T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/488
KARAR NO : 2025/1201
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/11/2021
NUMARASI : 2020/568 Esas - 2021/1121 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari bir bir ilişkinin varlığı sabit olup 30/08/2018 tarihli 14.019,99 TL tutarındaki fatura bedeli ile 17/09/2018 tarihli 9.565,50 TL tutarında fatura bedelinin müvekkiline ödenmemesi sebebiyle fatura bedelinin toplamı olan 23.585,49 TL asıl alacak ve ödeme tarihinden itibaren işleyen yasal faiz ile 1.492,86 TL işlemiş faiz tutarı olmak üzere 25.078,35 TL fatura tutarının ödenmediğini belirterek davalıya ait bulunan araçlarla birlikte davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malların 3. kişilere devinin önlenmesi amacıyla kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takibe davalıların yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaliyle takibin devamına, davalı işbu haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalının cevap dilekçesi sunmadığı ve duruşmalara katılmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup, taraf delilleri bu muvacehe ölçüsünde değerlendirilmiştir. Mahkememizce alacak iddiası doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve yapılan inceleme neticesinde taraf defterlerinin usulüne uyun tutulduğu, davacı defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmesine rağmen bu kayıtlara itibar edilmemiştir. Şöyle ki; Her ne ne kadar davacı kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı görünse de bu kayıtlara itibar edebilmek için davalının defterlinin ya usulüne uygun tutulmamış olması ya da usulüne uygun tutulmuş ise de kayıtlar açısından davacının defterlerini doğrulaması gerekmektedir. Dosyamızda davalı defterleri de incelenmiş ve usulüne uygun tutulduğu, takip tarihi itibariyle davacıya borçlu bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı kayıtlarının davacı kayıtları ile örtüşmemesi nedeniyle davacı kayıtlarına itibar edilmemiş, gelinen aşamada uyuşmazlık konusu alacağın miktarı nedeniyle davacının iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği, takdiri delil olan defter kayıtları haricinde dosya kapsamında yasal delil bulunmadığı, alacağın varlığı iddiasının soyut beyanın ötesine geçemediği dikkate alınarak davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemeye ibraz edilen ticari defterlerin davacı lehine delil olarak kullanılamayacağına ilişkin verilen kararın son derece hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin raporunda, davalı tarafından davacı şirkete verilen ancak vade tarihinde bankaya ibrazı sonrası karşılıksız çıkan 09.12.2018 vade tarihli 35.000,00 TL tutarlı çeke karşılık davacıya, yalnızca karşılıksız çek bedeli olan 2.600,00 TL ödendiğini, çekin karşılıksız çıkması bir yana, böyle bir çekin verildiğinin dahi davalı şirket kayıtlarında yer almadığını, ödemeyi kanıtlayan başkaca belgenin dava dosyasında bulunmadığını, 23.585,50 TL'nin davacı alacağı olarak değerlendirildiğini, mahkemenin yalnızca tek bir delili ticari defterleri göz önünde bulundurmasının hatalı ve objektiflikten uzak olduğunu, bilirkişinin, raporun sonuç kısmında davacının alacaklı olduğuna kanaat getirdiğini. mahkemenin bilirkişinin işbu konudaki görüşünü hiçe sayan tavrının, kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin görüşünü değerlendirmeyerek hukuka aykırı hüküm kuran yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini, ayrıca davalı tarafın hiçbir delil sunmadığını ve bir duruşmaya dahi katılım sağlamadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş,bu karara karşı davacı vekili tarfından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının takibe dayanak faturaya dayalı olarak bakiye alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle, davacı tarafça, davalı hakkında 30/08/2018 tarih ve ... nolu fatura "..." açıklamasıyla 14.019,99 TL ve 17/09/2018 tarih ve 0389500 nolu fatura "..." açıklamasıyla 12.718,01 TL tutarlı faturalar düzenlenmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı takip dosyasında, "30/08/2018 tarihli, 14.019,99 TL, 17/09/2018 tarihli 9.565,50 TL tutarlı fatura" sebebine dayalı olarak 23.585,49 TL asıl alacak ve 1.492,86 TL işlemiş faizin tahsili istemiyle 23/05/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça davaya karşı cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre davalıdan 30.410,00 TL alacaklıdır. Davalının davaya konu ticari ilişki nedeniyle ticari defterlerine göre davacıya bakiye borcu bulunmaktadır. Taraf defterlerindeki 30.410,00 TL'lik fark, davalının defterlerinde kayıtlı, çek bedeli ödemesi, nakit ödeme ve tediye makbuzları toplam 30.410,00 TL ödemeden kaynaklanmakta olup söz konusu ödemeler davacının defterlerinde kayıtlı değildir. 