T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/391
KARAR NO : 2025/1194
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/12/2021
NUMARASI : 2020/742 Esas - 2021/1000 Karar
DAVA: Ticari Ünvanın Korunması
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın, yurtiçi ve yurtdışında 1989 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, ticaret ünvanını kullanma hakkının TTK 50- 52.madde vd. hükümleri gereğince münhasıran kendisine ait olduğunu, davalı firmanın, müvekkili firmaya ait tescilli ticaret ünvanında yeralan “...” kelimesini kendi adına tescil ettirerek, TTK 50-52.maddelerine aykırı biçimde haksız olarak kullandığının haricen tesbit edildiğini, bu kullanımın halen devam ettiğini, müvekkil firmanın, dünyada ve ülkemizde önemli projelere imza atan, önemli bir inşaat ve yatırım müteahhidi olduğunu, buna karşılık davalı firmanın, müvekkilinin özgün bir niteliği de olan ... unvanını kullanarak, haksız bir tutum içinde olduğunu ve TTK 52.madde ve ilgili hükümlerine aykırı davrandığını, bu unvan benzerliğinin, müvekkili firma ile davalı firmanın karıştırılmasına yol açtığı gibi, müvekkili firmanın manevi kişiliğine, ticari itibarına da zarar verdiğini beyan ile “...” ibaresinin, davalı şirket tarafından kullanımının yasal olmadığının tesbiti ile, davalı şirketin kullandığı ticaret ünvanında yeralan ... kelimesinin Ticaret sicilinden terkinine ve haksız durumun ortadan kaldırılmasına, davalı firma’nın bu haksız eyleminin ve web sitesi,sosyal medya, tabela vb. alanlarda da “...” ibaresini içeren haksız kullanımlarının engellenmesi ile buna yönelik hizmetin terkini ve gereğinin ifası için TTK 51.Madde gereği ilgili kurumlara bildirimde bulunulmasına, masrafı davalı yandan alınmak üzere ulusal bir gazetede ilan edilmesine, müvekkile ait ticaret ünvanını haksız kullanım eylemi ve bunu ısrarla devam ettirmeleri nedeniyle, müvekkil firma lehine, 100.000,00 TL manevi tazminatın ödemesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dünyaca ünlü, merkezi Belçika' da olan ... firmasına ait kesim makinelerini sattığını, müvekkili şirket kurulmadan evvel ... firması ile iletişime geçilip Türkiyedeki distribütörlük alımı konusunda müzakereler gerçekleştirildiğini, taraflar arasında distribütörlük konusunda anlaşma sağlandıktan sonra müvekkili şirketin kuruluşunun gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin ticaret unvanında yer alan Sunma kelimesinin uluslararası korumaya tabi oluğunu, huzurdaki davada ticaret unvanları arasında iltibas bulunmadığını, davada TTK madde 52 şartlarının oluşmadığını, ticaret unvanına tecavüzden söz edilemeyeceğini, müvekkili şirketin Sunma Marka kesim makineleri sattığını, davacı şirketin inşaat işi ile iştigal ettiğini, logolarının farklı olduğunu, web adreslerinin farklı olduğunu beyan ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının 2.8.1989 tarihinde Ankara Ticaret Sicili'ne tescil edilerek kurulduğu, tam unvanının ... Turizm Yatırımcılığı A.Ş. olduğu, meslek kolunun turizm, otelcilik ve konaklama faaliyetleri olduğu, davalının 18.10.2010'da İstanbul Ticaret Sicili'ne tescil edilmekle kurulduğu, tam unvanının ... İstanbul ... ... Servis Pazarlama San. Ve Tic. Ltd. Şti olduğu, meslek kolunun makina ve ekipman olduğu, tarafların işletme konusunun ve meslek kolunun farklı olduğu, davalının Belçika merkezli ... ... firmasının distribütörü ve yetkili satıcısı olduğu, ... ... firmasının kesim ve dijital baskı makinelerinin satışını yaptığı, ... ... firmasının 1987 yılında Belçika'da kurulduğu, taraf unvanlarında sadece unvanların ilk kelimesi olan "..." ibareleri aynı olup, bunun dışında ek ve işletme konusunu gösteren ibarelerin de tamamen farklı olduğu, taraf şirketlerin faaliyet konuları ve dolayısıyla müşteri çevreleri de birbirinden bağımsız olduğu anlaşılmakla yukarıda açıklanan hükümler kapsamında davacının ticaret unvanının davalı tarafından haksız olarak kullanılmadığı sonucuna varılarak davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, bilirkişinin yurtdışında olması gerekçesi ile dosyanın tevdii edilemediğini ve bu gerekçe ile bilirkişi incelemesinden vazgeçildiğini, yeni bir bilirkişi atanması mümkünken, önceki bilirkişinin ya da sektör bilirkişisinin yurtdışında olduğu gerekçesi ile ara karardan rücu edilmesinin açıkça davalı aleyhine bir hak ihlali olduğunu, aynı zamanda anayasal adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğini, gerekçeli kararda, bilirkişinin yurtdışında olduğu için değerlendirme yapılmadığına hiç değinilmediğini, davacının unvanının davalı unvanından daha önceki tarihte tescil edildiğini, her iki unvanda da ... kelimesinin başta yer aldığını, davacının kullanım hakkının yasal olduğunu ve korunması gerektiğini, her iki unvanda da ... kelimesinin başta yer aldığını, davacının kullanım hakkının yasal olduğunu ve korunması gerektiğini, davalının unvanından ... kelimesi çıkarılmasını, davalı yanın ... kelimesini, kendi unvanında, dava dışı bir yurtdışı şirketle yaptığı anlaşma gereği kullandığını beyan ettiğini, ancak yargılama boyunca, bu dava dışı şirketin kendisine bu ibareyi unvanında kullanabileceğine dair bir sözleşme sunmadığını, yanlış ve eksik değerlendirmelere dayalı olan ve mahkemece yetersiz bulunduğu için ek inceleme istenen kök bilirkişi raporunda TTK 50-52 vd. hükümlerine göre inceleme yapılmadığını, ayrıca davalı firma ile dava dışı firma arasında