T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/244
KARAR NO : 2025/1219
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
TARİHİ 12/10/2021
NUMARASI : 2017/1149 Esas - 2021/888 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu şirket hakkında İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davacı şirketin davalıya satıp teslim ettiği malların bedelinden bakiye 23.077,37 TL olan alacak miktarının tahsili için 01.08.2017 tarih ve Seri A ... Sıra nolu, 08.08.2017 tarih ve Seri A ... Sıra nolu, 14.08.2017 tarih ve Seri A ... Sıra nolu, 25.08.2017 tarih ve Seri A ... Sıra nolu faturalara dayanarak icra takibi başlatıldığını ve fakat borçlu icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı borçlu vekilinin başlatılan icra takibinde ödeme emrine, yetkiye, borca, asıl alacağa, faize ve ferilerine itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, borçlu vekilinin hiçbir gerekçe göstermeden faturalandırılmış alacaklara itiraz etmekte olduğunu, davalının itirazında her ne kadar icra müdürlüğünün yetkisine itiraz etmiş ise de, icra takibinin yetkili icra müdürlüğünde açıldığını, TBK madde 89'da belirtildiği şekilde para borçlarının götürülecek borçlardan olduğunu, borç konusu para olduğundan, alacaklının yerleşim yerinin yetkili olduğunu, borçlu şirket aleyhine başlatılan icra takibine borçlunun itiraz dilekçesinde davacıya borcu olmadığı belirtilmiş ise de, davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibine dayanak yapılan faturalara konu ürünlerin davalı borçlu şirkete kaşesi ve imzası karşılığında teslim edildiğini, teslim edilen ürünlerin bedelinin ödenmesi için de davacı şirket tarafından takibe konu faturaların kesildiğini, mezkur sevk irsaliyesi ve faturada belirtilen ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğinden, davalı borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacının alacaklı olduğu ve davalı borçlunun haksız itirazının açıklığa kavuşacağını, davalı borçlunun mezkur faturaya dayalı borcunu ödememesi ve kendilerine tanınan süreye rağmen ödeme yapılmaması sebebiyle davalı borçlu şirket hakkında bakiye fatura bedeli için icra takibi başlatıldığını, esasen davalı tarafın fatura konusu ürünleri teslim aldığından, sevk irsaliyesi ve faturaya da icra takibinden önce bir itirazda bulunmadıklarını, icra takibi başlatıldıktan sonra afaki ve zaman kazanma amacına matuf olarak icra takibine itiraz ettiklerini, yine faize ve faiz oranına itirazında yersiz olduğunu, ancak takipten önce işlemiş faiz taleplerini şu aşamada atiye bıraktıklarını ve huzurdaki davada talep etmediklerini belirterek, davanın kabulü ile davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dilekçesinde, hiçbir açıklamaya yer vermeksizin taraflar arasında mevcut ticari ilişki nedeniyle toplam 23.077,37 TL alacağının bulunduğunu, buna istinaden başlatılan takibe yapılan itirazların haksız ve kötü niyetli olduğunu ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini iddia ettiğini, davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, davacı tarafça alacağını ispat eder nitelikteki hiçbir bilgi ve belge dosyaya sunulmadığını, her ne kadar davacı tarafın dava dilekçesinde davalı şirketin davacı tarafa borçlu olduğunu iddia etmişse de bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, zira davalı şirketin davacı taraftan teslim almış olduğu tüm ürünlerin bedellerini davacı tarafa ödediğini, bu nedenle davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, teslim edilmemiş bir malın bedelini ödemekle yükümlü olmadığını, kaldı ki davacı tarafın da takip konu borcun hangi hizmetten kaynaklandığını, bu hizmete dair fatura tanzim edilip edilmediğini, eğer bir fatura tanzim edilmiş ise fatura bilgilerini ve faturanın davalı şirkete ne şekilde tebliğ edilip edilmediğini açıklamaktan imtina ettiklerini, bu hususun da davacı tarafın alacak iddiasındaki kötü niyetini ve huzurdaki davadaki haksızlığını gösterdiğini, izah edildiği üzere davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, bu hususta haklılığının banka kayıtları ile davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde gerçekleştirilecek bilirkişi incelemesi ile sübut bulacağını, savcılığa Mayıs 2017 tarihinden itibaren sistemli ve organize şekilde haksız yere menfaat sağlayarak davalı ... zarara uğratan şüphelilerin Türk Ceza Kanunu ilgili maddeleri Uyarınca : cezalandırılması talebi ile başvurulduğunu ve soruşturma başlatıldığını, istasyon kamera kayıtları ve muhasebe kayıtları irdelendiğinde, ... Mamulleri Gıda Dağıtım Tic. Ltd. Şti., ... Gıda Tic. A.