T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/88
KARAR NO : 2025/1175
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/09/2021
NUMARASI : 2020/132 Esas - 2021/766 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı kurum nezdindeki hesabına ...’tan 06.09.2019 Tarihinde iade edilmek üzere 132.889,03 TL tutarında para transferi yapıldığını, bu bedelin ödenmesi şifahi, e-posta ve nihayet noter ihtarı ile talep edilmesine rağmen müvekkiline ödenmediğini, kurum gerekçe olarak, davacı şirketin "borcunuz kişiler tarafından ödendi, bu nedenle gelen paranın bu kişilere ödeneceği , müvekkiline ödenmeyeceği" beyanı olduğunu, halbuki borcun sona erme sebepten belli olduğunu, birisinin de "ödeme" olup, ödemenin kim tarafından yapılırsa yapılsın borcu sona erdiğini, davalı kurumun uzmanlık alan olması gereken " ödeme ile borç sona erer" hükmü gereği, nezdindeki hesaba ...’tan 06.09.2019 Tarihinde, müvekkil şirkete iade edilmek üzere transferi yapılan 132.889,03 TL para müvekkiline ait olup, tasarruf hakkı sınırsız olarak müvekkilde olduğunu, davalı kurumun, para transferi öncesi ödeme ile sona eren bir borcu, hukuki ve haklı bir yasal merci kararı olmaksızın alıkoyması gayri yasal ve keyfi olduğunu, müvekkiline ait dava konusu bedelin 06.09.2019 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödemesi için arabuluculuk talebimizde akibetsiz kalınca işbu davanın açılması gerektiğini, ayrıca dava müddetince hesaptaki paranın 3. şahıslara ödenmesinin ihtiyati tedbir karar ile önlenmesini, öncelik HMK kapsamında yakın haklılık karinesi nedeniyle dava konusunun 3. Şahıslara ödenecek ile telafisi imkansız zararın engellenmesi için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilerek, haklı ve yasal davalarının kabulüne, müvekkiline ait 132.889,03 TL haksız olarak ödenmesinde direnen davalının 06.09.2019 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, mahkeme gideri ve ücreti vekaletin davalılara tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilininin davacıdan olan alacağını temlik almak üzere dava dışı 3. Kişi ... tarafından müvekkiline temlik bedeli ödemesi yapılmış olup işbu temlik bedeli kayıtlarına alındığını, bu itibarla müvekkili yönünden davanın husumetten reddini ve davanın temlik bedeli ödemesi yapan ...’e ihbarını, davacının borçlu iken alacak iddiasında bulunduğunu, davacı işbu davadan önce aynı taleple müvekkiline ihtar keşide ettiğini ve bu ihtarı gerekçeli olarak yanıtlanmış olmasına rağmen dava yoluna başvurarak haksız ve hukuka aykırı taleplerini yinelediğini, davacının, haksız menfaat temin etme gayesinde olup, talebi açıkça sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, KGF, 14 Temmuz 1993 tarih, 93/4496 sayılı “Almanya Federal Cumhuriyeti -Türkiye Teknik İşbirliği Anlaşması Çerçevesinde Akdedilen Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ) için Bir Kredi Garanti Fonu Kurulmasına Yardım Konulu Proje Anlaşmasının Onaylanması Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulduğunu, KGF, kar amacı gütmeksizin kurumsal bir kefalet kuruluşu olarak teminat yetersizliği nedeniyle çeşitli kredi ve destek imkânlarından yeterince yararlanamayan işletmelere “müteselsil kefil” olmak suretiyle krediye erişim imkanı sağlandığını, KGF, bu çerçevede bir kısım vergi ve harçlardan muaf tutulduğunu, KGF faaliyetini temelde Özkaynak ve Hazine (T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı) kaynaklı olmak üzere iki tip kefalet desteği ile gerçekleştirmekte olup, ortaklık yapısı, kamu kuruluşu olan ve kamu kuruluşu sayılan ortakları; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), T.C. