T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/490
KARAR NO : 2025/1361
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/11/2021
NUMARASI : 2019/704 Esas - 2021/979 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalılar arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalıların kredinin geri ödemelerindeki vaki düzensizlikleri nedeniyle kredi hesabının kat edildiğini ve bu hususun davalılara Beyoğlu 11. Noterliğinin 02/01/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından takibe, borca, ödeme emrine, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, takibe konu borç miktarının 16.880.786,30 TL olduğunu, işlemiş ve işleyecek faiz ve faiz oranlarının sözleşme ve yasalara uygun olduğunu, borçluların ödeme emrine itirazlarının hiçbir hukuki dayağının bulunmadığını, bu nedenle davalıların itirazının iptalini ve takibin devamını, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine itiraz dilekçelerinde de belirttikleri gibi talep edilen alacağın muaccel olmadığını, kat ihtarnamesi asıl borçlu ve kefillere bir gün süre verildiğini, bu durumun hakkın kötüye kullanılması olduğunu, hesap katı ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, usulsüz tebligatın borcu muaccel kılmadığını, davacı tarafın takip yapma hakkının doğmadığını, borcu kabul etmediklerini, işletilen akdi faiz ve gecikme faiz oranları ve hesaplanan tutarların fahiş olduğunu ve taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, yapılan takibin sözlemeye aykırı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Takip talebindeki miktar ile bilirkişi tarafından hesaplanan miktar arasındaki farkın temel nedeni takip talebinde; asıl alacak miktarının, akdi faizdeki gibi temerrüt faizinin asıl alacağa eklenmesi suretiyle oluştuğu düşünülmektedir. Asıl alacak kalemi içinde istenen temerrüt faizinin ayrıştırılarak temerrüt faizi kalemine eklenmesi ile hüküm kurulması mümkün olmayıp, alacak kalemlerine ilişkin taleplerle mahkememiz bağlı olmakla, buna göre hüküm kurulmuştur. Bu haliyle talep edilmesi unutulan temerrüt faizi miktarı kapsamında daha sonradan davacının takip yapması elbette mümkündür. İcra inkar tazminatı yönünden; dava konusu alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasının tek başına kararın kaldırılması nedeni olduğunu, yalnızca asıl alacağı dikkate alıp, işleyen akdi faizi ve temerrüt faizini ve ayrıca BSMV yi hesaba katmaksızın hüküm kurulmasının, davacı bankanın 6.000.000 TL ye yakın alacağının yok sayılmasının yanı sıra, davacı bankanın haksız yere yargılama gideri ve vekalet ücretine mahkum edildiğini, dosyadaki maddi gerçeğin bu durumun tam tersi olduğunu, davacı banka kayıtları ve takibe dayanak belgelerden açıkça anlaşıldığını, raporda tespit edilen asıl alacak miktarı ile takipten anlaşılan asıl alacak miktarının farklı olması durumunda dahi hesap hatası yapılmamış olması halinde raporda yer alacak takip bakiyesi ile takipte yer alan takip çıkışı bakiyesi arasında fark olmaması nedeniyle davanın kısmen reddinin hukuken mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesinin alacak kalemleriyle değil, takip bakiyesi ile bağlı olduğunu, ilk derece mahkemesinin alacak kalemlerini bilirkişi marifetiyle tespit edip ayrıştırmasının pek tabi mümkün olmadığını, bu ayrıştırmanın yapılmayıp, temerrüt faizinin ayrıca takibe konu edilebileceği hususunun usul ekonomisi ile uyuşan bir tarafı bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesi kararının kısmen reddine ilişkin kısımla sınırlı olmak üzere kaldırılmasını, davanın tam olarak kabulünü, bu mümkün değil ise dosyanın yeniden mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuşturİstinafa gelen uyuşmazlık temelde, temerrüt tarihi olarak ödenen son kredi taksit tarihinin esas alınıp alınamayacağı, akdi ve temerrüt faiz miktarına ilişkin hesaplamaların yerinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı banka ile davalı asıl borçlu ... Akaryakıt Tic. A.