak hem gizli hem de gözle görülebilir ayıba ilişkin kanuni ihbar sürelerine riayet etmediğini, davacı yanca üretilen mallar ihraç edildiğini ve dava dışı alıcı tarafından davacı şirkete maldaki ayıbın ihbar edildiğini, davacı tarafından dosyaya ibraz edilmiş olan dava dışı şirket ile yazılmış elektronik ileti (mail) yazışmalarının 25.07.2018 tarihli olduğunu, ayıbı asla kabul etmemekle birlikte davalı şirketin dava konusu malın ayıplı olduğu yönünde 25.07.2018 tarihinde bilgilendirildiğini, davacı tarafından dosyaya ibraz edilmiş olan ve müvekkili şirkete gönderilen "ayıp ihtarı" tarihi ise 12.10.2018 olup müvekkili şirkete süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, dava konusu malın ayıplı mal olmadığını, kumaşlar üretilmeden önce davacı tarafından numuneler alındığını, gerekli testler yaptırıldığını, verilen onayın ardından müvekkili şirketin üretime geçtiğini, üretim aşamasında da gerekli kontroller yapıldığını ve malların davacıya eksiksiz ve kusursuz olarak teslim edildiğini, dava konusu edilen ve satın alma talep formu ise davacının tek taraflı olarak düzenlemiş olduğu bir belge olup işbu belgenin müvekkili şirkete yükümlülük getirmeyeceği ve müvekkili şirketin davacının ödemiş olduğu reklamasyon bedelinden sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle açılan davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ..Yapılan açıklamalar ve anılan yasal düzenlemeler ışığında, bilirkişi raporu ve dosya kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında sözleşme niteliğinde "Kumaş Satın Alma Talep Formu" imzalandığı hususunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, davacının davalıdan satın almış olduğu kumaşları tişört haline getirerek yurt dışı müşterisine ihraç ettiği, ancak ihracat sonrasında ürünlerle ilgili olumsuz geri dönüşler yapılması neticesinde satın alınan kumaşların ayıplı olduğunun anlaşıldığı ve zarar oluştuğu iddiası ileri sürüldüğüne göre HMK'nın 190.maddesi gereğince eldeki davada davacının satıma konu ürünlerin ayıplı olduğu ve yasal yükümlüklerin yerine getirildiği hususunda iddiasını ispatla mükellef durumda olduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitlere göre, dosya kapsamında sunulan belgelerden davacıya iade edilen 2.580 adet tişörtün iade sebebinin anlaşılamadığı, kesim, dikim ve ütü paket hataları nedeniyle de iade edilmiş olabileceği, davacının müşterisinin davacıya iade ettiği 2.580 adet tişört bilirkişi incelemesine sunulmadığından ve bu ürünlerin davalının teslim ettiği kumaşlar nedeniyle ayıplı hale geldiğine dair tarafsız kişi veya kurumlarca düzenlenmiş tespit raporu sunulmadığından, davacının müşterisinin davacıya iade ettiği 2.580 adet tişörtün davalının kumaşlarının ayıplı olması nedeniyle ayıplı hale geldiği ve iade edildiği iddiasının ispata muhtaç kaldığı, aksi düşünülse dahi davacının ayıptan haberdar olduktan yaklaşık iki buçuk ay sonra ayıp ihbarında bulunması sebebiyle süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı ve buna bağlı seçimlik haklarını kullanamayacağı sonucuna ulaşılmakla davacının, ayıp ve yasal yükümlülüklerin yerine getirildiği iddiasını usulüne uygun şekilde ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, davacı şirket ile davacı şirket yetkilileri arasında gerçekleşen mesajlaşmaların dava dilekçe ekinde sunulduğunu ve davacının ayıp ihbarında bulunduğunun ispat edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından taraflar arasında gerçekleşen mesajlaşmaların ayıp ihbarı niteliği taşımadığı kanaatine varılmışsa da ayıplı ifaya ilişkin tarafların yöneticileri arasında mesajlaşma uygulamasından gerçekleşen yazışmaların yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre usulüne uygun yapılmış sayıldığını, hukukun kaynakları arasında bulunan Yargıtay içtihatları ile çelişen Yerel Mahkeme kararının bozulması gerektiğini, bilirkişi heyeti kök raporu ve ek raporunda mahkeme hakiminin münhasır alanında olan hukuki yorumlama ve takdir alanlarına taşılmış olduğunu, usul hukukunun çizdiği sınırların dışında olan raporun esas alınarak davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin hatalı değerlendirme ile tesis ettiği kararın bozulması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı zararın tazmini davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı ve davacının zararının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğu ihtilaf konusu değildir.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesine, davacının defterlerine göre, ''reklamasyon bedeli'' açıklamalı 24.10.2018 tarihli 56.701,74 USD karşılığı 328.393,58 TL tutarındaki fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre davacıya borcu olmadığı, reklamasyon faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Davacı defterinde kayıtlı olan reklamasyon faturası davalıya tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından iade edilmiş ve defterlerinde de kayıtlı değildir.