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) ile 29 adet Banka ve Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı (TOSYÖV), Mesleki Eğitim ve Küçük Sanayii Destekleme Vakfı (MEKSA) olduğunu, davacının Müvekkiline olan borcunun sona erdiğini iddia ederek, Müvekkilinden alacak iddiasında bulunduğunu, ancak davacı bu iddiasını ispat için hiçbir delil ileri süremediğini ve borcunun sona erdiği iddiasına bir açıklama dahi getiremediğini, davacının iddialarının asılsız olup borcunun devam ettiğini ve dava konusu tutar üzerinde bir hakkı bulunmadığını, davacı ile Müvekkili Kurum arasında imzalanan kefalet taahhütnameleri uyarınca Müvekkili Kurum tarafından sağlanan kefalet ile ... Bankası A.ş.’nden (...) krediler kullandığını, ... tarafından davacının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle Müvekkili Kurumdan davacı lehine verilen kefaletlerin tazmini talep edildiğini ve bu kapsamda 14.06.2019 tarihinde 721.768,57-TL, 14.06.2019 tarihinde 219.588,54-TL ve 16.07.2019 tarihinde 842.159,70-TL olmak üzere toplam 1.783.516,81-TL ...’a ödenerek müvekkilinin kefaleti tazmin edildiğini ve müvekkilinin davacı firmadan olan alacağı nakde döndüğünü, müvekkilinin işbu alacağını teminen davacı ile dava dışı kefillere ve teminat verenlere borçlarını bildirerek ödeme ihtarında bulunduğunu, davacı işbu borçlarına istinaden herhangi bir ödeme gerçekleştirmediğini, davacının borcu devam etmekte olup yaptığı bir ödeme olmamakla kendisine iade edilebilecek mükerrer bir tahsilatın da söz konusu olmadığını, davacının dava konusu ettiği ve kendisine ödenmesini talep ettiği 132.889,03-TL ... tarafından Müvekkil Kuruma 06.09.2019 tarihinde tazminden kalan açıklamasıyla gönderilmiş bir tutar olduğunu, ...'ın, müvekkili tarafından kendisine yapılan tazmin ödemesinden 132.889,03-TL kısmı müvekkiline iade ettiğini, bu meblağın, davacının müvekkiline olan borcundan mahsup edildiğini, konunun davacıyla ilgili kısmı bundan ibaret olup davacının yaptığı bir ödeme olmamakla, kendisine iade edilebilecek bir tutar da söz konusu olmadığını, davacının dilekçesinde gerçeğe aykırı şekilde iddialarda bulunarak Mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının dilekçesinde şirketin borcunun 3. Kişiler tarafından ödendiği ve borcun ödeme ile sona erdiği şekilde asılsız iddialarda bulunarak ... tarafından yapılan ödeme üzerinde hak iddia etmeye çalıştığını, davacı borcunun sona erdiği iddiasında ise önce bunu geçerli delillerle ispatlaması gerektiğini, daha sonra kendisine iade edilmesi gereken mükerrer bir ödeme var ise bunu ispatlaması gerektiğini, ancak gerçekte, davacının borcuna istinaden bir ödeme yapmadığını, sadece dava dışı kefil tarafından toplam 215.000,00-TL olmak üzere kısmi ödeme yapılmış olup bu ödeme ile de borcun sona ermediği gibi zaten ödemeyi yapan kişi kefil olmakla, bu ödeme asıl borçlu olan davacının borcunu sona erdirmediğini, hal böyle iken davacının hiçbir hakkı olmayan tutarda yine geçerli hiçbir dayanak ileri sürmeksizin talepte bulunması kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin davacıdan olan alacağı üzerinde alacağın temliki dahil diğer hak ve yetkileri davacının muvafakatine bağlı olmayıp bu durum borcu sona erdiren