unvanındaki bu kelimenin kullanımı için ne gibi bir anlaşma yapıldığının da incelenmediğini, bunun varlığının dosyada mevcut olmadığını, mahkemenin teknik bilgi ve sektör bilgisi gerektiği gerekçesi ile istediği hususların da dosyada mevcut olmadığını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, ticaret unvanın korunması talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş,bu karar karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının ticaret unvanının, davacının ticaret unvanı ile iltibas yaratacak nitelikte olup olmadığı noktasındadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 40/1. maddesine göre, her tacir, bir ticari işletme seçmek ve seçtiği ticaret unvanını ticaret siciline tescil ve ilan ettirmek zorundadır. Seçilen ticaret unvanının tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte olmaması, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmaması gerekir.TTK'nın 44.maddesine göre ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları, adları olup, Ticaret unvanına ek almanın zorunlu olduğu hâllerden biri TTK'nın 45. maddesinde gösterilmiştir. Bu hükümde ''Bir ticaret unvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.'' denilmektedir. TTK'nın 50.maddesine göre usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine ait olup, TTK'nın 52/1. maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde, bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.Davanın tarafı olan şirketlerin türleri bağlamında şirketlerin ticaret unvanlarının nasıl olacağına ilişkin hüküm TTK'nın 43. maddesinde yer almaktadır. Anılan düzenleme, ''(1) Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler. (2) Ticaret unvanlarında, 'anonim şirket', 'limited şirket' ve 'kooperatif' kelimelerinin bulunması şarttır. Bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılamaz.'' şeklindedir.Buna göre limited ve anonim şirketlerin unvanlarının çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ibare ile şirketin işletme konusundan oluşur. ... ek almak ise kural olarak serbesttir. Bu serbesti, TTK'nın 46/1. maddesinde, ''Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve fınansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.'' şeklinde ifade edilmiştir.Yukarıda da belirtildiği üzere ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almakta olup tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hâli ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu şekilde açılan davalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmelidir.Davacı şirket mevcut ticaret unvanıyla 01/08/2008 tarihinde, davalı şirket ise mevcut ticaret unvanıyla 30/03/2017 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği anlaşılmıştır.Davacı şirketin Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre; 02.08.1989 tarihinde Ankara Ticaret Sicili'ne, ... Turizm Yatırımcılığı A.Ş. olarak tescil edilmiş, meslek grubu "37-Konut amaçlı olmayan inşaat ve altyapı müteahhitleri meslek komitesi"dir. Devamla, Merkez ve İstanbul Maslak şubeleri de kurulmuştur. Merkez şubenin meslek kodu "... İnşaatı", Maslak Şubenin ise "..."dir. Davalı şirket ise, 18.10.2010 tarihinde İstanbul Ticaret Siciline, ... İstanbul ... ... Servis Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak tescil edilmiş, meslek grubu "... ve Ekipmanları"olduğu görülmüştür.Somut olayda davacı şirketin ticaret unvanının ''... Turizm Yatırımcılığı Anonim Şirketi '' olduğu görülmektedir. Bu unvanda şirketin türünü gösteren ibare ''Anonim Şirket'', şirketin işletme konusunu gösteren ibareler ise ''Turizm Yatırımcılığı '' ibareleridir. Diğer bir deyişle davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmı ''Turizm Yatırımcılığı ''ibarelerinden oluşmakta olup ''...'' ibaresi ise ek olarak seçilmiştir. Davalı şirketin ticaret unvanı ise ''... İstanbul ... ...Servis Pazarlama Sanayi ve Tic Ltd. Şti.' dir. Bu unvanın çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ''Limited Şirketi'' kısmı ve işletme konusunu gösteren '... ...Servis Pazarlama Sanayi ve Tic'' ibarelerinden oluşmaktadır. Unvanın ek kısmı ise ''... İstanbul' ibaresidir. Bir diğer deyişle, tarafların unvanlarında yer alan ''...'' ve ''... İstanbul'' ibarelerinin ek kısım oldukları görülmektedir. Bu açıklamalar ışığında; davacının ticaret unvanının ek kısmının ''...'' olduğu, davalının ticaret unvanının ise ek kısmının ise ''... İstanbul'' olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalının ticaret unvanının eki olarak kullandığı ''... İstanbul'' ibaresinin davacı şirketin unvanından farklı olduğu, üçüncü kişilerde karşılıklığa mahal verecek nitelikte olmadığı ve TTK'nın 52. maddesindeki şartların gerçekleşmediği görüldüğünden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Mahkemece, ... dijital baskı makinelerine ilişkin markanın dünyadaki karşılığı, ... ... ile davalı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi ve kesim ve basım makineleri olan ... markası olan sektörel durumunun sektör bilirkişisi tarafından somut ve açıkça değerlendirilmesi için ek rapor alınmasına karar verilip daha sonra ek rapor alınması ara kararından dönülmüşse de, davalı tarafından distribütörlük sözleşmesinin sunulduğu değerlendirmenin hakimin takdirinde olduğu, dosyadaki bilirkişi heyeti raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu görüldüğünden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025