T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/362
KARAR NO: 2025/1180
T Ü R K MİLL E Tİ A D I N A
B Ö L G E A D L İY E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/04/2021
NUMARASI: 2012/1575 Esas - 2021/459 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025
Taraflar arasındaki Ticari Şirket davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, kısıtlı ..., annesi ve diğer davalı...'ye miras kaldığını, aile içindeki anlaşmazlık sonucu ortaklar bölünmüş ve tüm şirketlerin idaresini... eline geçirdiğini, aile içindeki çekişmeler her genel kuruldan sonra karar iptali için davalara sebep olmakta ve kısıtlının zararına yol açtığını, şirketin işlerini yürüten... kişisel menfaatlerini şirket menfaatleri üzerinde tutarak rekabet yasağını ortadan kaldırmak istediğini, şirket 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 ve bugüne kadar üst üste kar elde ettiğini, ancak hiçbir sene kar dağıtımının yapılmadığını, hatta bugüne kadar elde edilen kardan yasal kesintiler ayrıldıktan sonra kalanı dağıtılmayarak olağanüstü yedek akçe olarak şirkete bırakıldığını, davalı şirketin en fazla sermaye payı ve hisse adedine sahip olan ... tarafından yönetildiğini, ancak şirket yönetim kurulu tarafından gerekli özenin gösterilmediğini, ...Hizmetleri Aş yüksek miktarda kredi borcu altına sokularak ödenen faizler sebebi ile fazlaca zarara uğratıldığını, uzun vadeli banka kredileri yurtdışı kaynaklardan kullanılan ... Banktan alman döviz kredileri kendi bankası olması nedeniyle... tarafından kolaylıkla alındığını, sermaye artırımına gidip ortaklarının anne ve kardeşinin hisselerini azaltmakta olduğunu, babasından miras kalan nakit mevduatları da terekeden kaçırarak bu yolla elde ettiği değerleri anne ve kardeşisine karşı sermaye arttırımlarında kullandığını, ortak olarak şirkette %37,5 payı olması gereken davacının payı bugün 26.252 hisseye düştüğünü ve bugüne kadar şirketten bir lira kar payı almamıdığını, bilançoda yaklaşık 108.306.000 TL kredi borcu gözükmekte olduğunu, cari dönem ile bir evvel ki dönem kredi borçlarının iki katına çıkarıldığı bilançonun tetkikinde görüldüğünü, 2008 yılı faaliyet raporunda ise; Yönetim Kurulu Başkanı...'nin şirketin 2008 yılında elde etmiş olduğu kardan yasal kesintiler ayrıldıktan sonra kalanının dağıtmayarak olağanüstü yedek akçe olarak şirkette bıkarılmasını teklif etmesinin objektif iyiniyet kullarına uğun olmadağını, TTK'nun 452. maddesinde, kar yapı almak kazanılmış hak olarak tanımlanmış ve bu hakta pay sahiplerinin rızası olmaksızın değişiklik yapılamayacağı hüküm altına alınmış olup dolayısıyla kar payının hiç dağıtılmayarak yedek akçeye ayrılması pay sahiplerinin kazanılmış haklarını zedelemekte olduğunu, bildirilen nedenlerle Genel Kurul toplantısında gündemin 6. maddesinde yer alan şirket karının şirket bünyesinde tutularak yedek akçe olarak ayrılması ve Yönetim Kurulu faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosu hesapları ile murakıp raporunun oylanmasına yönelik gündem maddesinin iptali ve 15/10/2012 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısı gündeminin 10. maddesinde Yönetim Kurulu üyelerine şirketle ilgili işlem yapma yasağı ve rekabet yasağına ilişkin TTK'nun 395 ve 396 maddelerinde izin verildiğini, davalı şirketiği ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan... ve personeli aynı konuda iştigal eden firmalar lehine ve aile şirketi aleyhine işlemler yapmak suretiyle TTK'nun 396. maddesindeki rekabet yasağına aykırı davranışı dolayısıyla Genel Kurul toplatısında gündemin 10. maddesinde yer alan TTK'nun 395 ve 396. maddedeki yasağın kaldırılması için alınan kararın kanun anasözleşme ve objektif iyiniyet kurallarına aykrılığı sebebiyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkil şirketin, Olağan Genel Kurul Toplantısı 15/10/2012 tarihinde şirket merkezinde yapıldığını, genel kurul toplantısına %100 hisse ve karşılığı ortakların kaltıldığını, kararların kanunlara uygun şekilde ve oyçokluğu ile alındığını, şirket kayıt ve belgeleri tüm hissedarların incelenmesine