bir neden teşkil etmeyeceği gibi, yine temlik eden ve temlik alan arasındaki muhasebe davacı borçlunun hukuku dışında olduğunu, bir alacağın temliki halinde hiç şüphesiz borçlunun sorumluluğu devam etmekle, sadece alacaklı yanın değiştiğini, bu itibarla müvekkilinin davacıdan olan alacağını temlikine yönelik iş ve işlemlerinde taraflar arasındaki münasebet borçlunun borcunda değişikliğe neden olmayacağı gibi temlik işlemi borcu sona erdiren bir neden olarak da ileri sürülemeyeceğini, Borçlar Kanununda borcu sona erdiren nedenler açıkça sayılmış olup temlik işlemi bu nedenlerden olmadığını ve temlik işleminin mahiyeti itibariyle de borcu sona erdirici bir etkisinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, nitekim bu kapsamda temlik alacaklısı ile müvekkili arasındaki muhasebe, davacının hukuku dışında olduğunu, bu doğrultuda davacının müvekkiline olan borcunu temlik almak üzere dava dışı 3. Kişi tarafından müvekkile “borçlu ... mek. proje borçlu ve kefillerin teminatlarıyla ödenen kadar temlik edilmesi şartıyla” açıklamasıyla ödenen temlik bedeli ve müvekkiline temlik bedeli ödemesi yapıldıktan sonra borç meblağının azalması ile temlik edilebilecek alacak tutarının değişmesi nedeniyle veya her ne sebeple olursa olsun müvekkili tarafından temlik alıcısına yapılan temlik bedeli iadesi işbu dava kapsamı dışında olduğunu, temlik bedelinden kaynaklı ödemeler ve muhasebe işlemleri temlik eden ve alan taraflar arasındaki işlemler olup borçlunun borcunda hiçbir değişikliğe neden olamayacağını, davacı temlik bedeli üzerinden haksız suretle menfaat temin etmeye çalışmakta olup bu talebin hukuk düzenince himaye edilmeyeceği ve davacının işbu davada hukuki yararının olmadığı itirazlarını yinelediklerini, müvekkili kuruma yukarıda açıklanan suretle 3. Kişi tarafından alacağın temliki için temlik bedeli ödemesi yapıldığını ancak temlik işlemleri taraflar arasında henüz tamamlanmadığını, bu itibarla, davanın temlik ödemesi yapan 3. Kişi ...’e ihbarını talep ettiklerini, ayrıca her ne kadar temlik muamelesi tamamlanmamışsa da temlik ödemesi kayıtlarına alınmış olmakla davanın Müvekkili yönünden husumetten reddi gerektiğini, işbu davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...taraflar arasında davacının dava dışı ...'a olan borcundan dolayı kredi kefalet taahhütnamesi sözleşmesi düzenlendiği, davacının dava dışı ... olan borcunun üçüncü kişi ve kefiller tarafından ödendiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın üçüncü kişiler tarafından dava dışı ... fazla ödenen paranın ... tarafından davalıya iade edildiği ve bu iade edilen paranın davalı tarafından davacıya iade edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf davalıya fazla iade edilen paranın kimin ödediğinin fark etmeksizin kendisine iade edilmesi gerektiğini, davalı tarafın sebepsiz olarak zenginleştiğini iddia etmektedir. Oysa yukarıda belirtildiği üzere davacının sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayanabilmesi için davalının zenginleşmesi karşılığında kendi malvarlığında eksilme veya azalma olması gerekmektedir. Davacının dava dışı bankaya olan borcu üçüncü kişi ve kefiller tarafından ödenmiştir. Davacı tarafından kendi borcuna ilişkin herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Dolayısıyla sebepsiz zenginleşme talebine dayalı olarak ödediği fazla bedelin iadesini isteme hakkı fazla bedel ödeyen tarafa aittir. Davacı tarafından