Ş., ... Tütün Mamulleri A.Ş. ve ... Tur. İletişim San. Tic. Ltd. Şti. isimli firmanın çalışanlarının hileli davranışlarla gerçekte teslim edilmeyen malları teslim etmiş gibi gösterdiği, ürün satmadan fatura veya benzeri evrakları teslim etmekle yetindiği, gelmediği günler için istasyona gelmiş ve mal teslim etmiş gibi irsaliye ve fatura düzenlediği tespit edilmiş olduğundan, market çalışanları ile organize olarak davalı ... dolandırdıklarının düşünüldüğünü, gerçek bir teslim olmadığından borcun da olmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve taraf şirketlere ait vergi dairesi kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı taraf ile arasındaki ticari ilişki dolayısıyla fatura ve cari hesaba dayalı takip başlattığı, taraflar tacir olup ticari defterlere dayanıldığından defterler üzerinde yapılan incelemede tarafların ibraz ettiği ticari defterlerine göre, dava konusu 4 adet fatura hariç tüm kayıtların birbirini teyit ettiği, fakat davaya konu 4 adet faturanın davacı tarafın ticari defterlerinde kayıt altına alındığı, davalı tarafın ticari defterlerinde kayıt altına alınmadığı, dava konusu faturalara İlişkin düzenlenen sevk irsaliyelerinin tümünde davalı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu, dava konusu ürünlerin davalı tarafa teslim edilip edilmediği hususunda davalı şirketin takibe konu malları almadığı yönünde savunmada bulunduğundan Vergi dairesi kayıtlarının da incelenmesi gerektiği değerlendirilmiş yapılan incelemede takip ve dava konusu faturanın, davalı şirket tarafından vergi dairesine BA bildiriminde bulunulduğu, davalı tarafın BA bildiriminde bulunması ve vergi dairesi kayıtlarının birebir örtüştüğü de göz önünde bulundurulduğunda, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve davalı tarafın faturaya konu mal/hizmeti aldığının artık dosya kapsamı itibariyle ispat edildiği, borcun sona erdiği, ödendiği yönünde aksi bir iddianın ileri sürülmesi durumunda bu hususun davalı tarafça ispatlanması gerektiği, ancak davalı tarafça borcun sona erdiğinin de ispatlanamadığı toplanan deliller kapsamında davacının takip tutarı kadar davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 23.077,37-TL asıl alacak ve asıl alacağa işleyecek avans faiz üzerinden aynen devamına, kabul edilen alacak likit itiraz haksız bulunduğundan kabul edilen alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesin , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usule ilişkin itirazlarımız değerlendirilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu takipte yetkili icra daireleri babaeski icra daireleri olduğunu, ortada bir teslim olmadığından davacının ikametgahı mahkemesinin yetkisinden bahsedilemeyeceğini, yetkisiz mahkemede ikame edilen davanın usulden reddi gerektiğini, davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, her ne kadar davacı kendi defterlerine göre davalıdan alacaklı görünüyorsa da bu alacağın dayanağını oluşturan fatura konusu malların müvekkile teslim edildiği ve faturaların tebliğ edildiği hususları kanıtlanamamış davalı teslim edilmemiş bir malın bedelini ödemekle yükümlü olmadığını, kaldı ki davacı taraf da takip konusu borcun hangi hizmetten kaynaklandığını, bu hizmete dair bir fatura tanzim edilip edilmediğini, eğer bir fatura tanzim edilmiş ise fatura bilgilerini ve faturanın müvekkil şirkete ne şekilde tebliğ edilip edilmediğini açıklamaktan özenle imtina ettiğini, davacı tarafın fatura içeriğinde belirtilen hizmeti sağladığı ispata muhtaç