açık bir şekilde genel kurul toplantısından 15 gün önce hazır bulundurduğunu, müvekkil şirketin yönetim kurulu başkanı...'nin baka şirketler kurduğıunu, bu şirketler vasıtası ile işler yaptığını, ortaklarının şirket kayıtlarını görmesini engelleğidini, bu şekilde ortakları ve şirketi zarara uğrattığına ilişkin iddialarda bunuluduğunu, bu iddiların asılsız ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafın, Genel Kurul kararlarının iptalini talep etmekte iken aynı dilekçede idare meclisi aleyhine asılsız iddilara yer verilmekte olduğunu, idare meclisinin, şirket işlerini kanunun ve esas sözleşmenin hükümleri çerçevesinde tüm dikkat ve özeni göstererek yürürüttüğünü, müvekkil şirketin, BDDK'nın sıkı denetimine tabi bir şirket olup hesapların ve defterlerin Uluslararası Muhasebe Standatlarına ve Uluslararası Finansal Raporlamaya uygun şekilde yaşandığı bir sektörde tek başına ayakta durduğunu, idare meclisinin bu titiz çalışmasına karşılık herhangi bir ücret talep etmediğini, gündemin 6. maddesinin iptaline ilişin olarak yönetim kurulu başkanı...'ye yönelik asılsız ve hukuki mesnetsiz iddiların bulunduğunu, yönetim kurulu üyelerinin yirkete zarar verici hiçbir davranış veya yönetimsel zafiyet görmemekte olduğunu, bu şirketin %98 payının...'ye ait olduğu bu sebeple şirkete zarara uğracağı iddiasının mesnetsiz ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı yanın, kar payı dağıtımı talep etmektiğini ve şahsi menfaatleri düşünerek şirketin güçsüz duruma düşmesine ve zarar etmesine sebep olduğunu, müvekkil şirket idare meclisi ise, tamemen şirketin menfaatini düşünmekte olduğunu, kısıtlı ...'nin bakımıyla ilgili hemşire, yemek içmek, ulaşım ve konaklama gibi tüm giderlerin karşılanmakta olduğunu, ayrıca çeşitli yerlerden gelerlirinin de bulunduğunu, bekar ve çocuğunun olmadığını, bu sebeple de mirasçı sıfatıyla bir alt soyunun mevcut olmadığını, diğer yandan da yönetim kurulu başkanı...'de kardeşinin ihtiyaçları ile bizzat ilgilenmekde olduğunu, tüm bunlar dikkate alındığından davacı tarafın şirketin durumu ve ihtiyaçlarını gözetmeden kar dağıtımı talep etmesini tamemen kötü niyetli olduğunu, ... Bank'tan iddia edildiğinin aksine bir kredinin alınmadığını, bu iddianın tamamen asılsız olduğunu, gündemin 9. maddesinin iptaline ilişkin olarak: gündemin 9. maddesinin kanunlara tamamen uygun şekilde oylamaya sunulduğu ve oy çokluğu nedeniyle karar verildiğini, müvekkil şirketin yetkilisine TTK'nun 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verildiğini, %98 pay sahibi olan...'nin şirketi zarara uğratıldığı iddisanının tamamen kötü niyetli ve mesnetsiz olduğunu bildirmiş, müvekkil şirketi aleyhine açılan davanın reddina karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Yapılan yargılama sonucu davacının vasisi tarafından temsil edildiği 15/10/2012 tarihli Genel Kurul Toplantısının 6. Maddesindeki "kar dağıtılmamasına ilişkin kararın" 6102 sayılı TTK'nun 519/2 maddesine aykırılık oluşturması, yine aynı toplantının 9. Maddesi ile alınan "rekabet yasağının kaldırılmasına" ilişkin kararın 6102 sayılı TTK'nun 395, 396 ve 436/1 maddelerine aykırılık oluşturması nedeniyle iptali gerektiğinden davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; paydaşlara kar dağıtılmasına ilişkin TTK m. 519'un mahkemece yanlış yorumlandığını, yargılama boyunca öne sürmüş oldukları bütün delil ve beyanlara rağmen sadece TTK maddesine atıf yapmakla yetinilerek başka hiçbir delil ve görüş tartışılmaksızın karar verilmesinin mahkemelerden beklenilen yararın de facto olarak kullanılamaz hale getirmesi ile hukuk devleti ilkesini açıkça ihlal ettiğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca da ilk derece mahkemesinin şirketin faaliyet gösterdiği piyasanın özellikleri ve gelişimi, piyasanın tabi olduğu şartlar, ekonominin genel gidişatı, şirketin kar ve borç durumu ve sair sebepleri değerlendirerek karara varması gerektiği yönünde iken dosyada mübrez ve davacının iddiaları için ortaya konulan delillerin sınırlı olduğu şeklinde tespit yapılan bilirkişi raporu doğrultusunda karar ikame edildiğini, gerekçeli kararda...’nin temsilcisi olduğu ... Maddeler ithalat İhracat ve Depoculuk A.