herhangi bir fazla ödeme yapılmadığı ve bu ödemeye bağlı olarak malvarlığında bir eksilme veya azalma olmamış, bilakis davacının borcu ödenmiştir. Davacı tarafça davalının kendi aleyhine olarak zenginleştiği ispatlanamadığından ve davacının söz konusu sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayalı olarak talepte bulunması mümkün olmadığından açılan davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya olan kefalet taahhütnamesi nedeniyle oluşan borca karşılık şirket borcuna kefil olan ... tarafından 215.000 TL (26-28.08.2019) bakiyesinin ise 3. şahıs ... tarafından 28.08.2019 tarihinde ödenerek sona erdiği, bu nedenlede 29.08.2019 tarihi itibarı ile davalı KGF ile müvekkili arasındaki alacak ilişkisinin sonlandığını, artık KGF'ye gelen para v.s. üzerinde tek tasarruf hakkı sahibinin ... olduğunu, davalının buna rağmen finans ve banka uygulamalarını ihlal ederek müvekkili hesabına gelen parayı keyfi olarak 3. kişiye mahkeme yada idari makamlarca bir yasal gerekçe olmaksızın ödemesinin kabul edilemeyeceğini, bu bedelin müvekkiline ödenmesi gerekir iken, mahkemenin davayı reddetmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece kendisi tarafından tayin edilen yetkin bankacı bilirkişi tarafından bu hususların teyid edilmiş olmasının dahi nazara alınmadığını, halbuki bu tesbitlerin doğru ve yasal olduğu gibi, bankacılık hukukunun gereği olduğu açık olmasına rağmen yapılan inceleme sonucundaki tespitte; raporun 3 m. e bendine göre 1.809.580,28 TL borç olduğunu, bu borcun, toplam 1.815.000 TL ödenerek 29/08/2019 tarihinde ...'ın KGF'ye olan borcu kapatıldığının sabit olduğunu, maddi tesbitlerin yapılması bilirkişiye ait olması, hukuki nitelemeninde mahkemeye ait olması karşısında, bilirkişice yapılan taraflar arasındaki borcun 29/08/2019 tarihi itibarı ile "KGF A.Ş''nin alacağı kalmadığı" tesbiti ve dava konusu paranın ise 16.09.2019 tarihinde hesaba girdiği ve ...'ın muvaffakat, kabul ya da talimatı olmaksızın 11.10.2019 tarihinde 3. şahısa ödendiğine dair tesbitleri doğru ve yasal olmakla bu durumda dava konusu paranın talepleri gibi müvekkiline ödenmesine karar verilmesi yerine sonradan düzenlendiği açık olan ancak somut olayda uygulama alanı dahi olmayan temlik sözleşmesini gerekçe göstererek davanın reddinin kabul edilemez uygulama olduğunu, mahkemece 2020/132 Esas ve 2021/76 Karar ve 07/09/2021 tarih sayılı ilamının yerinde olmayan açıkça hukuka ve dosya münceratı ile uyumsuz gerekçeler ile yerinde olmayan kabullerle reddine dair hükmünün kaldırılarak müvekkiline ait 132.889,03 TL'nin direnen davalının 06.09.2019 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, Mahkeme gideri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, davalı tarafından kredi kefalet taahhütnamesi sözleşmesi kapsamında alacaklıya ödenen bedelin, dava dışı üçüncü kişiler tarafından davalıya ödenmesinden sonra alacaklı tarafından fazladan yatırıldığı gerekçesiyle davalıya iade edilen bedelin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kredi veren banka tarafından davalıya iade edilen bedel için davacının talepte bulunup bulunamayacağı noktasındadır.Davacı ile davalı arasında 600.000 Euro limitli kredi kefalet taahhütnamesi sözleşmesinin akdedildiği, dava dışı ..., ...'in kefil olarak bu sözleşmeyi imzaladıkları görülmüş olup, davalı ile davacı ve dava dışı kefiller arasında akdedilen kefalet taahhütnamesi, davalının kredi veren bankaya kredi borcunu ödemesi durumunda, davalının kendi alacağını teminat altına almaktadır. Dosya kapsamından davalı tarafından ödenmeyen kredi borcuna istinaden ... Bankası A.