İlk derece mahkemesince satılan üründe ayıp olup olmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmişse de, davacı sadece bir kaç metre kumaş numunesi sunabileceğini, başka ürün bulunmadığını beyan etmiş olması karşısında, davacı iade edilen 2.580 adet tişörtü bilirkişi incelemesine sunamadığından, bu ürünlerin davalının teslim ettiği kumaşlardan yapılıp yapılmadığı, bu kumaşlar nedeniyle ayıplı hale gelip gelmediğine ilişkin tespit yapılamamıştır.Ayıp, aynı nitelikte, cinste normal bir eşyada bulunması gerekli olan iyi niteliklerin satılan malda bulunmaması ya da bulunmaması gereken kötü niteliklerin ise satılan malda bulunması olarak tanımlanabilir. Satıcının satılan mallardaki ayıplardan sorumlu olabilmesi için kanunun alıcıya yüklemiş olduğu yükümlülükler satılanı gözden geçirme, muayene etme ve var olan ayıpları satıcıya bildirme (ayıp ihbarında bulunma) yükümlülüğüdür. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan sorumlu olmayacaktır. Tacirler arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı TTK.'nun 23/1-c maddesindeki süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur. TTK'nun 23. maddesi uyarınca, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Ayıp açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde hakkını korumak için durumu aynı süre içinde satıcıya ihbar ile yükümlüdür.Davacı taraf davaya konu ürünleri 07.06.2018 tarihli sipariş formu ile almış, ürünler 11.07.2018-15.08.2018 tarihleri arasında peyderpey teslim alındıktan sonra dava dışı İntertek şirketince yaptırılan TURT 180136824 numaralı test 25.07.2018 tarihinde sonuçlanmış, davacı tarafından davalıya 25.07.2018 tarihinde mail ile rapor gönderilmiş, 24.10.2018 tarihli 56.701,74 USD karşılığı 328.393,58 TL tutarlı reklamasyon faturası düzenlenerek, Kartal 23. Noterliği 12.11.2018 tarihli ... numaralı ihtarnamesi ile gönderilerek ayıp ihbarında bulunulmuştur. Alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde hem incelemeyi yaptırmak hem de durumu aynı süre içinde satıcıya ihbar etmek zorunda olduğu, davacı ise 14 gün sonra ayıp bildirimini yaptığından, süresinde ayıp ihbarında bulunmadığına ilişkin tespitte herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Reklamasyon faturası, satışı gerçekleştirilen malın yeterli özellik, nitelik, kalite ve belirlenen standarda uygun olmaması nedeniyle alıcı ve satıcının uzlaşarak belirlediği yeni duruma uygun olarak, alıcı tarafından düzenlenen belgedir. Reklamasyon faturasının yapılan işin hacmi ve mahiyetine, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun olması ve tevsik edici belgelerle dayanması gerekmektedir.Davacının reklamasyon faturası düzenlenmesi ve bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olması tek başına kanıt oluşturmaz. Davacının fatura içeriğini ispatlaması gerekir. Kaldı ki davacının düzenlediği reklamasyon faturasında ayıba ilişkin herhangi bir açıklama bulunmadığı gibi davacının, iade edilen 2.580 tişörtün iade nedeni de belirtilmemiş, dava dışı şirket tarafından ürünler iade edilerek 21.01.2019 tarihli 18.576,00 Euro tutarlı fatura düzenlenmiştir. Davacının, davalıdan aldığı kumaşların ayıplı olması nedeniyle müşterisi tarafından iade edildiğini beyan ettiği 2.580 adet tişörtü de bilirkişi incelemesine sunmadığından, söz konusu ürünlerin davalının teslim ettiği kumaşlardan yapılıp yapılmadığı, kumaşlar nedeniyle ayıplı hale gelip gelmediğine dair tarafsız kişi veya kurumlarca düzenlenmiş tespit raporu da bulunmadığı gibi Mahkemece de numune sunulmadığından rapor alınamamıştır. Davacının müşterisinin davacıya iade ettiği 2.580 adet tişörtün davalının sattığı kumaşlardan yapıldığı ve kumaşlarının ayıplı olması nedeniyle ayıplı hale geldiği, ayıplı ise ne kadarının ayıplı olduğu ve iade edildiği ve bu nedenle davacının zararının oluştuğu iddiası davacı tarafından ispatlanamamıştır. Aksi düşünülse dahi davacının dava dilekçesinde, ayıptan haberdar olduktan 14 gün sonra ayıp ihbarında bulunması sebebiyle süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı ve buna bağlı seçimlik haklarını kullanamayacağı açıktır. Ayrıca taraflar arasındaki 07.06.2018 tarihli sipariş formunun 4. maddesinde, davacının aldığı kumaşı mamül haline getirilip ihraç edildiğinde, satış yapılan firmaya kumaştan dolayı reklamasyon ödemek zorunda kalırsa davacının işbu zararının tedarikçi firma tarafından karşılanacağı düzenlenmiş olup, Mahkeme incelenen davacının defterlerinde dava dışı şirkete reklamasyon bedelini ödemediği sabit olduğundan bu durumda davalıdan reklamasyon bedelini talep etme hakkı da bulunmadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025