01/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda davalının 09/12/2018 vade tarihli 35.000,00 TL bedelli çek bedeli 2.600,00 TL ödemenin ve ödeme açıklaması ile kaydedilen 20.635,50 TL toplam 23.585,50 TL ödemenin ödendiğine ilişkin davalının belge ibraz etmediği tespit edilmiştir.Davalı, davacının düzenlediği, 30/08/2018 tarih ve ... numaralı 14.019,99 TL tutarındaki ve 17/09/2018 tarih ve 0389500 numaralı 12.718,01 TL tutarındaki faturaları ticari defterlerine kaydettiğine ve faturalara itiraz etmediğine göre, faturalar karşılığı malların davacı tarafından verildiğinin kabulü gerekir. Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 23.585,49 TL alacaklı olduğu, taraf ticari defterleri arasındaki farkın davalı tarafından davacıya verilen karşılıksız çıkan 09/12/2018 tarihli 35.000,00 TL tutarlı çeke ilişkin bankadan tahsil edilen bedelin davalıdan tahsil edildiğine ilişkin ödemeye, ödeme açıklaması ile kaydedilen 07/01/2019 tarihli 6.410,00 TL, 25/01/2019 tarihli 6.000,00 TL, 05/02/2019 tarihli 6.000,00 TL, 10/02/2019 tarihli 2.225,00 TL, 21/05/2019 tarihli 350,00 TL tutarındaki davacı kayıtlarında gözükmeyen toplam 23.585,50 TL'lik ödemelerden kaynaklanmaktadır.Davalı tarafın kendi ticari defterlerinde kayıtlı ancak davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ödeme kaydı yönünden ispat külfeti davalı üzerindedir. Davalı tarafça yazılı delillerle malların teslim alınmadığını ispat edemediği gibi taraf ticari defterleri arasında uyuşmazlığı yol açan davalının kendi ticari defterlerinde oluşturduğu ödeme kaydı yönünden de herhangi bir dayanak belge ibraz etmemiş olup, salt ödeme kaydı borcun ödendiğini ispat için yeterli değildir. Davalı, borcun ödendiğini yazılı delillerle ispatlamak zorundadır. Ancak, davalı ödemeye ilişkin yazılı delil sunamamıştır. Davalı defterinde kayıtlı olup, davacının defterinde kayıtlı olmayan ödemeleri ispatlanamamış olduğundan, davacının davalıdan 23.585,49 TL alacaklı olduğunun kabulü gerekir.Bu hale göre ilk derce mahkemesince davanın kabulü yerine reddine karar verimesi doğru bulunmamıştır.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. TBK 117/2 maddesi gereği borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş olması veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemiş ise bu günün geçmesiyle temerrüd oluşur. Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmemde ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır.İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlıdır. Buna göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Bu durumda, davacı davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği gibi, taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ileri sürülmediğinden icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz. Bu durumda davacının takip öncesi işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekirken mahkemece kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece kurlan hüküm isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce işlemiş asıl alacak yönünden itirazın iptaline ,işlemiş faiz alacağı yönünden davanın reddi yönelik davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davalı tarafından Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 23.585,49 -TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine. 3-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz yürütülmesine, 4-Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında 4.717,10 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Başlangıçta peşin olarak alınan 428,28 TL harcın alınması gerekli olan 1.611,12 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.182,84 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 428,28 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 360,10 TL olmak üzere toplam 414,50 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 389,82 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 23.585,49 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11. maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranına göre hesap edilen ve davalıya isabet eden 1.241,42 TL'nin davalıdan alınmasına, kalan 78,50 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı, 78,60 TL posta ve tebligat gideri toplam 299,30 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025