T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1107
KARAR NO : 2025/1161
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/01/2022
NUMARASI : 2020/948 Esas - 2022/15 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, davaya konu faturaların tahsil edilmediğini bundan bahisle İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını söz konusu icraya davalı herhangi bir borcu olmadığını iddia ederek icra takibine haksız yere itiraz ettiğini ancak halen bakiye bedel olan 58.597,00 TL 'nin bulunduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davacının İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Olayımızda davalının borcunun cari hesap ve ticari defterlere göre açık ve net olarak belirli ve belirlenebilir olduğundan İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince asıl alacağın %20'si olan 11.647,40 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderleri, 326/1.2 Maddesi gereğince kısmen kabul kısmen red oranına göre taraflar sorumlu tutulmasına karar verilerek HMK'nın 297/2 maddesi gereğince davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı müvekkilin davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosya içerisinde bilgi ve belge bulunmadığından bahisle işlemiş faiz yönünden talebimizin reddine yönelik, kanaatte bulunduğunu, ancak davalı tarafın icra dosyası ve dava dosyası kapsamında işletilen faize ilişkin hiçbir itirazda bulunmadığını, talebin reddine dair verilen kararın hukuka uygun olmadığını, icra inkar tazminatının da tüm bakiye üzerinden hesaplanması gerektiğini, davalı vekilince karar duruşmasından 1 gün önce yani 09.01.2022 tarihinde dosyaya vekaletname sunulduğunu, karar duruşmasına da ilgili vekilce katılım olmadığını, söz konusu vekilin, davalı asilce karar duruşmasından kısa bir süre sonra azledildiğini, bu noktada Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatları da gözetilerek hiçbir emek ve mesaisi olmayan vekil lehine reddedilen kısım üzerinden hükmedilen vekalet ücretinin de iptali gerektiğini, bu yönünle bile Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından dosyada yer alan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasının yerel mahkemece yeterli ve kapsamlı bir yargılama yapılmadığını ortaya koyduğunu, mevcut durum itibariyle çek davalı tarafta olduğunu, davacı tarafından bedelinin tahsil edildiğini ve davalıya geri verildiğini, çek bedelinin davacı tarafından tahsil edilip edilmediği noktasında yerel mahkemede bir inceleme yapılmadığını, mahkemece asıl alacağın %20' sine denk gelen 11.647,40 TL tutarında icra inkar tazminatına hükmedildiğini, gerekçe olarak ise takibe konu alacağın likit olduğuna yer verildiğini, gerekçenin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasındaki alacağın yargılamayı gerektirir bir alacak olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı, davalının sunduğu çek suretinin ödemeyi ispat edip etmediği, ve davacı yararına hükmedilen icra inkar tazminatının yerinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile " 6 adet fatura bedeli olan 58.597.00 TL ile bu faturalar için ayrı ayrı hesaplanan toplam 31.994,00 işlemiş faiz toplamı 90.591,00 TL alacağının tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takibe fatura suretlerinin eklendiği, borçlunun borcun tamamına itirazı üzerine itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile; uyuşmazlık konusu tüm faturaların davacı ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmakla davacının fatura konusu taşıma hizmetini davalıya verdiği, aksinin davalı tarafça ispat edilmediği anlaşılmaktadır. Davalı taraf bir kısım borcu ödediğine dair; kendisinin keşideci, lehtarının davacı ... olan 30.000 TL tutarlı bir adet çek sunmuş ve bu çekin elden ödendiğini savunmuş ise de bahsi geçen çekin bankaya ibraz edilmediği, üzerinde davacının tahsil ettiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde de bu çekin ödenmesine ilişkin bir kayıt bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davalı 2013 yılında işletme defterine kaydettiği 4 adet faturaya ilişkin borcunun 2014 yılı yevmiye defterine aktarmamış, 2014 yılında aldığı 2 adet fatura bedelini ise 31/12/2014 tarihinde herhangi bir ödeme belgesine dayanmadan ödeme kaydettiği anlaşılmıştır. Davacı kayıtlarında davalı tarafça 350 TL ödeme yapıldığına dair kayıt esas alınarak davacının takip tarihi itibarıyla alacağı 58.237,00 TL olarak belirlenmiş ve mahkemece asıl alacak olarak bu miktara hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. TBK'nın 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.Dava konusu taşıma ücreti alacağına ilişkindir. Aksine bir sözleşme olduğu veya taraflarca vade belirlendiği iddia ve ispat edilmediği, takip öncesi davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir evrak sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının takip tarihi öncesi talep ettiği işlemiş faiz yönünden davanın reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, taşıma ücretine ilişkin ve likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf talebi yerinde değildir.Avukatlık asgari ücret tarifesinin 5. Maddesi ile "(1) Hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır." düzenlemesi bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK 323/1-ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden sayılmaktadır. Bu durumda reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücreti takdirinde de bir isabetsizlik yoktur. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı ve davalı tarafın istinaf talebinin ayrı ayrı reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.075,40 TL harcın, alınması gerekli olan 3.978,17 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.902,77 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2025