olmakla, faturaların içeriğindeki malların teslim edildiğine dair kesinlik kazandıran herhangi bir belge bulunmadığını, davacı taraf fatura içeriklerinde belirtilen hizmeti sağladığını yalnızca tek taraflı oluşturduğu defter kayıtlarıyla ispat etmeye çalıştığını, fatura sureti alacağın varlığını tek başına ispat etmeye yarar belgelerden olmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden taraf, bu alacağın kaynağını mal veya hizmet verildiğine dair hususları ispat etmeye mecbur olup alacağının varlığı hususunda somut delillerini sunamayan davacının verildiğini iddia hizmeti ispata mecbur olduğunu, fatura içeriği hizmet verilmeksizin, ticari kayıtlarda fatura tanzim edilmiş olması da borç doğuran bir işlem olmayıp yerleşik yargıtay içtihatlarının da savunmalarını destekler mahiyette olup huzurdaki dava, davacı tarafından haksız kazanç elde etmek amaçlı olarak ikame edildiğini, davacının dilekçelerindeki hususların tek taraflı beyandan ibaret olduğu, iddiayı ispatlar mahiyette olmadığını, her ne kadar bilirkişi raporlarına karşı itiraz edilse de mahkemece işbu itirazların hiçbiri göz önünde dahi bulundurulmamış ve dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdii edilmesi gerekirken; eksik ve hatalı inceleme sonucunda sadece davacının tek taraflı ve ispat edilememiş beyanları doğrultusunda tanzim edilen raporların hükme esas alındığını, yeni bir bilirkişi seçilerek ba/bs ve taraf kayıtları irdelenmek suretiyle yeni bir rapor alınmasına karar verilmesi gerektiğini, teslim edilmediği halde teslim edilmiş gibi gösterilmeye çalışılan ürünler ile ilgili suçlular hakkında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/144877 sor. numaralı dosyadan suç duyurusunda bulunulduğunu, takibe konu alacak likid alacak olmadığından icra inkar tazminatı talebi hukuka uygun bir nitelik arz etmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, faturalara konu malların teslim edilip edilmediği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "fatura, şirket kayıt defteri, cari hesap" sebebine dayalı olarak 23.077,37 TL asıl alacağın 55,48 TL işlemiş faizi ile birlikte tahsili istemiyle 04/10/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Davacının incelenen ticari defterlerine göre davalıdan 23.077,37 TL alacaklıdır. Davalının ticari defterlerine göre ise, davacıya 2,96 TL borcu görünmektedir. Taraf ticari defterleri arasındaki mutabakatsızlık esas itibariyle davacının 23.110,08 TL tutarlı 4 adet faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Ancak, bilirkişi ek raporu ile de tespit edilen 2017/8. döneminde yapılan B/A bildirimlerine göre davalının mutabakatsızlığa konu 4 adet faturayı vergi dairesine bildirdiği anlaşılmaktadır. Zira davalının ticari defterlerinde 2017/8. dönemine konu olabilecek başka fatura bulunmamaktadır. B/A formları faturadaki malın teslim alındığına karine teşkil eder. Bu halde davalının resmi makamlara bildirdiği B/A formlarının aksini ispatlaması gereklidir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2014 Tarih, 2013/17556 Esas ve 2014/14166 Karar sayılı ilamı). Dosyada bu yönde bir ispat bulunmadığından B/A bildirimine konu faturalar tutarınca davalı, davacıya karşı sorumludur. Bu durumda, davalının icra dairesinin yetkisine itirazı da yerinde değildir. Davalı tarafça, teslim edilmediği halde teslim edilmiş gibi gösterilen çalışılan ürünler ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu bildirmiş olmakla birlikte, söz konusu şikayet hakkında İstanbul Anadolu CBS'nin 2017/144877 sr. Nolu dosyasında takipsizlik kararı verilmiştir. Davalı kaşe üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürmüş ise de, B/A bildirimleri karşısında sevk irsaliyelerindeki imzaya ilişkin imza incelemesi yapılmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu cari hesap/fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 394,1 TL harcın, alınması gerekli olan 1.576,42 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.182,32 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025