Ş.(...)'ne 14.06.2019 tarihinde 941.357,11 TL, 16.07.2019 tarihinde 842.159,70 TL ödeme yapıldığı, davalı tarafından davacı ve dava dışı kefiller ve ipotek verenler hakkında keşide edilen Ankara 40. Noterliği'nin 28.06.2019 tarih ve ... no'lu yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 14.06.2019 tarihinde ... Bankası A.Ş.(...)'a ödenen 941.357,11 TL'nin ödenmesinin ve nakde dönmeyen 131.00,00 Euro'nun bloke edilmesinin talep edildiği, yine davalı tarafından davacı ve dava dışı kefiller ve ipotek verenler hakkında keşide edilen Ankara 40. Noterliği'nin 18.07.2019 tarih ve ... no'lu yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 16.07.2019 tarihinde ... Bankası A.Ş.(...)'a ödenen 842.159,70 TL ile birlikte 1.809.580,28 TL'ye ulaşan bedelin ödenmesinin talep edildiği, dava dışı ... tarafından davacının borcuna karşılık "borçlu ... mek. proje borçlu ve kefillerin teminatlarıyla ödenen kadar temlik edilmesi şartıyla" açıklaması yapılarak 28.08.2019 tarihinde davalıya 1.600.000,00 TL ödeme yapıldığı, müteselsil kefil ... tarafından davacı şirketin borcuna mahsuben ön protokol ödemesi adı altında 26.08.2019 tarihinde 50.000,00 TL, 29.08.2019 tarihinde 8.600,00 TL, 156.400,00 TL olmak üzere toplamda 215.000 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.Somut uyuşmazlıkta dava dışı ... Bankası A.Ş.(...) tarafından "tazminden kalan" açıklamasıyla 06.09.2019 tarihinde davalıya iade edilen 132.889,03 TL, davalı tarafından dava dışı ...'e 11.10.2019 tarihinde ödenmiş olup, davacı, bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 183/1. Maddesine göre Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın, alacağını, üçüncü bir kişiye devredebileceği düzenlemiş olup, dava tarihinden sonra davalı ile dava dışı ... arasında 16.09.2020 tarihinde 1.467.100,97 TL üzerinden temlik sözleşmesi düzenlendiği görülmüş ise de alacağın temlikine konu bedel, eldeki davada dava konusu değildir.Somut olayda davacı tarafça ödenmeyen kredi borcunun davalı tarafça kredi veren bankaya ödenmesinden sonra davalının alacağına istinaden dava dışı üçüncü kişiler tarafından davalıya ödeme yapılmıştır.Yapılan ödemelerin davacı tarafından gerçekleştirilmediği ihtilafsız olup, kredi veren bankanın fazladan yatırılan bedeli davalıya iade etmiş olması, davacıya bu bedelin iadesini isteme hakkı vermez. Aksi durum kredi borcunu ödemeyen davacının, sebepsiz zenginleşmesine neden olacaktır. Dava dışı ... Bankası A.Ş.(...) tarafından yapılan hesaplama sonucu fazla yatırıldığı anlaşılan 132.889,03 TL'nin davalıya iade edilmesi üzerine bu bedelin, davalı tarafından alacağı temlik alan üçüncü kişiye ödenmesi yerinde olup; davacı tarafça, davalıya yapılan ödemeler sonrasında davalı ile aralarındaki alacak ilişkisinin sonlandığı ve davalıya iade edilen para üzerinde tasarruf hakkının davacıda olduğu ileri sürülmüş ise de alacağı temlik alan üçüncü kişi tarafından temlik şartıyla yapılan ödeme, davacı şirket adına ve hesabına yapılmadığı gibi dava dışı kefil tarafından yapılan ödeme de kefilin kendi kefaleti kapsamında yapılmış bir ödeme olduğundan davacının iddialarına itibar edilmemiştir. Buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur .HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2025