Ş. arasında 12.09.2015 tarihli 14.000.000,00 TL limitli ve 29.05.2017 tarihli 13.100.000,00 TL limitli iki adet Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş davalılar Mustafa ... ve davalı ... ... Holding müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzalamışlardır. Davacı banka tarafından davalı asıl borçluya taksitli ticari kredi kullandırılmış olup, Beyoğlu 11. Noterliğinin 02.01.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 10.874.709,46 TL asıl alacak üzerinden kredi hesabı kat edilmiş ve kredi borcunun ödenmesi ihtar olunmuştur. İhtarname, davalılara 08.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "kredi sözleşmesi, ihtarname ve hesap özetleri" sebebine dayalı olarak 16.860.000,00 TL asıl alacak, 20.786,30 TL faiz olmak üzere toplam 16.880.786,30 TL alacağın tahsili istemiyle 04.11.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline, karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı, taksitli ticari kredi yönünden ödenmeyen taksit tarihinden itibaren takip tarihine kadar temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini iddia etmekte ise de; davacı banka, davalılara gönderdiği hesap kat ihtarnamesinde taksit vadelerindeki temerrüde dayanmamış, kat ihtarıyla asıl alacağın verilen 1 günlük süre içerisinde ödenmesini talep etmiş, bu şekilde davalılara yeni bir vade tanımıştır. Artık daha önceki vadede ödememe nedeniyle gerçekleşen temerrüt olgusuna dayanması mümkün değildir.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, 24.05.2017 tarihinde 36 ay vadeli 10.062.395,00 TL tutarında taksitli ticari kredi kullandırıldığı, davalı asıl borçlu tarafından 03.09.2017 tarihinde 4.taksidini ödendiği, sonrasında hiçbir taksitin ödenmediği, kredi borcunun 02.01.2018 tarihinde 10.627.370,91 TL olduğu, davacı banka tarafından dava konusu krediye işletilen akdi faizin % 16, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 12.2.maddesi gereği akdi faiz oranının iki katı olarak belirlenen temerrüt faiz oranının ise %32 olduğu, bu durumda davacı bankanın 10.667.046,42 TL asıl alacak, 2.622.577,53 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 13.289.623,95 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.Mahkemece taleple bağlı kalınarak, davacının takip talebinde talep ettiği 20.786,30 TL faize hükmedilmesi ve davacının takip talebinde BSMV talep edilmemiş olması nedeniyle BSMV 'yi hesaplamamış olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 21.09.2004 tarih 2004/488 - 8998 Esas ve Karar sayılı kararında belirtildiği üzere kredinin kat edildiği tarih itibariyle alacağın ulaştığı miktar belirlenip, bu miktara kat tarihinden temerrüt tarihine kadar akdi faiz ve faizin gider vergisi hesaplanıp, kapitalize edilerek temerrüt tarihindeki asıl alacağın bulunması ve bu alacağa takip tarihine kadar temerrüt faizi ve faizin gider vergisi işletilerek takip tarihindeki toplam alacak miktarı bulunması gereklidir. Bilirkişi raporunda, temerrüt faizini % 32 olarak almış olmasına rağmen,17.01.2018 tarihinden sonraki hesaplamaları %16 temerrüt faizi üzerinden yapmış olması hatalı olup, Mahkemece bilirkişi raporuna karşı itiraz olmasına rağmen, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması da doğru olmamıştır.Mahkemece, konusunda uzman bankacı bilirkişi aracılığıyla gerektiğinde banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapma ve örnek alma yetkisi verilerek icra takibine konu kredinin kat edildiği tarih itibariyle alacağın ulaştığı miktar belirlenip, bu miktara kat tarihinden temerrüt tarihine kadar akdi faiz ve faizin gider vergisi hesaplanıp, kapitalize edilerek temerrüt tarihindeki asıl alacağın bulunması ve bu alacağa takip tarihine kadar temerrüt faizi ve faizin gider vergisi işletilerek takip tarihindeki toplam alacak miktarının bulunması suretiyle ayrıntılı, denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025