Ş.’nin de Genel Kurul Toplantısının 9. Maddesine ilişkin oy kullanılamayacağına hukuka aykırı olarak karar verildiğini, yukarıda anılan kanun maddeleri ve Yargıtay içtihadı doğrultusunda tartışılması gereken konu ve durumlar gerekçeli kararda tartışılmadığı için hukuka ve kanuni değerlendirmeye elverişli bir karar alınması için kararın bozulmasını talep ettiklerini, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin davanın kabulüne yönelik tesis etmiş olduğu 21.04.2022 tarihli, 2012/1575 E. ve 2021/459 K. sayılı ilamının kaldırılmasına, işbu haksız davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu genel kurul kararları hakkında iptal sebebinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı şirketin sermayesi 10.000.000 TL olup, altı ortağının bulunduğu, davacının 26.252, ...'nin 9.876.250, ... A.Ş.'nin 79.992, ...'nin 17.502, ... ve ...'in 2'şer paya sahip olduğu, davaya konu 15.10.2012 tarihli genel kurulun ortakların tamamının katılımıyla gerçekleştirildiği, genel kurulun 6. Maddesinde "yönetim kurulu faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosu, murakıp raporunun kabul edilmesine", 9.maddesinde "yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırılmasına" ilişkin karar alındığı anlaşılmaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 445. Maddesinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği, düzenlenmiştir. TTK'nın 447. Maddesine göre de genel kurulun, özellikle; (...) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,(...) kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır. Davaya konu genel kurul kararlarında ise anılan madde kapsamında alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır. Bunun dışında başkaca bir butlan sebebinin bulunduğu da iddia ve ispat edilmiş değildir.Davacı tarafça, iptal istemine konu genel kurul kararlarına muhalefet bildirilmiş ve eldeki dava 27.12.2012 tarihinde üç aylık süre içerisinde açılmıştır.1.Davalı şirketin 15.10.2012 tarihinde yapılan 2011 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının 6. Maddesi , 2011 yılı yönetim kurulu faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosu, murakıp raporunun kabul edilmesine ilişkin olup, 43.754 olumsuz oyuna karşılık 9.956.246 olumlu oy ile 2011 yılı yönetim kurulu faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosu, murakıp raporunun kabul edilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir .Davalı şirketin 2011 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunda, 2011 yılında elde etmiş olduğu kardan yasal kesintiler ayrıldıktan sonra kalanının dağıtılmayarak olağanüstü yedek akçe olarak şirkette bırakılmasının teklif edildiği, buna karşılık davaya konu genel kurul toplantısında davacı ve dava dışı ortak ...'nin kar dağıtılmaması yönündeki yönetim kurulu kararını kabul etmedikleri ve karın dağıtılmasını talep ettikleri yönünde beyanda bulundukları görülmüştür.Davacı tarafça, davalı şirketin yüksek miktarlı kredi borcu altına sokulduğu, bilançonun incelenmesinde cari dönem ile bir önceki dönem mukayese edildiğinde borçların iki katına çıkmış olduğu sermaye artırımına gidilip, diğer hissedarların paylarının azaldığı, elde edilen kaynakların... tarafından anne ve kardeşlerine karşı sermaye artırımında kullanıldığı, davalı şirketten hiç kar payı alınmadığı iddiasıyla 6 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir. Davalı şirketin 2011 yılı kârının dağıtılmayarak olağanüstü yedek akçe olarak şirkette bırakılması yönündeki teklifin yer aldığı yönetim kurulu faaliyet raporu, dava konusu genel kurul toplantısının 6. maddesi ile kabul edilmekle davalı şirket tarafından kar payı dağıtılmamasına karar verildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Davalı şirket ana sözleşmesinin “karın tespiti ve dağıtımı” başlıklı 14. Maddesi, "Şirketin genel masrafları ile muhtelif amortisman bedelleri gibi şirketçe ödenmesi gibi veya ayrılması zorunlu olan miktarlar, hesap yılı sonunda tespit edilen gelirlerden indirildikten sonra geriye kalan miktar safi karı teşkil eder. Bu suretle meydana gelen safi kardan şirketin tüzelkişiliğine düşen masraflar ve mali sorumluluklar da düştükten sonra kalan kısımdan a)%5 kanuni yedek akçe (sermayenin %20si ile sınırlı değil) b) ödenmiş sermaye üzerinden %5 oranında birinci temettü c) %10 fevkalede yedek akçe ayrıldıktan sonra d)kalan, genel kurul un vereceği karara göre kısmen veya tamamen ikinci temettü olarak dağıtılır veya ihtiyata ayrılı. Genel Kurul uygun gördüğü takdirde hasıl olan karın tamamı ihtiyat olarak ayrılabilir. TTK 466/3 hükmü saklıdır" şeklindedir. TTK'nun 507/1. Maddesine göre her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. TTK'nın 408/2-d maddesine göre ise yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması şirket genel kurulunun münhasır yetkileri arasındadır.TTK'nın 523/1. Maddesinde, kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payının belirlenemeyeceği; ikinci fıkrada ise genel kurulun, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir. Kâr payının dağıtılıp dağıtılmaması hususu genel kurulun yetkisinde olmakla birlikte bu yetkinin Kanundaki sınırlara uygun olarak kullanılması gerekir.Genel kurulun yıllık bilançoya göre belirlenen yıllık kâr dağıtımına ilişkin yetkisinin sınırını, keyfilik ve hakkın kötüye kullanılması teşkil etmektedir. Bu nedenle pay sahibinin, anonim şirketin salt kâr gütme amacına dayanan mutlak nitelikteki bu hakkı, sadece keyfi olarak hiç dağıtılmaması halinde değil, aynı zamanda yeteri kadar dağıtılmamasında da ihlal edilmiş olur. Zira ticaret şirketlerinin asıl amacı kar edip, ortaklarına dağıtmaktır. Dolayısıyla genel kurulun yıllık kârın dağıtımına ilişkin hakkını hiç ve yeteri kadar dağıtmayacak ve özellikle azınlığı zarara sokacak şekilde kullanması, pay sahibinin kâr payı hakkını ihlal edecektir. Bu halde kanuni ve ihtiyari yedek akçeler dağıtıldıktan sonra kar payı dağıtılmamasına karar verilebilmesi için TTK'nın 523/2. Maddesinde düzenlendiği şekliyle şirket aktiflerinin yeniden sağlanabilmesi için gereklilik bulunması veya bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı (istikrarlı) kâr payı dağıtımı yönünden haklılık bulunması şarttır.Eldeki uyuşmazlıkta dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin 2011 yılı bilançosu ile gelir tablosuna göre 2011 yılı kârının 1.247.000 TL olduğu ve davalı şirketin en az %5 oranında kar dağıtması gerektiği belirtilmiş olup, davacı tarafça, davalı şirketin 23.11.2009 tarihli genel kurulunda alınan 1-2-6-7-9 ve 10 numaralı kararların iptali için açılan davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi(Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi)'nce 2009/603 Esas ve 2011/953 karar sayılı karar ile kârın dağıtılmamasına ilişkin 6 nolu kararın iptaline karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.03.2013 tarih ve 2012/4707 Esas ve 2013/5198 Karar sayılı kararı ile onandığı da gözetildiğinde davalı şirketin kâr dağıtmama konusunda herhangi bir haklı gerekçe göstermemesine göre mahkemece davaya konu 15.10.2012 tarihli genel kurul toplantısının 6 nolu kararının iptaline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. 2.Davalı şirketin 15.10.2012 tarihinde yapılan 2011 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının 9. Maddesi, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddelerine istinaden yetki ve izin verilmesine ilişkin olup, 43.754 olumsuz oya karşılık 9.956.246 olumlu oy ile yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.Davacı tarafça, rekabet yasağına ilişkin olarak genel kurulda oy hakkından mahrum bulunan...'nin, ... A.Ş. adına şirket yetkilisi olarak oy kullandığı, ...'nin şahsen oy kullanamayacağı gibi diğer ortak şirket adına da oy kullanamayacağı iddiasıyla 9 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir.TTK'nın 436/1. Maddesine göre; pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. yetkinin verilmesine ilişkin karar, ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan TTK'nın 374/1. maddedeki oy yoksunluğu halinin uygulanması gerekir (Yargıtay 11. HD'nin 18.03.2013 tarih ve 2012/4712 E- 2013/6730 K. Sayılı kararı). Somut olayda yönetim kurulu üyesi...'ye izin verilmesi oylamasında, üyenin kendisi, annesi ... oy yoksunu oldukları halde oy kullanmışlardır. TTK 436/1. Maddesindeki oy yoksunluğunda yalnızca eş, altsoy ve üstsoyun ortağı olduğu şirketlerle yapılacak işler zikredilmiş, kardeşler arasında böyle bir oy yoksunluğu hali düzenlenmemiştir. Kanun koyucunun yasa maddesinde açıkça altsoy ve üstsoy ibarelerine yer verdiği, kardeşler arasında ise Türk Medeni Kanunu'nun 17. maddesinde de ifade edildiği üzere yansoy hısımlığı bulunduğu, bu durumda, yönetim kurulu üyelerinin kardeş olması nedeniyle söz konusu genel kurul maddesinin oylamasında oydan yoksun olacağı şeklinde yorum yapılamaz (Yargıtay 11. HD'nin 14/03/2018 Tarih ve 2016/7190 E- 2018/1960 K. Sayılı kararı). Bu durumda, şirket yönetim kurulu üyesi... yönünden rekabet yasağının kaldırılmasında kabul oyu kullanan kendisinin ve red oyu kullanan annesi dava dışı ...’nin oy hakkı bulunmayıp, davacı kardeş ...’nin oy hakkı bulunmaktadır. Yönetim kurulu üyesi...'nin , ... Maddeler İth. İhr. ve Depoculuk A.Ş.'nin hakim hissedarı olması ... A.Ş.'nin oydan yoksun olması gereken bir sebep değildir. Oy yoksunluğu haline göre yapılan hesaplamada red oyu kullanan ...'nin oyları ile kabul oyu kullanan...'nin oyları nazara alınamayacağına göre geriye tüzel kişi ...A.Ş.'nin 79.992, ... ve ...'in 2'şer olumlu oyu ile davacı ...'nin 26.252 olumsuz oyu kalmaktadır. Bu halde, yönetim kurulu üyesi... hakkında rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin karar, gerekli oy nisabı ile alınmıştır. Davalı şirket ortağı olan yönetim kurulu üyesi ... ve ortak olmayan yönetim kurulu üyesi ... yönünden TTK'nın 395 ve 396. yetkinin verilmesine ilişkin yapılan oylamada, ...’nin oydan yoksunluk durumu söz konusu olmayıp, oy kullanma hakkı mevcuttur. Yapılan oylamada davacı ... ile dava dışı ortak ...'nin 43.754 olumsuz oyuna karşılık...'nin 9.876.250 ve ... Maddeler İth. İhr. ve Depoculuk A.Ş.'nin 79.992 olumlu oyuna göre yönetim kurulu üyeleri ... ve ... hakkında rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin karar da gerekli oy nisabı ile alınmıştır. O halde davaya konu 15.10.2012 tarihli genel kurul toplantısının 9. maddesinde alınan kararın iptal isteminin reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece bu karara yönelik iptal isteminin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın Kısmen Kabulü ile Kısmen Reddinea-Davalı şirketin 15.10.2012 tarihli Genel Kurul toplantısının 6. Maddesinin İPTALİNE,b-Davalı şirketin 15.10.2012 tarihli Genel Kurul toplantısının 9. Maddesinin İPTALİ İSTEMİNİN REDDİNE, 2- Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin yatırılan 21,15 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 594,25 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan 21,15 TL başvurma harcı, 206,33 TL tebligat ve müzekkere ücreti ile 3.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.227,48 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 1.613,74 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına4-Davacı tarafça yatırılan 21,15 TL peşin harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine5-Davalı tarafça yapılan 27,00 TL tebligat giderinden oluşan yargılama giderinin davanın red oranına göre 13,50 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına6- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre hesaplanan 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7- Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 8-Taraflarca peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının Gider Avansı Tarifesi'nin 5.maddesi ve HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,9-İstinaf Aşamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harçlarının karar kesinleştiğinde ve istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı olan 712,70 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2025